Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası hükümetin tutumu hakkında bilgi

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 29 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası hükümetin tutumu hakkında bilgi konusu Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası hükümetin tutumu nasıl olmuştur?
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    İstanbul hükümeti mondros anlaşmasına binaen yapılan işgallere gözyumuyor,hatta karşı çıkan küçük gruplara isyancı muamelesi yapıyordu.
    çoğu işgalden bilgisi olmasına rağmen müdahale etmiyor,tam bir acizlik içerisinde sadece kendi ni kurtarmak için itaat ediyordu





    İlk İşgaller ve Tepkiler

    - İlk işgal edilen yer Musul’dur. 3 Kasım 1918- İngilizler
    - İngilizler daha sonra Maraş, Antep, Urfa, Samsun, Merzifon, Bilecik, Çanakkale, Kars ve Ardahan’ı işgal ettiler.
    - İngilizler Antep, Urfa, Maraş Bölgesini Suriye İtilafnamesi ile Fransa mandasına bıraktılar.
    - 4–5 Kasım 1918’de bu sefer Fransızlar Adana, Mersin, Hatay, İskenderun’u işgal ettiler. İşgallere karşı ilk direnişi Hatay-Dörtyol’da Kara Hasan Paşa göstermiştir.
    - 6–7 Kasım 1918’de İtalyanlar Antalya ve Konya çevresini işgal ettiler.
    - 13 Kasım 1918’de İtilaf Donanması İstanbul’u fiilen işgal etti. Bu sırada İstanbul’a gelen M. Kemal İtilaf Devletleri Donanması için “Geldikleri gibi giderler” demiştir.
    - 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’i işgal ettiler. Onların bu işgallerinde kendilerine en büyük yardımı İngiliz Amiral Webb vermiştir. Webb bir gün önceden İzmir tabyalarını ele geçirmiş ve ertesi gün de buraları Yunanlılara vermiştir.
    - Yunanlılara ilk kurşunu Hukuk-u Beşer Gazetesi yazarı Hasan Tahsin (Osman Recep Nevres) atmıştır.
    - Kuvay-ı Milliye ilk olarak İzmir’in işgali üzerine Batı Anadolu’da ortaya çıkacaktır.
    - Türk halkının en büyük tepkiyi Yunan işgaline göstermesinin sebebi Yunan işgalinin kalıcı olmasıdır.





    İngilizler daha sonra Maraş, Antep, Urfa, Samsun, Merzifon, Bilecik, Çanakkale, Kars ve Ardahan’ı işgal ettiler.
    Ve biz Çanakkale yi seçtik


    Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak, buralardaki istihkamlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edecek (İstanbul ile Anadolu arasındaki bağlantı koparılmıştır).


    Bütün liman ve tersaneler, Toros tünelleri, demir yolları, telgraf istasyonları İtilaf Devletleri’nin denetimine verilecektir (İşgaller sırasında Türk halkının karşı koyması engellenmek istenmiştir).

    Milli Cemiyetlerin Ortak Özellikleri: Kuruluşlarında vatan, millet ve Türklük duygusu vardır. Bölgesel kurtuluş yolları aramışlardır. Milli Mücadelenin temelini oluşturmuşlardır. İşgallere karşı basın yayın ve hukuki yollardan mücadele etmişlerdir. Halk direnişinin başlamasında ve milli bilincin oluşmasında öncü olmuşlardır. Sivas Kongresi’nde birleştirilmişlerdir.



    Tepkiler İstanbul kamuoyu antlaşma hükümlerini ağır buldu, ancak genel bir iyimserlikle karşıladı. 1 ve 2 Kasım tarihli İstanbul gazeteleri daha çok İstanbul'da savaş ihtimalinin ortadan kalkmış olduğunu vurguladılar. (Bulgaristan'ı işgal eden İtilaf ordularının o günlerde İstanbul'a yönelik taarruzu bekleniyordu.) Mustafa Kemal Paşa'nın görüşlerini yansıtan Minber gazetesi 1 Kasım'da, "Bir devletin küçülmüş bile olsa herhalde bir siyasi mevcudiyet ve milli birlik muhafaza ederek böyle bir badireden kurtulabilmiş olması en büyük siyasi başarı sayılmalıdır." yazıyordu.

    Minber, başka birçok yorumcu gibi, Rus ve Avusturya imparatorluklarının parçalanıp anarşiye ve iç savaşa düşmelerini örnek gösteriyor, Türkiye'nin bu akıbetten kurtuluşunu memnunluk verici buluyordu. Fethi Bey'in (Okyar) aynı tarihli başyazısında şöyle deniyordu:

    "Cihan Harbi henüz her tarafta bitmemiştir. Ne zaman sona ereceği de katiyetle hesap ve tahmin edilemez. Antlaşma koşullarının ağırlığı bundan ileri gelmiştir. Dünya durumunun fevkaladeliği karşısında İtilaf devletleri tarafından konulan bu kayıtların, bu antlaşma maddelerinin devamı olamaz. Sulh zamanına kadar alınmasına lüzum görülmüş geçici ve ihtiyati tedbirler kabilindendir."


    Ancak 13 Kasım'da İtilaf donanmalarının İstanbul'a gelmesi ve Tevfik Paşa kabinesinin kurulmasından sonra antlaşma hükümlerine yönelik kuşku ve kaygılar İstanbul basınında daha sık görülmeye başlandı.
     

Bu Sayfayı Paylaş