Mor Menekşe

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda Siraç tarafından 28 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mor Menekşe konusu
    Mor Menekşe

    Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi
    kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..


    gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi
    severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu
    Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler

    bu yüzden
    bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir
    tatsızlık çıkmasın

    diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.

    Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :

    - Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?

    Hande cevap verdi :

    - Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler


    güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekseler farklı,
    belki de


    bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.

    Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf öğrencisi kızının
    olgunluğuna hayran kalarak

    - peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.


    Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande
    tedirgindi, hem Hacer.Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer
    kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibidağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar,

    Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da
    kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu.Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede
    anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?Sonra menekşeleri hatırladı hemen
    düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında
    oturuyordu, Hande ile konusmuyordu.

    Hande canı sıkıldığından
    biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin
    önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü

    ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve
    menekşeler soğuğu hiç

    sevmezlerdi eve dogru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra
    fark etti bu Hacerdi.

    Hande'ye gülümsüyordu.

    - Hoşgeldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.

    Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda
    sıcacıktı odun sobası

    her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...

    - Bu soğukta ?

    Hacer gülümsedi ;

    - Onlar annem için, annem onları çok sever.

    Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.

    "Annen hasta mı?" dedi.

    "Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek
    ineğimiz var onunla

    geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek
    vaktim olmuyor, dedi Hacer

    utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o
    yüzden de çok yorgun


    okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı,
    ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra
    arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.

    "Bir şeyler yapalım anne" dedi.


    O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi
    evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor
    menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına
    vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir ögretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de ögretiyor. Bir kızı var

    adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi
    Hande.

    LÜTFEN SEVGiNiZE ÖNYARGI KOYMAYIN.

    HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR

    SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR

     

Bu Sayfayı Paylaş