Motorsiklet Hakkında Bilinmesi Gereken 17 Nokta Teknik bilgiler

'Motosiklet Dünyası' forumunda Siraç tarafından 12 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Motorsiklet Hakkında Bilinmesi Gereken 17 Nokta Teknik bilgiler konusu
    Motorsiklet Hakkında Bilinmesi Gereken 17 Nokta Teknik bilgiler

    1.) Motorumu zorlamadan önce ısıtmama gerek var mı?

    Kesinlikle evet. Motorlar belli sıcaklıkta çalışmak üzere tasarlanmışlardır. İdeal çalışma
    sıcaklığına erişmeden zorlanan motorlar uzun vadede kesinlikle zarar görecektir.

    2.) Yani, motosikletimi çalıştırdıktan sonra birkaç dakika ısınmasını beklemeli miyim yoksa hemen
    yola çıkabilir miyim?

    Tartışmaya açık bir konu. Bazıları motoru çalıştırdıktan sonra 1 dakika kadar bekleyip sonra yola
    koyuluyor. Buradaki amaç, motorun rölantide bir süre çalışarak az yağlanan parçalara minimum yük
    bindirmek ve yağın motorda tamamen dolaşmasına, parçaları koruma altına almasına olanak sağlamak.

    Diğer kanı ise, motoru çalıştırdıktan hemen sonra nazik kullanarak yola çıkmak, böylece ilk
    çalıştırmada kullanılan zengin karışım yüzünden silindir içinde oluşabilecek benzin yoğuşmasının
    önüne geçmek. Tüm motorlar ilk çalıştırmada karışımlarında fazla benzine ihtiyaç duyar. Karbüratörlü
    motorlarda bu işi jikle (manuel veya otomatik) yapar. Enjektörlüler kendi kendine ayarlar. Ancak,
    benzin çok etkili bir yağ çözücüdür ve eğer herhangi yanmamış benzin silindir içinde kalırsa
    silindir çeperindeki yağ tabakasını yıkayabilir, pistonlar da silindir duvarını kazımaya başlar. Bu
    anlatılanlar sadece ilk çalıştırmadaki zengin karışım durumu için geçerlidir. Çalışma sıcaklığına
    ulaşan ve jiklesi kapatılan motor ihtiyacı olan karışımı kendi doğru şekilde ayarlayacaktır.
    Ayrıca ısıtma sırasında kaybedilen yakıt da gerçek anlamda kullanılamayan yakıttır. Genel tüketime
    bakıldığında cebinizde ciddi yara açabilir.

    Son olarak, düşük devirde ısıtılan motor ideal çalışma sıcaklığına 10 dakikada ulaşıyorsa, düşük
    devir çevrilerek yol alan motor 3-4 dakika içinde ısınacaktır. Yani rolantide kalarak uzun surede
    ama az aşınma mı, yoksa yola çıkarak kısa surede ama bağıl olarak biraz daha fazla aşınma mı? Seçim
    sizin.




    3.) Bazen motorumu hakikaten zorluyorum, acaba zarar veriyor muyum?

    Motor yapısal olarak iyi durumda ve düzgün bakımlı ise, hayır. Aslına bakarsanız, motora yüksek
    devir çevirtmek ona iyilik etmek şeklinde bile yorumlanabilir. Pistonlar ile silindir çeperi
    arasında segman adı verilen çemberler bulunur. Bunlar sayesinde silindirdeki yanma odası yağlama
    yapılan kısımdan ayrılır. Piston yukarı çıkarken yağlanan silindir çeperi, piston aşağı inerken
    segmanlar tarafından süzülür. Böylece yağ ile yakıt birbirine karışmaz. Ayrıca segmanlar olmasa
    silindire alınan hava yakıt karışımı da sıkıştırılamaz. Bu segman denen çemberler piston kafasının
    içinde kendileri için ayrılmış yarıklarda oturur ve kapalı çember şeklinde değildirler.
    Isındıklarında genleşebilmeleri için bir tarafları açıktır.

    Segmanların silindir duvarına tam olarak yapışması için motorda üretilen basınca da ihtiyacı vardır.
    Kendi yarığı içinde oturan metal çemberin arkasına dolan basınç sayesinde piston kafasından silindir
    çeperine doğru zorlanır. Böylece yanma odasında basınç kaybı oluşmaz.

    Sürekli düşük devirlerde kullanılan motorlarda bahsi geçen segman yarığında artık madde (kurum)
    birikimi olabilir. Tıkanan segman yatağı yüzünden basınçlı hava segmanı silindir duvarına itemez,
    silindir basınç kaybeder. Üretilen güç düşer, motor yağ yakmaya başlar. Bunu önlemek için sıcak
    motoru zaman zaman yüksek devirlerde kısa süre kullanmak yeterlidir. Yanan kurum segmanların normal
    çalışmasını sağlayacaktır.
    03.08.2006 20:47:26
    maddogTWO
    (Müdavim)

    Erkek
    21 yaşında

    Mesajlar: 799

    OFFLINE 4.) Motorumu ısıtmazsam ne olur?

    Zorlanan soğuk motorda aşınma daha hızlı gerçekleşir. Motor çalıştığında, yağın her tarafa ulaşması
    birkaç saniye alacaktır. Bu yüzden

    "Motor en çok marş anında aşınır"

    denilir. Bu ilk birkaç saniye boyunca metal parçaların koruması, üzerlerine bir önceki çalışmadan
    yapışıp kalmış yağın sorumluluğundadır. Motorlar ve yağlar bu çalışma koşulları göz önüne alınarak
    tasarlanırlar ancak sadece yüksüz veya düşük yükle çalışma durumunda. Yağ motorun tepesine en son
    ulaşır yani en hareketli parçalardan olan egzantrik mili, subaplar, subap yayları (nispeten) uzun
    süre minimum yağlanma ile idare etmek durumundadırlar.

    Bir diğer etken de metalin genleşme özelliğidir. Isınan metal genişler bu yüzden motor toleransları
    ve parçalar arası boşluklar ısınıp çalışma sıcaklığına erişmiş motor göz önüne alınarak tasarlanır.
    Örneğin debriyaj balatası ile krank mili arasındaki dişliler soğukta birbirlerine neredeyse yapışık
    haldedirler. Motor ısındıkça bunların arası açılır. Ancak ısınmış motorda bunların arası amaçlandığı
    kadar açılmıştır.

    5.) Tork ve güç arasındaki fark nedir?

    Bunu anlatmanın en iyi yolu, tork silindirdeki patmalanın büyüklüğü, güç ise dakikada kaç patlama
    gerçekleştiğidir. Daha teknik açıklamak gerekirse, güç birim zamanda yapılan toplam iş miktarı tork
    ise çevirme/burma kuvvetidir (krank miline bağlı belli uzunlukta çubuğun ne kadar kuvvetli
    döndürüldüğü).





    Motorumun devir bandında neden bir tatlı çalışma noktası var? Çevirebileceğim daha çok devir var
    halbuki.

    Hissettiğiniz noktanın adı tepe tork devir noktası. Motor şu anda en canlı karakterini sergiliyor
    çünkü burası motorun en verimli çalıştığı nokta. Olay tamamen hacimsel verim ile alakalı.

    Maksimum hacimsel verimin olduğu an, silindir içine mümkün olan en fazla hava yakıt karışımının
    alındığı andır. Bu devrin yeri emme subaplarının boyu, havanın eylemsizliği ve subapların açılma
    fazlarına bağlı olarak değişir. Egzoz subabından çıkan atık gazlar egzoz sisteminde basınç dalgaları
    yaratırlar. Bu dalgalar, motor devrine bağlı olarak egzoz sisteminde yukarı-aşağı dolaşırlar. Elde
    edilmek istenen, düşük basıncı tam egzoz valflarının arkasında oluşturarak yakılmış karışımın
    silindirden en hızlı şekilde tahliyesini sağlamaktır.

    Tüm bu şartlar sadece bir devirde gerçekleşir o da teknik özellik tablosunda gördüğünüz max torkun
    üretildiği devirdir. Aşırı beslemeli motorlarda bu devrin belli aralikta (örneğin 2300d/d - 5000d/d
    arasında sabit gibi) verildiğini görürsünüz, ama konumuz atmosferik beslemeli motorlar. Oraya
    girmeyelim.

    7.) Yağ motorumu tam olarak nasıl korur?

    Temel olarak hareketli metal parçaların birbiri ile sürtünmesini engeller. Aynı zamanda motorun
    soğutulmasına da yardımcı olur. Yağ filtresi sayesinde motor içinde oluşan zararlı parçacıkları
    süzer, sistemin temiz kalmasını sağlar.

    Yağın en büyük yararı kuşkusuz parçaların sürtünmesini azaltmaktır. Bunun en aşırı yaşandığı yer
    piston kollarının kranka bağlandığı noktalardır. Patlamanın şiddetiyle aşağı itilen kolu krank
    miline çok yüksek basınç uygular. Normal şartlarda hiçbir yağ pompası bu sıkıştırmaya dayanacak
    yükseklikte basınç üretemez. İki metalin birbirine değmesini engelleyen, sıvı-metal arasındaki
    kaydırma etkisidir. Hızlı şekilde su üzerinden geçen araba nasıl suya batmadan yüzey üzerinde
    kızaklama yaparak gidebiliyorsa, iki metal arasina sıkışan yağ da yüzeyler arasında bir film
    oluşturarak birbirlerine değmelerini önler. Ancak anlatılan yağ filminin oluşması için iki metal
    yüzey arasındaki mesafe kritiktir. Zaman içinde oluşan aşınma sonucunda bu mesafe artarsa, yağ filmi
    kendini koruyamaz ve basınç altında yirtilir. O zaman da motor çalışırken devir arttıkça yükselen
    bir vurma sesi duyarsınız.

    .) Bu hafta sonu motor yağımı değiştireceğim. Bulabileceğim en pahalı yağı mı almalıyım?

    Alabilirsiniz, ayrıca motora zararı da olmaz ama boşuna para harcamış olabilirsiniz. Asıl önemli
    olan, motorunuzda kullanacağınız yağı doğru şekilde belirlemektir.

    Üretilen tüm yağlar American Petroleum Institute (API) tarafından test edilir, derecelendirilir ve
    belli standartlara olan uygunluklarına bakılır. Buji ateşlemeli motorlar için (yani benzinli
    motorlar) bu derece S harfi ve yanına gelen ikinci bir harfle ifade edilir. S’den Z’ye doğru
    gidildikçe, yağın kalitesi de artar. Örneğin, Suzuki GSX-R600 SG derecesinde yağ ister. Fiyatı ne
    olursa olsun, SG onayına sahip her yağ gerekli testlerin tümünden geçer not almıştır, ister Castrol
    olsun, ister Türk Petrol.
    Ancak, API’nin yaptığı testlerde arabalar için ayrı, motosikletler için ayrı kategori bulunmaz.
    Motosiklet yağlarını tek başına test eden kuruluş Japanese Automotive Standards Organisation’dur
    (JASO). Ne yazık ki, neredeyse tüm motor kullanım kılavuzlarında yazan yağ derecesi JASO değil API
    olarak verilmiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, motorunuza uygun API derecesinde aldığınız yağın
    kutusu üzerinde JASO derecesinin de bulunması gerektiğidir. Arabalara özel üretilen yağ kutularının
    üzerinde hiçbir JASO derecesi yazmaz.

    Son olarak, motorunuzu uzun süredir kullanan insanların ve motor servislerinin de fikrini almakta
    fayda vardır. Kimi motorların belli yağlardan daha çok hoşlandıkları bilinmektedir. Örneğin BMW
    boxer’ları sadece mineral bazlı yağlarla mutlu olurlar.

    9.) Motorumu otomobiller için üretilmiş yağla doldurabilir miyim?

    Allah aşkına HAYIR! Otomobil yağları, motosikletlerdeki gibi vites kutusunu da yağılacak şekilde
    tasarlanmamıştır. Vites dişlileri ve balataların arasına giren otomobil yağı zamanla özelliğini
    kaybedip çözülür. Ayrıca otomobil yağında bulunan kaydırma önleyici katkılar ıslak kavramalı
    debriyaj balatanızda hasara sebep olurlar.


    10.) Babam diyor ki debriyaj kavramasını uzun tutmak kötü bir şeymiş. Uyduruyor mu yoksa doğru mu
    söylüyor?


    Babanız haklı. Uzun süreli kavramalar debriyaj balatanızın ömrünü azaltacaktır. Belki bundan da
    önemlisi,(motosiklet) yağlama sisteminde vites kutusu ve motor aynı yağı kullandıklarından,
    balatanızdan kopan ufak parçalar yağınızı kirletecek, filtre tarafından yakalanıncaya kadar
    sisteminize zarar verecektir. Yarış takımlarının kuru debriyaj (vites kutusunun dışında)
    kullanmasının ana sebeplerinden biri budur. 11.) Bazen vites kaçırdığımda kendimi boşta buluyorum. Vitese geçsin diye abanınca sert bir şekilde
    yerine oturuyor? Alete zarar mı veriyorum?

    Belki biraz ama arada sırada olan vites kaçırma çok fazla zarar vermez. Vites kutusundaki bazı
    dişliler şafta kilitli halde dönerken diğerleri boşta durur. Bu dişliler sadece gerektiğinde şafta
    yapışırlar. Hem dişli hem şaft üzerinde birbirlerine uyan girinti-çıkıntı profilleri bulunur. Siz
    vites değiştirmek için başparmağınızla hareket verdiğinizde, dişli üzerindeki boşluklar şaft boyunca
    birbirini bularak kilitlenir. Yanlış nötr vitese düşmeler, bu profillerin tam olarak birbirine
    oturmadığı durumlarda yaşanır. Durumu önlemenin kesin bir yolu yoktur. Sadece vitesi atarken pedalın
    tüm boşluğunun kullanıldığından emin olmalı, buna rağmen boş vitese düşülürse debriyaj sıkılarak
    daima bir üstteki vitese geçmesi sağlanmalıdır (atılan vitesin numarası büyüdükçe şatfa kilitlenecek
    olan dişlinin çapı da azalır. Kilitlenme noktasını yakalamak daha rahat hale gelir. Bu yüzden
    arabada da motorda da üst vitese atmak daha kolaydır.)

    12.) Debriyajı sıkmadan vites değiştirmem vites kutusunu bozar mı?

    Eğer doğru şekilde yapılırsa hayır. Arabaların aksine, motosiklet vites kutularında senkromeç
    bulunmaz. Gaz ayarını motoru ne hızlanacak ne de yavaşlayacak şekilde ayarlayın. Bu durumda vites
    kutusu üzerinde yük oluşumu engellenecek, dişliler zorlanmadan şafta bağlanıp ayrılacaktır. Ama
    ayarı tutturamazsanız, vites kutusundaki çarkların dişlileri aşınacağından bir süre sonra yeni vites
    kutusu aramaya başlayabilirsiniz.

    13.) Motoru sürerken yığınla sarsılma, vurma sesi duyuyorum. Acayip endişeleniyorum. Paranoyak
    mıyım?


    Muhtemelen. Vuruntulu çalışan motor, eğitimsiz kulak için bile rahatça anlaşılacak kadar kötü ses
    çıkartır. Eğer vuruntu var mı yok mu diye endişeleniyorsanız, büyük ihtimalle yoktur. Örnek olarak;
    enjektörler açılıp kapanırken parmaklarınızla tempo tutuyormuş gibi klik-klik sesi çıkartırlar;
    benzin pompası kontak açıldığı andan itibaren tıslar, bazı egsoz sistemleri (Suzuki’nin PAIR valfi
    mesela) karakteristik garip bir ses çıkartır. Bunların haricinde, motorda yapısal bir arıza sonucu
    oluşacak sert darbe ve vuruntu sesleri, kendini kullanıcısına belli ettirecek şiddettedir.


    14.) Motosiklet motorlarının ömrü ne kadardır?

    300.000 km. e kadar ömür biçilen motorlar bugün sıradan kabul ediliyor. Ancak bakımları düzenli
    yapılmalı. Motorun ömrü uzun olsa da egzantrik mil zinciri değişimi 60.000 ile 150.000km arasında
    bir yerde yapılmalı ki bu başlı başına büyük bir iş.

    15.) Motosiklet motorları çok karmaşık ve sübap açıklığı ayarlaması gibi bazı işler fazla vakit
    gerektiriyor. Motorum bakım için servise gittiğinde, bu ayarların doğru yapıldığından nasıl emin
    olabilirim?

    "Kesinlikle yapılmıştır" demenin bir yolu yok ne yazık ki. Yapabileceğiniz tek şey güvendiğiniz bir
    servise gitmek veya motor ayarlanırken yanında durup ustayı kontrol etmek. Bunun yanında sübaplara
    ulaşmak için sökülmesi gereken parçaların durumuna bakılıp hakikaten gereken yere kadar inilmiş mi
    anlaşılabilir. Veya sübap açıklığını kendiniz de ayarlayabilirsiniz. Ama modern motorlarda sübap
    ayarlarını yapmak oldukça özen gerektiren hassas bir iştir. Egzantrik milini sökme, ölçüm, hesaplama
    ve motoru tekrar toplama gerektirir. Elinize hakim olmadan bulaşmamanızı öneririz.

    16.) Diyelim ki sübap açıklık ayarını kendim yaptım ve ayar yanlış oldu. Başıma ne gelebilir?

    Ducati’leri bir kenara koyarsak, sübaplar üstlerinde duran egzantrik mili ile aşağı itilerek açılır,
    altlarında duran yayların geri itmesiyle de kapanırlar. Eğer subap tepesi ile egzantrik mili
    arasındaki mesafe çok fazla ise, subap olması gerekenden daha geç ve az açılır. Bu da motorun daha
    az hava-yakıt karışımı ile beslenmesine neden olur. Verim düşer ama motora yapısal zararı olmaz.
    Tersi durumunda, yani subaplar egzantrik miline fazla yakın ise o zaman sorununuz var demektir.
    Subaplar tam olarak kapanamadığından silindir içinde basınç kaybı yaşarsınız. Hatta ekstrem
    durumlarda yukarı çıkan piston kafası, kaçacak yeri olmayan emme sübabına çarpar ve sübabı eğer veya
    kapanamayan egzoz sübabı üzerindeki fazla ısıyı motor bloğuna aktaramayacağından erime yapar. 17.) Egzozumdan çıkan değişik renkteki gazların anlamı nedir?

    Beyaz duman su buharıdır. Motor soğuk iken bununla karşılaşabilirsiniz. Soğuk günlerde ise motor
    ısınana kadar beyaz duman atarsınız. Telaşlanmanıza gerek yok, normaldir.
    Siyah duman, gereğinden daha zengin hava-yakıt karışımı yaktığınıza işarettir. Karbüratör ayarına
    baktırmanın vaktinin geldiğini söyler. Veya kirlenmiş hava filtresi, sıkışmış gaz teli de aynı
    tepkiyi verir. Enjektörlü motorlarda kesinlikle görülmemelidir.
    Mavi duman yağ yaktığınızı söyler. Eğer marş sırasında atıyor sonra geçiyorsa, muhtemelen eskimiş
    sübap contasının eseridir. Eğer sürekli geliyorsa, eskimiş segman veya silindir duvarındandır. İki
    zamanlı motorlar, yapıları gereği sürekli yağ yaktıklarından hep mavi duman atarlar
     

Bu Sayfayı Paylaş