Meditasyon Nasıl Yapılır?

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 30 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Meditasyon Nasıl Yapılır? konusu [​IMG]



    Meditasyonla ilgilenen, yapmak isteyen, deneyen bir çok
    kimse kitap veya değişik makaleler gibi bir bilgi kaynağını
    alarak veya meditasyon öğrettiğini iddia eden bir yere
    mesela bir derneğe giderek işe başlar ve bu kişilerin büyük
    bir çoğunluğu da hayal kırıklığına uğrar. Çünkü konu
    kendilerine yanlış olarak anlatılır. Yaptığını ve bildiğini
    iddia eden kişilerin büyük bir çoğunluğu da kendisine
    "Anlamamış geri zekalı" dedirtmemek için yaparmış gibi,
    bilirmiş gibi konuşur veya yazar fakat yurdumuzda
    yayınlanmış ve anlatılmış meditasyon hakkındaki bilgilerin
    hepsi de eksik veya yanlış.
    Bu yazıyı okuyanların büyük bir çoğunluğunun da meditasyon
    denemesi yaptıklarını ve başarılı olamadıkları için boş
    verdiklerini, "Ben beceremiyorum" düşüncelerine
    girdiklerini biliyorum. Aslında meditasyon inanamıyacağınız
    kadar kolay ve sadece dört beş dakikada ne olduğunu
    anlayabileceğiniz, on dakika uğraşırsanız da yapmaya
    başlayacağınız birşeydir.
    Bütün mesele şimdiye kadar, ne olduğunu bilmeyen kişiler
    tarafından yanlış anlatılmış olmasındadır. Meditasyonu
    anlatmak ve öğretmek için de ne öyle yüzlerce sayfalık
    kitaplara ve ne de saatler ve günlerce süren konuşmalara
    gerek vardır.
    Benim rastladığım hemen hemen her kaynak meditasyon yapmayı
    anlatmaya başlarken işin esası olarak "Zihninizi
    durduracaksınız" veya "Zihninizi tamamen boşaltacaksınız"
    veya "Hiç bir şey düşünmeyeceksiniz" diye başlıyor. Sonra
    da bir sürü şey anlatıyorlar. Fakat bu zihni durdurmak,
    boşaltmak, düşünmemek nasıl olabilir? Nedir? buna değinen
    yok. Sanki bu zihin durdurmak, gözlerini kapatmak veya
    kafayı kaşımak gibi insanın tabii bir işleviymiş gibi
    bahsediyorlar. İşte başarısızlıklar da burada başlıyor.
    Şimdi iddia ediyorum ki "Zihin durmaz!" Bu mümkün değildir.
    Zihni durdurmak, düşünmemek, boşaltmak ancak bir ölünün
    beyninde mümkün olabilecek birşeydir. Hatta ölülerin bile
    beyin dalgalarının bir süre devam ettiği söylenir. İnsanın
    veya hayvanın, fiziksel bir beyni olan bir canlının zihni
    durmaz. Boşalmaz. Meditasyon yapmaya kalkıp da bunu
    başaracağım diye uğraşan kimselerin de başarısız
    olmalarının nedeni bu anlatımdır.
    Bu şekilde anlatılmasının da bence tek sebebi o kitapları
    yazanların, batıdan ya da isterse doğudan olsun, çeviri
    yaparken olayı böyle anlamalarıdır. Tabii ki yurdumuzda da
    neyin ne olduğunu anlayan ve uygulayan, uğraşa uğraşa
    kendisine göre değişik bir yöntem bulmuş olan insanlar
    vardır fakat bu kişiler kendi deneme yanılma deneyleri ile
    bir sonuca ulaşmışlardır. Yazılı veya sözlü bir bilgiden
    faydalanarak bunu başarmış değillerdir.
    Konunun izahına geçmeden önce meditasyonun neden şart
    olduğunu ve çalışılması gerektiğini biraz anlatmam
    gerekiyor.

    Değişik meditasyon teknikleri vardır. Bunların hepsini
    bildiğimi iddia etmem bile saflık olur fakat sonuçta hepsi
    bir noktada birleşirler. Peki meditasyon nedir, nasıl
    yapılır?

    ZİHNİ SUSTURMAK
    Herşeyden önce bilinmesi gereken "Zihni susturmak"
    kavramıdır.
    Durup dikkatle kendinizi dinlerseniz farkedersiniz ki,
    zihninizden devamlı olark bir takım kelimeler, zihinsel
    sesler geçmektedir. Bu düşünürken, farkında olmadan
    yaptığımız birşeydir. Birisini dinlerken bile zihin kendisi
    kelimeler ve cümleler üretmese bile dinlediğimiz konuşmanın
    bazı sözlerini tekrarlar. Hiç bir söz tekrarlamadığı
    zamanlarda bile zihnimizden yerli veya yabancı saçma sapan
    şarkı sözleri veya müzikler geçer. Bazı zamanlarda da
    birisi ile yapacağımız ya da yaptığımız bir konuşmayı
    bilerek veya bilmeyerek zihinsel olarak tekrarlarız. Bu
    durum zihnin kendi kendisi ile konuşmasıdır. Öyle bir
    haldir ki, bunu sesli olarak yapsak, yolda, işte, evde
    böyle ilgisiz şeyler söylesek herkes psikiyatrik tedaviye
    ihtiyacımız olduğunu düşünür.
    İşte "Zİhni susturmak" zihnin bu konuşmasını durdurmaktır.
    Bunu yapmak çok kolaydır fakat ilk başlarda sadece birveya
    iki saniye sürer ve ne kadar zorlarsanız zorlayın,
    kontrolünüz nederece güçlü olursa olsun bir an gelir ki,
    zihinsel sesiniz hiç aklınızda olmayan bazı kelimeler
    söylemeye, cümleler tekrarlamaya ve hatta küfürler
    sıralamaya başlamıştır.
    Zihninizi susturmayı başardıktan sonra yapılan çalışmalarla
    bunu bir,iki dakikaya kadar uzatmanız çok kolaylaşır.
    İşte zihni boşaltmak veya hiç birşey düşünmemekten
    kastedilen budur. Zihin susturulur fakat durdurulmaz.
    Zihninizin konuşmasını durdurduğunuz zaman da zihin durmuş
    olmaz. Gözünüzün önünden bir sürü görüntü geçebilir.
    Çevrede olan biteni farkedebilir, sesleri duyabilirsiniz.
    Tabii bu meditasyon amacı ile sessiz bir yerde oturmayıp,
    yolda yürürken zihninizi susturma denemesi yaptığınız
    takdirde geçerlidir.
    Şayet oturduğunuz, rahat bir ortamda zihnizi susturmaya
    çalışıyorsanız ve gözünüzün önüne olmadık görüntüler
    geliyorsa, doğru yoldasınız demektir. Bu görüntüler ister
    resim şeklinde gözünüzün önüne gelen şeyler olsun, ister
    zihinsel düşünceler olsun hiç farketmeksizin,
    durdurulamazlar! Zaten amacımız bunları durdurmak da
    değildir. Bu görüntü fışkırmaları bilinçaltımızın
    temizlenmesidir. Hatta zaman zaman konsantremizi bozacak
    kadar ani ve çarpıcı görünümler de olabilir. Merak etmeyin,
    çıldırmıyorsunuz ve hayal de görmüyorsunuz. Sadece
    bilinçaltınızda düğümlenmiş kirliliklerden arınıyorsunuz.

    ZİHİN NASIL SUSTURULUR?
    Bunu yapabilmek her durumda mümkündür ve özel bir hazırlığa
    gerek yoktur fakat ilk başlamada durumu tam olarak
    yaşayabilmek ve anlayabilmek için "Nefes teknikleri"
    yazısında anlatılan birinci nefes tekniğini kullanmak
    gerekir.
    Rahat bir yerde oturun. Tercihen odanın ortasında ve bağdaş
    kurmuş olarak oturmanız iyi olabilir. Bel kemiği zemine 90
    derecelik durumda olmalıdır (Çalışma içinde yorulmak ve bu
    dikliğin bozulması mümkündür. Bu olursa zarar yoktur). İki
    eliniz, iki dizin üzerinde rahat bir konumdadır. Kafa
    geriye kalkık veya öne eğilmiş değildir. Kafanın dikliği,
    başın arkasının, bel kemiği ile aynı doğrultuda olmasına
    yetecek kadardır. Yani sırtınızı ve başınızı, ensenizi bir
    duvara dayamış gibi bir dikliktesiniz.
    Önce on veya yirmi defa birinci nefes tekniğini
    tekrarlayacaksınız. Nefes tekniği yapılırken düşüncelerin
    daldan dala atlaması, ilgisiz konularra odaklanmaları
    gerekmez fakat zihinsel bir zorlamaya da gerek yoktur.
    Burada sadece ciğerler genişletilmekte, hazırlanmakdır.
    Fiziksel bir aktivite içindeyiz.
    Burundan kısa sürede ve hızla alınan nefes, nefes
    tekniklerinde tarif edildiği gibi alınır. Bundan sonra
    ağızdan ağır ağır verilir. Nefesin verilişi mümkün olduğu
    kadar uzamalıdır. hava boşalınca karın adaleleri kasılıp,
    içeriye çekilerek ciğerlerdeki son hava kırıntıları da
    dışarıya atılır ve yeniden nefes alınır.
    Nefes çalışmasını yaparken yorulduğunuz takdirde
    duraklayıp, bir, iki normal nefes alıp vermeniz mümkün ve
    gereklidir. Bu nefes tekniği ve zorlamalar ayrıca fazla
    sigara içenlere de faydalıdır.
    Birinci nefes tekniğini kararlaştırdığınız sayıda yaptıktan
    sonra zihin susturma çalışmalarına başlayabilirsiniz.
    Burada unutmamanız gereken şey şu anda meditasyon yapmayıp,
    zihni susturmayı öğrendiğimizdir.
    Önce gene aynı şekilde nefes alacaksınız ve aynı şekilde
    nefesi boşaltacaksınız. Herşey birinci nefes tekniğindeki
    gibidir. Nefesi boşaltıktan sonra karın adalelerinizi
    kasarken normal nefes çalışmasından daha gevşek
    davranacaksınız ve içerde çok az miktarda hava kalacak.
    Boşalmanın sonunda nefesinizi tutacaksınız. Gözler
    kapalıdır. Bu durumda yani ciğerlerde hava yokken nefes
    tutmak, nefes aldıktan sonra nefes tutmaktan çok daha zor
    ve kısa sürelidir. Nefesinizi tutuğunuz anda da zihninizin
    konuşmasını susturacaksınız.
    Bu durumun, bu şekilde çalışılmasının nedeni, ciğerler
    boşken nefes tutulunca zihnin susturulmasının çok kolay
    olmaıdır. Deneyin. Bu durumda iken zihinsel sesinizin
    durmasının, normal bir zamanda veya ciğerlerde hava varken
    durmasından çok daha kolay olduğunu göreceksiniz.
    İçinde olduğunuz durum en fazla iki veya beş saniye
    sürebilir. Bundan sonra ya nefesiniz tüknir ve nefes alma
    ihtiyacı duyarsınız veya zihinsel konuşmanız tekrar başlar.
    Her iki durumda da nefes alıp, baştan başlayacaksınız.
    Zihinsel sesinizi uzun süre sustursanız da nefesinizi
    tutmak için zorlamayın. Ciğerlerdeki en ufak zorlanmada
    nefes alarak baştan başlayın.İşte nefesinizi tuttuğunuz o
    kısacık anda zihinsel sesinizi durdurunca, zihni
    susturmanın ne demek olduğunu anlaycaksınız.
    Bu çalışmayı günde beş dakika ya da iki dakika yapmanız
    yeterlidir. Zihninizi susturma ve nefes tutma süreniz
    giderek artacaktır. Bu şekilde onbeşgün, bir ay çalıştıktan
    sonra normal meditasyon çalışmalarına başlayabilirsiniz.
    MEDİTASYON
    Aynı şekilde oturacaksınız ve aynı şekilde önceden birinci
    nefes tekniğini az veya çok sayıda uygulayacaksınız. Bundan
    sonra normal nefes alış verişne geçeceksiniz. Hatta kısa
    kısa ve az nefes almanız gereklidir. Başlarda gene nefes
    verdikçe zihinsel sesinizi susturacak, tecrübe kazandıkça
    da normal nefes alış verişi sırasında da, nefes gibi
    şeylerle hiç uğraşmadan zihninizi susturmaya devam
    edeceksiniz. Gözünüzde patlayan ışıklar, renkler,
    görüntüler gibi şeyler konsantrenizi bozarsa baştan
    konsantre olup devam edeceksiniz. Zihniniz konuşmaya
    başlayınca tekrar susturacaksınız. İşte herşey bu kadar.
    Bu çalışmaların on dakikadan fazla sürdürülmesi (Baştaki
    nefes çalışmaları hariç) hem yorucu hem de gereksizdir.
    Bu nefeslere ve meditasyona alışınca ilerki seviyelerde
    yeni teknikler mantra ve enerki çekme ve yönlendirme
    çalışmalarında kullanılacaktır fakat önce bunlarda ustalık
    kazanmanız gereklidir, şarttır.
    Meditasyon çalışmanızda görsel etkileri yani zihinsel
    imajları durdurmaya çalışmayın. Hatta çalışmadan sonra
    aklınızda kalan renk, görüntü gibi şeyleri not edin.
    Çalışma sırasında bir mum yakılması, rahatsız etmeyen bir
    elektrik ışığında olunması, tam karanlıkta oturulması gibi
    şeyler mümkündür. Gözlerin kapalı olması gerekir fakat
    tecrübe kazandıkça açık gözle de yapılabilir. Bulunulan
    yerde mesela herhangi bir kokudaki bir çubuk tütsünün
    yakılıp, yakılmaması tercihinize kalmıştır fakat bu gibi
    şeyler, mümkünse çevreye ritüelistik, mabedimsi bir görünüm
    kazandırmak açısından insanı motive edici faktörlerdir.
    Ama bunlar olmasa da olur.


    FİZİKSEL DENEYLER
    Zihnizi susturmayı ve meditasyon halini başardığınız zaman
    bunu fiziksel yansımalarını çok rahat görebilirsiniz. Örnek
    olarak en sevdiğim deney kuş deneyidir. Kentteki büyük
    camilerin avlularındaki ya da kuşlara yem atılan
    meydanlardaki güvercin sürülerini herkes bilir. Yerdeki
    güvercin topluluğuna doğru yürüyün ve zihninizi susturarak
    meditasyon haline girin. Şayet kuşları düşünmez, ayağınızla
    birisine çarpmaz, tekme atmazsanız normal bir yürüyüşle bir
    tek kuşun bile havalanıp kaçmasına sebep olmadan kalabalık
    bir kuş sürüsünün içinden yürüyüp geçebilirsiniz.
    Şayet korkmuyorsanız mesela İstanbul, Kadıköy sahilindeki
    ev hayvanı satılan pazar gibi bir yerde elinizi uzatıp
    rahatça bir yılanı tutabilirsiniz. Zihinsel sesiniz
    başlamadan yılan kıvranıp, kaçmaya çalışmaz.
    Burada önemli olan hayvanları da düşünmeden hareketinizi
    yapmanızdır. Bu deneyler yapılması gereken şeyler ve şart
    olan şeyler değil. İsteyen deneyip, zihinsel aktivitenin
    gerçekten de hayvanlar tarafından hissedildiğini görsün
    diye yazıyorum.
    Bir, iki yaşlarındaki bir çocuğa, yüzünüzü gözünüzü
    buruşturup korkunç olmadan, normal bir yüz ifadesi ile,
    hatta gülümseyerek fakat gözlerinizi kırpmadan ve zihninizi
    susturarak bakarsanız, çok kısa bir an sonra çocuğun
    korktuğunu veya ağlamaya başladığını görebilirsiniz.

    ZİHNİN SUSKUN HALİ TABİİ YAPIMIZDIR
    Çok yabancı bir şeyden bahsedermiş gibi anlatmama ve size
    de tuhaf geldiğini düşünmeme rağmen suskun bir zihin
    yaratılıştan sahip olduğumuz tabii durumumuzdur.
    Konuşan ve kelimeleri bilen, tekrarlayan fiziksel
    beynimizdir. Konuşmak tabii halimiz değil, sonradan
    öğrendiğimiz bir şeydir.
    Yeni doğmuş bir bebek konuşmayı bilmez. Ana dili dediğimiz
    şeyi, hangi dilden olursa olsun dinleyerek ve anne
    babasının gayreti ile öğrenir. Bebek önce dünyayı farkeder.
    Şekilleri görür. Annelerin çoğu, çocuğu başka odadayken ve
    ağlamaya başlamadan önce de onun acıktığını veya altına
    yaptığını bilir.Bunun nedeni, bebeğin zihinsel sesinin
    olmamasıdır. Bu durumda bebek bir tür telapatik enerji
    gönderebilir ama bu durumun farkında değildir. Çocuk çevre
    seslerini duydukça beyin bunları tekrarlamaya başlar ve
    zihinsel suskunluk kaybolur böylece bebekteki zihinsel
    enerji gönderme hali de önce kısmen sonra tamamen kaybolur.
    Mantıklı cümleleri ve konuşmaları anlamaya, tekrarlamaya
    başladıkça da majikal açılardan tamamen sıyrılırız.
    Bu suskun zihin durumu ikinci olarak da ölümden sonra
    gerçekleşir. Ruhun fiziksle beyni yoktur. Bu yüzden de
    kelimeleri ve zihinsel sesi de yoktur. Bir ruh sadece
    imajinasyon görür. Bilgi alınan, konuşmalar yapılan ruhsal
    celselere en fazla bu yüzden inanmam. Ama bu
    ispatalayabileceğim bir durum olmadığından bu konuda
    iddialı değilim.
    Bülent Kısa



    alintidir
     

Bu Sayfayı Paylaş