mimarlıkla ilgili ropörtaj

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 15 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    mimarlıkla ilgili ropörtaj konusu mimarlıkla ilgili ropörtaj


    Ertem ERTUNGA İle Röportaj-KONSEPT PROJELER

    1- Sayın Ertunga, mimarlıktaki 40 yılı aşkın tecrübenizle bu çalışma sürenizi nasıl özetlersiniz? Mimarlığa nasıl başladığınızı, kariyerinizi ve bu noktaya nasıl geldiğinizi anlatır mısınız bize?

    Çok genç yaşlarımdan beri bende bir mimari merakı vardı. Ankara’da Amerikan kütüphanesinde bulduğum kitap ve dökümanları zevkle okur, incelerdim. Resim yapmak, müzik dinlemek çok hoşuma giderdi. Bol sergi gezerdim. Dikkatli olarak hep şehir ve yaşam dokusuna bakardım. Yaptıklarım resim hocalarımın çok dikkatini çekerdi. 9. Sınıfta ilk tablo sergisini iki arkadaşımla açtım. Vaktim oldukça mimari bürolarda yardımcı olarak çalıştım. Teknik Üniversite’ye girdiğim sene, ilk iş olarak Yol ve Yapı Ltd. Şti.’nin Uludağ Büyük Otel Restore ve dekore etme işini üstlendim. 4. Sömestirde büro açtım. Aynı şirketten tüm Tusan Otelleri için vazifelendirildim. Gece gündüz çalışan bir tip haline geldim. Bu sırada mesleğimi de giderek daha fazla sevmeye başladım.

    2- Tasarım felsefinizi nasıl tanımlarsınız? Ertunga Mimarlık ne tür projelere imza atar?

    Tasarım disiplini ve felsefesi uygulaması bir mimar için çok detaylı bir konu. Vereceği emek toplumun bir eksiğini tamamlayacak, yeni fonksiyonlar getirecek, toplum bunu severek isteyerek kullanacak.

    Projeleri küçük bir arazi içinde realize etmek için değil geniş çapta düşünerek yapmak gerekir. Projenin çevre ile bütünleşmesi, geleceğe ümit veren, kentsel çalışmalara uyum sağlaması lazım. Genelde Ertunga Mimarlık her projeye geniş açıdan bakmak tecrübesine sahip. Bunu uygulayacak her proje bizi çok heyecanlandırır.

    3- Başarılı bir mimari projenin olmazsa olmazları nelerdir sizce?

    Başarılı mimari projelerin içeriğinde çok etüd, tecrübe olmalı. Meslek olarak mimari; çok cepheli, çok renkli, çok fonksiyonlu, uzun süreli bir çalışma. Bir mimari proje yaparken toplumun tüm istek ve yaşam arzularını bilmek ve dinlemek şart. Proje hiçbir zaman bir tek isteğin karşılığı ve tatmini değil. Mimar daima geniş bir açıdan bilgi ve yaşam sahibi olmalı. Yakın ve uzak çevre için görsel ve yaşam bütünlüğünü iletebilmeli. Malzeme kullanımı ve çeşitliliği için tercih edilmeli. Tüm teknik çözümlerde, çağdaş buluşlara şans tanımak ve kullanmak önemli bir avantaj sağlar. Her yapıda mimar, huzur ve yaşam hevesi verebildiği gibi, huzursuzluk ve moral bozukluklarına sebep olacak çalışmalar da yapabilir. Bu açıdan mimarın yalnızca bir ‘form’ değil ‘form ve fonksiyon’un kaynaştığı bir proje sunması şarttır. İdeallerin hepsi, mekânın içini ve dışını birbirine bağlayan bir bütün olarak algılanmalı. Mimarın yaşayarak çizmesi, çizerek yaşaması ve yaşatması lazımdır. Başka türlü başarılı olamaz.

    4- “Çalışma-Dinlenme” ana temamızdan yola çıkarak siz kendi yaşamınızda iş ve özel yaşam dengesini nasıl sağlıyorsunuz?

    Mimari sadece iş değil, hedefli bir uğraş, sizinle beraber yaşayan bir his. Bunun yanında kendi yaşamımda müzik dinlemek, resim yapmak, fotoğraf çekmek gibi beni şahsen tamamlayan ve mimari hissimi de besleyen uğraşılarım var.

    Tabiat ve deniz her gün içinde olmak istediğim yerler. İkisine ayırdığım zamana sadece dinlenme diyemiyorum. Yaşanan renklerin ve zamanın zengin kullanımı diye düşünüyorum. 40 senelik denizciyim. Çalışma ve dinlenme konusunda bir denge kurmak çok doğru. Netice olarak bu hususta; fotoğraf çekmek, sergi açmak, topluma sunmak, deniz ve teknelerle beraber olmak, resim yapmak, arkeolojiyi bilerek izlemek; eşimle, bol seyahat etmek gibi uğraşları hayatımızın içine almayı planladık ve öyle de devam ediyoruz.

    5- Verimli çalışma ortamı yaratmak için ofis projelerinizde özellikle dikkat etttiğiniz noktalar var mı? Ofislerde çalışanların verimliliğini arttıran en temel mimari unsur hangisi?

    Bizler gibi yaşı ilerlemiş mimar ve sanatkarların iki değişik yaşamları oldu. Teknolojinin ilerlemesi pek çok hususu, hatta alışkanlıkları bile geride bıraktı. Bir alet önünde bütün gün çalışan insanın 8 saatlik bir çalışma süresinden sonra, en büyük isteği tabiattır. Monoton olan bu çalışma yerlerinde kişi başına alınan metrekareler yeterince bol olmalı.

    Öğle molalarında müzik, kitap okumak, kısa bir yürüyüş, tema değiştirmek, başka şeyler düşünebilmek bir rahatlık getirir. Projede buna olanak veren unsurlar bulundurulmalı. Ofis alanlarında; çok rahat bir aydınlatma sistemi, en uygun klima sistemi, tabiatı yakın yerlere getirmek, küçük hücresel çalışmaları dağıtmak, akustik yönünden en iyi sistem ve malzemeler kullanmak faydalı olacaktır. Lüzumsuz gürültüleri ortadan kaldırmak, mobilya seçimleri ve bilhassa tekstil, renk kullanımlarına dikkat edilmeli. Optik bağlantı, geniş alan çözümleri denenmeli. Koridor alışkanlığını mecbur olmadıkça az planlamak daha faydalı.

    6- Projeleriniz arasında Merck Sharp Dohme Merkez Ofisi de bulunuyor. Bu projeden bahseder misiniz? Nasıl bir anlayışla tasarladınız?

    Merck Sharp & Dohme merkez Ofisi planlandığımız büro projeleri içinde en huzurlu ve başarılı olandır. İnşaat bittikten sonra, eski bürolarından gelenler 1 ay kadar biraz şaşkınlık geçirdiklerini anlattılar. Bir çalışana verilen metrekare, ışık, rahat çalışma alanı, içe ve dışa olan rahat bakış açıları, koridorların azlığı çok olumlu karşılandı. Yapı çevresindeki geniş tabiat alanı ve bahçe büro içinde çalışanlar için büyük bir şans oldu.

    7- Sizce geleceğin ofisleri nasıl olacak? Ne yönde bir değişim yaşanacak?

    Yeni teknik imkanlar, iletişim imkanları, hazır bilgilerle çalışmak, pek çok alana sıçramak, pek çok şeyi hazır bulmak bu ofislerin özellikleri arasında yer alacak bence. Bence ofis çalışmaları yerine home ofis hevesi artacak. Çok çalışan kişi yerine ihtiyaç olduğunda kolay bulunabilen, acil olarak yaralanılabilen bilgilerle giderek daha az kişiye ihtiyaç olacak. Bir otomobilin yapı kızağından geçerken bir uçtan bitirilmiş olarak çıkması gibi yürüyecek süreç. Hazır bilgi ve bulguların kullanılması çok kolaylaştı. Bence ihtiyacı olanlar bu merkezlerden, istediklerini fazla sayıda çalışana ihtiyaç olmadan bulabilecekler. Bu ihtiyaçları karşılayacak yeni buluş merkezleri, kimya-fizik-sağlık merkezleri, araştırma merkezleri, tabiat bilimleri merkezleri, harp sanayi, gıda sanayii merkezleri gibi oluşumlar ortaya çıkacak.

    8- Mimarlığın yanı sıra şehir planlama da ofisinizin çalışmaları arasında. Bir mimar olarak, giderek büyüyen şehirlerde mimarların nasıl bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorsunuz?

    Genellikle Osmanlı Devletinin 650 seneyi aşan hakimiyeti içinde; tek bir ağızdan çıkan emir ve isteklerin uygulandığı bir toprak oldu Anadolu. Yapanlar, yapılanları zamanla terk etti. Altyapı hiçbir zaman tamamlanmadı. Yangın, zelzele, sel felaketleri, inşaat tarzı ve kontrolü tamamlanmadan, toplum bu eksik yapılarda yaşamaya başladı.Yine aynı temaya dönersek; bizler eksik ve yanlış kentsel tasarım projelerini üzülerek takip ettik. Master plan projelerini, esas olarak önümüze almadan bugünkü çalışma tarzımızla mehter takımı gibi yürürüz. Politikadan uzak, Türkiye sınırları içinde, tüm yaşayanları beraberce düşünen, teknik ve seçkin bir grubun bu vazifeyi üstlenmesi şarttır.Anadolu bölgelere bölünüp ele alınmalıdır. Gereken istekler, eksik fonksiyonlar, yerinde tesbit edilip üzerinde çalışma yapılmalıdır. Bu tip bir örnek ortak çalışma için politik güçlerin istekleri, yaşayan halkın hakiki isteklerinin tamamlanması için; rapor – proje – yapı inşaat – kontrol şart.

    9- Son dönem projelerinizden ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

    Projelerin yanı sıra hobilerime de zaman ayırmaya; çalışma-dinlenme arasında denge kurmaya çalışıyorum uzun bir süredir. Resim yapmayı hep arzulamıştım. Resim yapma isteğim çok küçük yaşlarımda da vardı. Ortaokul 1. sınıfta okurken yağlı boya kullanıyordum. Ortaokul 3.sınıfta iken Z grubu adı altında üç arkadaşımla Ankara Dil ve Tarih Fakültesi’nde sergi açtık. Bülent Ecevit’in hakkımızda müsbet yazıları oldu. Sonraları lise hayatım ve İstanbul Teknik Üniversitesine girme çabalarımdan dolayı resim yapmaya pek vakit ayıramadım. Seneler sonra Almanya’ya davet edildim, arkadaşım Mimar Öner Özyar’ın yardımları ile. Konkur yapan 20 kişilik bir büroydu. 1,5 seneden beri bir birincilik alamamışlardı. Önüme büyük bir okul projesinin programını koydular. Ben bu konkur projesini hazırladım, teslim ettik. Bir ay sonra bir haber geldi. Büromuz birinci olmuş. Bu başarı hepimizi hem sevindirdi, hem de yeni bir çalışma için heves verdi.

    Gece gündüz demeden konkur çalışmaları yaptık. Bol bol birincilikler aldık. Bir gün kalbimde hafif bir ağrı hissettim. Doktora gittim, arkadaşımızdı, Türk kökenliydi. Kontrol yapıldı aynı gün hastanede kalmam istendi. Kalp krizi riskiyle 15 gün hastanede kaldım. En enteresan olanı bana verilen ilaçlar ve tavsiyelerdi. Doktorum benden altı ay müddetle mimari çalışma yapmayacağıma dair söz istedi. Mimari yasaktı; kendimi çok ama çok yormuştum farkında olmadan. Çalışma ve dinlenme arasındaki denge bozulmuştu. Ben de bundan istifade ederek, resim yapmaya başladım. Bugünlere kadar gelen bu hevesle, İstanbul ve Almanya’da sergiler açtım. Böyle bir hobim ve uğraşı alanımın olmasından dolayı çok mutluyum. Yeni nesil mimarların kendilerini daha iyi bilgilendirmeleri, dünyada yapılan tüm yenilikleri yakından izlemeleri çok kolaylaştı. Çok görmelerini, çeşitli ülkelerle temas etmeleri, tabiatla olan ilişkiye çok değer vermeleri, yaptıkları mimariyle toplumu tabiattan uzaklaştırmamaları doğru olanıdır.

    10- Kariyerini şekillendirme aşamasında mimarlara ve mimar olmayanlara önerileriniz nelerdir?

    Eskiyi okumalarını, bilgi sahibi olmalarını öneririm. Eskiyi bulmak, inanç ve yaşam tarzlarını tetkik etmek; huzurun nerede ve nasıl elde edilebileceğini araştırmak önemli. Kişinin doğumundan, ölümüne kadar içinde yaşadığı açık veya kapalı alanlar mimarlar tarafından planlanıyor. Bu çok büyük bir mesuliyet. Herşeyin iyi düşünülmüş olması, fonksiyonların eksiksiz çözülmesi sorumluluğu yine mimarlara düşer. Mimar fert olarak yalnızca mimar kalamaz. Bir gün doktor, bir gün aktör, bir gün çiftçi, bir gün ressam, bir gün papaz, bir gün hoca olması gerekir. Onların yaşamlarını incelemesi ve en iyi, en uygun mimariyi hazırlaması lazımdır. Mimar, yaptığı projeler uygulandığında, orada yaşayanlarla sohbet etmeli iyi veya kötü kritikleri değerlendirmeli.

    Kaynak
     

Bu Sayfayı Paylaş