Mezhep taklit edilirken

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda NeslisH tarafından 19 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mezhep taklit edilirken konusu
    Mezhep taklit edilirken

    Mezhep taklit edilirken
    Sual: Fıkhi suallere cevap veren bir yazıda- yaradan akan kan irin- sarı su gibi abdesti bozan şeyler için Şafii mezhebine uyulabileceği- ancak sadece abdestte- Şafiye uymak gerektiği- namazda ise yine Hanefi olarak devam etmek gerektiği bildirildi. Namazda da uymak gerekmez mi?
    CEVAP
    Evet gerekir. Bu yazı yanlıştır. Namaz- abdest ve gusül ile birlikte bir ibadettir. Üçü birdir. Bunlardan birisi olmazsa- ötekiler sahih olsa da ibadet sahih olmaz. Abdesti veya guslü olmayanın namazı da olmaz. Guslü Şafii�ye- abdest veya namazı Hanefi�ye göre olsa- bu namaz her iki mezhebe göre de sahih olmaz. Hanefi�ye göre guslü olmadığı için sahih olmaz. Şafii�ye göre de- abdest veya namazda uyması gereken şartlara uymadığı için sahih olmaz.

    Yapılan iş- bir hak mezhebe göre sahih olmalıdır. Yarısı birinden- yarısı ötekinden olmaz. Günlük işlerde bile böyle değil mi? Farklı iki marka otomobil düşünün. Parçaların isimleri genellikle aynıdır ama- çalışma sistemi- ebadı- vidaları farklı olduğu için parçaları birbirinde kullanılamaz. Ancak standart olmadıkça birinin parçası diğerine takılmaz. İnat edip zorlanıp takılırsa netice alınmaz. Mezheplerin hükümleri standart değildir. Birinde farz olan şey- diğerinde sünnet- hatta mekruh oluyor. Mesela imam arkasında Fatiha okumak Şafii�de farz- Hanefi�de mekruhtur. Taklit eden- namazda Fatiha okumazsa- Şafii�ye göre namazı sahih olmaz. Hanefi�ye göre de guslü olmadığı için sahih olmaz. Bir ibadetin bir kısmı bir mezhebe- diğeri de öteki mezhebe göre yapılırsa- zaruret olmadıkça caiz olmaz.

    Bahsettiğiniz yazıda- (Abdesti şafiye göre al- namazı Hanefi�ye gör kıl) deniyor. Hanefi�ye göre kılınca- abdestsiz kılmış olur. Şafii�ye göre namaz kılarsa- abdestinin de- guslünün de Şafii�ye uygun olması gerekir. Bu kaidelere uymazsa telfîk işlemiş olur. Telfîk ise haramdır.

    İhtiyaç olunca ancak dört hak mezhepten birisi taklit edilir. Bunlar sadece sözde değil- fiiliyatta da haktır. Bir hak mezhep taklit edilirken- o mezhebin o konudaki şartlarına- yani farz ve müfsitlerine riayet edilmesi şarttır.

    Oruçta mezhep taklidi
    Sual: Üç sorum var:
    1- Hanefi�yim- abdest alırken dikkat etmeme rağmen boğazıma su kaçabiliyor. Orucum bozuluyor. Şafii�de bozulmuyormuş. Şafii mezhebini taklit etsem orucum bozulmuş olmaz mı?
    2- Şafii olan bir erkek arkadaşım var. İdrar yoluna pamuk konunca orucun bozulduğunu bilmiyormuş. 16 gün pamuk koymuş. Acaba Hanefi mezhebini taklit ederek oruçlarını kurtaramaz mı?
    3- Annemin dişi hep kanıyor- ağzı kan içinde kalıyor- uyurken de ağzına kan gitmiş olabilir. Kan yutmak orucu bozduğuna göre- sabah imsakten sonra uyuyor- annem oruç tutmasın mı?
    CEVAP
    Dinimizde dört hak mezhep vardır. Bunlar hâşâ sözde değil- fiiliyatta da haktır. Bir mezhepte yapılması zor olan bir şeyi- diğer mezheplerden birini taklit ederek yapmak bütün İslam âlimlerine göre caiz- hatta lazım olur. Maalesef piyasada üç grup insan var:

    Birincisi: Hem mezhepleri kabul etmezler- hem de hangi mezhebin hükmü kolay ise ona göre hareket ederler. Mesela derisinden kan çıkınca Şafii�de bozmaz diyerek o hükümle amel eder- kadına dokununca Şafii�de bozsa da Hanefi�de bozmaz diyerek bir mezhebe göre hareket etmez. Buna telfîk denir- caiz değildir- haramdır. Bu yol ifrattır.

    İkincisi: Din cahili kimselerdir- üstelik dindar görünürler. İslam âlimlerinin aksine- hak mezheplerin fiiliyatta hak olduklarını ve ihtiyaç veya zaruret olunca başka bir hak mezhebi taklit etmenin dinde bir rahmet olduğunu kabul edemezler. Bu yol tefrittir.

    Üçüncüsü: İfrat ve tefritten uzak- orta yolu tutan kimseler- ihtiyaç halinde- İslam âlimlerinin bildirdiği şekilde- kendi mezhebinde yapması zor olan işlerde hak olan diğer mezhepten birini taklit ederler. Doğru yolda olanlar bunlardır.

    Şimdi suallere kısaca cevap verelim:
    1- Bir mezhep ihtiyaç halinde taklit edilince- o hususta o mezhebin mümkün olan bütün şartlarına uymak gerekir. Şafii mezhebini oruçta taklit eden- Şafii�nin orucun farzlarına ve orucu bozanlarına da dikkat etmesi gerekir. Bu takdirde taklidi sahih olur. Şafii mezhebi taklit edilirse- abdest alırken dikkat etmesine rağmen elde olmadan boğaza su kaçarsa- orucu bozulmuş olmaz.

    2- Şafii�de- idrar yoluna pamuk koymanın orucunu bozduğunu bilmeyen bir Şafii- o halde oruçlarını tutsa- sonradan orucu bozduğunu öğrense- �Bu oruçlarımı Hanefi mezhebine uygun olarak tuttum� diye niyet ederse- oruçları sahih olur. Oruçları Hanefi mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile- başka çare olmadığı için- yani zaruret olduğu için- Hanefi mezhebine uygun tutmuş sayılır. Bunun gibi- diş dolgusunun Hanefi mezhebinde gusle mani olduğunu bilmeden yıllarca namaz kılsa- sonra durumu öğrense- �Bu namazlarımı Maliki mezhebine göre kıldım� dese- namazları sahih olur. Kıldığı namazlar Maliki mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile- başka çare olmadığı için- yani zaruret olduğu için- namazlarını Maliki mezhebine uygun kılmış sayılır.

    3- Her mezhepte elde olmadan yapılan şeylerin orucu bozması farklıdır. Mesela Şafii�de- mübalağa etmedikçe- abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz. Hanefi�de ağzından veya burnundan boğazına toz- duman- sinek kaçsa- başkalarının içtiği sigaranın dumanı gelerek- ağzına- burnuna girmesinden sakınmak mümkün olmasa orucu bozmaz. Hanbeli mezhebinde- istemeden kan yutmak gibi elde olmayan hususlar orucu bozmaz. Bu durumda olan kimse- Hanbeli mezhebini taklit ederse oruçları sahih olur.


    Mezhep taklidi ve taassup
    Günümüzde mezhep taklidi ile ilgili Müslümanlar üçe ayrılır:
    1- Zaruret de olsa- başka hak mezhebi taklit etmeyi caiz görmeyenler. (Taassup ehlinin yolu)

    2- Her mezhebin kolay gelen hükümlerini alıp ortaya yeni mezhep çıkarmaya çalışanlar. (Mezhepsizlerin yolu)

    3- Bir zaruret veya ihtiyaç olunca- başka mezhebi taklit edenler. (Ehli sünnet ulemasının yolu)

    İslamiyet- ifrat ve tefrit- yani aşırı hareketlerden uzak her Müslümanın rahatça uygulayabileceği hükümler topluluğudur. Mezhep taklidinden kaçanlar tefrit ehlidir. Telfîk yapanlar- yani her mezhebin kolay tarafını toplayanlar ifrat ehlidir. Bunların her ikisi de yanlıştır.

    Seadet-i Ebediyye�de; İbni Âbidin- Hadika- Berika ve Hulasat-üt-tahkik gibi daha birçok kitaptan delil gösterildiği halde- taklide yanaşmayan mutaassıp kimseler çıkabiliyor.

    Bütün gerçekler- vesikalar kendisine gösterildiği halde- kabul etmeyen- kendi indi ve hatalı görüşünde körü körüne ısrar ve inat eden katı kimseye mutaassıp denir- şimdi bağnaz diyorlar.
    Taassup ehli- kendisinin yeni duyduğu hak ve doğru bir şeyi kabul etmekte zorlanır. Hakkı başkasının ağzından- başkasının kitabından duymayı kendine yediremez.

    Zamanın şeyhülislamı matbaanın Türkiye�ye girmesi için fetva verdiği halde- kabul etmemekte direnenler çıkmıştır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğine göre- Medine�deki bir âlim- bid�atlere alıştığı için- Hazret-i Mehdi�nin sünnet olarak bildirdiklerini kabul etmeyecek- �Bu adam dinimizi yıkacak� diye Hazret-i Mehdi�ye karşı gelecektir. Ama Hazret-i Mehdi- bu âlimi öldürecektir.

    Abduh�un çömezleri de- hiç mezhep tanımayarak- hangi hüküm akıllarına yatıyorsa ona tâbi oluyorlar. �Hanefi�nin bu kavlini- Maliki�nin bu görüşünü tercih ederiz� diyerek ortaya yeni bir din çıkarmaya çalışıyorlar.

    Ehl-i sünnet ulemasının yolu- bir haraç [sıkıntı] olunca başka mezhebi taklittir. Ama yeni duydukları doğru bilgileri- kabul etmekte zorlanan bazı kimseler- bu işte taassup gösteriyorlar- taklidi başka mezhebe geçmek sanıyorlar. Mesela- ödünç almakta zorluk çeken birisine- Maliki�yi taklit et- gün tayin ederek ödünç al dedim. Olur mu öyle şey diyerek itiraz etti. Sonra- �Yazdıkların doğru ama- alışmadığımız için kabullenmek bize zor geliyor� diye itiraf etti. Hak olan mezheplerin rahmet olan ayrılıklarından- yine o âlimlere uyarak- faydalanmamak cahillikten başka ne olabilir?

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    (Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalı. Allahü teâlâ- insanlara güç gelen şeyleri değil- kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insanın zayıf- dayanıksız yaratıldığını bildiriyor. Kur�an-ı kerimde- (Allah- size kolaylık ister- zorluk- güçlük istemez) buyuruldu. (Bekara 185)

    Allahü teâlâ böyle isterken- kolay kavle uymayı öcü gibi görmek taassup değil midir? Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Allahü teâlânın verdiği kolaylık ve ruhsatlardan faydalanın!) [Buhari]
    (Ruhsatlardan faydalanmayan- Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberani]
    (Allahü teâlâ- ruhsatla da amel edilmesini sever.) [Beyheki]

    Dört mezhebe uymak
    Sual: İşlerimizin bir kısmını Hanefi�ye- bir kısmını Maliki�ye- bir kısmını Şafii�ye- bir kısmını da Hanbeli�ye uyarak yapsak dört mezhebin dördüne de uymuş olmaz mıyız?
    CEVAP
    Hayır uymuş olmayız. Hatta hiçbirine inanmamış oluruz. Hatta- hepsinin yani dinde söz sahibi mutlak müctehidlerin üzerinde kendimizi görmüş ve buna göre hareket etmiş oluruz.

    Din kitaplarımızda buyuruluyor ki:
    Bir işi bir mezhebe göre yapmaya başladıktan sonra- bu işi ve buna bağlı olan işleri yapmaya devam ederken- bu mezhebi taklit etmekten vazgeçmenin yasak olduğu sözbirliği ile bildirilmiştir. (İbnül Hümam Tahrir-ül-üsul- İbnül-Hacib Muhtasar-ül-üsul- Alâüddin-i Haskefî Dürr-ül-muhtar)

    Bir mezhebi taklit edenin- hep ona tâbi olması vaciptir. Zaruret olmadıkça- başka mezhebe göre iş yapması caiz değildir. Bir mezhebe göre amel edenin- bu mezhepten ayrılmasının caiz olmadığı sözbirliği ile bildirilmiştir. (Bahr-ür-raık)

    Mutlak müctehid olmayan âlimin- bir mutlak müctehidi taklit etmesi gerekir. (Müsellem-üs-sübut)

    Ayn-ül-ülaya yükselmemiş bir âlimin- dört mezhepten birini taklit etmesi vaciptir. Taklit etmezse- doğru yoldan sapar. Başkalarını da saptırır.(İmam-ı Şarani Mizan s.24)

    Aminin [müctehid olmayanın] mezhep değiştirmesi caiz değildir. Dilediği bir mezhebi taklit etmesi lazımdır. (Redd-ül-muhtar s.283)

    Müctehid olmayan din adamının- hadis-i şeriften anladığı ile amel etmesi caiz değildir. Çünkü- hadis-i şeriflerin mensuh veya tevilli yahut muhkem olduğunu ayıramaz. (İkt-ül-ceyyid- Muhtasar)

    Bir kimsenin- taklit ettiği mezhebi- yani ona uygun iş yapmaya başladığı mezhebi terk etmesinin caiz olmadığı sözbirliği ile bildirilmiştir. (İbni Hümam Tahrir)

    İbadetlerde ve ictihad ile yapılan işlerde- dört mezhepten birini taklit eden kimse- böyle yaptığı işi- Allahü teâlânın emrine uygun olarak yapmış olur. (Mevlana Abdüsselam Cevhere şerhi)

    Taklit etmekte olduğu mezhebe uygunsuz iş yapmaya- hiçbir âlim caiz demedi. (Kimya-yı saadet)

    İslam dininin binası- bu dört direk üzerine kurulmuştur. Bir kimse- bu dört yoldan birine girerse ve bu dört kapıdan birini açarsa- başka yola geçmesi ve başka kapıya sarılması- abes ve lehv olur. İşlerinin düzenini bozmuş- doğru yoldan ayrılmış olur. Âlimlerin sözbirliği ve ahir zamanda Müslümanlara en uygun yol- dört mezhepten birini taklit etmektir. Din ve dünyanın düzeni böyle olur. Herkes- önceden dilediği mezhebi seçer. O mezhebi taklide başladıktan sonra- bunu bırakıp- başka mezhebe geçmek- hiç şüphesiz- birinci mezhebe suizan etmek olur. İşler ve sözler bozulur- karışır. Sonra gelen âlimler- bunu sözbirliği ile bildirdiler. Doğrusu da budur- hayır bundadır. (Abdülhak-ı Dehlevi Sıfr-üs-seadet şerhi)

    Mutezile gibi- hak yolun çeşitli olduğuna inananlar- aminin [cahilin] mezhepleri dilediği gibi karıştırabileceğini söylediler. Ehl-i sünnet âlimleri- aminin belli bir imama uyması lazım olduğunu bildirdiler. Keşf kitabı- bunu uzun anlatmaktadır. Her mezhepte mubah olanları- kolay olanları araştırıp- bunları yapmaya- mezhepleri Telfik denir. Böyle yapan- fasık olur. Said bin Mesudün Tahavi şerhi bu hususu ayrıntılı şekilde anlatmaktadır. (İmam-ı Kuhistani Muhtasar-ı Vikaye şerhi)


    Maliki mezhebini taklidin lüzumu

    Namaz kılanlar için özürlü olunca Maliki mezhebini taklit etmeleri büyük kolaylıktır. Maliki mezhebini taklit ile ilgili S. Ebediyye�de diyor ki:

    İbni Âbidin hazretleri- (Hanefi mezhebinde olanın- Maliki mezhebini taklit etmesi evladır. Çünkü- imam-ı Malik- imam-ı a�zamın talebesi gibidir) buyuruyor. (s.125)

    Yine İbni Âbidin hazretleri- (Âlimlerimiz- zaruret olunca- Maliki�ye göre fetva verdi. Bir mesele Hanefi�de bildirilmemiş ise- Maliki taklit olunur) buyuruyor. (s. 158)

    Abdesti sık bozulan hastalar ve ihtiyarlar için ve necasetten taharet için çok kolaylık gösterdiğinden- diğer üç mezhepte olan Müslümanlar- Maliki�yi taklit ederek- ibadetlerini rahatlıkla yapar. (s.1133)

    Namaz kılarken abdesti bozulan Hanefi- hemen selam verip- namazdan çıkar. Maliki mezhebinde- namazı bozulmaz. O anda özür sahibi olur. (s.122)

    Hastalık veya ihtiyarlık sebebi ile- yani- zaruret ile idrar kaçıran Hanefi�nin- tekrar abdest alması- harac- zahmet olacağı için- bu kimse- Maliki�yi taklit ederek- hemen özür sahibi olur- abdesti bozulmaz. (s. 148)

    Bir kimsenin namazda abdesti bozulursa veya abdest almak güç olursa- namaza dururken Maliki mezhebini taklit eder. Maliki�de- hastaların- ihtiyarların namazları bozulmaz. (s. 232)

    Kan veya idrar kaçıranlar- necaset temizlemekte zahmet çekenler Maliki mezhebini taklit ederler. Maliki�de- makattan ve bedenden taş- solucan- cerahat- sarı su- kan çıkınca abdest bozulmaz. Abdesti bozanlar- hastalık ile çıkarsa ve çıkması men olunamazsa- iki kavil vardır. İkinci kavle göre- prostat hastalığı sebebiyle gelen idrar abdestini bozmaz. Hastaların- ihtiyarların- abdest almakta harac ve meşakkat olduğu zaman- bu kavli taklit etmeleri sahih olur. İdrarın kesildiği zamanı belli ise- bu zamanda abdest alması iyi olur. İstibra zamanı uzun süren veya sonraları damlayan ve bir namaz vakti devamlı akmadığı için özürlü olamayan Hanefi ve Şafiiler- Maliki mezhebini taklit eder. (s. 158)

    Maliki�nin ikinci kavline göre- özür sahibi olmak için- hastalık sebebi ile çıkan- abdesti bozan bir şeyin bir kere çıkması kâfidir. Bir namaz vakti içinde devamlı çıkması lazım değildir. Namazdan önce veya namaz içinde idrar- yel kaçıran hastaların ve ihtiyarların abdestlerinin ve namazlarının bozulmaması için- harac ve meşakkat halinde- bunların Maliki mezhebini taklit etmeleri ve imam olmaları sahih olur. (s.131)

    Dikkat edilirse- Maliki�de- Hanefi�de olduğu gibi özürlü olmak için her namaz vaktinde bir kere akması lazım değildir. Hastalık sebebiyle ara sıra zuhur etmesi- hatta bir kere çıkması bu kavle göre özür sayılır. Mesela elinde olmadan zaman zaman burnu kanayan- makattan solucan çıkan- ara sıra ağız dolusu kusan- kulağı akan- ağrı ile gözünden yaş gelen- bazen yel kaçıran- ishal olup gaita kaçıran- idrar kaçıran- istihazalı veya akıntısı olan kadın- basurdan- çıbandan- yaradan kan ve irin akan- Maliki mezhebini taklit ederse- abdesti bu özrü sebebiyle bozulmuş olmaz. Çamaşıra bulaşan kan ve idrar lekelerini temizlemek meşakkat olursa necis de sayılmaz. Namazda iken idrar gelse- basurdan kan aksa- hem abdest bozulmaz- hem de çamaşırdaki kan ve idrar necis sayılmaz. Çünkü Maliki�de- ikinci kavle göre- necaset namaza engel değildir. Temizlemek sünnettir. (s.153)

    Maliki mezhebini taklit ederken
    Yukarıda- Maliki�yi taklidin lüzumunu bildirdik. Şimdi ise bunları sual ve cevaplarla açıklıyoruz:

    Sual: Sık sık ağız dolusu kusan kimse- Maliki'yi taklit ederse- abdesti bozulur mu?
    CEVAP
    Bozulmaz.

    Sual: Hemoroid sebebiyle Maliki'yi taklit eden- kan akarken ve elbisesinde fazla kan bulaşmış iken namaz kılsa- caiz olur mu?
    CEVAP
    Evet. Çünkü temizlemek zordur.

    Sual: Ameliyatla- karnımdan delik açılarak torba bağladılar. Torbadan bazen necaset sızıyor. Maliki'yi taklit ederek namaz kılmam caiz midir?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Gaz sıkıştırmasından rahatsızım. Zaman zaman yel kaçırdığım da oluyor. Maliki�yi taklit etsem abdestim bozulur mu?
    CEVAP
    Abdest bozulmuş olmaz.

    Sual: Eli kanayan- Maliki'yi taklit edip namaz kılabilir mi?
    CEVAP
    Namazı kaçırmamak için taklit eder.

    Sual: Şuurlu hastaya- idrar için- sonda takıldı. İdrar- bir torbada birikiyor. Yatalak ve üstü necasetlidir. Bu necasetle namaz kılabilir mi?
    CEVAP
    Maliki�yi taklit ederek namazlarını kılar.

    Sual: Maliki�yi taklit eden- öğleyi asr-ı evvele kadar kılamazsa- tekrar Hanefi�yi taklit edip öğleyi asr-ı evvelde kılması caiz mi?
    CEVAP
    Zaruret olduğu için caizdir.

    Sual: Maliki�yi taklide niyeti unutup namaz kılan- daha sonra hatırlayıp niyet etse namazı sahih olur mu?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Vakit çıkmak üzere iken- hazırda temiz elbise de yoksa- Maliki�yi taklit edilip necasetli elbise ile namaz kılmak caiz mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Ağzında diş dolgusu olup Maliki�yi taklit eden- ihtiyaç olunca- mukimken iki namazı cem için- Hanbeli�'yi de taklit edebilir mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Necasetli su arıtmada çalışıyorum. İş elbisemden başkası olmayınca- Maliki'yi taklit ederek namaz kılabilir miyim?
    CEVAP
    Temiz elbise bulunmazsa- Maliki taklit edilir.

    Sual: El kanamasından dolayı- Maliki'yi taklit edenin- ayağı kanasa- abdesti bozulur mu?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Maliki�yi taklit eden- abdest alıp namaz kıldıktan bir ay sonra- elinde yağlı boya görse- boyayı kazıyıp yıkasa- kıldığı namaz ve abdesti sahih olur mu?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Diş dolgusu- idrar tutamaması ve basurdan gelen kan sebebiyle Maliki'yi taklit edenin eli kanasa- abdesti bozulur mu?
    CEVAP
    Evet bozulur.

    Sual: Maliki'yi taklit eden- abdest aldıktan sonra- Maliki'ye göre niyet etmediğini hatırlasa- o anda niyet etse- sahih olur mu?
    CEVAP
    Evet sahih olur.

    Sual: Şafii mezhebini taklit ederken beş sene önce haccetmiştim. Fakat kadınlara dokundum. Haccım ve namazlarım sahih oldu mu?
    CEVAP
    O haccımı ve namazlarımı Maliki�yi taklit ederek kıldım denirse sahih olur.

    Sual: Dolgu sebebiyle Şafii�yi taklit ediyorum. Hiç sebep yok iken- daha kolay diye- Şafii�yi taklidi bırakıp- Maliki�yi taklit etmem uygun mu?
    CEVAP
    Evet uygundur.

    Sual: Unutup necasetli elbise ile namaz kılan- namazdan sonra hatırlasa- (Bu namazı Maliki�ye göre kıldım) dese- sahih olur mu?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Unutarak mukimken mestlere 24 saatten fazla mesh ettim. (Bu namazları Maliki'ye göre kıldım) desem caiz mi?
    CEVAP
    Evet- unutmak ile caizdir.

    İyi anlaşılamayan sualler
    Aşağıdaki sual ve cevaplar- bazı okuyucularımız tarafından iyi anlaşılmamıştır.
    Sual: Maliki�yi taklit eden- öğleyi asrı evvele kadar kılamazsa- tekrar Hanefi�yi taklit edip öğleyi asr-ı evvelde kılsa caiz olur mu?
    CEVAP: Caiz olur.
    Açıklaması şöyledir:
    Öğle namazı- ikindi ezanı okununcaya kadar kılınamazsa kazaya kalır. Ancak imam-ı a�zam hazretlerine göre- ikindi vakti- bugünkü ikindi ezanlarından çok sonra giriyor. [Yazın 72 dk- kışın 36 dk sonra giriyor.] Yani şimdi ikindi ezanları okunurken- öğle vakti henüz çıkmamış- ikindi vakti de girmemiş oluyor. Öğle namazı- bu vakitte kılınınca vaktinde kılınmış oluyor. Bu vakte (Asr-ı evvel) deniyor. İmam-ı a�zam hazretlerinin bildirdiği ikindi vaktine (Asr-ı sani) deniyor.

    Demek ki- trafik sıkışıklığında kalmak- imtihanda olmak- namaz kılacak yer veya abdest alacak su bulamamak- unutmak gibi herhangi bir mazeretle öğleyi vaktinde kılamayan- asr-ı evvelde kılarsa- imam-ı a�zam hazretlerine göre vaktinde kılmış olur.

    Maliki- Hanefi veya Şafii olan kimse- bu kavle uyarak- öğleyi birinci ikindide (Asr-ı evvelde) kılarsa- öğleyi kazaya bırakmamış- vaktinde kılmış olur.

    İyi anlaşılamayan sual-cevaplardan biri de şudur:
    Sual: Eldeki kanamadan dolayı- Maliki�yi taklit edenin- ayağı kanasa- abdesti bozulur mu?
    CEVAP: Evet.
    Kitaplarda diyor ki: Namaz kılarken semavi [gayr-i ihtiyari yani elinde olmayan] bir özürle abdesti bozulan Hanefi- hemen namazdan çıkar. Maliki�de ise- namazı bozulmaz. O anda özür sahibi olur. Namazına devam eder.

    Semavi özürler- Maliki�yi taklit edenin de abdestini bozmuyor. Mesela namazda ishalini tutamasa- çıbanından veya yarasından kan aksa- burnu kanasa- kulağından irin aksa- makattan solucan çıksa- idrarını tutamasa- kadınlardan akıntı çıksa- basurdan kan- fistüllerden- göbekten akıntı çıksa- gaz kaçırsa- yani gelen gazı tutamasa- ağız dolusu kussa- bunlar semavi özür oldukları için- hiç birisi Maliki�yi taklit edenin abdestini bozmaz. Abdesti bozulmadığı için namazına devam eder.

    Böyle özürleri olan kimsenin ayağını veya öteki elini bıçak kesip kan çıksa- abdesti bozuluyor- çünkü bu semavi özür olmuyor. Ama ondan sonra ayağından veya öteki yaralı elinden çıkan kanlar- irinler semavi özür halini aldığı için- abdestini bozmuyor.

    Bu özürler abdesti bozmuyor ama- çamaşırımıza kan- irin- idrar ve ishal bulaşıyor. Özürle meydana gelen bu necasetlerle kılınan namaz da sahih olur. Çünkü Maliki�de necasetsiz elbise ile namaz kılmak farz değil- sünnettir. Hastaya- idrar için- sonda takılıyor- idrar- bir torbada birikiyor- çamaşırları necis oluyor. Maliki�yi taklit ederek namazını o haliyle kılar. Kılmayıp kazaya bırakması haram olur.

    Âlimlerimizin bildirdiğine göre- unutup necasetli elbise ile namaz kılan- namazdan sonra- necasetli elbise ile namaz kılmış olduğunu görse- o namazı iade etmeyip- (Bu namazı Maliki�ye göre kıldım) demekle namazı sahih olur.

    Bu ruhsatlardan faydalanmamak takva ve azimet olmaz. Aksine Allahü teâlânın rahmeti olan nimetleri tepmek olur. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Seferde [sıkıntı içinde] oruç tutmak takvadan sayılmaz.) [Buhari]
    (Seferi iken [sıkıntı içinde] Ramazan orucunu tutan- mukimken oruç yiyen gibidir.) [Nesai]

    Bir âyet-i kerime meali:
    (Allah size kolaylık ister- zorluk istemez.) [Bekara 185]

    Çeşitli sual cevaplar
    Sual: 15-18 yaşındaki gençlerle kitap okuyorduk. Oradaki gençler- (Gerek diş dolgusundan- gerekse herhangi bir akıntı sebebiyle gençler taklit etmez. Taklit ihtiyarlara mahsustur) dediler. Gençler taklit edemez mi?
    CEVAP
    İhtiyaç halinde genç de- ihtiyar da taklit eder. Gencin çıbanı- yarası veya başka bir hastalığı olmaz mı? İhtiyarda hastalık daha çok olur. Prostat olur- basur olur- yel kaçırabilir. Gençlerde bunların az olması- taklit etmemeyi gerektirmez. Akıl baliğ olan genç de ihtiyar gibi dini emirleri yapmakla mükelleftir. Henüz akıl baliğ olmamış gençlerin dolgu dişi varsa- onların da Maliki�yi taklit etmesi iyi olur.

    Sual: Diş dolgusu sebebiyle Maliki�yi taklit edenin- haccı da Maliki�ye göre yapması gerekmez diye sitede yazılıdır. Peki Hanefi�ye göre guslü olmayan kimse nasıl cünüp tavaf yapacaktır?
    CEVAP
    Cünüp tavaf edilmiyor ki. Bir mezhebin bir kısmını taklit- her konuda tamamen o mezhebe uymak demek değildir. Diş dolgusundan dolayı Maliki�yi taklit eden kimse- sadece gusülde- abdestte ve namazda taklit eder. Çünkü bunlar birbirine bağlıdır. Oruçta- zekatta- hacda- nikahta- talakta- kurbanda- adakta- diğer işlerde o mezhebi taklit etmek gerekmez. Guslederken- abdest alırken Maliki�yi taklit ettiğimiz için guslümüz ve abdestimiz vardır. Bu abdestle tavaf ediyoruz. Bu abdestle de- abdestli yapılacak diğer işleri yaparız. Mesela Kur�an okuruz- camiye girebiliriz- tilavet secdesi yapabiliriz. Çünkü abdestimiz vardır.

    Sual: Dört mezhebin ictihadlarında bulunmayan meselede- başka müctehidi- mesela imam-ı Sevri�yi taklit caiz olur mu?
    CEVAP
    Dört mezhepten başkasına ihtiyaç bırakılmamıştır. Yani bir mesele dört mezhepten birisinde bulunur.

    Sual: Maliki�deki durumunu bilmeyen bilmediği için Hanefi�yi taklit etse caiz mi?
    CEVAP
    Evet. Özür olunca telfîk olmaz.

    Sual: (Hanefi�de borç verilirken ödeme tarihi söylenirse faiz olur. Maliki taklit edilerek söylenirse caiz olur) deniyor. Bu telfîk olmaz mı?
    CEVAP
    Telfîk olmaz. Zaruret olmasa da- ihtiyaç var ise mezhep taklidi yapılır. Mesela diş dolgusu zaruret değil- ihtiyaçtır. Zaruret olunca zaten mezhep taklidine ihtiyaç olmaz. Kendi mezhebinde halledilir. Halledilmezse o zaman taklit edilir.

    Sual: Diş dolgusu sebebiyle- Maliki mezhebini taklit ediyorum- abdestte başın tamamını mesh edince- rahatsızlığımdan dolayı- hastalığım artıyor- ağrıya da sebep oluyor- bunun bir çaresi yok mu?
    CEVAP
    Dolgu için- Şafii mezhebi taklit edilirse- Maliki�de olduğu gibi- başın tamamını veya Hanefi�de olduğu gibi- dörtte birini- mesh etmek gerekmez. Bir parmakla dokunmak- mesh için yeterlidir.

    Sual: Diş dolgusu olanın Şafii�yi mi- yoksa- Maliki�yi mi taklit etmesi daha uygun olur?
    CEVAP
    Maliki mezhebini taklit etmesi daha uygun olur. Çünkü daha kolaydır. Şafii�de çok az necaset namaza manidir ve hanımının veya yabancı kadının cildine- şehvetsiz de olsa dokununca- abdest bozulur. Bunlara her zaman riayet etmek zor olur. Maliki�de ise- necaset namaza mani değildir ve hanımının veya yabancı kadının cildine şehvetsiz dokununca abdest bozulmaz.​
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için sağol...
     

Bu Sayfayı Paylaş