Modada yeni trend 'kendi tarzını' yaratmak

'Bayan Giyimi & Bayan Modası' forumunda Dine tarafından 24 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Modada yeni trend 'kendi tarzını' yaratmak konusu Modayı takip etmek, artık marka kıyafetler almak değil kendine yakışan stili bulmak


    [​IMG]



    Modayı takip etmek, eskiden olduğu gibi ünlü markaların kıyafetlerini almak ya da ünlü birinin üzerindekini beğenip giyinmek değil, kendi tarzını yaratmak olarak gösteriliyor. Ünlü modacılar, bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini, moda trendlerinin artık ''dünya modasıyla paralel ama kendi kişiliğine, yaşam biçimine uygun ve kendine yakışan stili bulmak'' şekline dönüştüğünü belirtiyor.

    Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan modacılar Ertan Kayıtken, Hikmet Alcan ile genç modacı Merve Eron önümüzdeki dönemin moda trendlerine dair bilgi verdiler.

    Ertan Kayıtken, dünya trendlerinde çizgilerin geniş bir yelpazede olduğunu kaydederek, ''Türk kadını da bu yelpazede kendine yakışan kalıba, kendi vücuduna, kimliğine, yaşam biçimine, kişiliğine uygun çizgiyi alırsa çabuk tükenen, geçen bir gardırobu olmaz. Artık herkes kendine özel bir çizgi oluşturmalı. Dünya bunu yapıyor. Önceleri sokakta herkes birbirinin benzeriydi. Ama şimdi öyle değil. Ne hoş ki, herkes kendi şahsiyeti, kimliğiyle var'' diye konuştu.

    Kendi gardırobunu oluştururken önce kendini tanımanın önemine işaret eden Kayıtken, ''Özenmeyecek. Yani bir sanatçı, artist ya da mankenin üzerinde gördükleri kıyafet acaba onlara yakışır mı? Bu noktada bizler varız. Stil danışmanıyla çok rahat görüşüp genel çizgilerini öğrenebilirler'' dedi.

    EN İYİSİ SADE

    Bu sene tül dokuların moda olduğunu, daha romantik ve minimalist bir tarzın görüleceğini anlatan Kayıtken, şunları söyledi:

    ''Simple is the best, yani 'sade en iyisi' anlayışına uygun daha yalın çizgiler var. Vatkaları mümkün olduğunca hissedeceğiz ama daha önceki senelerdeki o iri ve kaba vatkalar yok. Dekolte var, hanımlar kendilerine uygun olan dekolteyi taşıyacaklar. Kol kısımları kalın bayanlar bu sene çok şanslı, çünkü transparan, daracık tüller var. Bir de şimdi aksesuar yılı. Aksesuarda her şey çok şenlikli. Yüzük, küpe, kemerler, broşlar, mücevher benzeri aksesuarlar bol kullanılacak.

    Davetlerde etekler kabardı. Renklerdeyse biraz bisküvi renkleri mevcut. Bunun yanında yeşiller, elektrik maviler, gri-maviler var. Çok kuvvetli renkler tercih edilmeyecek. Bir tek kuvvetli renk olarak kırmızı ve içinde mavisi olan pembe ön planda. Tabii ki siyah ve beyaz, hiç modası geçmeyen ve her hanımın gardrobunda garanti olan renkler.''

    Kayıtken, eskiden olduğu gibi ''ton-sür ton'' yerine, yani giysi mavi ise mavi ayakkabı giymek yerine artık maviye kırmızı, mor ya da yeşil ayakkabı giymenin çok moda olduğunu belirterek, makyajdaki modaya ilişkin de şu bilgileri verdi:

    ''Gözler yine ön planda. Kirpikler hafif ilaveli. Eye liner biraz azaldı. Rimel ile kirpik ön plana çıkarılıyor. Farlarda toprak ve altın tonları var. Dudaklar mümkün olduğu kadar soft. Kaşlar çok az kalınlaştı ama renkleri açıldı. Saçlar daha krapeli ve flu. Bakır, soğan kabuğu ve karamel kahve gibi daha naturel saç renkleri. Daha genç de gösterir. Sarı herkeste yok. Daha doğal, Akdeniz kadını imajı inanılmaz moda dünyada.''

    "FEMİNİTE ARKA PLANDA''

    Eron Alanköy Houte Couture&Boutique Modaevi'nin ortağı, tasarımcı Merve Eron ise genç giyiminde ''kendi tarzını yaratma''nın moda olduğunu söyledi.

    2010-2011 kreasyonlarının renk olarak biraz daha pastel tonlara kaydığını belirten Eron, ''Sofistike renkler, eleganlıkla romantizmin iç içe geçtiği renkler ön planda. Şeftali tonları, açık turkuaz gibi insanı rahatlatan renkler önde'' dedi.

    Eron, bu yılın çizgilerinde feminitenin biraz daha arka planda olduğunu ifade ederek, ''Daha çok sert, erkeksi, iddialı, ama rahat kesimler var. Çalışan, aktif kadınları öne çıkaran bir eğilim var bu yıl. Yani sabah işe, akşam bir eğlence yerine giden kadın. Dolayısıyla her daim giyilebilecek tasarımlar'' diye konuştu.

    ERKEK MODASI

    Kişiye özel giyimler üreten İzmirli tanınmış modacı Hikmet Alcan, kişilerin karşı tarafta yarattığı ilk intibada ''görüntü kokusu''nun yüzde 60 etkili olduğunu vurgulayarak, ''Hiç kimse mal varlıklarını, kariyerini ya da diplomasını önüne asıp gezmez. Bize bu bilgiyi görüntü kokusu verir'' dedi.

    Erkek giyiminin üç yaş grubunda ele alındığını belirten Alcan, şunları söyledi:

    ''İş hayatına yeni başlayan 23 yaş sonrası erkeği dünyada ''İngiliz tarzı'' olarak adlandırılan bol olmayan, omuzların, ceketin belinin oturduğu kuplar tarzını benimsemeli. Bu yaşlar için ceket boyları daha kısaldı. Oturan pantolon var, duble yok. Gömlek yakaları daha geniş, dolduran ama kravat bağlama şekli rahmetli Sakıp Bey'in (Sabancı) bağlama şekli. 33 yaş sonrası erkeği için de yine İngiliz tarzında oturan takımlar var. Ceket boyunu biraz daha uzun tutuyoruz. 40 yaş sonrası erkeklerde de çok fazla oturmasa da yine bol olmayan kesimler var. Duble yok, yakalar yine ufak.''

    Alcan, kruvaze takımların uzun süredir gündemden düştüğünü, ayakkabıların ise geniş ve salaş tarzda olmadığını, oturan, derli toplu daha ince burun ama sivri uçlu olmayan, oval ve köselesi daha ince ayakkabıların moda olduğunu söyledi.

    Önümüzdeki dönemde füme, gri gibi klasik renklerin hakim olacağını kaydeden Alcan, ''Antrasit kahveler, tek ceketlerde hafif ekose olan bölümler var, ama çok canlı frapan tarz yok, pastel tonlar olacak'' diye konuştu.

    Alcan, ertesi gün giyilecek giysilerin mutlaka akşamdan hazırlanması, sabah son anda ele geçirilenin giyilmemesini önerdi.

    Erkek giyiminde en önemli noktayı ''yamama giyim'' denilen her markadan ''toplama'' bir gardıroba sahip olmamak şeklinde özetleyen Alcan, ''Hedefi olan insan tek imza, tek marka giymeli. Bir araba tasarımını düşünün, kasa Mercedes, motor BMW, vites kolu Jaguar, tekerlek kamyon tekeri olmaz'' diye konuştu.
     

Bu Sayfayı Paylaş