Mehdî Nedir?

'Dini Terimler Sözlüğü' forumunda Mavi_Sema tarafından 10 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mehdî Nedir? konusu Mehdî Nedir?



    Mehdî meselesi, Deccal meselesi gibi halkın dilinde çok dolaşan ve münakaşa götüren bir meseledir. Kimi Mehdî gelmiştir, kimi gelmemiştir, fakat gelecektir, kimi de Mehdî diye bir şey yoktur, kimiyse Mehdi'yi inkâr eden kâfirdir demektedir. Bunun için meseleyi ele alıp, Peygamber (sa.)'in hadîslerine ve Ehli sünnet ve'l-Cemaat'ın cumhurunun görüşlerine dayanarak gerçeği açıklamaya gayret edelim istedim. Şöyle ki: Tarih boyunca müslümanlar arasında Mehdî inancı pek yaygın bir şekilde süregelmiştir. Bu inanca göre ahir zamanda ehli beytten bir zat ortaya çıkacak, müslümanlar kendisine biat edip, etrafında toplanacak ve bütün İslâm memleketlerini birleştirip hakimiyetini sağlayacaktır. Bu inanç gerçekten doğrudur. Çünkü; her ne kadar Buharı ile Müslim Mehdî hakındaki hadîslere yer vermemiş iseler de, Ebû Davud, Tirmizî, İbn-i Mace, el-Bezzar, Hakîm ve Taberanî gibi büyük muhaddisler onları tesbit etmişlerdir. Bu hadîslerin bir kısmı zayıf ise de, bir kısmı sahih ve diğer bir kısmı da basendir.
    Şevkanî gibi bazı âlimlerin dediklerine göre Mehdi hakkında varit olan hadîsler mütevâtirdir. Yani Mehdî hakkındaki Peygamber (sa.)'in sözü kesindir ve sabittir. İbn-i Haldun gibi bazı kimseler Mehdî hakkında varit olan hadîslerin tümünü zayıf olarak görmüşlerse de bu doğru değildir. Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bir kısmı şunlardır:
    1) Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor: "Dünyada yalnızca bir gün kalsa bile, yeryüzünü zulmün kapladığı gibi adaletle dolduracak, ismi benim ismime, babasının ismi benim babamın ismine uyan benden veya ehli beytimden birisini göndermek için Allah (c. c.) o günü uzatacaktır" (Ebû Davud).
    2) Ali (ra.) Peygamber (sa.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Zamandan sadece bir gün kalsa bile Allah (c.c.) mutlaka ehli beytimden bir adamı gönderecek ve o zulmün yeryüzünü kapladığı gibi adaletle dolduracaktır" (Ebû Davud).
    3) Ümmü Seleme, Peygamber (sa.)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Mehdî ehli beytimden Fatıma'nın evladındandır" (Ebû Davud).
    4) Ebû Saîdi'l Hudrî'den: "Mehdî bendendir. Açık alınlı,kalkık burunludur. Yeryüzünü zulmün kapladığı gibi adaletle dolduracaktır. O yedi sene hükmedecektir."
    5) Ebû İshak, Ali (kv)'nin oğlu Hasan'a bakarak şöyle dediğini rivayet ediyor: "Oğlum Peygamber (sa.)'in dediği gibi bir büyüktür. Onun sulbünden Peygamberin ismiyle isimlendirilen, ahlak bakımından O'na benzeyen fakat her yönden yaratılışta benzemeyen bir adam çıkacaktır."
    6) Abdullah (ra.) Peygamber (sa.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ehli beytimden ismi benim ismime benzer bir adam Araplara hakim olmadıkça dünya gitmez(Kıyamet kopmaz)" (Tirmizî).
    7) Ebû Said el-Hudrî’den rivayet edilmiştir:"Peygamber (sa.)'in vefatından sonra büyük bir olayın olacağından endişe ettik. Bu sebeple Peygamber (sa.)'e durumu sorduk. Cevaben buyurdu ki: -"Benim ümmetimde Mehdî vardır. Çıkıp beş, yedi veya dokuz yaşayacaktır." Ravî: "Bu nedir?" (Yani beş, yedi veya dokuz nedir? Gün mü, ay mı, sene mi?) diye sordu. Peygamberimiz (sa.): "Senedir", dedikten sonra, "Adamın biri gelip ey Mehdî bana ver, bana ver diyecek o da kaldırabileceği kadar eteğini dolduracaktır" (Tirmizî).
    8) Ali (kv), Resûlüllah (sa.)"in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Mehdî ehli beyttendir, Allah onu bir gecede ıslah eder"(İbn'i Mace).
    9) Said b. Müseyyeb diyor ki: Biz Ümmü Seleme'nin yanında Mehdî konusunu ele aldık, bunun üzerine Ümmü Seleme: "Peygamber (sa.)'in Mehdi Fatıma'nın evladındandır”, dediğini işittim dedi. (İbn-i Mace)
    10) Enes b. Malik'ten: Peygamber (sa.)'in şöyle dediğini işittim: "Biz Abdülmuttalip oğulları ehli cennetin büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi." (İbn'i Mace)
    11) Sevban, Peygamber (sa.)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Siyah sancakların Horasan tarafından geldiğini görürseniz ona katılınız. Çünkü içinde Allah'ın halifesi Mehdî vardır" (Ahmed ve Beyhaki).
    Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bir kısmını numune olarak zikrettik. Umum müslümanların inancı, fakihlerin görüşü ve ahad da olsalar bu kadar hadîs Mehdî'nin sübutu için kafidir. Ancak -yukardan da anlaşıldığı gibi- Mehdî hakkında varit olan hadîslerin bazıları zahiren birbiriyle çatışmaktadır. Çoğu Mehdî'nin Fatıma'nın zürriyetinden olacağını belirtiyor. Bazısı Mekke ve Medine'den söz ederken, bazılarıysa Horasan'dan bahsediyor. Bunun için Mehdî ile ilgili hadîsleri okuyan tereddüde düşüyor. Deccal hakkında varit olan hadîsler arasındaki zahiri çelişki, Deccal'ın bir değil bir kaç kişi olduğu biçiminde yorumlanarak hadîslerin yol açtığı tereddütler ifade edilmiştir. Mehdî hakkındaki hadîsler arasındaki çelişkinin de. Mehdî'nin bir değil, bir kaç kişi olduğu biçiminde yorumlanarak ortadan kaldırılmasına bir mani yoktur. Yani Mehdî bir değil, bir kaç kişidir. Bütün hadîslerin bir tek Mehdî'ye hamledilmemesi gerekir. Hülasa: İbn-i Hacer gibi zevatın ifâde ettiklerine göre bir çok Mehdî vardır. Her zamanda bir iki Mehdî bulunabilir. Yalnız ahir zamanda gelecek olan büyük Mehdî birdir. Henüz gelmemiştir. Ne zaman geleceğini Allah (cc)'dan başka kimse bilemez. Hatta Ahmed b. Zeyn-i Dehlan bu hususta Mehdî'nin bile kendisinin Mehdî olduğunu bilemeyeceğinden bahisle şöyle diyor:
    "Mehdî'nin gelişini belli bir seneyle sınırlamak doğru değildir. Çünkü bu gaybî bir husustur, gaybı da Allah'dan başka kimse bilemez. Ne zaman geleceği hususunda Şari'den bir nas varit olmamıştır. Geçmiş âlimlerden birçoğunun tahminlere istinaden Mehdî'nin çıkışı için vakit tayin etmeleri hatadan beri değildir. Bu görüşler Peygamber (sa.)'in Mehdî hakkındaki onun bir gecede çıkıp âlemi ıslah edeceği hadîsine dayanır. Mehdî'nin bizzat kendisi bile Allah (cc) beyân etmedikçe beklenen Mehdî'nin kendisi olduğunu bilemez". Binaenaleyh şu veya bu adam Mehdî'dir veya Mehdî şu tarihte zuhur edecektir dememek gerekir. Böyle demenin bize hiç bir faydası yoktur. Yalnız Ömer b. Abdülaziz veya şu veyahut da bu zat -büyük Mehdî'yi kastetmemek şartıyla- Mehdî'dir demekte de bir sakınca yoktur. Hadîslerin beyân ettikleri gibi, "Muhammed b. Abdullah" ismini alan bir zatın ahir zamanda çıkıp beşeriyeti ıslah etmesi, yeryüzünü adaletle doldurması ve bütün İslâm âlemini birleştirip Allah'ın hakimiyetini yayması mümkün olduğuna göre onu uzak görmek ve Peygamber (sa.)'in hadîslerini - Ahad da olsalar - red etmek anlamsızdır. Ahad hadîslerin Peygamber (sa.)'in sözü olup olmadığı şüphelidir. Bir veya birkaç kişi tarafından Peygamber (sa.)'den nakledilmiştir. Yüzde yüz Peygamber (sa.)'in sözüdür denilemez. Ama bu şuna benzer: Nasıl ki Kur'ân âyetleri Allah (cc)'ın sözü olduğu gibi Buhârî ve Müslim'in ittifak ettikleri hadîsler de o derecede kesin olarak Peygamber'in sözüdür denilemezse, hadîs-i ahad ile sabit olan bir hüküm de mütevâtir veya meşhur hadîslerle aynı seviyededir, yüzde yüz Peygamber (sa.)'in sözüdür, inkâr eden kâfir olur denilemez. Ancak onu, âyete ters düşmediği ve ferdin düşünce ve hissine göre değil de akla ve nakle muhalif olmadığı takdirde reddetmek de anlamsızdır. Hatta Ahad hadîsin Peygamber (sa.)in sözü olması kuvvetle muhtemel olduğundan delilsiz olarak onu inkâr eden kimse fasık olur. Yalnız, tahmini olarak hergün bir Mehdî namzeti gösterip yaygara yapmak ve Allah'ın Mehdi olarak kabul etmediği bir kimsenin Mehdiliğini ilan etmek Allah'ın hukukuna tecavüz ve ölçüsüzlükten doğan bir cüretkârlıktır. Yukarıda her ne kadar Şevkanî ve benzerlerinin "Mehdi ile ilgili hadîsler mütevâtirdir, onları inkâr etmek küfürdür" gibi sözlerini zikrettiysek de ahad hadîslerle ilgili buraya kadar anlattıklarımızın ışığında şunu diyebiliriz: Mehdî hakkında varit olan hadîsler ahad hadîslerdir, mütevâtir değildir. Bu sebeple onları inkâr etmek de küfür değildir. Ancak delilsiz olarak inkâr etmek bid'attır. Mehdî, dünyadan haberi olmayan ve meczup birkaç kişiyi etrafında toplayan bir kişi olmadığı gibi, sarhoş, ayyaş ve şehvet peşinde koşan bir kimse de değildir. O, ciddî olarak İslâm'ın bütün hükümlerine sarılan ve zamanın ahval ve şeraitine göre yetişip gelişen cesur ve mü'min bir liderdir.


    Alıntıdır.
     

Bu Sayfayı Paylaş