Menopoz döneminde beslenme

'Diyet Beslenme' forumunda Dine tarafından 21 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Menopoz döneminde beslenme konusu Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer
    Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalmasıdır. Böylece kadında:

    -Ateş basma, terleme, çarpıntı
    -Uykusuzluk, sinirlilik,(ruhsal çöküntü) depresyon, unutkanlık, halsizlik, çabuk sinirlenme
    -Bazen cinsel istekte (libido) azalma
    -Kemik erimesi(osteoporoz)
    -Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi
    -İdrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi ortaya çıkmaktadır.

    MENOPOZDA KALP VE DAMAR HASTALIKLARI

    Menopozda estrojen hormonunun azalması sonucu, bu hormonun koruyucu etkisi ortadan kalktığından, kalp-damar sistemi hastalıklarında %60’a varan artışlar görülmektedir. Menopozda kalp-damar hastalıklarından korunmak için düşük yağ içerikli, tüm besin gruplarını içeren diyet, düzenli egzersiz yapılmalı, gerekiyorsa doktor tarafından kolesterolü düşüren ilaçlar (statinler) kullanılmalıdır

    MENOPOZDA KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ)

    Menopoz sonrası osteoporoz, kabaca kemik dokusunun temel minerali olan kalsiyum'un yaşlanma ve menopozdaki östrojen eksikliği sonucu kalıcı olarak kaybedilmesidir. İlk 5–8 yılda kemik kaybı ortalama yılda %4–8 iken, daha sonra kısmen azalarak kadın her yıl kemik dokusunun yaklaşık %1'ini kaybeder ve 75 yaşına geldiğinde, ortalama olarak 35 yaşındaki kemik dokusunun %30'unu kaybetmiş olur. Buna bağlı olarak menopozla beraber hızla artan kemik erimesi sonucu sessiz omurga kırıklarlarıyla bel ağrıları, boyda kısalma ve kamburluk ortaya çıkar. Menopozdan sonra bir kadında boy 65 yaşına kadar ortalama 4 cm 75 yaşına kadar 9 cm kısalır. Omurga kemiklerindeki çökme kırıklarına bağlı olarak ortaya çıkan kamburluk ve göğüs kafesinin kemik yapısının bozulması sonucu hastada solunum sıkıntısı gelişebilir. Kadınlar menopozda çarpma düşme sonucu kalça, el bileği ve diğer kemik kırıklarına da daha kolay maruz kalabilirler. Bu kırıklardan en ciddi olanı kalça kırığıdır ve kalça kırığından sonra hastalardan %12-20'si 2 yıl içinde kaybedilmektedir.
    Kemik erimesinin engellenmesi için tüm yaşam boyunca düzenli kalsiyum tüketilmesi gerekmektedir.

    Menopoz döneminde kalsiyumdan zengin diyet esastır. Süt, yoğurt, ayran, peynir, koyu yeşil yapraklı gıdalar, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar, kuru meyveler, pekmez kalsiyumun zengin kaynaklarıdır ve diyette düzenli tüketimi ile kemik kaybı önlenmeye çalışılır. Günde ortalama 2–3 porsiyon süt ve yoğurt grubu, 2 dilim peynir düzenli tüketilmelidir. Kemiklerimizin oluşumunu sağlayan ve sağlamlığını kazandıran kalsiyum, vücut için en önemli minerallerden birisidir. Vücuttaki kalsiyum miktarı, tüm vücut ağırlığımızın yaklaşık %1.5 – 2 kadarıdır. Besinlerle alınan kalsiyum ile emilen kalsiyum farklı olmaktadır. Alınan kalsiyumun yaklaşık üçte ikilik bir kısmı vücuttan atılmaktadır.

    Yoğun olarak dişlerde olan kalsiyum, ayrıca kemiklerde, tüm doku ve sıvılarda da bulunur. Dişlerde ve kemiklerde protein iplikçiklerinin oluşturduğu ağ gibi yapıya oturarak, yapısal sertlik ve dayanıklılığı sağlar.

    Menopoz döneminde vücutta oluşan hormonal dengesizlikler ve kullanılan ilaçlardan dolayı kilo verme işlemi zorlaşır. Menopoz döneminde kilo verme hızı neredeyse yarı yarıya kadar düşer. Ancak bu bir kayıp olarak düşünülmemeli ve bu dönemde kişiler kilo kontrol programlarına daha da dikkat etmelidirler. Çünkü menopozda, kilo alım hızı çok yüksek olup bunu önlemek veya geriye döndürmek gerekir. Aksi takdirde ileride bu kiloları vermek daha da zorlaşacaktır. Kilo korumada düzenli egzersiz önemlidir.
    Bu dönem de yapılan araştırmalarda içeriğinde bulunan ısoflovanlardan dolayı soya tüketiminin menopoz sırasında oluşan olumsuz etkilerini azalttığını göstermektedir.

    Isoflovanlar: Soya fasülyesi, sterol kaynaklı bileşkenler (isoflovanlar) açısından (2–4 mg/gram) zengindir. Soyada en yoğun olarak bulunan iki madde "daidzein" ve "genistein" maddeleridir.

    Bunlar doğal östrojenden yaklaşık olarak 1000 kat daha az östrojenik güce sahiptir ve bu özellikleri ile bağlantılı olarak birkaç fizyolojik etkisi bulunmaktadır. Et proteininin bir bölümünün soya proteini ile değiştirilmesi, özellikle yüksek kolestrol seviyesine sahip kişilerde (240 mg/dl ve üzeri) kandaki kolestrol oranını düşürmektedir.

    Isoflovan ve soya proteinleri osteoporoz (yaşın ilerlemesiyle birlikte kemiklerde meydana gelen erime) riskini azaltmaktadır.

    Kemik içinde yer alan kalsiyum sürekli bir devinim halindedir, yani kemik matriksinden çıkıp yenilenmektedir. İlerleyen yaşla birlikte bu yenilenme yavaşlar ve etkinliğini yitirir. Bu da yaşlılarda genellikle kalça kırıkları ile sonuçlanan kemik erimesine neden olur.

    Yaşlılarda da görülen kalça kırığı vakalarına, et tüketiminin yoğun olduğu bölgelerde, soyanın temel protein kaynaklarından biri olarak kullanıldığı ülkelere göre çok daha sık rastlanmaktadır. Yapılan çalışmalar, soya proteini tüketen gruplardaki deneklerin, beslenme düzenlerinde soyaya yer vermeyen kontrol grubuna göre kemik yoğunluğunun daha fazla (kemik erimesinin daha az) olduğunu göstermektedir.
     

Bu Sayfayı Paylaş