Mayısta ŞİLE

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda KaRDeLeN tarafından 25 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mayısta ŞİLE konusu
    Şile yazın denizin tadını çıkaran tatilcilerin mekanıdır. Gerçek yüzünü gösterdiği ilkbahar ve sonbaharda ise bu güzelliğin tadını doğaseverler çıkarır. Yolda uzun otomobil konvoyu yoktur, kumsallar boştur, ortalık sakindir, huzur verir. Keyifli bir hafta sonu için Şile’nin yolunu tuttuğunuzda ATV’lerle orman içlerinde macera yaşayabilir, çevre köylerin tepelerinde yürüyüşe çıkabilir, sahildeki restoranlarda ağlarını onaran balıkçıları izleyerek mevsim balıklarını yiyebilirsiniz.

    ŞİLE MERKEZİ
    Eski Şile evleri, Hacı Kasım Balibey ve Çavuş mahallelerinde


    İlçe merkezinde yürüyüşe çıktığınızda birkaç noktayı gözden kaçırmamanızı öneririm: Terminal Meydanı’ndan sahile inerken Atatürk Yolu levhasını göreceksiniz. 1932’de Şile’ye gelen Atatürk, Üsküdar Caddesi’ndeki esnafı ziyaret eder, ardından kıyıdaki Tahlisiye Binası’nda kahve içmek ister. Ne var ki ana caddeyle bina arasında yol yoktur, güçlükle aşağı iner. Emriyle yapılan Atatürk Yolu’ndan kumsala inen bölümde bugün Yüksel Özden Antik Parkı bulunuyor. Şile çevresinden toplanmış sütun başları, mezar taşları bu parkta sergileniyor. Anacaddeden Şile içindeki Balibey, Hacı Kasım ve Çavuş mahallelerine yürüyüş yaptığınızda Cumhuriyet öncesi ve hemen sonrasında inşa edilmiş ahşap evleri görebilirsiniz. Halen kullanılan bu evlerin yatak odalarına gizlenmiş banyo, oturma odalarına gizlenmiş gömme dolaplar geçmişi yaşatıyor. Kapı önünde oturan hanımlara rica ederseniz evlerin içini de görebilirsiniz.
    Üsküdar Caddesi’nde Mısırlı Hadice Hanım adına 1871’de yaptırılan çeşme, kat kat asfalt nedeniyle adeta caddeye gömülmüş. Yine de yoldan geçenlerin susuzluğunu dindiriyor. Dükkanlardaki Şile bezi hediyeliklerin çoğu artık İstanbul’dan geliyor. Sadece gecelikler Şileli hanımlarca yapılıyor. Caddenin kıyısına, kazıklar üstüne yerleştirilen lokantalar deniz manzaralı. Korkmayın, bugüne kadar çöken olmadı!
    Belediye Meydanı’ndan limana giden yolda Bizans kilisesi kalıntısını, yanında anfi tiyatro ve çocuk parkını göreceksiniz. Piknik için Çamlık Parkı’nı öneririm, park alanındaki mangalları kullanabilirsiniz.

    ŞİLE FENERİ
    Denizcilere 150 yıldır yol gösteriyor
    [​IMG]

    Sultan Aziz’den daha fazla altın almak için eski Şile yolunu zigzaglarla yapan Fransızlar, bölgedeki fenerleri de inşa etmiş. 1858-9’da yapılan Şile Feneri, ilçenin sembolü. Dünyanın üçüncü, Türkiye’nin en büyük feneri. Işığı 27 mil (50 kilometre) uzaktan görülebiliyor. Yıllardır açılıp kapanması başlıbaşına bir ritüel: Akşam ezanı öncesi kristalinin üzerindeki örtü çıkarılır, ezanla birlikte ışık dönmeye başlar. Sabah ezanı ile kapanır ve gün ışığından kristali korumak için üzeri tekrar örtülür. Saat 17.00’ye kadar ziyarete açık. En üstteki seyir alanından Şile’yi seyretmek büyük keyif. Kumbaba’dan itibaren tüm Şile ayaklarınızın altındadır. Girişindeki müzede, geçmişte fenerde kullanılan araçlar sergileniyor. Fenerden çıktığınızda hemen yanındaki Kavala Parkı’nın kafe/lokantasında soluklanın. Bu arada, uçurumun altındaki deniz mağaralarını yukarıdan görebilirsiniz. Kayaların üzerinde doyumsuz deniz manzarası ile Şile’nin yerlilerinden Koçak Ailesi’nce işletilen Şile’nin en iyi balık lokantası İskandil buradadır. Pek çok ünlüyü buraya çeken babaannenin maydanozlu palamutu ile zeytinyağlı yaprak sarmasını tatmanızı öneririm.

    AĞLAYANKAYA KUMSALI
    Aşıklar kayası yatır oldu

    En ünlü kumsal, ilçe çıkışındaki Ağlayankaya. Çoban Mehmet ve Dimitri Ağa’nın güzel kızının, üzerinden denize atladıkları kayadan bugün gözyaşı gibi su damlıyor. İki aşığın öyküsünü, kayanın dibindeki plakette okuyabilirsiniz. Şimdilerde kavuşamayanlar daha akıllı, üstünden atlamak yerine kayaya yatır muamelesi yapıp, çalısına çaput bağlayıp dilekte bulunuyor.
    Ağlankaya yaz boyunca denize gelenleri ağırlar. Mangalcılar, mayo ve türlü kıyafetle yüzenler, sahil yürüyüşçüleri, yüzme öğrenmeye çalışanlar kumsalı renklendirir. Simitçinin, dondurmacının sesi cankurtaran düdüklerine karışır. Sonrasında kalabalıklar yerini doğaseverlere ve dalga seslerine bırakır. Baharda iyot kokusunu içinize çekmek, denize taş atmak, istiridye kabuğu toplamak sizi mutlu edebilir. Şile’nin denize en yakın oteli Resort son kumsal olan Uzunkum’dadır. Kumsalın devamında denize girmek zorlaşır, buna karşın görkemli kayalıklar başlar...

    KUMBABA
    Sahilde yürüyün Beler’in müzesini gezin


    Kumsal adını tepedeki Kumbaba yatırından alıyor. Geçmişte zengin Bizanslılar kum terapisi için gelirdi, İmparator Theodosyus’un, Justinianus’un da burada merasimle kuma gömüldüğünü biliyoruz. Şimdilerde merasime gerek kalmadan kızıl renkli bu kumun romatizmaya iyi geldiğini keşfeden halkımız yaz boyunca kendini kuma gömdürüyor. Bu yıl açılan Dedeman Şile Oteli, bölgeye farklı bir hareket sağladı. Bu otelden kısa bir yürüyüşle Kumbaba kumsalına inebilirsiniz.
    Baharda rahat bir ayakkabıyla Kumbaba’dan Şile’nin girişindeki Pot Deresi’ne kadar yürüyebilirsiniz. Derenin yanındaki eski Kumbaba Oteli’nin bahçesinde arkeolojik eserler bulunuyor, yolunuz düşerse mutlaka uğrayın. 1963’te açılan otel uzun yıllar Avrupalı turistleri ağırlamıştı, sahibi Turhan Beler’in vefatından sonra terk edildi. Beler, Şile köylerinden satın aldığı 263 eseri İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kayıt ettirmişti. Ne yazık ki eser şu anda hırsızların, tahripkar tatilcilerin tehdidi altında. Şimdi belediye tarafından restore edilip, Şile bezi üretim modelleme merkezine dönüştürülecek.
    Limana doğru yürüdüğünüzde Ayazma ve Büyük Plaj’dan geçersiniz. Limandaki Bizans (Ocaklı) Kalesi, bugün martılara ev sahipliği yapıyor. İrili ufaklı balıkçı tekneleriyle dolu mendirekte balık restoranları sıralanmıştır. Yürüyüşünüzü fenere doğru sürdürdüğünüzde, önünüzde engin Karadeniz, arkanızda etkileyici bir Şile manzarası belirir.
     

Bu Sayfayı Paylaş