Meryem Gitmiş!

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Meryem Gitmiş! konusu [​IMG]Resimleyen: Esra Rana

    Cama vuran yağmur damlaları, tıpır tıpır sesler çıkartıyorlardı. Bu düzenli ses Meryem'i uykusundan uyandırmaya yetmişti. Gözlerini kısarak açıp pencereye doğru baktı. Hava aydınlanmaya başlamıştı fakat halen sabah olmuş sayılmazdı. Yerinden doğruldu ve şaşkın şaşkın pencereye doğru bakmaya devam etti. "Yağmur" dedi sessizce. Sonra Hayriye'nin yastığının kenarına oturup düşünmeye başladı. Yaşlı nine Şükufe, "ilk yağmurdan önce seni bekliyorum kızım, çok geç kalma sakın" demişti ona. İlk yağmur dediği bu olmalıydı. Çünkü birkaç gündür Hayriye ile birlikte vakit geçirmesine rağmen ilk defa bu sabah yağmur yağdığını görüyordu. Cama vuran damlalar, Şükufe ninenin bu sözünü hatırlatmıştı ona. Eğer Şükufe nine söylüyorsa bir bildiği vardır, hemen gitmeliyim diye düşündü. Fakat bir türlü kitaba doğru gitmiyordu ayakları. Kısa bir süredir onu tanımasına rağmen Hayriye'yi çok sevmişti. Şimdi ondan ayrılacağını düşündükçe kalbinin kırışık bir kağıda döndüğünü hissediyordu.
    Vedalaşmak için Hayriye'yi uyandırması gerekecekti. Fakat buna dayanabilir miydi? Hayır, hayır, en iyisi Hayriye'ye bir not bırakmak ve onu uyandırmamaktı. Yağmurun tıpırtısı kesilmek üzereydi ki Meryem ağlamaya başladı. Ağladığını kendi bile fark etmek istemiyordu. Gözyaşları sessizce akarken, o da hafifçe burnunu çekiyordu. Yastığın kenarından kalkıp ilerideki komidine doğru ilerledi. Yataktan komidine geçmek hiç de zor olmadı çünkü ikisi bitişiktiler. Hayriye'nin saç tokalarının kenarından geçerek kitaba doğru iyice yaklaştı Meryem. Kitabın hemen önünde bir su bardağı duruyordu. Bardağa tutunarak etrafını dolandı. Şimdi işte kitap tam karşısındaydı. Geri dönüp tekrar Hayriye'ye baktı. Hayriye tıpkı bir çam kozalağı gibi görünüyordu. Dizlerini karnına çekmiş ve elini yanağının altına koymuştu. Herhalde çok yoruldu diye düşündü Meryem.
    Meryem kitabın son sayfasında bir ileri bir geri yürüyordu. O yürüdükçe ayaklarının kalktığı yerde harfler oluşuyor, o harfler saha sonra kelimeleri oluşturuyordu. Meryem düşünüp düşünüp yürüdükçe sanki kalbindeki sözler kitaba akıyordu. Meryem birkaç adım daha attı ve sonra yerinde durdu. Geriye doğru döndü. Şimdi bir noktanın üzerinde duruyordu. Hayriye'ye tekrar baktı ve gözlerini kapadı. İki gözünden de birer damla yaş aktı.
    Hayriye kitabın açık olduğunu görünce içi cız etti. Sanki Meryem'in gittiğini hissetmişti. Hemen yatağından fırladı ve elini kitaba uzattı. Son sayfada daha önce okumadığı bir yazı vardı.
    Anladı ki bu, Meryem'in veda cümleleridir. Hayriye yağmurla ıslanmış sokağa baktı. Meryem'in gitmesiyle hüzünlenen kalbi, onu tanıdığı için yine de sevinçliydi. "Ne tuhaf, hem hüzünlü hem de sevinçli olmak" dedi. "Sanki bir elimde ateş bir elimde buz var gibi" dedi. Bu benzetmeye güldü. Sonra sevinçle kucakladı kitabı ve tekrar hızla yerinden doğrulup pencereye koştu. "Güneş doğmak üzere. Yapacak ne çok şey değil mi Meryem?" dedi. Halbuki Meryem gitmişti. İçi yeniden cız etti Hayriye'nin. Nemlenen gözlerini kitaba çevirdi ve son sayfasını açtı...
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Meryem Yapraklarda Uçuyor
    [​IMG]Resimleyen: Esra Rana(Kaldığımız yerden devam ediyoruz.)

    "Tabi ki Seyir Bulutu'yla" dedi Hayriye. "Seyir Bulutu'nun marifetlerini bir bilsen. O şimdi bizi bir ağacın tepesine çıkarır, senin bir yaprakta uçmana yardım eder" dedi. Endişeli sesiyle "Ama Seyir Bulutu çok büyük" diye bir cümle kurdu Meryem.
    "Aslında" derken gözünü kırptı Hayriye, "sadece sen biraz küçüksün. Merak etme, seni o ağacın tepesine kadar çıkarabiliriz."
    "Harika!" diye bir çığlık attı Meryem. Hayriye, Meryem'i dümenin üzerine bıraktı ve Seyir Bulutu'nu çalıştırdı.
    Seyir Bulutu uykusundan uyanmaya çalışan bir dev gibi iki yana sallanmaya başladı. Biraz havalandı. Etraftaki birkaç kağıt parçası sağa sola uçuştu.
    Meryem bir yandan ellerine ayaklarına, bir yandan da Hayriye'ye bakıyordu. "Hayriye bana neler oluyor? Galiba büyüyorum, ellerime bak" dedi. Çünkü Meryem'in üzerinde rahatlıkla oturduğu dümen artık Meryem için çok küçük gelmeye başlamıştı. Meryem yere atladı. Neredeyse Hayriye ile aynı boydaydı ve giderek de büyüyordu. Hayriye kıs kıs güldü. "Hayır hayır, sen aynı kalıyorsun. Seyir Bulutu yapraklara rahatça gidebilmek için küçülüyor. Sen aynı kaldığın için büyümüş gibi oldun" dedi.
    Meryem çok şaşırmıştı. Seyir Bulutu'nun direğine sarıldı ve ona "Sen harika bir arkadaşsın" dedi. Seyir Bulutu mutluluktan iki yana tekrar sallandı ve çatıdaki büyük pencereden dışarı çıktı. Karşı kaldırımda salınan ağacın en tepesine kadar uçtular. Serince bir rüzgar yaprakları da birer ikişer uçuruyordu. Hayriye, düşmek üzere olan bir yaprağı gözüne kestirdi. Seyir Bulutu'nun yönünü yaprağa doğru çevirdi. O yaprağa doğru gittiler. Meryem'i ip bir merdivenle yaprağa sarkıttılar. Meryem yaprağın kenarlarından sımsıkı tutundu. Sonra Seyir Bulutu ve Hayriye iyi bir manevra ile uzaklaştılar. Seyir Bulutu'nun rüzgarı, yaprağın kopuşunu hızlandırmıştı. Şimdi Meryem bir yaprağın üzerindeydi. Yaprak bir sağa bir sola doğru uçuyor ve Meryem de sevinçten tatlı çığlıklar atıyordu.
    Hayriye de Seyir Bulutu'nun içinde Meryem'i takip ediyordu. Meryem ve yaprak, rüzgarın da etkisiyle ağaçtan epeyce uzaklaştılar ve savrula savrula havada uçmaya devam ettiler. Seyir Bulutu onları gözden kaçırmamaya çalışıyordu. Hayriye yaprağın üzerindeki Meryem'in sevinç çığlıklarını duydukça neşeleniyordu.
    Seyir Bulutu, Hayriye ve Meryem'i odaya geri getirdiğinde ikisi de birbirine bakıp gülüyorlardı. Çünkü rüzgarda uçmaktan saçları darmadağın olmuştu. Bir süre sonra Seyir Bulutu yeniden büyümeye başladı. Tabi Meryem de küçülmeye... Hayriye gittikçe küçülen Meryem'e yaklaştı ve sonra onu eline aldı. Birlikte Hayriye'nin odasına gittiler. Seyir Bulutu kendi kendini park ederek yarım bıraktığı uykusuna demir attı.
    Meryem de, Hayriye'ye de hem biraz dinlenmek hem de ısınmak için yatağa uzandılar. Neşeleri ve yorgunlukları yüzlerinde karışarak onları mahmur bir hale sokmuştu. Meryem atıldı. "Şimdi artık benim ülkeme, benim kitabıma gidebiliriz değil mi Hayriye? Sana göstermek istediğim ne çok şey var bir bilsen!". "Tamam" dedi Hayriye. İkisi de yorgunluktan uyuyakaldılar.
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Meryem, Seyir Bulutu ile Tanışıyor
    [​IMG]Resimleyen: Esra Rana
    Hayriye kitabın kenarında uyuyakalan Meryem'in üzerini örtmek için bir şeyler aradı. Annesi hep "uyuyanın üzerine kar yağar" derdi. Üşümesin diye görünmez karlardan Meryem'i korumak istiyordu. Çekmecelerini karıştırırken bir mendil buldu. Mendili güzelce açtı ve Meryem'in üzerini örttü. Meryem sanki dünyanın en rahat yatağındaymış gibi mışıl mışıl uyuyordu. Hayriye yastığına baktı. Uyumakta zorlandığı geceler acaba yastığının altına bir kitap mı koymalıydı? "Belki o zaman Meryem kadar derin uyuyabilirim" diye düşündü.
    Meryem'i uyur bırakarak Seyir Bulutu'na gitti. Ona yeni arkadaşından bahsetti. Seyir Bulutu her zamanki gibi sessiz sessiz dinledi Hayriye'yi. Sonra Hayriye geminin içindeki dağınıklıkları topladı biraz. En son maceralardan kalma ne de çok döküntü kalmış etrafta. Onları toplayıp geminin içine çeki düzen verdiğinde biraz terlediğini hissetti. Bir bardak su fena olmaz diye düşünürken Meryem içeri girdi. Minicik boyundan beklenmeyen bir çeviklikle eşikten hooop diye atlayan Meryem Seyir Bulutu'na hayran hayran bakıyordu. "Bu gemi harika" dedi. "Onu bir de uçarken gör" dedi Hayriye. Meryem'in Seyir Bulutu'nu sevmesi Hayriye'yi de sevindirmişti, "gökyüzünde öyle güzel süzülür ki bütün martıları, leylekleri, kırlangıçları, turnaları kendine hayran bırakır, serçeler ve kumrular direklerimize konmaktan keyif alır" dedi. "Rüzgar da iyiyse Seyir Bulutu seni istediğin her yere götürebilir."
    Meryem sevinçle ellerini çırptı. "O zaman harika. Çünkü kitabımdaki rüzgarlar çok güzeldir. Tepeye çıktığında kendini uçacakmış gibi hissedersin" dedi.
    Hayriye Meryem'e gemiyi gezdirdi. Sonra birlikte Hayriye'nin odasına döndüler. Çoktan akşam olmuştu. Hayriye'nin midesinden gurultular gelmeye başladı. Meryem Hayriye'nin acıktığını anlamıştı. Ona dönüp "bu defa sarımsaklı yeme olur mu?" dedi. İkisi de neşe içinde güldüler.
    "Bak sonbahar geldi" dedi Hayriye, beraber pencereden dışarı bakarlarken. Meryem küçücük boyuyla pencere kenarından dışarıyı izliyordu. "Ağaçlar ne kadar güzel görünüyor" dedi. "Yaprakların ağaçtan düşmelerini izlemek bile çok keyifli".
    O anda Hayriye'nin aklına bir fikir geldi. Meryem'i avuçladığı gibi Seyir Bulutu'na götürdü. Meryem Hayriye'nin avuçlarında sallanıyorken "N'apıyorsun?" diye bağırdı. Seni yapraklara götüreceğim dedi Hayriye. Meryem Hayriye'nin başparmağına tutundu ve heyecanla "nasıl?" diye sordu.
     
  4. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sarımsak Rüzgarı ve Meryem
    [​IMG]Resimleyen: Sümeyra SolmazHayriye bu sıcak mevsimde oturduğu yerde mayışmış duruyordu. Nereden eline geçirdiğini hatırlamadığı bir kitabı sallayarak, rüzgar oluşturmaya çalışıyordu. Sonra kitabın kapağındaki resimde, aynı kendisi gibi serinlemeye çalışan birini fark etti. Halden anlayan birini bulmuşçasına, onun da sıcaklığını ve serinlemek istediğini hissetti içinde. İçinden gelen yardım etmek dürtüsüne karşı koyamayarak kitap kapağına doğru üflemeye başladı. Kitap kapağında aynı Hayriye gibi serinlemek için uğraşan kahraman birden Hayriye'ye bağırmasın mı?
    - Sarımsak mı yedin sen?
    - Şey, hayır. Yok evet. Makarnamın üzerine sarımsaklı yoğurt dökmüştüm.
    - O halde sarımsaklı yoğurt yediğin ağzınla bana üflemez misin lütfen?
    - Ama sadece seni serinletmek istemiştim.
    - Sarımsak kokulu bir rüzgarla mı?
    - ?!
    - İstemiyorum.
    Hayriye kitabı yanındaki sehpanın üzerine bırakıverdi. Kapaktaki kız hakkında, bu sıcakta rüzgar bulmuş da beğenmiyor, sıcaktan bunalsın o halde, diye düşünmüştü. Sonra kitaba hafif arkasını dönerek avucunun içine üfledi ve nefesini kokladı. Gerçekten sarımsak kokulu bir nefesti bu. İşte şimdi biraz utanmıştı. Göz ucuyla kitaba baktı. Az önce kendisiyle konuşan kahraman sehpanın kenarına oturmuş, ayaklarını aşağıya, mavi halıya doğru sarkıtıyordu.
    "Senin adın ne?" dedi Hayriye.
    Küçük kahraman göz ucuyla Hayriye'ye baktı ve "adım Meryem" dedi.
    Hayriye de kendini tanıttı Meryem'e. Az önceki tatsız olaydan sonra birkaç dakika içinde sıkı fıkı oluverdiler. Meryem Hayriye'yi kitabın içine davet etti. Hayriye bir kitaba bir de kendine baktı. Sonra karnını tuta tuta gülmeye başladı. Meryem Hayriye'nin neden güldüğünü anlayamadı. Hayriye zor da olsa Meryem'e bir açıklama yaptı. "Ben" dedi, "nasıl sığabilirim o kitabın içine? Annem arada bir bana sıska dese de o kadar da küçük değilim."
    Meryem çok şaşırdı. Çünkü Hayriye'nin kitaba nasıl sığacağını hiç düşünmemişti. "Ben girmek isteyince giriyorum, bence sen de girebilirsin" dedi.
    Hayriye denemeye karar verdi. Fakat ya maceracı arkadaşları ne olacaktı? "Onları da yanıma almalıyım" dedi Meryem'e. Meryem odada ikisinden başka kimseyi göremediği için arkadaşlarının nerede ve kim olduklarını sordu.
    Hayriye odanın içinde gezinmeye başladı. Bir aşağı bir yukarı gidiyor ve arkadaşlarından, onlarla yaşadıkları maceralardan ve tabi ki seyir bulutundan bahsediyordu. Seyir bulutundan bahsederken ne zamandır onunla uçamadığını hatırladı ve odanın ortasında durakaldı. "Çok özledim onunla bir yerlere gitmeyi" dedi. Gözleri nemlenmişti. Meryem'den saklamaya çalışarak gözlerini sildi. Sonra Meryem'e döndü. "Se.." dedi kaldı. "Seninle seyir bulutuna binip de kitabın içine girsek ne güzel olur değil mi?" diyecekti. Fakat Meryem kitabın kenarına kıvrılmış, uyuyakalmıştı. Hayriye şaşkınlıkla olduğu yerde kaldı.
     

Bu Sayfayı Paylaş