Morganlar Kelebek'te buluştu

'Magazin Haberleri' forumunda Dine tarafından 27 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Morganlar Kelebek'te buluştu konusu Geçtiğimiz günlerde vizyona giren “Morganlar Nerede?” adlı romantik komedi filminin başrol oyuncuları Sarah Jessica Parker ve Hugh Grant, Kelebek için Londra’da Ayşegül Ekinci’nin sorularını yanıtladı.

    [​IMG]

    [SIZE=+0][/SIZE]
    Altın Küre ve Emmy ödüllü Sarah Jessica Parker, oyunculuğa 8 yaşında başladı. Küçükken bale ve şan dersleri alan Amerikalı yıldız, sayısız projede yer alarak milyonların dikkat çekti. Hayatına sinema endüstrisinin tanınmış isimleri girdi. Yıldızı parlak, yüksek enerjili bir kadındı. Ama o yıldız, 1998 yılında hayatının dönüm noktası olacak projeyi bulmasıyla daha da yükseldi. Parker -aslında uzun soluklu bir projede yer almak istememesine rağmen- zaman içinde bir kült olacak “Sex and The City” dizisine “evet” dedi. Kariyer sahibi ve başarılı New York’lu dört kadının hikayesinin anlatıldığı dizide gazeteci Carrie Bradshaw’u canlandıran oyuncu, kısa sürede bir fenomene dönüştü.
    Zamanla bir stil ikonuna dönüşen Carrie Bradshaw karakteri, Sarah Parker’a da aynı etiketin yapıştırılmasına sebep oldu. Kadınlar kırmızı tabanlı Christian Louboutin ayakkabıları, Jimmy Choo çantaları, Christian Dior, Hermes, Dolce&Gabbana, Alexander McQueen gibi markaların en son modellerini moda dergileri yerine “Sex and The City”den takip eder oldu. Bu hem Carrie Bradshaw’un hem de SJP’ın zaferiydi. Her ne kadar kendisi bunu kabul etmese de!

    Ünlü yönetmen Marc Lawrence’un yazıp yönettiği romantik komedi filmi “Morganlar Nerede?”de yine şehirli modern bir kadını, Meryl Morgan’ı oynayan ünlü oyuncu, dünya kendisini “Stil ikonu” olarak görse de “Ben kendimi stil ikonu görmüyorum” diyor. ışte ünlü yıldızın aşk, moda, evlilik, şehir yaşamı ve son filmi hakkındaki düşünceleri...

    “Morganlar Nerede?” filminde yine stil sahibi bir kadını oynuyorsunuz. Dünya sizi “stil ikonu” olarak görüyor. Peki bu moda tutkusu sizde nasıl başladı?

    - Bir kere bu konu yanlış biliniyor. Ben giyinmeyi, bakımlı olmayı seviyorum. Kendime bakarım... Ama kendimi stil ikonu olarak görmüyorum! Stil ikonu, moda konusunda her şeyi bilen, her şeyi takip eden kişi anlamına gelir. Oysa ben öyle değilim, sadece giyinmeyi severim. Sanırım iyi de giyiniyorum. Ama hepsi bu... “Sex and The City”deki Carrie Bradshaw karakteri ise neredeyse moda için yaşıyordu. Bundan inanılmaz zevk alıyordu. Asıl bunun altındaki psikolojik sebeplere bakmak lazım.

    New York’lu modern, kariyer sahibi ve özgür kadının yaşamına ayna tuttunuz. Kadınlar sizi seyrettikten sonra yalnız olmadıkları anlayıp daha da güçlendiler sanki... Peki ya siz? Siz, büyük şehirden vazgeçemeyen o güçlü, kariyer sahibi kadınlardan mısınız?

    - New York’u çok seviyorum. Sadece New York’u değil, tüm büyük şehirleri seviyorum. Çünkü büyük şehirlerde yapacak o kadar çok şeyiniz oluyor ki! Kendinizi ve yaşamınızı sürekli keşfetme halindesiniz. ıstediğiniz anda kaybolup, istediğiniz anda tekrar çıkabiliyorsunuz. Bu çok keyifli... Küçük yerlerde ise her yaptığınız her an görülebiliyor. New York’u seviyorum desem de, New York dışında gitmekten zevk aldığım, ailece kaçtığımız özel yerlerimiz var. Belki yoğun iş temposunda çok sık olmuyor ama yine de yılda 1-2 kez bile olsa yetiyor. Örneğin eşimin ıskoçya’da aile evi var. Orayı çok severiz.

    Hugh Grant’le film yapmak nasıldı? Yıllar sonra romantik bir filmde buluştunuz.

    - 13 yıl öncesine göre çok daha iyiydi. Bu kez birbirimizi daha iyi anladık. Hugh çok eğlenceli ve ilginç bir adamdır. Birlikte çok güldük. Enerjimiz filme de yansıdı.

    HUGH GRANT: EVLİLİĞE SICAK BAKMIYORUM

    Romantik komedilerin vazgeçilmez ismi, 50 yaşına merdiven dayamış olmasına rağmen yakışıklılığından ve karizmasından ödün vermeyen ıngiliz aktör Hugh Grant, “Morganlar Nerede?” filminin Londra prömiyerinde ilginç bir itirafta bulundu. “Artık bana ne zaman evleneceğim sorulmasın” diyerek evlilik sorularına isyan eden Hugh Grant, sözlerine şöyle devam etti: “Evliliğe çok sıcak bakamıyorum. Ailem dahil herkes ne zaman evleneceğimi sorup duruyor. Bu sıkıcı bir durum olmaya başladı!”

    Sinema endüstrisinin müzmin bekarı Hugh Grant, hakkında merak edilenleri 50 yaş olgunluğu ile cevapladı...

    Evlilik sorularından sıkıldığınızı söylüyorsunuz...

    - Önceki röportajımızda sana çocuk istediğimi söylemiştim. Evet, hâlâ çocuk istiyorum. Ama evlilik başka bir şey. ılişkiden korkan bir adam değilim, hayatım boyunca da uzun dönem ilişkilerim oldu. Buna rağmen nedense evliliğe sıcak bakamıyorum. Ailem dahil herkes ne zaman evleneceğimi soruyor, açıkçası bu durum da sıkıcı olmaya başladı.

    “Evlilik başka bir şey” sözünü biraz açar mısınız?

    - Şimdiki evlilikler, benim ailemin, anneannemin ve dedemin zamanındaki gibi değil. Anneannem ve dedem evlendikten bir hafta sonra birbirlerinden nefret etmişler ama 60 yıldır birlikteler. Eminim ne demek istediğimi anlıyorsundur.

    Yani fedakarlık daha az yapılıyor, ilişkiyi daha çabuk tüketiyoruz...

    - Doğru... Ve biteceğini bilerek evlenmek de bana garip geliyor. Kimin ne kadar fedakarlık yapacağına falan kafayı takmamalı, bunun bir terazisi olmamalı. Eskiden öyle değilmiş. şimdi her şey çok fazla hesaplanıyor.

    Peki, rol arkadaşınız SJP için ne diyeceksiniz? O sizin çok eğlenceli olduğunuzu söyledi...

    - Hepsi o kadar mı? Ben Sarah’ı çok başarılı buluyor ve gıpta ile bakıyorum. Film çekiyor, yapımcılık yapıyor, modayla uğraşıyor, ticaret yapıyor. Bir de ailesi var. Çok disiplinli ve çalışkan... Jessica ile güzel bir bağ kurduk.

    SARAH JESSİCA PARKER: İSTANBUL’A BAYILDIM

    Kariyer, ticaret hayatı, evlilik ve çocuklar... Bütün bunların altından nasıl kalkıyorsunuz? Ya da kalkabiliyor musunuz?


    - Benim de herkes gibi iyi ve kötü günlerim oluyor. Ama yaşadıklarımı işime yansıtmamaya, hep pozitif olmaya çalışırım. ıyi bir kariyerim ve çok güzel çocuklarım var, bu yüzden kendimi çok şanslı sayıyorum.

    Ya evlilik?

    - Evlilikle ilgili konuşmayı sevmiyorum. Akıl verir gibi oluyor. Dedim ya kendimi her konuda çok şanslı sayıyorum.

    Siz tatil için Türkiye’ye gelmiştiniz. Nasıl buldunuz ülkemizi?

    - Ben ve eşim özellikle
    İstanbul’a bayıldık. Yüzlerce restoran ismi sayabilirim. Çok güzel yerler gördük. Alışveriş yaptık. Gerçekten inanılmaz keyif aldık. Kesinlikle tekrar gelmek istiyorum.

    HUGH GRANT: BEN BÜYÜK şEHıR ADAMIYIM

    “Morganlar Nerede?” filminde başarılı, kariyer sahibi bir avukatı canlandırıyorsunuz. Ve sonra birden kendinizi Vahşi Batı’da buluyorsunuz. Gerçek hayatta bunları yaşasanız, hangi hayatı tercih ederdiniz?


    - Ben kesinlikle büyük şehir adamıyım. O yoğunluktan, kargaşadan hoşlanıyorum. Köy ve kasabaları pek sevmiyorum. Hani tatil için gitsem bile 1-2 gün yetiyor. Sonrasında sıkılıyorum. Hareketli yaşama alışığım çünkü... Ama bu arada Vahşi Batı’yı da hep merak ederdim. Çekimler için gittiğimde pek de şaşırmadım. Düşündüğüm gibi çıktı. Rodeolar, kovboylar; çok eğlendim. Yine de Londra’yı hiçbir yere değişmem. Çekimler süresince Londra’yı çok özledim.



    Hürriyet
     

Bu Sayfayı Paylaş