Medeniyet ve Güneşin Doğduğu Kent DOĞUBAYAZIT

'D.Anadolu Bölgesi' forumunda semyav5mitq tarafından 22 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Medeniyet ve Güneşin Doğduğu Kent DOĞUBAYAZIT konusu [size=15pt]Medeniyet ve Güneşin Doğduğu Kent DOĞUBAYAZIT[/size]

    Efsaneye göre Küçük Ağrı Dağı, 'abisi' Büyük Ağrı Dağı ile kavgaya tutuşunca beddua eder ve "Tanrıdan dileğim odur ki senin başından, ne bulut ne de kar eksik olsun" der. Buna çok sinirlenen Büyük Ağrı ise kardeşine dönüp, "Ben de Tanrı'dan dilerim ki, senin de başından yılanlar, çıyanlar eksik olmasın" yanıtını verir.

    Doğubayazıtlılar bu efsaneden yola çıkarak Ağrı Dağı'nın başında her zaman bir taç gibi bulut halesi taşıdığını, bulutsuz olduğu günlerin ise çok az olduğunu söylüyor.
    Gezginlerin, bilginlerin, edebiyatçıların dikkatini çeken Ağrı Dağı, Türkiye'nin en büyük volkanik dağı olmasının yanı sıra dağcılık ile ilgilenenlerin de büyük bir düşü. Ağrı Dağı'nın turizm ve spor amaçlı gezilere ve tırmanışlara açılmasına izin verilmesi büyük bir talep yaratmış. Ağrı Dağı'na yapılacak tırmanışlar için Ağrı Valiliği'nden izin almak gerekiyor. Ağustos ayının son haftası için 395'i Türk, 362'si yabancı dağcı Ağrı Dağı'na tırmanmak için rezervasyon yaptırmıştı. Amatör ve profesyonel dağcılarınaradığı tüm özelliklere sahip olan Ağrı Dağı 5 bin 122 metre yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek zirvesi.

    Ovadan bakıldığında tek parça halinde yükselen bedeni ile insanın içini ürperten bir dev Ağrı. Yüzünü ona doğru dönmüş küçük dağlara aldırış etmeden bütün ihtişamıyla göğe yükselen bir efsane kahramanı... Ve Ağrı Dağı'nın gizemini paylaşmak isteyenler için Doğubayazıt önemli bir geçit.

    [​IMG]


    Yer değiştiren kent

    Birçok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapan Doğubayazıt Urartular, Asurlular, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Moğollar ve Osmanlıları ağırlamış. 1. Dünya Savaşı'nda Rusların işgaline uğrayan Doğubayazıt, 14 Nisan 1927 tarihinde kurtarılır. Ardından Doğubayazıt yerleşim yerinin engebeli olması nedeniyle asırlardır bulunduğu yeri terk ederek Sarıova mevkiine nakledilir ve Ağrı'nın ilçesi haline gelir. Konuk ettiği her kavmin ve medeniyetin izlerini üzerinde taşıyan Doğubayazıt, İshakpaşa Sarayı, Doğubayazıt Kalesi, Bayazıt Camisi, Ağrı Dağı, Meteor Çukuru, Nuhun Gemisi, Balık Gölü, Doğubayazıt Sazlığı, Buz Mağarası, Keşişin Bahçesi, Ahmedi Hani Türbesi ile bir tarih ve doğa cenneti...

    İshakpaşa Sarayı'nı ziyaret edenler sarayın yakınında bulunan Doğubayazıt Kalesi, Bayazıt Camisi, Ahmedi Hani Türbesi ve Keşişin Bahçesi'ni de görme olanağına sahip.
    Doğubayazıt Kalesi'nin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Ancak üzerinde bulunan kabartmalar kalenin Urartular zamanında yapıldığını göstertiğini söylüyor yetkililer. Kalenin güney eteğinde, 1. Selim tarafından yaptırılan Bayazıt Camisi ise vadi yamacı düzeltilip duvar örülerek inşa edilmiş.

    Aşkın öbür adı ayrılık

    Havasından, suyundan mı yoksa yalçın kayalardan ve büyük geçit vermez dağlardan mıdır bilinmez burada yaşanan aşklar hep mücadele gerektirmiş. 'Mem u Zin ' adlı ünlü
    eserin yazarı Ahmedi Hani'nin türbesi İshakpaşa Sarayı'nın hemen yanıbaşında yer alır. 'Mem u Zin'de Emir Zeynettin'in güzellikleri dillere destan iki kızı Zin ve Sili'nin Memo ve Tacettin ile yaşadığı aşklar anlatılır..

    Belki de geçit vermez dağların inatçılığı geçmiştir yöre insanına. Kerem ile Aslı'nın hikâyesini bilmeyen yoktur. Riyavete göre Kerem, Aslı adlı Ermeni bir keşişin kızına
    âşıktır. Ancak, her hikâyede olduğu gibi, kızı Aslı ile Kerem'in bu aşkını kabullenemeyen keşiş kızını uzak diyarlara kaçırır. Kerem ise eline bir saz alıp türkü söyleye söyle Aslı'yı aramaya başlar. Bulur da...

    Aslı'yla tam evlenecekken keşişin büyüsüne kurban gider. Kerem bu büyü ile yanıp kül olur. Küller arasında henüz sönmemiş bir kıvılcım Aslı'nın saçlarını tutuşturur ve Aslı da Kerem'in aşkından yanıp kül olur. Bu dünyada buluşamayan âşıklar cennette kavuşur.
    Hikâyedeki Aslı'nın babası ke-şişin bahçesi hâlâ ayakta, Eski Doğubayazıt'ın hemen altında duruyor. 16'ncı yüzyıldan beri, aynı yerinde varolduğu söylenen bu bahçenin Kerem ile Aslı'nın aşkının geçtiği yer olarak yöre insanı tarafından dile getiriliyor...

    Çukur var ama...

    Doğubayazıt gizemli medeniyetlere ev sahipliği yaptığı yetmezmiş gibi uzaydan gelen bir göktaşını da basmış bağrına. Doğubayazıt dünyada büyüklük ve derinlik bakımından Alaska'dan sonra ikinci büyük meteor çukuruna sahip. Doğubayazıt'ın 35 kilometre doğusunda, İran sınırına 2 kilometre uzaklıktaki çukur 1892 yılında düşen göktaşının bu topraklarda bıraktığı mükemmel bir iz. Çukurun genişliği 35, derinliği ise 60 metre ve kenarları kusursuz bir daire görünümüne sahip.

    Ama çukur bakımsız, içini dolduran çamurlardan dolayı derinliğinden 20 metreyi yitirmiş. Çamurların kapattığı çukurda meteoru görmek imkânsız ancak Doğubayazıt'a gelip de burayı görmemek mümkün değil.

    Turizm yetkilileri çukurun bakımı ve temizlenmesi amacıyla Turizm Bakanlığı'na defalarca yazı yazdıklarını ancak girişimlerinden sonuç alamadıklarını söylüyor. 2001 yılına kadar Doğubayazıt'a gelen turistlerin burada konaklamadığını söyleyen turizm yetkilileri, bu yıl durumun tamamen değiştiğini ve iyiye gittiğini belirtiyor.
    Günde ortalama altı otobüs turistin ziyaret ettiği Doğubayazıt'ta, turizmin canlandığının bir başka göstergesi ise konaklama tesislerinde ki yüzde 60'a varan doluluk oranı...

    [​IMG]

    Kaloriferli ve haremli

    Çolak Abdi Paşa'nın 1685 yılında Doğubayazıt'a yedi kilometre uzaklıkta yaptırmaya başladığı İshakpaşa Sarayı bir asır sonra 1784'de 2. İshak Paşa tarafından tamamlanır. İshakpaşa Sarayı, merkezi yönetim zayıflayınca bağımsız hareket etmeye başlayan asi yerel beylerin burada yaptırdığı sarayların en önemli örneklerinden biri sayılıyor. Yüksek bir kaya kütlesinin üzerine kurulan saray vadiye ve ovaya hâkim noktada. Sadece hareminde 366 oda bulunan saray su, kanalizasyon şebekeleri, kaloriferli ısıtma sistemiyle birlikte taş ustalığı ve duvar süslemeleri bakımında büyüleyici.

    Osmanlı, Fars ve Selçuklu mimarisinin özelliklerini üzerinde taşıyan yapı, külliye özelliği de taşır. Ama sarayı ziyaret edenler, çelik üzerine altın kaplama kapısını göremeyecek çünkü kapı 1828'de- ki işgal sırasında Ruslar tarafından götürülmüş.
     

Bu Sayfayı Paylaş