Mescid Adabı - Namaz Kılınca Bilinmesi Gerekenler

'Dinimizin Direği Namaz' forumunda DeMSaL tarafından 22 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mescid Adabı - Namaz Kılınca Bilinmesi Gerekenler konusu çorapsız namaz kılınırmı - mescid adabı nasıl olmalıdır - namazda dikkat edilmesi gerekenler - cemaatle namaz kılarken dikkat edilecek hususlar


    Bütün ibadetlerde olduğu üzere namaz ibadetinin de kendine has, namaz öncesi hazırlık safhası, kılma özellikleri, erkân ve âdâbı vardır. İbadetleri usulüne uygun olarak yerine getirebilmek ve bu esnada bizleri huşuya kavuşturacak âdâbına riayet etmek, ibadetlerin kabulü noktasında büyük önem taşır. İbadetlerimizi, bütün ibadetlerin yapılış şekillerini kendisinden öğrendiğimiz Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)'in kıldığı iç ve dış şekil üzere eda etmemiz gerekir.
    Bu vesile ile toplumumuzda namaz gibi dinimizin direği bir ibadetin edası esnasında ve namazlarımızı ifa ettiğimiz mekânlarda gözden kaçırılan, hatta namazın bozulmasına, huşumuzun dağılmasına sebep olacak davranışların yapıldığını dahi görmekteyiz. En önemli gördüğümüz eksiklikleri maddeler halinde toplamaya çalıştığımız bu çalışmamızın çok faydalı olacağı kanaatindeyiz. Rabb'im tüm ibadetlerimizi kabul etsin ve ibadetlerimizi Güzel Peygamber'imizin ibadetleri gibi kılsın.

    SAHİH BİR NAMAZ İÇİN...
    1. Namaza giden kimse kendisini namazda gibi bilmeli, lüzumsuz lâf etmemeli, lâubali hareketlerde bulunmamalı, abes işlerle uğraşmamalıdır. Mescide namaz için giderken yolda duayı ganimet bilmeli ve çokça dua etmelidir. Namaza geç kalma durumu söz konusu değilse mescide koşarak gitmek nehyedilmiştir.

    Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: "İkâmetin okunduğunu duydunuz mu namaza yürüyün. Sakin ve vakur olmayı unutmayın. Sakın koşuşmayın. Yetiştiğiniz yerden kılın, kaçırdığınız kısmı tamamlayın."(1)

    Peygamber'imiz (s.a.v) bu hadis-i şeriflerinde namaza gelirken acele etmemeyi tavsiye etmektedir. Bunun sebebi Müslim'in Ebu Hureyre (r.a.)'den kaydettiği bir ziyade de açıklanmaktadır: "...Zira biriniz nazma niyetle yürüyünce artık namazda sayılır." yani namaz için yürüyen musalli hükmündedir. Öyleyse ona, musallinin itimat ettiği şeye itimat etmesi, musallinin kaçınması gereken şeyden kaçınması gerekir. İmam Nevevî der ki: "Acele etmemeyi irşat buyurmakla Efendimiz (a.s.), cemaate giden kimse namaza yetişmese bile, sevap elde etme gayesine ulaşacağını ifade buyurmuştur. Çünkü niyet anından itibaren zaten namazdadır, musallidir. Acele etmemek, ayrıca daha çok adım atma imkânı sağlar. Zaten çok adım atılması bizzat istenen bir husustur." Bu mevzuda birçok hadis varit olmuştur. Hz Cabir (r.a.)'in Müslim'deki rivayetinde "...Bir adımınız için bir derece verilir" denilmiştir. Ebu Davud'da ki rivayette ise: "Biriniz güzel şekilde abdestini alır, sonra mescide müteveccihen çıkarsa sağ adımını attıkça Allah (c.c.) ona bir sevap yazar, sol adımını attıkça da bir günahını döker. Mescide gelip namazını cemaatle kıldı mı günahı affedilir. Geldiği vakit namazın bir kısmı kılınmışsa kalana uyar, geri kalanı da sonra tamamlarsa yine öyle olur. Mescide gelir, namazı kılınmış bulur, kendisi namazını kılar, yine öyle olur (yani tam kılmış gibi sevap verilir.)" buyrulmuştur.

    Namaza geç kalındığında ise yetişmek için koşulabilir. Böyle bir durumda namaza yetişmek için "mescidin" dışında koşmanın bir mahzuru yoktur.(2) Ancak mescit içinde koşmak mekruh addedilmiştir. Çünkü mescide koşulacak olursa, gürültü çıkacağından namaz içerisinde ki cemaatin dikkatleri dağılabilir.

    2. Mescide giden Müslüman üstüne başına çeki düzen vermeli, elbise, saç sakal, ayakkabı ve bilhassa çorap temizliğine mutlaka dikkat etmelidir. Mümkün mertebe namazları çorapsız kılmalı, çoraplar kokuyorsa ibadet yerine sokmadan dışarıda uygun bir yere bırakmalıdır. Çorapsız namaz kılmak sünnettir. (Şafii mezhebine göre) Hâlbuki insanlar günümüzde çorapsız namaz kılmayı, namazı bozuyor zannetmektedirler. Peygamber'imiz (s.a.v.) çorapsız hem namaz kılmış, hem de kıldırmıştır.

    3. Sarımsak, soğan, pırasa ve buna benzer kokusu hoş olmayan, kokusu bulunan şeyleri yemiş ve kokusu devam etmekte ise zaruret olmaksızın mescide girmek mekruhtur.

    İbni Ömer (r.a.)'den rivayetle Peygamber'imiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Şu bitkiden soğan ya da sarımsak yemiş olan bir kişi bizden uzak dursun veya mescitlerimizden uzak dursun."(3) Buna göre kokusu hoş olmayan kokusu, başkalarını rahatsız edici sigara gibi şeyleri içip mescide gelmek de kerih görülmüştür.

    4. Mescide girerken, çıkıncaya kadar itikâfa niyet etmelidir. Süresi az dahi olsa itikâf sahihtir.(4)

    5. Mümkünse mescide ezan okumadan önce girilmelidir. Mescitte otururken lâubali ya da ayaklarını uzatmış gayri ciddi ve yönünü kıbleden başka tarafa doğru çevirmiş bir vaziyette oturmamalıdır. Mescitlerde otururken kıbleye müteveccih bir şekilde kemal-i edeple aczi yet içerisinde, Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda olmanın idraki içerisinde, çokça tövbe ve istiğfar dua, zikir ve tefekkür üzere bulunmalıdır.

    6. Mescide girmeden önce ayakkabılar çıkartıldığında, ayakkabının uçlarının kıbleye doğru olması sünnettir. Ayrıca Peygamber'imiz (s.a.v.) ayakkabıların üst üste kıbleye doğru konulabileceğini de tavsiye buyurmuşlardır. Bu sünnet, ayakkabıların çok olduğu, koyacak yer bulunmadığı durumlarda yapılabilir.

    7. Mescide girerken ve çıkarken okunan dualar çoktur; ancak bu duaların bazıları çok uzundur. Bu duaları okumak zor gelirse o zaman Müslim'de yer alan şu dualar tercih edilebilir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Herhangi biriniz mescide girdiği zaman şöyle desin: 'Allahumeftah li ebvabe rahmetike/Allah'ım rahmet kapılarını bana aç!' çıktığı zaman da: 'Allahumme inni es'eluke min fadlike/Allah'ım Sen'in fazl-u kereminden dilerim.' desin."

    8. Mescide sağ ayakla girmeli, çıkarken sol ayakla çıkmalıdır. Mescide girerken tevazu ile girmelidir.

    9. Mescide giren kimsenin iki rekât "Tahıyyatü'l-Mescit" namazını kılmadıkça oturması mekruhtur. Eğer vakit kerahet vakti ise hadis-i şerifte buyrulduğu üzere "Subhanallahi velhamdulillahi ve lâilâhe illallahu vallahu ekber" zikrini yapmak müstehabtır.(5)

    Bu tesbihtı yapmak "Tahiyyatü'l- Mescit" namazının yerine geçeceği rivayet edilmiştir. Eğer mescide girildiğinde "Tahiyyatu'l-Mescit" namazı kılınacaksa ve mescitlerde Kur'an okunuyorsa önce oturup Kur'an'dan üç kısa âyet dinlemelidir. Çünkü Kur'an'ı dinlemek farzdır. Bu farz yerine getirildikten sonra ayağa kalkıp mescit namazı kılmalıdır.

    10. Bazı camilerde farz namazı kılınmadan önce müezzin tarafından 3 defa "ihlâs" suresi okunmaktadır. Bu sureyi namazdan önce namaza bir hazırlıkmış gibi okumak sünnet olmadığı gibi, cehri okuma nedeniyle, o esnada namaz kılanların namazdaki dikkatlerinin dağılmasına sebep olmaktadır ve mutat hale getirilmiş bu amel sünnet değil bidattir. Burada yapılacak en uygun davranış, okunan "ihlâs suresini" dinlemeyip cemaatin münferiden kendi günlük virtleriyle, salâvatla ya da tesbihatla meşgul olmalarıdır.

    11. Ezan okunduktan sonra, farz namazını kılmadan (özürsüz olarak) mescitten ayrılmak mekruhtur. Ebu's-Şa'sa'dan rivayetle şöyle denilmiştir: Ebu Hureyre (r.a.) ile birlikte mescitte oturuyorduk. Müezzin ezanı okumuştu ki bir adam bu sırada mescitten çıkıp gitti. Ebu Hureyre (r.a.), adam mescitten çıkıncaya kadar onu gözleriyle takip etti. (Adam çıktıktan sonra) şöyle dedi: "Bu adam Ebu'l-Kasım (Rasûlullah) (s.a.v.)'in sünnetine isyan etmiştir."(6)

    12. Mescitlerin süpürülmesi, temizlenmesi sünnettir. Peygamber'imiz (s.a.v.) hadis-i şerifte: Bunları (çöpleri ve süprüntüleri) mescitten çıkarıp atmak, cennetteki karagözlü hurilerin mihirleridir." buyurmuşlardır.(7)

    Ebu Davud'da geçen rivayete göre Hz. Enes (r.a.) şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kişinin alıp mescidin dışarısına çıkarttığı saman çöpü, toprak vb. ufak şeye varıncaya kadar ümmetimin ecirlerine sebep olan amelleri bana arz edildi."

    13. Namazı huşu ve hudû üzere kılmalıdır. Cenâb-ı Hak (c.c.) âyet-i kerimede: "Onlar öyle kimselerdir ki namazlarında huşu üzere olurlar." buyurmaktadır. Rasûlullah (a.s.) Efendimiz: "Allah'u Teâlâ, hem kalbi hem de bedeni ile namazda hazır olmayan kimsenin namazına bakmaz." buyurmuşlardır.(8) Bu bakımdan namaz kılarken mekruh addedilen ve namazını bozan davranışlardan sakınmalıdır. Bu sebeple namaz kılarken tek elle pantolonunun paçasını çekmek tenzihen mekruhtur. Bu hareket amel-i kalîldir.(9) Ancak pantolonunun iki paçasını birden çekmek amel-i kesirdir, namazı bozar.

    14. Namazda iken kişi her hangi bir uzvunu bir rükûnda (bir rükûn; 3 defa subhanallah diyecek kadar bir zamandır) üç defa kaşırsa namaz bozulur.(10)

    15. Namazda erkeklerin, kolları sıvalı bir şekilde namaz kılması da tenzihen mekruhtur.(11)

    16. Rükû ve secde esnasında belin, bir rükûn müddetinden fazla açık kalması namazı bozar. Bu müddet içinde kapatabilirse namaz bozulmaz. Avret sayılan yerlerden birinin tamamı veya dörtte bir kadarı bir rükûn müddeti boyunca açık bulunursa namazı bozar. Dörtte birinden az olursa namazı bozulmaz. Avret, 'görülmesi haram olan yer' demektir. Erkeklerde diz kapağı ile göbek arası; kadınlarda ise el, yüz, ayak dışında her yer avret sayılır. Namazın sahih olabilmesi için en az bu kısımların namazda örtülü olması şarttır.

    17. İmam olan zat namaz kılarken bir rükûn içerisinde sağa sola, öne veya arkaya doğru sallanarak kıraatini yapıyorsa bu hareket amel-i kesirdir. Namaz bozulur.

    Amel-i Kesir: Namaz kılana bakan kimsede, namaz kılanın, namazda olmadığı şüphesini doğuran her hareket amel-i kesirdir. Bundan aşağısı ise amel-i kalîldir.(13) Ancak imam Kur'an hafızı ise, sallanması namaz bozmaz. Çünkü bazı hafızların umumiyetle Kur'an'ı ezberlerken ve okurken sallanmayı alışkanlık haline getirdiklerinden, bazı İslâm âlimleri, namazdayken sallanmanın namazı bozmayacağı kanaatine varmışlardır.

    18. Namazda imam olan kişi, kıraatle harfleri değiştirecek şekilde teganni yaparsa namaz bozulur.(14) Kelimelere fazla harf eklemek de namazı bozar." Muflihuuuun", "alemiiiin" gibi.

    19. Cuma günü imam hutbe verirken 'hubve' tarzında oturmak mekruhtur. Hubve; kişinin kabaları üzerine oturup, dizlerini havaya dikip bacaklarını karnına yapıştırarak üzerine kollarını kenetleyip oturmaktır.

    Hattabi: "Bu oturuşun hutbe vaktinde yasaklanması uyku getirdiğinden, abdestin bozulmasına yol açmasıdır." demiştir.(15)

    Cuma günü cumanın ilk sünnetini kılarken imam hutbeye başlamışsa hemen kıldığı bu sünnetin ikinci rekâtında selâm vermelidir. Hiçbir şeyle meşgul olmamalıdır. Hatta konuşana "sus" bile dememelidir.

    20. İmamdan önce rükû veya secdeye gidenin ya da önce kalkanın namazı bozulur. İmama uyan kimse imamdan evvel rükûya gidip daha imam rükûya gitmeden başını tekrar kaldırırsa, bu rükû kifayet etmez. Bu durumda rükûsunu, imamın rükûsu esnasında iade etmezse namazı bozulmuş olur. Bu hususta İbni Ömer (r.a.) "Namaz batıl olur." demiştir. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: "Sizden biriniz rükû ve secdede imamdan önce başını kaldırdığı zaman Cenâb-ı Hakk'ın (kıyamet günü) başını eşek başına veya suretine çevireceğinden korkmaz mı?"(17)

    21. Namaz kılan kişinin kendisinin işitecek derecede âyetlerden birazını okuması farzdır. Kendisi işitemezse kıraat sayılmaz. Namaz da sahih olamaz.(18) Ancak namazda kıraati kendisinin duyacağından biraz fazla sesle okuması başkalarının dikkatini bozar.

    22. Namazda iken tahiyyatlara oturuşta sağ ayağı sol ayağın veya sol ayağı sağ ayağın üzerine koyarak oturmak sünnettir.(19)

    Ancak namazdayken oturuşta sağ ayağın parmaklarını kıbleye doğru çevirmek ve sol ayağın üzerine oturmak da sünnet olduğundan bu sünnetleri namazın birinci oturuşunda birincisini, ikinci oturuşunda da ikincisini yapmak sünnettir.

    23. Namazlarda kaide-i ûlâdan (birinci oturuş) kalkarken sağ elle yerden destek alarak kalkmak sünnettir. İki elle yerden destek alarak kalkmak ise tahrimen mekruhtur.(20) Ancak hastalık gibi zaruri durumlarda iki elle yerden destek alarak kalkmanın bir mahzuru yoktur. Namazda iken yapılan tahrimi mekruhlarda sehiv secdesi yapmak lâzımdır. Bu bakımdan bu hususa dikkat etmelidir.

    24. Namazda rükûya giderken ayakları birleştirmeli, rükûdan kalkarken iki ayağı birbirinden ayırmalıdır. Böyle yapmak sünnettir.(21) Ancak bu sünneti yaparken ayakları birbirine birleştirmeyi rükûya vardıktan sonra yapmamalıdır. Böyle yapmak ise mekruh olur.

    25. Namazda secde esnasında iki ayağın birden aynı anda yerden kesilmesi namazı bozar. Secde esnasında tek ayağın yerden kesilmesi ise mekruhtur.

    26. Müezzin kamet getirirken imamdan önce ayağa kalkmamalıdır. Şayet imam kametin başındayken ayakta ise oturmamalı, hemen cemaatte imama uyarak ayağa kalkmalıdır. Böyle yapmak edepten olup, sünnettir.

    27. Namazdan sonra müezzin Kur'an okuyacaksa (aşır vb.) yönünü cemaate çevirerek okuması edeptendir. Böyle yapmakla cemaat yönünü Kur'an okuyan kişiye karşı dönmüş olacağından bir sünnet daha işlenmiş olmaktadır.

    28. Cemaatle namaz kılarken dikkat edilmesi gereken önemli bir sünnet de şudur: İmamın arkasına ilim, takva ve faziletçe en ileri olan kişi durmalıdır. Bu şahsın sağına ve soluna da ilim ve takva da ona yakın olan fazilet sahibi kişiler durmalıdır. İmamın arkasına duran kişinin sağında ve solundaki kişilerin sayısı birbirine ya eşit ya da sağındakiler solundakilerden bir fazla olmalıdır. Birinci saf, bu şekilde tamamlandıktan sonra ikinci saftakiler namaza dururken safı ortadan başlatmalıdırlar. Sonradan gelenler safa katılırken (bu ortadaki safın) sağına, sonra gelen soluna durmalıdır, ondan sonra gelenler de onların sağına ve soluna durarak safı tamamlamalıdırlar. Bu şekilde saflarda durmak sünnettir. Ebu Mes'ud el-Bedri (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.v.) namazda omuzlarımıza eliyle dokunur ve: "Düzgün olun, karışık durmayın, sonra kalplerinize de karışıklık ve ihtilaf girer. Hemen arkama, sizden akıl ve dirayet sahibi olanlar dursun. Sonra tedricen bunları takip edenler, sonra da onları takip edenler dursun." derdi.(22)

    29. Cemaatle namaz kılınırken imama uyan kişi, imam sola selâm verdikten sonra sağa selâm verip sonra da sola selâm vermelidir. Böyle yapmak Şafiî mezhebinde sünnettir.

    30. Bazı camilerde farz namaz kılındıktan sonra cenaze namazı bahanesiyle 33'er kere yapılan tesbihatı terk edilmektedir. Hâlbuki bu tesbihatı yapmak sünnettir. Bu mühim sünneti terk etmemelidir. Zira İmam-ı Rabbanî Hazretleri "Mektubat" adlı eserinin 304. mektubunda çok değerli şu cümlelere yer vermektedir:

    "Peygamber'imiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte farz namazından sonra 33 tesbih, 33 tahmid, 33 tekbir ve tehlil emretmiştir. Bunun sebebi bu fakirin anladığına göre namazdaki kusurlar 'Subhan Allah' ile örtülür. Lâyık olan tam ibadet yapılmadığı bildirilir. 'Elhamdülillah' ile namaz kılmakla şereflenmenin, O'nun yardımı ve eriştirmesiyle olduğu bilinerek bu büyük nimete şükür hamd edilir. 'Allahu Ekber' diyerek de ondan başka ibadete lâyık kimse olmadığı bildirilir." İmam-ı Rabbanî Hazretleri bu tesbihatlarla namazdaki kusurların örtüleceğini bildirmiştir.

    Bu tesbihatın fazileti ile ilgili olarak Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte: "Bir gün muhacirlerin fakirleri Efendimiz (s.a.v.)'e gelerek şöyle dediler: 'Varlıklı Müslümanlar cennetin en yüksek derecelerine ve ebedi nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihat ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem onlara: 'Sizden önce gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şey haber veyim mi?' diye sordu: 'Evet, söyle yâ Rasûlullah!' dediler. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Her namazın arkasından 33'er defa Allah'ı tesbih eder (Subhanallah), O'na hamd eder (Elhamdulillah) ve tekbir (Allahu Ekber) getirirsiniz.' buyurdu." Müslim'in rivayetinde ise: "Bir müddet sonra fakir muhacirler Rasûlullah Efendimize tekrar gelerek: 'Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar ve aynını onlar da yapmaya başlamışlar.' dediler. Bunun üzerine Allah Rasûl'ü: 'Ne yapalım! Artık bu Allah'ın bir fazl-u keremidir, Allah lutfunu dilediğine verir.' buyurdu."(23)

    31. Namazda tesbihatı elle yapmak sünnettir. Halk ellerle, özellikle sol elle tesbihatı kerih görmektedir. Hâlbuki Efendimiz (a.s.)'ın sol elle tesbihat yapmadığına dair hadis kitaplarında her hangi bir bilgi yoktur. Efendimiz (s.a.v.)'in iki elini kullandığına dair sahih hadisler mevcuttur. Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a.)'in azatlısı Yüseyre (ilk muhacirlerden) anlatıyor: "Allah Rasûl'ü bize şöyle buyurdu: "Size tesbih, tehlil, takdis ve tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunları yaparken parmaklarla sayın. Zira parmaklar kıyamet günü suale maruz kalacaklar ve konuşturulacaklardır."(24)

    32. Eğer tesbihat tesbihle çekilecekse, tesbihleri bizzat kalkıp bulunduğu yerden almalı, isteyenlere de kendi ellerimizle vermeliyiz. Tesbihleri uzaktan atmamalıdır. Gelişi güzel sağa sola tesbihlerin atılması edebe aykırıdır. Cami ve mescitlerde bu nevi hatalara sıklıkla rastlamaktayız.

    33. Mescid-i Haram hariç, erkek ve kadınların karışık namaz kılmaları caiz değildir. Aynı hizada ve aynı safta bulunmaları doru değildir. Kasıtlı olarak sonradan namaza duran kişinin durumuna göre birisinin namazı ifsat olur. Bu husus hakkında ilmihallerden bilgi alınmalıdır. Ancak bir de türbelerde, gerek türbe içinde ya da yanında ziyaretçilerin namaz kılabilmesi için boş bir mekân bulunabilmektedir. Gerek türbe içinde gerek de bu mekânlarda kadınların erkeklerle karışık namaz kıldıkları çokça görülmektedir ve kesinlikle haramdır. Erkek ve kadınlar bu tür mescitlerde kendilerine tahsis edilen yerlerde namaz kılmalıdırlar.

    Bazen de kasıtlı olarak türbeye karşı namaza durulduğu gözlenmektedir ki bu da kesinlikle doğru değildir. Ancak zamanla mescidin büyümesi nedeniyle türbelerin kapalı ayrı bir mekânda kalması durumu hariçtir.

    34. Takke üzerine sarık sararak namaz kılmak sünnettir. Secdenin sahih olması ve alnın secdeye değmesi için sarığı alından biraz daha yukarı kaldırıp, alın saçlarından birazının öne çıkması sağlanmalıdır. Böyle yapmak da sünnettir.(25)

    35. Mescidlerde tartışmak, dünya kelâmı konuşmak, sesi yükseltmek, kayıp ilanı vermek, alış veriş ve ticaret yapmak nehyedilmiştir. Amr b. Şuayb'den rivayetle bir hadiste: "Rasûlullah (a.s.) mescidde alış verişte bulunmaktan, orada kayıp eşya ilanı vermekten ve şiir okumaktan men etti." buyurmuşlardır.(26) Yine diğer bir hadiste: "Kim mescide kaybettiği yitiğini araştırıp soruşturan kişinin sesini duyarsa şöyle desin: 'Allah kaybını buldurmasın.' Çünkü mescitler bunun için yapılmadı." buyurulmuştur.(27)

    36. Mescitleri güzel kokularla kokulandırmak sünnettir. Uzun süre mescitte kalıp, ibadet ve taatte bulunup yorgunluk hasebiyle uyumak icap ederse, sırtüstü uzanarak ve ayaklardan birisini diğerinin üzerine atarak uyumak sünnettir. Buharî'de geçen rivayette de Peygamber'imiz (s.a.v.) bunları yapmıştır. Ancak bu istirahatımız gaflet sebebiyle olmamalı ve yattığımız zaman ayaklarımız kıbleye karşı olmamalıdır, bu da sûî edep olur.

    37. Camiden çıktıktan sonra ayakkabımızı giyeceğimiz zaman ters çevirip silkelemeliyiz. Bu sünnettir. Bir de ayakkabıların kıbleye doğru olan yönlerini değiştirmeden yönümüzü kıbleye çevirerek giymeliyiz. Bu davranışla sünneti kendimize uydurmayıp kendimiz sünnete uymuş olarak, ayakkabılarımızı giymiş oluruz.

    38. Cenâb-ı Hak (c.c.) Tevbe Sûresi 18. âyet-i kerimede Allah'ın evlerini imar edenlerin, namazlarını kılan, zekâtlarını veren, takva sahibi mü'minler olduğunu beyan etmektedir. Mescitleri imar etmek iki kısımdır: İlki, mescitleri yapmak, inşa etmek, tamir ve bakımını yapmaktır. Diğeri ise mescitlerde cemaatle namaza çokça devam etmek şeklinde olur. Peygamber'imiz (a.s.) bir hadis-i kutsîde: "Benim yeryüzündeki evlerim mescitlerdir. O mescitlerdeki ziyaretçilerim de oraları imar edenlerdir. Evinde temizlenip sonra da Benim evimde Beni ziyaret eden kula müjdeler olsun... Çünkü ziyaret edilenin ziyaret edene ikramda bulunması uygun düşer." buyurmaktadır.(28)

    Bu bakımdan nasıl ki bizler evimize gelen dostlarımıza, yakınlarımıza, evimizde misafir olmaları sebebiyle en iyi ve en güzel şeyleri ikram etmek istediğimiz gibi, mescidler de Cenâb-ı Hakk'ın evleri ve en çok sevdiği mekânlar olması sebebiyle oralara ibadet taat etmek için gelen kullarına Rabb'imiz Teâlâ Hazretleri mağfiretini, rahmetini, ihsan ve ikramını lütfeder. Bu sebeple Cenâb-ı Hakk'ın rahmet ve mağfiretinden istifade etmek için mescitlerdeki edeplere titizlikle riayet etmeli, ibadetlerimizi Peygamber'imiz (s.a.v.)'in ahlâk ve sünneti üzere yapmaya gayret etmeliyiz.

    Cenâb-ı Hak (c.c.) hepimize katında razı olacağı bir edep ile kulluk yapmayı nasip etsin.
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    güzel faydalı bilgiler için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş