Metro 2033 Oyun İncelemesi

'Oyunların Tam Çözümü' forumunda Dine tarafından 6 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Metro 2033 Oyun İncelemesi konusu Metro 2033 Oyun İncelemesi


    [​IMG]
    Metro? Aklınıza bir kaza gelmediği sürece pek korkutucu gelmiyor telaffuzunu yapmak. Bende ilk başta oyunu bilgisayarıma kurduğumda öyle düşünmüştüm, ama daha oyunun en başında sakince tırmanmakta olduğum merdiven çürük çıkınca yanıldığımı hisseder gibiydim. Hemen benim önümden merdivenden çıkarak kendini kurtaran arkadaş, seri bir hareketle kolunu uzatarak benide kurtarmıştı. Huuuff. Hadi maceraya atılalım!AKBİL GEÇERLİ MİDİR ACABA?

    Öncelikle size oyunun Rus olan Dmitry Glukhovsky tarafından kaleme alınan aynı isimli eserden uyarlandığını belirteyim. Bu rus arkadaşımız (nerden arkadaşımız oluyorsa artık ) çeşitli dillerde makaleler yazan – ki Rusça’nın yanında Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İbranice bilmekte-ve kitabı bitirerek yayınlamak yerine bölüm bölüm internetten yayınlamaya başlayarak zaten en başından bir hayran kitlesi oluşturmayı başarmış. Kitap piyasaya 2009 yılında basılı olarak çıktığında Rusya’da en çok satan kitap ünvanını da ele geçiriyor. Tabi bu durumda Dmitry arkadaşımız ödül yağmuruna tutuluyor. Yazarımız şu anda kitabın devam niteliğine Metro 2034 yazmakla meşgul. Biz mi napıyoruz? Korkmaya başladık bile ve hayır! Metromuzda hayatta kalma savaşı verirken akbile yer yok
    [​IMG]
    SAFE ME ARTYOM SAFE ME!

    Oyunun konusuna gelicek olursak; 2013 yılında meydana gelen bir nükleer savaş sonrasında insanlar artık yeryüzünde yaşayamiyacaklarını anlayarak dünyanın en eski ve en büyük metrosu olarak bilinen Moskovadaki tünel ağına yerleşiyorlar. Sığınak olarak kullanılan metroda birbirlerinden kopuk olarak yaşayan masum insanlarımız aradan geçen 20 yılın sonunda artık güvende olmadıklarını anlamaya başlıyorlar. Sebebi ise radyasyondan etkilenerek mutasyona uğrayan yaratıkların saldırıları.
    [​IMG]
    Bu kadar olsa yine yırtıcak bu zavallılar ama bonus olarak insanların açgözlülüğü ve politika da kurulan bu düzeni alt üst etmekte. Daha bitmedi! Evrimin son noktasında ise The Dark Ones isimli yaratıkda bu cehennem gibi ortamın tuzu biberi.
    Evrim sürecinde bir sonraki insan nesli olarak da adlandırılan Dark Ones’ın saldırıları direkt zihne odaklı olduğundan insanların buna karşı hiçbir direncide yoktur. Biri hariç; Artyom. Oyun boyunca yöneticeğimiz karakterimiz Artyom zihne odaklı olan bu saldırılara karşı koyabiliyor. Oyunun amacı ve omuzlarımıza yüklediği görev hayata gözlerimizi açtığımız yer olan Exhibition’daki insanlığı kurtarabilmek ve tehlikenin farkına varmaları için en büyük ve güçlü yerleşim yeri olan Polis’e ulaşmak.
    [​IMG]
    Oyunun başında tünellerdeki odaların duvarlarına asılmış olan, şehrimizin eski ve güzel günlerine ait fotoğraflara bakarak yavaş yavaş olaya dahil olmaya ve atmosferi hissetmeye başlıyoruz.
    ETKİLEŞİM GÜZELDİR

    Oyunumuz genellikle kapalı mekanlarda veya açık ama dar bölgelerde geçiyor. Etrafımızdaki ışık kaynakları, dolaplar ve bilimum ufak tefek eşyalar ile içli dışlı olmamız ve fazla özgürce olmasada dolaşıp etrafı tarıyabilmemiz hoş olmuş. Binevi Stalker vari bir sistem mevcut. Hatta cesetlerin üzerinden toplayabildiğimiz envanterin direkt kıyafet üzerinden eksilmesini görebilmemiz daha mantıklı bir işleyiş olduğunu gösteriyor.
    [​IMG]
    Yeraltında bulunurken oksijen ile bir sorunumuz yok ama yeryüzüne çıktığımızda maskemizi kullanmak zorundayız ve emin olun bu maske oyunun kilit noktası. Çünki maskemizin filtresi mevcut ve bu filtrenin kolumuza takılı olan bir saatten zaman ayarı var. Zamanı dolduğunda filtresini değiştirmemiz gerekiyor. Yoksa mı? Save last checkpoint.
    Üstelik maskemiz biz darbe aldıkça çatlıyor ve bir süre sonra kullanılmaz hale geliyor. Haliyle yenisini bulmak ve değiştirmek zorundayız. Maskemiz bir nevi bulunmaz Hint kumaşı ve oyunda fazlaca yeni maskeye denk gelmiyoruz.Maskemizin dışında yönümüzü bulmak için bir askeri pusula defteri kullanıyoruz. Açıkçası görevime bakmak dışında bu deftere pek başvurmadım. Hayatta kalmak için kullandığımız farklı kombinasyonlarda yaklaşık olarak 6-7 adet silah çeşidi mevcut. Evet silah sayısı yetersiz ve tatmin edici değil. Bunun yanında silahlarımızı upgrade etmek ve cephane satın alabilmek için savaş öncesinden kalma ve tünellerde imal edilen mermilerden daha kuvvetli olan mermileri takas ediyoruz. Anliyacağınız Lidyalılar parayı bulmuş ama metroya getirememişler
    [​IMG]
    MUHTEŞEM ATMOSFER

    Oyunun en başlarında sözde hastane olan bölümdeki insanların hal ve hareketlerine dikkat edin. Neden mi? Çünkü delirmiş gibi davranıyorlar ve bütün bunların sebebi daha öncede belirttiğim gibi The Dark Ones.
    Oyunda 2033 romanıyla tam bir bağ var mı bilemiyorum ama kitaba göndermeler mevcut. Oyunu asıl güzel kılan ve atmosferin içine çekilmenizi sağlayan etken ise kitaptan alınan ufak ayrıntılar. Bu ayrıntıların üstüne karanlık ortam ve muhteşem seviyedeki müzikler eklenince tırsmaya ve zaten kısıtlı olan cephanenizi saçmaya başlıyorsunuz. Özellikle tek ilerlediğiniz bölümlerde yerinizden zıplayabilirsiniz. ( Zıpladıkta konuşuyoruz =)
    [​IMG]
    Oyunun optimizasyonu kötü ve grafikleride ters orantılı olarak zamanın biraz gerisine kalmış. Kullanmış olduğum silahların tümünde ateş ederken ki o tokluk hissini bulamadım. Gelelim yapay zekaya; önümde bana poposunu göstererek siper alan insanlar, görme özürlü yaratıklar… Bazı bölümlerde tavandan asılan konserve kutuları veya yerde kırık ve toplu halde bulunan sözde tuzaklar görceksiniz. Bu nesnelerle temasa geçtiğinizde güya alarm görevi görüyorlar ama ben oyunda bu sese tepki veripte karşı saldırıya geçen yada siper almayı başarabilen bir yaşam formuna rastlayamadım. Kıssadan hisse yapay zeka atmosferin gücünü azaltan etken olmuş. Bunun dışında söylemiş olduğum vuruş hissinin zayıflığı oyunun kötü sayılabilecek tarafları.
    [​IMG]
    SONUÇ

    Metro 2033 süper bir atmosfere sahip. Hikaye,sesler ve özellikle zihinsel saldırıya karşı koyduğumuz kısımlar mükemmele yakın. Yıkık dökük yeryüzü ile metro tünellerini karşılaştırıcak olursak tüneller daha cazip geliyor. Nedeni ise, takip sahnelerinde kullandığımız kol gücü ile çalışan treylerler (lerlerlelrlelr) ve tek başınıza kaldığınızda ki o çaresizlik hissi.
    Oyunumuz ilerledikçe bölüm tasarımları daha fantastik bir hal alıyor ve yapımcı ekibin yaratıcılığını ortaya koyuyor. Süper atmosferimizin yanında aptal yapay zeka, silah çeşidinin azlığı ve ufak tefek buglar canınızı sıkmasada daha iyi olmalıydı.
    Klasik bir fps olmak için yetersiz ama korku öğeleri ile hayatta kalma mücadelesi vermek için tercih edilebilecek bir yapım.
    Puan: 8/10

    Alıntıdır
     

Bu Sayfayı Paylaş