Msn için arapça nickler ve anlamları

'Yabancı Nickler' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Msn için arapça nickler ve anlamları konusu eslemeyle başlayalım İnşallah
    بِسْــــــــــــــــــــــمِاﷲِارَّحْمَنِارَّ حِيم
    İçinden Kim benim Kırk hadisimi öğrenir ve Taşır ise(yaşamında uygular ise)öğrenirse kıyamet günü salih kişiler ile haşrolunacaktır
    40 HADİS
    1
    اَلدِّينُالنَّصِيحَةُقُلْنَا: لِمَنْ )يَارَسُولَاللَّهِ؟( قَالَ: لِلَّهِوَلِكِتَابِهِوَلِرَسُولِهِوَلأئِمَّةِا لْمُس ْلِمِينَوَعَامَّتِهِمْ
    (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi
    Müslim, İmân, 95
    2
    اَلإِسْلاَمُحُسْنُالْخُلُقِ
    İslâm, güzel ahlâktır
    Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225
    3
    مَنْلاَيَرْحَمِالنَّاسَلاَيَرْحَمْهُاللَّهُ
    İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez
    Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16
    4
    يَسِّرُواوَلاَتُعَسِّرُواوَبَشِّرُواوَلاَتُنَ فِّرُ وا
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz
    Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6
    5
    إنَّمِمَّاأدْرَكَالنَّاسُمِنْكَلاَمِالنُّبُوّ َةِ:
    إذَالَمْتَسْتَحِفَاصْنَعْمَاشِئْتَ
    İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür
    Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6
    6
    اَلدَّالُّعَلىَالْخَيْرِكَفَاعِلِهِ
    Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir
    Tirmizî, İlm, 14
    7
    لاَيُلْدَغُاْلمُؤْمِنُمِنْجُحْرٍمَرَّتَيْنِ
    Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
    Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63
    8
    اِتَّقِاللَّهَحَـيْثُمَاكُنْتَوَأتْبِـعِالسَّ ـيِّـ ئَةَالْحَسَنَةَتَمْحُهَا
    وَخَالِقِالنَّاسَبِخُلُقٍحَسَنٍ
    Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran
    Tirmizî, Birr, 55
    9
    إنَّاللَّهَتَعَالىيُحِبُّإذَاعَمِلَأحَدُكُمْع َمَلا ًأنْيُتْقِنَهُ
    Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur
    Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334
    10
    اَلإِيمَانُبِضْعٌوَسَبْعُونَشُعْبَةًأفْضَلُهَ اقَوْ لُلاَإِلهَإِلاَّاللَّهُوَأدْنَاهَاإِمَاطَةُاْ لأذَى عَنِالطَّرِيقِوَالْحَيَاءُشُعْبَةٌمِنَاْلإِيـ مَانِ
    İman, yetmiş küsur derecedir En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır Haya da imandandır
    Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58
    11
    مَنْرَأَىمِنْكُمْمُنْكَرًافَلْيُغَيِّرْهُبِيَ دِهِف َإِنْلَمْيَسْتَطِـعْفَبِلِسَانِهِفَإِنْلَمْيَ سْتَط ِـعْفَبِقَلْبِهِوَذَلِكَأضْعَفُاْلإِيـمَانِ
    Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun Bu da imanın en zayıf derecesidir
    Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248
    12
    عَيْنَانِلاَتَمَسُّهُمَاالنَّارُ: عَيْنٌبَـكَتْمِنْخَشْيَةِاللَّهِوَعَيْنٌ
    بَاتَتْتَحْرُسُفِيسَبِيلِاللَّهِ
    İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz
    Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12
    13
    لاَضَرَرَوَلاَضِرَارَ
    Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur
    İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31
    14
    لاَيُؤْمِنُأحَدُكُمْحَتَّىيُحِبَّلأخِيهِمَايُ حِبُّ لِنَفْسِهِ
    Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz
    Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71
    15
    اَلْمُسْلِمُأخُوالْمُسْلِمِلاَيَظْلِمُهُوَلاَ يُسْل ِمُهُمَنْكَانَفِيحَاجَةِأخِيهِكَانَاللَّهُفِي حَاجَ تِهِوَمَنْفَرَّجَعَنْمُسْلِمٍكُرْبَةًفَرَّجَا للَّه ُعَنْهُبِهَاكُرْبَةًمِنْكُرَبِيَوْمِالْقِيَام َةِوَ مَنْسَتَرَمُسْلِمًاسَتَرَهُاللَّهُيَوْمَالْقِ يَامَ ةِ
    Müslüman müslümanın kardeşidir Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter
    Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58

    16
    لاَتَدْخُلُونَالْجَنَّةَحَتَّىتُؤْمِنُواوَلاَ تُؤْم ِنُواحَتَّىتَحَابُّوا
    İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız
    Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56
    17
    اَلْمُسْلِمُمَنْسَلِمَالنَّاسُمِنْلِسَانِهِوَ يَدِه ِ
    Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir
    Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8
    18
    لاَتَبَاغَضُواوَلاَتَحَاسَدُواوَلاَتَدَابَرُو اوَكُ ونُواعِبَادَاللَّهِإخْوَانًا
    وَلاَيَحِلُّلِمُسْلِمٍأنْيَهْجُرَأخَاهُفَوْقَ ثَلاَ ثِةِاَيَّامٍ
    Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz
    Buhârî, Edeb, 57, 58
    19
    إنَّالصِّدْقَيَهْدِيإلَىالْبِرِّوَإنَّالْبِرّ َيَهْ دِيإلَىالْجَنَّةِوَإنَّالرَّجُلَلَيَصْدُقُحَت َّىيُ كْتَبَعِنْدَاللَّهِصِدِّيقًاوَإنَّالْكَذِبَيَ هْدِي إلَىالْفُجُورِوَإنَّالْفُجُورَيَهْدِيإلَىالنّ َارِو َإنَّالرَّجُلَلَيَـكْذِبُحَتَّىيُكْتَبَعِنْدَ اللَّ هِكَذَّابًا
    Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür İyilik de cennete götürür Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır Yalancılık kötüye götürür Kötülük de cehenneme götürür Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır
    Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104
    20
    لاَتُمَارِأخَاكَوَلاَتُمَازِحْهُوَلاَتَعِدْهُ مَوْع ِدَةًفَتُخْلِفَهُ
    (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme
    Tirmizî, Birr, 58
    21
    تَبَسُّمُكَفِيوَجْهِأخِيكَلَكَصَدَقَةٌوَأمْرُ كَبِا لْمَعْرُوفِوَنَهْيُكَعَنِالْمُنْكَرِصَدَقَةٌو َإِرْ شَادُكَالرَّجُلَفِيأرْضِالضَّلاَلِلَكَصَدَقَة ٌوَإِ مَاطَتُكَالْحَجَرَوَالشَّوْكَوَالْعَظْمَعَنِا لطَّر ِيقِلَكَصَدَقَةٌ
    (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır
    Tirmizî, Birr, 36
    22
    إِنَّاللَّهَلاَيَنْظُرُإِلَىصُوَرِكُمْوَأمْوَ الِكُ مْوَلـكِنْيَنْظُرُإِلَىقُلُوبِكُمْوَأعْمَالِك ُمْ
    Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar
    Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;
    Ahmed b Hanbel, 2/285, 539
    23
    رِضَىالرَّبِّفيرِضَىالْـوَالِدِوَسَخَطُالرَّب ِّفيس َخَطِالْـوَالِدِ
    Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır
    Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir
    Tirmizî, Birr, 3
    24
    ثَلاَثُدَعَوَاتٍيُسْتَجَابُلَهُنَّلاَشَكَّفِي هِنَّ :
    دَعْوَةُالْمَظْلُومِ،وَدَعْوَةُالْمُسَافِرِ،و َدَعْ وَةُالْوَالِدِلِوَلَدِهِ
    Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
    Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası
    İbn Mâce, Dua, 11
    25
    مَانَحَلَوَالِدٌوَلَدًامِنْنَحْلٍأَفْضَلَمِنْ أدَبٍ حَسَنٍ
    Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
    hediye veremez
    Tirmizî, Birr, 33
    26
    خِيَارُكُمْخِيَارُكُمْلِنِسَائِهِمْ
    Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır
    Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50
    27
    لَيْسمِنَّامَنْلَمْيَرْحَمْصَغِيرَنَاوَيُوَقّ ِرْكَ بِيرَنَا
    Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
    göstermeyen bizden değildir
    Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66
    28
    كَافِلُالْيَتِيمِلَهُأوْلِغَيْرِهِأنَاوَهُوَك َهَات َيْنِفيِالْجَنَّةِوَأشَارَبِالسَّبَّابَةِوَال ْوُسْ طَى
    Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur
    Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42
    29
    اِجْتَنِبُواالسَّبْعَالْمُوبِقَاتِقَالُوايَار َسُول َللهِوَمَاهُنَّقَالَ: اَلشِّرْكُبِاللَّهِوَالسِّحْرُوَقَتْلُالنَّفْ سِالّ َتِيحَرَّمَاللَّهُإلاَّبِالْحَقِّوَأكْلُالرِّ بَاوَ أكْلُمَالِاْليَتِيمِوَالتَّوَلِّييَوْمَالزَّح ْفِوَ قَذْفُالْمُحْصَنَاتِالْغَافِلاَتِالْمُؤْمِنَا تِ
    (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının Onlar nelerdir ya Resulullah dediler Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu
    Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144
    30
    مَنْكَانَيُؤْمِنُبِاللَّهِوَالْيَوْمِالآخِرِف َلاَي ُؤْذِجَارَهُوَمَنْكَانَيُؤْمِنُبِاللَّهِوَالْ يَوْم ِالآخِرِفَلْيُكْرِمْضَيْفَهُوَمَنْكَانَيُؤْمِ نُبِا للَّهِوَالْيَوْمِالآخِرِفَلْيَقُلْخَيْرًاأوْل ِيَصْ مُتْ
    Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun
    Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75
    31
    مَازَالَجِبْرِيلُيُوصِينِيبِالْجَارِحَتَّىظَن َنْتُ أنَّهُسَيُوَرِّثُهُ
    Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;
    ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim
    Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141
    32
    اَلسَّاعِيعَلَىالأرْمَلَةِوَالْمِسْكِينِكَالْ مُجَا هِدِفِيسَبِيلِاللَّهِ
    أوِالْقَائِمِاللَّيْلَالصَّائِمِالنَّهَارَ
    Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden
    veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle
    geçiren kimse gibidir
    Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;
    Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78
    33
    كُلُّابْنِآدَمَخَطَّاءٌوَخَيْرُالْخَطَّائِينَ التَّ وَّابُونَ
    Her insan hata eder
    Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir
    Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30
    34
    عَجَبًالأمْرِالْمُؤْمِنِإِنَّأمْرَهُكُلَّهُخَ يْرٌو َلَيْسذَاكَلأحَدٍإِلاَّلِلْمُؤْمِنِ: إِنْأصَابَتْهُسَرَّاءُشَـكَرَفَـكَانَخَيْرًال َهُوَ إِنْأصَابَتْهُضَرَّاءُصَبَرَفَـكَانَخَيْرًالَ هُ
    Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur
    Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61
    35
    مَنْغَشَّـنَافَلَيْسمِنَّا
    Bizi aldatan bizden değildir
    Müslim, Îmân, 164
    36
    لاَيَدْخُلُالْجَنَّةَنَمَّامٌ
    Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
    cennete giremezler
    Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79
    37
    أعْطُواالأجِيرَأجْرَهُقَبْلَأنْيَجِفَّعَرَقُه ُ
    İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz
    İbn Mâce, Ruhûn, 4
    38
    مَامِنْمُسْلِمٍيَغْرِسُغَرْسًاأوْيَزْرَعُزَرْ عًافَ يَـأكُلُمِنْهُ
    طَيْرٌأوْإِنْسَانٌأوْبَهِيمَةٌإِلاَّكَانَلَهُ بِهِص َدَقَةٌ
    Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır
    Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10
    39
    إِنَّفِيالْجَسَدِمُضْغَةًإِذَاصَلَحَتْصَلَحَا لْجَس َدُكُلُّهُ
    وَإِذَافَسَدَتْفَسَدَالْجَسَدُكُلُّهُألاَوَهِ يَالْ قَلْبُ
    İnsanda bir organ vardır Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur Dikkat edin! O, kalptir
    Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107
    40
    اِتَّقُوااللَّهَرَبَّـكُمْوَصَلُّواخَمْسَـكُم ْوَصُ ومُواشَهْرَكُمْوَأدُّوازَكَاةَأمْوَالِكُمْوَأ طِيعُ واذَاأمْرِكُمْتَدْخُلُواجَنَّةَرَبِّـكُمْ
    Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz
    Tirmizî, Cum’a, 80
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için tesekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş