MUĞLA Letoon (Bozoluk-Kumluova)

'Muğla Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 24 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    MUĞLA Letoon (Bozoluk-Kumluova) konusu MUĞLA Letoon (Bozoluk-Kumluova) Resimleri ve Tarihi

    [​IMG]

    Ksanthos Çayının karşısında, denizden 3,2 km. uzaklıktaki Letoon kutsal alanı Ksanthos’a 5 km. mesafededir. Strabon Letoon’un yerini şöyle anlatır:
    “ondan sonra,eski zamanlarda insanların Sirbis olarak adlandırdığı Ksanthos nehrine gelinir. Bu nehirden yukarıya doğru kayıkla on stadia çıkılınca Letoon’a ulaşılır; ve tapınağın gerisinde altmış stadia ilerleyince Lykia’nın en büyük kenti olan Ksanthos’a gelinir”
    Burası bir kent değil kutsal alandır. 23 kentten oluşan Lykia Birliği her sene sonbahar aylarında Letoon’da toplanırlardı. M.Ö. VIII.yüzyılın sonları ile VII.yüzyılın başlarından itibaren var olduğu anlaşılan bu kutsal alanın adı, Apollon ve Artemis’in annesi Tanrıça Leto’dan gelmektedir. Buradaki kazılara 1962 yılında Prof. Dr. H.Metzger tarafından başlanmış sonra çalışmalara Christian Le Roy tarafından devam edilmiştir.
    Başlangıçta Leto kutsal alanı kırsal bir kült yeriydi, Ksanthos halicinin bataklıkları arasındaki bir düzlüğün ortasındaki bir tepecikten fışkıran bir su kaynağı olan Elyana’lar kültünün merkeziydi. Burası M.Ö. V.yüzyılın sonunda , Arbinas Hanedanı döneminde önem kazanmaya başlar ve bu devrede Leto, Artemis ve Apollon’a atanan üç tapınak yapılır.

    [​IMG]

    Hellenistik döneme gelindiğinde burası en ihtişamlı dönemini yaşamaya başlar, kutsal alanı çevreleyen büyük portikolar ile M.Ö. II.yüzyıla ait bir tiyatro yapılır. Roma döneminde ise Lykia’nın eyalet olarak küçülmesine karşın burası dini niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Bu devirde Tanrılaştırılmış Roma İmparatorları kültü için bir salon ve İmparator Hadrianus’a atanan büyük anıtsal bir çeşme yapılmıştır. Hıristiyanlığın yayılmasıyla VI.yüzyılda bir de kilise ilave edilmiştir. Yalnız bu kilisenin yapımında antik eserlerin yıkılmış parçaları kullanılmıştır. Daha sonra da bu kutsal alan terk edilmiştir.
    Yunan mitolojisindeki Leto kültünün Lycia’da Yunan döneminden de önce saygı gördüğü ve bu nedenle de Likçedeki “kadın” veya “eş” anlamına gelen Lada ile bağdaşabileceği de iddia edilmiştir.
    Mitolojide Letoon’un kendine özgü bir yeri vardır. Buna göre Titanlardan Koios ile Phoibe’nin kızı Leto, en büyük tanrı Zeus’tan hamile kalmıştır. Ne var ki, kıskançlığı ile ün yapmış olan Zeus’un eşi Hera’nın gazabından korkarak kaçmıştır. Çocuğunu doğuracağı bir yer aramış ve sonunda denizin sert rüzgarlarına açık, ekime elverişsiz bir ada olan Delos’u bulmuştur. Çaresizlik içerisindeki Leto, üzerinde ot bitmeyen Delos adasında yalvarmıştır:

    [​IMG]

    “Ey ada..;Bana acı, çocuğumu dünyaya getirmek için bana küçük bir yer ver. Şimdiye kadar hiçbir canlı yaratık senin kıyılarına ayak basmamış ve senden hiçbir şey istememiştir. Hiçbir koyun, hiçbir sığır sende koparacak bir ot bile bulamamıştır. Eğer sen benim oğlumu göğsüne basar, kayalarının arasında barındırırsan o büyüdüğü zaman sana öyle bir tapınak yaptıracaktır ki, bütün geçimini dünyanın dört bucağından gelecek kişilerden çıkaracaksın. Ondan sonra ada şenlenecek, zenginleşecektir. Şu anda karnımda taşıdığım tanrı için halk buraya akın edecek, kurbanlar kesilecektir”
    Leto’nun bu sözlerine delos Adası karşılıksız kalamamış ve hemen esen rüzgârın yardımıyla yanıt vermiştir:
    "Saygıdeğer Leto; için rahat etsin. Oğlunu burada doğuracaksın. Ancak sen de doğacak çocuğunun burada kalması için bana söz ver”
    Delos Adası’nın bu sözlerine yemin ederek söz veren Leto, dokuz gün, dokuz gece doğum sancıları çekmiş, bundan dolayı Olympos’un bütün tanrıçaları Leto’nun başında toplanmışlardır. Hera kıskançlık krizleri içerisindedir. Doğum başladığında önce Artemis ve ondan bir gün sonra da Apollon dünyaya gelmiştir.

    [​IMG]


    Yunan mitolojisindeki bir diğer mythe göre Leto, Hera’nın öfkesinden kaçarak Lycia’ya gelmiştir. Burada Eşen Ovası’nın doğusundaki Patara Kenti yakınlarında yorgunluktan bir ağaca yaslanan ve su içmeye çalışan Leto’yu çobanlar kovmuşlar, Ancak çevredeki kurtlar Leto’ya yol göstermişler, Ksanthos Çayı kenarında çocuklarını doğurmasını, susuzluğunu gidermesini sağlamışlardır. Bundan sonra Leto tanrı anası olduğundan , geriye dönüp kendisini kovan çobanları kurbağaya çevirmiştir.
    Günümüzde Letoon kutsal alanında çok sayıda kurbağa ile karşılaşmak mümkündür. Lycialıların Leto’yu kovdukları inancı halen sürmektedir. Bu olaydan sonra ülkenin ismi Termilis’den Yunanca’da kurt anlamına gelen Lycia’ya çevrilmiştir.
    Yaygın bir başka mithe göre de Seyesse isimli yaşlı bir kadın leto’yu evinde ağırlayarak ona doğumunda yardımcı olmuştur. Lycia’da kayaların içerisinde kaynayan Ksantos Çayı Apollon ile Artemis’in doğum sonrası yıkandığı yer olarak nitelendiğinden yöre halkınca kutsal sayılmıştır. Leto çocuklarını burada büyütmüş ve bir tanrıça gibi yaşamıştır. Ardından Lycia Birliği’nin kutsal yeri olarak nitelenen Ksantos’a 4 km. uzaklıktaki alana yanyana üç tapınak yapılmıştır. Letoon olarak isimlendirilen bu kutsal alanın ortasındaki (Artemis’e ait olduğu sanılan) küçük tapınak M.Ö.IV.yüzyıla tarihlendirilmiştir.

    [​IMG]

    Artemis Tapınağı’nın batısındaki İon üslubundaki diğer tapınak M.Ö.III.yüzyıla tarihlendirilmiştir. Tapınağın Cellasında bulunan yazıttan Leto’nun onuruna yapıldığı anlaşılmaktadır. Hellenistik devir özelliklerini yansıtan bu tapınağın derin bir Pronaosu, dikdörtgen biçiminde Cellası ve yalancı bir Opisthomosu bulunmaktadır.Ayrıca 6x11 sütunlu Peristylos tipindeki tapınağın Cella duvarlarında da yarım sütunlara yer verilmiştir.
    Kayalık sırta yönelik üçüncü tapınak M.Ö.II.yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmiştir. Dor üslubundaki bu tapınak da Pronaos, cella ve Opisthodomos’dan oluşmuştur.
    Leto’ya adanan tapınakların yanındaki diğer iki tapınağın Arthemis ile Apollon’a aittir.
    M.Ö.358’de III.Artaxerxes’e ait bir yazıt, tapınağın doğusundaki kaya tabakası altında bulunmuştur. Burada Kaunoslu tanrı Basileus için Ksantos’da kurulan bir kültten söz edilmektedir. Roma dönemine kadar süren bu kültle ilgili olarak yazıtta aylık ve yıllık kurbanlardan söz edildiği gibi kurallara karşı çıkanların Leto ve çocukları önünde suçlu sayılacağı belirtilmiştir. Bu yazıt, kutsal alanın Leto ve çocukları Apollon ile Arthemis’e ait olduğunun bir kanıtıdır.

    [​IMG]

    Tapınaklaraın kuzeyindeki alanda Hellenistik dönemde yapılmış bir stoa ile onun batısında diğer bir başka stoa daha ortaya çıkarılmıştır. Buradaki buluntu ve kalıntılara, keramiklere dayanılarak M.Ö.VIII.yüzyılda yapıldığı söylenmişse de bu kesinleşmemiştir. Kutsal alanın güney-batısında, günümüze çok iyi bir durumda gelebilmiş Nymphaion, yarım daire şeklindeki sütunlu portik ile bir havuz ortaya çıkarılmıştır. İnsitu durumundaki bir yazıt, Nymphaion, portik ve havuzun İmparator Hadrianus döneminde (M.S.117-138) yapıldığını açıklamaktadır.
    Kutsal alanın yanında, tapınaklara çok yakın bir tepenin yamacında tiyatro bulunmakyadır. Hellenistik dönemde yapılan ve Roma döneminde yeniden düzenlenen tiyatronun Caveası alışılagelen yarım daireden daha büyüktür.
    Kutsal alanın kuzey-doğu girişi yakınında bir nekropolle karşılaşılmıştır. Toprağa gömülü nekropol kapısı oldukça güzel yaprak motiflerle bezenmiştir.

    [​IMG]

    Ayrıca 1950 yılından bu yana yapılan kazılarda Nymphaion’un doğusunda, M.S.IV.yüzyıla tarihlenen manastır kalıntıları, İon ve Dor üslubunda Hellenistik, Roma dönemlerinin portik kalıntıları, Lycia dönemine tarihlenen duvarlar, Roma heykelleri ve yazıtlar vardır. Kutsal alanın batısında Pydnai veya Kydna olarak isimlendirilen küçük bir yerleşim alanı ile karşılaşılmıştır. Bugün Gavur Ağlı olarak isimlendirilen bu yerde bir kale kalıntısı da dikkati çekmektedir.
    Letoon’daki arkeolojik araştırmalara 1950 yılında Henri Metzger yönetimindeki Fransız araştırma gurubunca başlanmış olup, halen Chrystian Le Roy tarafından sürdürülmektedir.
     

Bu Sayfayı Paylaş