Meslek seçimi nedir, neden önemlidir?

'Meslekler Rehberi' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 24 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Meslek seçimi nedir, neden önemlidir? konusu Meslek seçimi nedir, neden önemlidir?

    [​IMG]


    İnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından birisi olan meslek seçimi insanın yaşam biçiminin de seçilmesi demektir.

    Bireyin gelecekteki yaşam tarzının belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleki tercihini yaparken doğru ve isabetli karar vermesi gerekmektedir. Çalışmanın tüm hayatımızdaki yerini göz önüne aldığımızda çalışma hayatımızın kalitesinin ve çalışma adına yaptığımız faaliyetlerin bireysel mutluluğumuza doğrudan etkisi vardır. Dolayısıyla çalışma hayatında ve özel hayatımızda mutlu olmanın, iyi bir kariyer elde etmenin ilk adımı da kişiliğimize uygun meslek seçiminden geçer.

    Mevcut durumu incelediğimizde kendine uygun meslek seçmiş olan bireylerin toplumda işlerini severek yaptığını, mesleğinde ilerlediğini böylece hem coşkulu hem mutlu hem de verimli olarak yaşamlarını sürdürmekte olduğunu görmekteyiz.

    Buna karşılık seçtikleri meslek, yetenek ve ilgilerine uymayan kimselerin çalışmaya karşı isteksiz, işe devamsız, verimi düşük yeniliklere direnen ve her zaman mesleklerini değiştirme gayreti içinde olduklarını görmekteyiz. Bu da hem çalışan, hem de işveren tarafından çalışma hayatında istenmeyen bir durumdur. Bunun için meslek seçmek hayat biçimini seçmek demektir. Öyleyse gerçekçi ve doğru seçim yapmak zorundasınız.

    [​IMG]

    • Ben neler yapabilirim? (Bireyin yeteneklerinin belirlenmesi)
    • Ben neleri yapmaktan hoşlanırım? (İlgi alanlarının belirlenmesi)
    • Karakterim nasıl? (Kişilik özelliklerinin belirlenmesi )
    • Ben ne istiyorum? (İş değerlerinin belirlenmesi)
    • İlgi duyulan mesleklerin incelenmesi.
      • Meslek mensuplarının yaptığı temel faaliyetler,
      • Çalışma ortamı,
      • Çalışma koşulları,
      • Çalışanlarda aranılan nitelikler,
      • Mesleğe hazırlanma,
      • İlk işe giriş,
      • Meslekte ilerleme,
      • Kazanç,
      • İş bulma olanağı ve mesleğin geleceği,
      • Mesleğin gerektirdiği nitelikler vb.
    Birey kendi özellikleri ile mesleğin özelliklerini eşleştirerek kararını oluşturabilir. Üzerinde durulacak temel nokta "Bireyin kendini olmak istediği gibi değil olduğu gibi" objektif olarak tanıması ve ilgi duyduğu mesleği de olumlu, olumsuz özellikleriyle tanımasıdır. "Ben ne kadar çok kazanabilirim?" yerine "Ben hangi işi en iyi şekilde yapabilirim?", "Hangi ortamlarda ve koşullarda çalışmaktan mutlu olurum?" sorusuna cevap vermesi ve hayattaki mutluluğu yakalamak için ilk adımı doğru atması önemlidir.

    MBA Danışmanlık, konusunda uzman Rehber Psikologların hazırladığı testlerle, bunun yanında; kişilerle yüz yüze görüşerek kişinin hangi mesleğe uygun olduğunu belirlemede ilköğretim son sınıf ve lise son sınıf öğrencilerine veya isteyen herkese danışmanlık yapmaktadır.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Yedi adımda mesleğinizi seçin

    [FONT=arial, geneva, helvetica][​IMG]

    [/FONT][FONT=arial, geneva, helvetica]Meslekler ve koşulları hakkında araştırma yapmadan mesleğinizi seçmeyin.

    [/FONT]MED Dershanesi uzmanlarına göre meslek seçerken atılması gereken yedi adım var. Cevaplandırılması gereken sorular ise: Nasıl bir hayat istiyorum, kişisel ve fiziksel özelliklerim bu mesleğe uygun mu, çok para beni mutlu etmeye yeter mi?



    Hayat seçimlerden ibaret değil de nedir? Şu an seçim yaptığınız için bu yazıyı okuyorsunuz. Seçiminiz tersi olsaydı muhtemelen okumayacaktınız ve başka bir şeyle ilgilenecektiniz. Şu anda ÖSS'ye hazırlanan birçok öğrenci hayatlarını tepeden tırnağa değiştiren seçimler yapmış ve hazirandaki önemli bir virajdan sonra hayatlarını yeniden kuracakları meslek tercihleriyle karşı karşıya kalacaklar. Yüksek bir puan almak, ancak doğru ve iyi bir tercih yapmakla anlam kazanacak. İşte bu yazıda meslek seçmenin yollarından bahsedeceğiz.
    Hayatımız boyunca pek çok zor(layıcı) seçim yapmak zorundayız. Bırakın zor kararları her günümüz, her anımız tercihlerimizin eseridir. Sabah kalktık, bugün ne yapacağız? Hangi derse ne kadar çalışacağımıza, hangi elbiseyi giyeceğimize, ne kadar soru çözmemiz gerektiğine tercihlerimizle karar veririz ve kaderimiz bu seçimlerle şekillenir. Kararlar verirken kişisel inisiyatifimizi kullanmamız en güzelidir. Hayatınızı direkt etkileyen ÖSS maratonunda tercih yaparken listenizin sizin tarafınızdan doldurulması çok önemlidir. Başkalarının yönlendirmesiyle yaşayan bir kişinin yapacağı mesleki seçimler kişiyi mutluluğa ve doyuma ulaştırmayacaktır. Hayatımızın, yaşayışımızın sorumluluğunu bizzat almadığımızda çok arzuladığı bir hedef için dahi risk almaktan çekinen ve karar vermeyi erteleyen, yaşadığı kararsızlık ve başarısızlıkların kabahatini de başkalarına yükleyerek sürekli haksızlığa uğradığını düşünen biri oluruz.

    'Sorumluluktan kaçmayın'

    Sorumluluk almaktan, sonuçları üstlenmekten kaçma davranışı (bozukluğu) özellikle 'Hata sadece bende değil ki', 'Ne yapalım, demek ki kaderde varmış', 'İnsanlar ne kadar bencil, bir el uzatan yok' tarzındaki yorumlarla da kendini belli eder. Bu tür 'kandırmaca' yorumlar bizi geçici olarak rahatlatsa da orta ve uzun vadede hayatımızın yavaşça elimizden kayıp gitmesine yol açabilir. Danışmak, görüş almak, bilgili insanların hayat tecrübelerini göz önünde bulundurmak gerekli bir yoldur. Fakat bunu, seçimi ve sorumluluğu tamamen bir başkasına bırakmakla karıştırmamak lâzım. Mesela mesleki karar verme safhasında, ailenize, yürüyeceğiniz yollardan geçmiş mesleğinde başarılı diğer kimselere, yetkin uzmanlara ve çevrenizde fikirlerini ciddiye aldığınız güvenilir arkadaşlarınıza elbette danışacaksınız. Ancak hayati bir kararı başkalarına bırakmak, körü körüne yapılmış bir hata olur.

    Adım adım meslek seçimi

    1- Hedef belirleyin: Bu hedef aynı zamanda sizin vizyonunuz, gelecek resminizdir. Birkaç yıl sonraki hayatınızı gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Ne olmak istiyorsunuz? Nasıl yaşamak istiyorsunuz? Nasıl bir hayat standardınız var?

    2- Bir misyonunuz olsun: Gelecekte yapacağınız meslek ve yaşamak istediğiniz hayatla ilgili fikirleriniz ve hedeflerinizi belirlediniz mi? Cevabınız evet ise kendinize şu soruları sormaya başlayın: Neden böyle bir meslek? Neden böyle bir hayat? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sizin misyonunuzu belirleyecek.

    3- Değerlerinizi keşfedin: Hayatta en çok önem verdiğiniz şeyleri düşünün. İnsanlara ve insanlığa faydalı olmak, üretmek ve başarmak, sevilmek, sayılmak vb. yüzlerce değer arasından ilk beşe hangilerini koyarsınız? Belirlediğiniz bu beş değer, hayat anlayışınızı ortaya çıkarır. Meslek seçiminde sizi yönlendirecek olan kıstaslar da değerler içinde saklı. Değerleriniz, vizyonunuz ve misyonunuzun örtüşmesi bu bakımdan çok mühim. Şayet bunlar örtüşmüyorsa ileride başarılı ve mutlu olma ihtimaliniz düşer. Başarı ve mutluluk; hedefleriniz, amaçlarınız, değerleriniz ve yaşayışınızın birbirleriyle âhenkli olmasına bağlıdır.

    4- Kendinizi tanımaya çalışın: Güçlü yönlerinizi belirlemeye gayret edin. Kararınızı asla 'mesleki moda'yı esas alarak vermeyin. Kendinize, kişiliğinize uygun olmayan bir seçim yapmamaya özen gösterin. Neleri iyi yapabildiğinizi, hangi konularda başarılı olduğunuzu düşünün.

    5- Kendinize sorular sorun: Elektronik mühendisliğini ele alalım. Popüler, günümüz koşullarında geçerliliği var, iş bulma ve para kazanma imkânı olan bir meslek. Ama sayılarla, elektrik-elektronik-teknik işlerle aranız iyi değilse, bu işte ne kadar başarılı olabilirsiniz? Seçmeyi düşündüğünüz mesleğin size uygun olup olmadığını anlamak için kendinize şöyle sorular sorabilirsiniz:
    Bu mesleği gerçekten istiyor muyum?
    Bu mesleği zevkle yapabilir miyim?
    Fiziksel ve kişisel özelliklerim bu işi yapmaya uygun mu?
    Büyük şirketlere uygun biri miyim, yoksa daha küçük girişimci ruhla çalışan bir şirkette mi mutlu olabilirim?
    Sayılarla ilgili mesleklere mi yatkınım, insan ilişkilerinin yoğun olduğu mesleklerde mi başarılı olabilirim?
    Çok para beni mutlu eder mi?
    Türkiye bu mesleği uygulamam ve yapmam için uygun bir ülke mi?
    Fazla mesai yapabilir miyim?
    Hafta sonları çalışabilir miyim?
    Seyahat edebilir miyim?
    Ne tarz insanlarla birlikte çalışmaktan hoşlanırım?

    6- Gelişen dünyayı takip edin: Dünya ve Türkiye'deki gelişmeleri ve gidişatı takip etmek, teknolojideki yenilikleri bilmek, ekonomiyi anlamaya çalışmak gelecekte hangi mesleklerde yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulacağının ipuçlarını verir. Çevrenizde olup biten yenilikleri gözlemleyin ve bu gözlemlerden yola çıkarak, sürekli gelişen ve değişen dünyada nasıl bir yer alabileceğinizi düşünün. Dünyanın size sunduğu imkânları ve fırsatları kaçırmayın, iyi değerlendirin. Bu şekilde vereceğiniz bir karar, size iyi bir gelecek sunabilir.

    7- Pozitif düşünün: Meslek seçimi yaparken karamsarlığı bırakın. Karamsarlık, kendinize olan inancınızı zayıflatır. İsteklerinize, tercihlerinize önem verin. Kendinize güvenmeden yapacağınız her seçim sizi yanıltır. Meslek seçimi yaparken elbette olumlu ve olumsuz yönlerini düşünün ama rehberiniz, iyimser ve yapıcı düşünce olsun.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    İşte geleceğin 25 mesleği !!!

    Kişisel gelecek planlaması alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veren Türkiye'nin ilk fütürist şirketi M-Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan, öğrencilerin ve velilerin 10-20 yıl sonrasını planlamalarını öneriyor.
    Şuan popüler olan mesleklerin gelecekte önemini kaybedeceğini de anlatan Tarhan, bu noktada geleceği iyi okumayı öneriyor. Peki 2020'li yıllarda nasıl bir hayatımız olacak ve hangi mesleklerin yıldızı parlayacak? Tarhan'a göre gelecek; Enerji, ekoloji, ses-görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler ve gıda teknolojilerinde olacak.

    GENÇLERE TAVSİYELER

    Gelecekte başarılı olabilmenin aynı zamanda stresi yönetebilme sanatı ile yakın ilişki içinde olduğunu anlatan Tarhan, şuan üniversiteye giriş aşamasındaki gençlere ise şu tavsiyelerde bulunuyor: “Stres çoğu zaman başarısızlığa neden oluyor. Yüzde 60'ı otuz yaşın altında, yüzde 11'den fazlası diplomasız ve işsiz insanların bulunduğu ülkemizde öğrenciler, OKS ve OSS sınavlarını stres ederek hayatlarını karartıyor. Bunun yerine öğrenciler kendi kişilikleri ve gelecekten beklentileri konusunu netleştirmeli ve hedef belirlemek için de ‘10-20 yıl sonra nerede olmalıyım?' sorusuna yanıt vermeliler. Bu öğrenciler sınavlarda diğerlerine göre daha şanslı olur ve hedeflerine ulaşır.” Öğrencilerin ezbere yapılan tavsiyelere çok kulak asmaması gerektiğini ifade eden Ufuk Tarhan, düşledikleri yaşama onları götürecek mesleği keşfedebilmelerinin onları hedeflerine ulaştıracağını söyledi. Ufuk Tarhan, “Bunu yaparken, dünyanın 10-20 yıl sonra nasıl bir değişim göstereceğini tahmin etmek gerekiyor. Örneğin, hukuk okumak isteyen veya okuyan bir genç, avukat olmak istemenin yanı sıra, genetik alanında uzmanlık geliştirmeye karar verirse, gelecek için daha başarılı ve daha çok kazanç getiren bir alana yönelmiş olabilir. Diğer taraftan enerji sektöründe söz sahibi bir avukat olmayı hedeflemek, şu anda hiç de popüler olmayan, ancak 10 yıl sonra revaçta olabilecek bir alan olarak öngörülebilir” dedi.

    YÖNLENDİRMELER SAKINCALI

    Ebeveynlerin gençleri yönlendirmelerini hele de baskıyı çok yanlış bulduğunu belirten Tarhan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gelecek algısını ve tahminlerini geliştirmeden ‘ezbere' yapılan yönlendirmeler çok sakıncalı. Çünkü 5-10 yıl sonra, yani bugün bu sınavlarda çırpınan gençler kazanıp da bir yerleri bitirdiklerinde; ne iş bugünkü işe benzeyecek ne meslekler, ne eğitim, ne de rekabet koşulları bugüne benzer halde olacak. Ebeveynler, gençleri, hedeflerini belirleyip, özgüvenli, rahat, farklı, yaratıcı, eğlenceli olmaları için desteklemeli, onlara baskı değil, rehberlik yapıp, moral kaynağı olmalılar. Gençler ise, hangi alana ilgileri ve eğilimleri olduğunu bulmalı, bu alanda eğitim alıp uzmanlaşmak için plan yapmalı. Tutkulu ve çok disiplinli çalışmalılar. Zaten seçtikleri alanı seviyorlarsa bunu zaten yaparlar, yapamıyorlarsa sorun vardır, yani yanlış yoldadırlar.” Üniversite eğitiminin bir “ön lisans” eğitimi olduğuna da dikkat çeken Ufuk Tarhan, gerçek mesleğin bundan sonraki ‘yüksek lisans-uzmanlaşma' süreci ile gelişebileceğini söyledi.

    GELENEKSEL MESLEKLERE İLGİ AZALACAK

    Tarhan, öğrencilerin ön lisans ile uzmanlaşacakları dalları fütürist beklentileri de göz önüne alarak ilginç kombinasyonlar kurması gerektiğini belirtiyor. Klasik ve teknolojiden uzak yapıdaki tüm meslek alanlarının gelecekte tercih edilmeyeceğini belirten Ufuk Tarhan, özellikle imalat ve tarım sektörlerinde geleneksel yapıyı sürdürmeye çalışan dallara ilginin giderek azalacağına dikkat çekiyor. Sabit ücretli, sabit ofisli istihdam olanaklarının giderek daralacağını, bu tür dağıtım modellerinin yerini, merkezi operasyon merkezleri ile çalışan bağımsız distribütörlerden oluşan dev, global organizasyonların alacağını anlatan Tarhan, “Gelecekte enerji, ekoloji, ses-görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler ve gıda teknolojileri alanlarının çok popüler olacak” dedi.

    İŞTE GELECEĞİN MESLEKLERİ

    • Taşeron yöneticiliği
    • Değişim yöneticiliği
    • Yönetici menajerliği
    • Hot-line işletmeciliği
    • Akıllı tedarik yöneticiliği
    • Sanal market işletmeciliği
    • Robotik sorunlar avukatlığı
    • Senaryo tasarımcılığı
    • Yapay zeka pazarlamacılığı
    • Beş duyu reklam tasarımcılığı
    • Soru bankası tasarımcılığı
    • Elektronik gazetecilik
    • Duygu tasarımcılığı
    • Gen programcılığı
    • Genetik ekonomi
    • Kök hücre programcılığı
    • Bilgi madenciliği
    • Alternatif besin mühendisliği
    • Franken food denetçiliği
    • Siber teknoloji mühendisliği
    • Ergonomi mühendisliği
    • Enformasyon mühendisliği
    • Nano tıp doktorluğu
    • Internet mühendisliği
    • Nano yapı mühendisliği
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Meslek seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

    Bir mesleği seçmeden önce kendimizi iyi tanımamız gerekiyor. İlgi, kabiliyet ve beklentilerimizi netleştirmeliyiz. Sevmediğimiz bir alanı sırf parası iyi diye tercih etmek bizi mutlu etmeyecektir. Hayatımızın en önemli kararlarından biri meslek seçimimizdir. Seçtiğimiz meslek hayatımız boyunca bizimle beraberdir. Onu nereye gidersek gidelim hep yanımızda taşırız. Doktor olduğunuzda bu sadece hastanede yaptığınız bir meslek değildir artık. Gittiğiniz her yerde “doktor bey/hanım gelmiş!” diye ağırlanırsınız. Gittiğiniz yerlerin birçoğunda “Ya benim de şuramda çok fena bir ağrım var bir bakabilir misiniz?” gibilerinden sorularla mesleğiniz hayatınızın her yerine girer. Bir bilgisayarcı olduysanız mutlaka gittiğiniz yerlerde formatlanması gereken veya arızası olan bir bilgisayardan size şikayetler gelir ve onu düzeltmenizi talep ederler yakınlarınız. Tabii bu şikayet edilecek bir durum değil. Çünkü insanların siz neyi iyi biliyorsanız o konuda sizden yardım talep etmeleri kadar doğal bir şey de yoktur.
    Bu örnekler daha da arttırılabilir. Burada anlatmak istenilen seçilen mesleğin hayatınızın her noktasını etkileyecek olmasıdır. İşte bundan dolayıdır ki seçeceğiniz meslek hayatınızın en önemli kararlarından biridir. Meslek seçimi bu kadar önemli iken gençlerin çoğu bu seçimi ya popülerliğe göre ya da tercih esnasında bir anlık kararına göre yapıyor olması sonuçları itibarı ile çok sakıncalı bir durumdur.

    Meslek Seçimi ve Toplumsal Gelişim

    Eğitimin en önemli hedeflerinden biri de, bireye kendi potansiyeli ve yeteneği doğrultusunda çalışma ve gelişme fırsatı sağlamaktır. Bunun için de öncelikle bireyin küçük yaştan itibaren kendi yeteneklerini tanımasına yardımcı olunmalıdır. Kendi yeteneklerini tanıması için de eğitsel fırsatlar yaratılmalıdır.

    Türk eğitim sisteminde meslek seçimi ya da alan seçimi birey dışında tezahür etmekte, ailesi veya mesleğin ekonomik getirilerinin en planda tutulması bireyin yaşama bakış açısını önemli ölçüde etkilemektedir.Küçük yaşlardan itibaren bu konuda dikkatli araştırmalar yapılmalı(Bireyi tanıma teknikleri), bireyin yetenekleri göz önüne alınmalı ve bu doğrultuda bir yönlendirme yapılmalıdır.

    Ülkemizde bakın nasıl bir eğitim sistemi işliyor. Alt tabaka ya da orta tabaka ailelerin çocukları(Ülkenin büyük çoğunluğu) küçük yaşlardan itibaren Matematik ve Türkçe alanlarında yoğunlaşmakla birlikte diğer yetenek alanları göz ardı ediliyor. Bu da bireyin en kısa yoldan ekonomik getirisi en sağlam olan(Memurluk) meslek seçimine sebep oluyor. Kendini geliştirmeyen, yaratıcılık becerisi körelmiş ve sağlıklı düşünce yapısına sahip olmayan bireylerin yetişmesine sebep oluyor. Çoğu zaman herhangi sıradan bir insanın yapabileceği bir işe yetenekli birisinin yerleştirilmesi hem o kişinin, kişisel gelişimini etkiliyor hem de yetiştiği topluma yeni değerler kazandırmasında başarısızlığa sebep oluyor. İnsan için en önemli kavramlardan birisi de güdülenmedir. Güdülenme, bireyin bir işe veya konuya karşı istek derecesidir.

    Bir işi veya konuyu isteyerek ve severek yapmayan kişiler, o alanda sadece her gün monoton vida sıkan bir işçi görünümü sergilerler. Yani toplum için yeni bilimsel değerler üretmezler. Toplumların üretim gücü sekteye uğrar. Kendisine ve çevresine yabancılaşmış, toplumun dinamiği olmayan bireyler toplumun gelişimine bir fayda sağlayamaz. Bir memur ya da çiftçi çocuğunu ele alalım. Çocuğun küçük yaşlardan itibaren Matematiğe bir ilgisinin olduğunu varsayalım. Fakat ailesinin ve çevresinin baskısı ile ekonomik şartlar dikkate alındığında, Polislik sınavından aldığı yüksek puanla ekonomik getirisi daha sağlam olan bu meslek tercih ettiriliyor. Bu şartlar altında istemediği bölümde okumak zorunda kalan, kendi yetenekleri ve ilgileri dışında bir meslekte çalışmak zorunda kalan binlerce birey var. Kendi yeteneği ve potansiyeli dışında çalışmak zorunda kalan bireyler, ne kendine ne de topluma yararlı olabilirler. En fazla fiziksel ihtiyaçları peşinde koşan(Yemek, Su, Barınma vb.) sıradan bir birey olur. Oysa belki de bu birey Matematik alanında büyük başarılara imza atacaktı. Ancak yetersiz koşullardan dolayı bilimsel macerası başlamadan bitmek zorunda kalıyor. Bu da toplumun yetenekli beyinlerinin erimesine sebep oluyor.

    Bu söylediklerimiz orta ve alt tabakadaki bireyler için geçerli oysa üst tabaka bireyleri istedikleri bölümde istedikleri şartlarda okuyabilmektedir. Bu durum aynı zamanda Türkiyede, eğitimde Fırsat ve İmkân eşitliği ilkesinin tam olarak hayat geçirilemediğinin bir göstergesidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş