Mevlana Celaleddin Rumi Şiirleri - Mevlana Şiirleri

'Şiirler' forumunda Mavi_inci tarafından 18 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mevlana Celaleddin Rumi Şiirleri - Mevlana Şiirleri konusu Mevlana Celaleddin Rumi Şiirleri - Mevlana Şiirleri

    AĞIT



    Göz gamın ne olduğunu bilseydi,
    gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,
    padişah bu acıyı duysaydı;
    göz gece demez gündüz demez ağlardı, gökler yıldızlara, güneşle, ayla


    gece demez gündüz demez ağlardı.
    padişah bakardı ününe,
    tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,
    gece demez gündüz demez ağlardı.

    Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,
    uçan kuş avlanacağını bilseydi,
    gerdek gecesi bu özlemi görseydi;
    gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,
    uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,
    gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.

    Zaloğlu bu zülmü görseydi,
    ecel bu çığlığı duysaydı,
    cellâdın yüreği olsaydı;
    Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,
    ecel bakardı kendine ağlardı,
    cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.

    Kumru, başına geleceği duysaydı,
    tabut, içine gireni bilseydi,
    hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;
    kumru selviden ayrılır ağlardı,
    tabut omuzda giderken ağlardı
    öküzler, beygirler, kediler ağlardı.

    Ölüm acılarını gördü tatlı can,
    koyuldu işte böyle ağlamaya.
    Olanlar oldu, gitti dostum benim.
    şu dünya bir altüst olsa, aülasa yeri var.
    öylesine topraklar altında kalmışım


    [​IMG]


    Mevlana Celaleddin Rumi​


    ALLAHIM BU VUSLATI HİCRAN ETME ​

    Allahım bu vuslatı hicran etme
    Aşkın sarhoşlarını nalan etme

    Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
    Bu mestlere bahçelere kasdetme

    Dalı yaprağı vurma hazan gibi
    Halkını başı dönmüş zelil etme

    Kuşunun yuvasının ağacını
    Yıkma da kuşlarını perran etme

    Kumunu ve mumunu karıştırma
    Düşmanları kör et de şadan etme

    Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
    Onların işlerini asan etme

    İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
    Umut kabesin öyle viran etme

    Bu çadır iplerini öyle katma
    Çadır senindir eya sultan etme

    Yok dünyada hicrandan daha acı
    Ne istiyorsan et de onu etme

    [​IMG]


    Mevlana Celaleddin Rumi​

    BAHAR ​


    Sevgili tutmuş yularımdan beni,
    develer gibi habire çeker.
    Esrik devesini böyle nereye götürür,
    böyle hangi katara?

    Hem canımı çiğnedi benim o,
    hem bedenimi çiğnedi.
    Gönlümü bağladı benim o,
    kırdı şişemi.

    Ne iş yaptırmaya götürür, bilmem,
    nereye götürür beni.

    Sevgili takar beni oltasına,
    atar karaya balık gibi.
    Sevgili kurar gönlüme bir tuzak,
    avcıdan yana çeker sürür beni.

    Bakarım tabiat başlar büyük işine:
    Bulutlar gelir uzaktan
    katar katar, küme küme.
    Bulutlar sular ovaları.
    Bulutlar yürür dağlara doğru.
    Uyanır açar gözlerini yeryüzü.
    Gökler çalar davulunu.
    Dalların gönlüne çeker gülün özü
    en güzel kokusunu baharın.
    Tohumun gönlü başlar vermeye tohum.
    Ağaç durmadan söyler, döker içini.
    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi​



    BAŞKA YARINLAR​


    Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
    bugün dudağında başka bir tad var,
    boyunda başka bir yücelik.
    Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.

    Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.
    Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.
    Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
    bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
    dünyada bir başka gidiş

    Biz senin gözlerinden gördük
    arslanlara meydan okuyan o ceylanı,
    Başka bir ovası var o ceylanın bugün
    iki cihandan da dışarı

    Seven insanın ayağı mı yok,
    işte ona ölümsüzlük kapandı.
    Yukarlarda onunla uçar gider.

    Gözlerinin denizinde onu arama.
    Oinci bir başka denizde.

    Bakarsın bugün sever bu yürek,
    yarın sevilir bakarsın.

    Yüreğimin özünde başka yarınlar var.

    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi​
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    BERİ GEL

    Beri gel, daha beri, daha beri.
    Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
    Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
    Sen bensin işte, ben senim işte.

    Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
    Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
    Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
    Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

    Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
    Sağ soluna yan bakar, ne diye?
    İkisi de senin elin, ikiside,
    Peki, kutlu ne, kutsuz ne?

    Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
    Başımız da tek, aklımız da tek.
    Ne diye iki görür olup kalmışız
    İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

    Sen habire gevele dur bakalım,
    Habire 'Usul boylu birlik çam ağacı' de,
    Sonu nereye varır bunun, nereye?

    Şu beş duyudan, altı yönden
    Varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
    Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
    İnsanlara katıl, insanlara,
    İnsanlarla bir ol.
    İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
    Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.

    Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.
    Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.
    Tertemiz can canlığını işler, canlığını.
    Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.

    Ama sen canı da bir bil, bedeni de,
    Yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
    Hani bademler gibi, bademler gibi.
    Ama hepsindeki yağ bir.

    Dünyada nice diller var, nice diller,
    Ama hepsin de anlam bir.
    Sen kapları, testileri hele bir kır,
    Sular nasıl bir yol tutar, gider.
    Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
    Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi


    DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY
    Duy şikayet etmede her an bu ney,
    Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

    Der ki feryadım kamışlıktan gelir,
    Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.

    Ayrılıktan parçalanmış bir yürek
    İsterim ben, derdimi dökmem gerek.

    Kim ki aslından ayırmış canını,
    Öyle bekler, öyle vuslat anını.

    Ağladım her yerde hep ah eyledim,
    Gördüğüm her kul için dostum dedim.

    Herkesin zannında dost oldum ama,
    Kimse talip olmadı esrarıma.

    Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
    Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?

    Aynadır ten can için, can ten için,
    Lakin olmaz can gözü her kimsenin.

    Ney sesi tekmil hava oldu ateş,
    Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!

    Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,
    Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.

    Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,
    Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.

    Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,
    Hem verir Mecnunun aşkından misal.

    Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,
    Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?

    Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,
    Tek kulaktır müşteri, ancak dile.

    Gam dolu günler zaman hep aynı hal,
    Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.

    Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,
    Ey temizlik örneği sen gitme, kal!

    Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
    Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.

    Olgunun halinden ah, anlar mı ham?
    Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.

    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi

    BUGÜN AHMET BENİM

    Bugün ahmet benim,
    ama dünkü Ahmet değil.
    Bugün anka benim,
    ama yemle beslenen kuşcağız değil.

    Enelhak kadehiyle
    bir yudum içen sızdı
    Tarılık şarabından.
    Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
    ben, sultanların aradığı sultan.

    Ben hâcetler kıblesiyim.
    Gönlün kıblesiyim ben.
    Ben cuma mescidi değilim,
    insanlık mescidiyim ben.

    Ben saf aynayım,
    sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
    Ben kin dolu bir gönül değilim,
    Sinâ dağının gönlüyüm ben.

    Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
    benim sarhoşluğumun sonu yok.
    Tarhana çorbası içmem ben,
    can yemeği yerim,
    içerim can şerbeti.

    İşte sarttı seni
    bir gümüş bedenlinin özlemi.
    Altın haline geldin artık.
    Sen altına âşıksın,
    altın benim rengime âşık.

    Gönlü saf sûfiyim ben,
    benim tekkem âlem,
    medresem dünya benim.
    Değilim abalı sûfilerden.

    İster yakarış eri ol sen,
    meyhane eri istersen,
    bundan sanki ne çıkar?
    Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
    bence ne farkı var?

    Gerçeğin tadını alan er
    ne altına aldırış eder,
    ne kalendar tacına bakar.
    Ne tasası vardır, ne kini.

    Ey Tebriz'li hak Şems'i,
    yüzünü göstermediysen sen,
    yoksul çaresiz kalırdı kulun;
    ne gönlü olurdu, ne dini.

    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi


    DOSTLAR GÜN BUGÜN
    Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.
    Toy, düğün elbise oldu uzun boya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Şekere eş oldu dudu kuşu,
    zühre eş oldu aya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Bugün hayat öylesine rahat.
    Bugün yürekler öylesine ferah.
    Bugün insanlar öylesine kardeş.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Ey şehrimizi aydınlatan sultan,
    güvey oluyorsun bir güzele bu gece.
    Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,
    ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,
    ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,
    ey bizim suyumuz, ırmağımız.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Dostlarım, gün bugün,
    oynayın, raksedin, dönün.
    Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
    bir bölük halk dalga dalga secdede.
    Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
    bir bölük halk kanımızı içmede.
    İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
    işte astım davulumu boynuma.

    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    [​IMG]

    Mevlana Celaleddin Rumi
     

Bu Sayfayı Paylaş