Mavi Yolculuk...

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mavi Yolculuk... konusu
    Mavi Yolculuk

    Mavi Yolculuk, Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu tarafından literatüre kazandırıldığı kabul edilen ve günümüzde özellikle turizmde kullanılan bir terimdir. İsmin kaynağı, Azra Erhat'ın ilk olarak 1957'de, daha sonra daha kapsamlı tarzda 1962 ve 1979'da yayınlanan aynı adlı kitaplarıdır.
    1950'li yıllarda bu tanınmış hümanist aydınların keşif ve huzur dolu olarak gerçekleştirdikleri tekne gezileri bu tarihten sonra alternatif bir tatil konsepti olarak gelişmiştir. 1980 li yıllara kadar kendi teknesine sahip şanslı azınlık bir grup tarafından yapılan Mavi Yolculuk, bu tarihten sonra ülkemizde gelişen turizm kavramının içerisinde yerleşmeye başlamıştır. Sahil şeridimizde hızla artan tekne sayısı ile tekne kiralama fiyatlarının ekonomik ölçülere inmesi yerli ve yabancıların bu konsepte olan ilgisini arttırmıştır.
    Günümüzde kiralık tekneler ile 5 - 15 günlük süreçte tekne üzerinde sahil şeridinde belirli bir rota izlenerek yapılan sakin, huzurlu ve doğa ile içiçe bir dinlence tatili olarak yaşanmaktadır.
    Başlangıç noktası Ayvalık'tan Antalya'ya kadar genişlemiştir. Yoğun olarak kullanılan çıkış noktaları şunlardır: Ayvalık, Foça, Çeşme, Kuşadası, Didim, Gökova, Datça, Marmaris, Göcek, Fethiye, Antalya
    [​IMG]


    Türkiye’de ‘mavi yolculuk’ Akdeniz ve Ege kıyılarındaki ilkçağ uygarlıklarını tanımak amacıyla başlıyor. İlk olarak 1945 yılında Halikarnas Balıkçısı’nın önderliğinde gerçekleşen mavi yolculuğa Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Fuat Ömer Keskinoğlu gibi sanatçı ve aydınlar katılıyor. Samim Kocagöz’ün sağladığı ‘Macera’ isimli tekne ile yapılan bu ilk yolculuk, Kuşadası’nda başlıyor ve Bodrum’da bitiyor.
    İkinci mavi yolculuk yine aralarında Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat’ın da bulunduğu birçok yazar ve sanatçıdan oluşan bir grupla gerçekleşiyor. 1960′larla birlikte Sabahattin Eyüboğlu önderliğindeki ‘Hürriyet’ adlı tekne Akdeniz ve Ege’nin mavi sularında yolculuklarına başlıyor. Genellikle Gökova Körfezi, Marmaris ve Antalya arasında gerçekleştirilen yolculuğun amacı eğlenceden çok, doğadan kopan insanı doğayla yeniden buluşturmak ve coğrafyaya tarihi kültür hazineleriyle birlikte doğal güzellikler içinde özümsemekti. O günlerden bugünlere gelindiğinde kıyılarda yapılan bu yolculuk artık uluslararası bir üne kavuştu.

    Başlangıç rotası: Halicarnassos
    Günümüzde mavi yolculuk çok yaygınlaştı. Bodrum, Marmaris ve Fethiye yat ve tekne turlarının merkezi durumunda. Bu merkezlerden istenilen tip ve kapasitede teknelerle, istenilen gün sayısı kadar mavi yolculuğa katılım olanağı var.
    Mavi yolculuğa antik Karia’nın başkenti Halicarnassos’un kalıntıları üzerine kurulmuş Bodrum’dan başlamak ilginç olabilir. Bodrum’dan başlayan turlarda iki rota var. Bunlardan birisi Gökova Körfezine, diğeri Güllük Körfezi’ne yapılıyor. Gökova kıyılarının girintili çıkıntılı koyları mavi yolculukların en güzel parkurlarından birini oluşturuyor. Güllük Körfezi yönünde ise Didim, Milet, Priene ve İasos gibi antik Karia kentlerinin de gezildiği doğa ve tarihle iç içe bir tur gerçekleşiyor.
    Gökova Körfezi, sayısız güzel koyların ve adaların çam ormanları ile kaplı kıyıların ve antik kentlerin iç içe yaşandığı bir yöre. Gökova Körfezi’nin açıklarında Yunanistan’a ait İstanköy Adası yer alıyor. Bodrum’dan Gökova’nın içlerine doğru gidildikçe doğa giderek yeşerir ve dağlar giderek yükselir. Bu yükseklik Alakaya Dağı’nda 1000 metrenin üzerine çıkar. Körfezin güneydoğusunda adacıklar ve girintili çıkıntılı kıyılar vardır. Körfezin en ilginç duraklarından birisi de Şehir Adaları’dır. Bunlar büyüklüklerine göre, Saray Adası, Orta Ada ve Küçük Ada’dır. Saray Adası’nda Hellenistik-Roma çağından kalma Kedrai antik yerleşimi bulunuyor. Zeytin ağaçları ile kaplı adadaki surların kalıntıları uzaktan seçiliyor. Adada Kleopatra’nın yüzdüğü söylenen çok ilginç bir de plaj var. Çok ince ve özel kumullara sahip kumsal, denizin içine doğru devam ediyor. Söylenceye göre plajın bulunduğu koy, Kleopatra ile Mark Antonius’un banyosuymuş. Mısır Kraliçesi, Romalı Antonius’u görmek için Tarsus’a geldiğinde buraya kadar uzanarak adaya çıkmış. Kleopatra’nın yöreyi çok beğendiğini gören Antonius gemilerle Afrika’dan adaya kum taşıtmış Mısır Kraliçesi için.

    Knidos: Yeryüzünün en güzel yeri
    Marmaris’ten başlayan turlar iki yöne birden yapılıyor. Birinci yön Hisarönü ve Sömbeki körfezleriyle Datça Yarımadası’nı, ikinci yön ise Fethiye Körfezi’ni içine alıyor. Ünlü filozof Strabon, Datça Yarımadası’nın ucunda bulunan Knidos’u, yeryüzünde gördüğü en güzel yer olarak tanımlar.
    Marmaris ve Fethiye Körfezi arasında bulunan kıyılarımız ormanlık dağlar ve derin girintilerden oluşur. Ekincik Koyu bu girintilerden biridir. Koy, orman ve yüksek dağlarla çevrilidir. Koyun girişinde bulunan Delik Ada, aynı zamanda Dalyan Çayı’nın denize döküldüğü yerdedir. Adanın bir bölümünde kayalıklar, bir bölümünde ise adaya adını veren büyükçe bir delik vardır. Buradaki duraklamanız sırasında, küçük teknelere geçerek, günü birlik Dalyan turu yapabilirsiniz. Bu tekneler sizi, Dalyan Çayı’nın girişindeki sığlıktan sazlıklı labirentlere girerek antik Kaunos kentine ulaştırırlar. Panoramik bir manzaraya sahip akropolden tüm kent kalıntılarını, kıvrım kıvrım Dalyan Nehri’ni ve kasabayı görebilirsiniz. Yolunuza devam edecek olursanız, yamaçlara oyularak yapılmış kaya mezarlarını görür, Köyceğiz Gölü’nün şifalı çamurlarında banyonuzu yaparsınız.
    Fethiye Körfezi’nde, en büyükleri Domuz ve Tersane adaları olan bir dizi ada yer alır. Bu adalar Göcek’e doğru bir zincir oluşturur. Körfezin kuzeydoğu kıyısında Fethiye Koyu bulunuyor. Bu koy güzel bir yarımada ve Şövalye Adası ile korunuyor. Fethiye’den kalkan teknelerin klasik turunda bir gün Dalyan ve antik Kaunos kentine ayrılıyor. Başta Yassıcalar olmak üzere Fethiye Körfezinin içindeki adalar doyumsuz güzellikte.
    Fethiye ile birlikte Anadolu içinde en geniş topraklara yayılmış olan antik Likya uygarlığının içinde bulacaksınız kendinizi. Dalaman Çayı’ndan başlayıp Antalya’ya kadar uzanan ve Fethiye, Kaş, Finike’yi içine alan bölge Teke Yarımadası’dır. M.Ö. 5 ve 4. yüzyıldan kalan antik buluntular ile Hellenistik ve Roma yapıları, tapınakları, mezarları bir aradadır ve Anadolu’daki en ilginç kalıntıları oluştururlar. Özellikle Likya uygarlığına ait çeşitli tipteki kaya mezarları kesinlikle görülmelidir.
    Fethiye’ye gelen yatlar Fethiye ve çevresindeki doğa harikası koyları gezebilecekleri gibi aynı şekilde Kalkan ve Kaş’a demirleyen teknelr de yakında bulunan Patara, Letoon, Xanthos gibi antik kentleri gün içinde gezme şansına sahiptir.
    Eğer şansınız varsa Patara kumsalına yumurtalarını bırakmaya gelen Caretta Caretta cinsi dev kaplumbağları da görebilirsiniz.

    Ölüdeniz’in Öyküsü
    Mavi yolculukların en etkileyici duraklarından birisi kuşkusuz Ölüdeniz’dir. Çevresindeki çam ormanlarıyla, içindeki kıpırtısız ve turkuaz renge sahip deniziyle, bembeyaz kumsalıyla ve kapalı bir havuzu andıran konumuyla Ölüdeniz, etkileyici bir atmosfere sahip. Ölüdeniz’in söylencesi de en az kendisi kadar ilginç. Eski çağlarda buradan geçen gemiler açıkta demirlerler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç ve yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur. Kızın kalbine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler. Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına çevrede korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. Yaşlı adam ise oğlunun gönül serüvenini bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır. Dalgalarla birlikte baba ile oğul arasında kavga da büyür. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışırken durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Delikanlı orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bugündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir.
    Ölüdeniz’de duraklarken Babadağ’a çıkıp dünyanın en güzel parapant atlayışlarından birini gerçekleştirebilirsiniz. 2000 metrelik dağın doruğundan yapılan atlayışlarda, dantel gibi kıyıları ve koyları kuşbakışı izleyebilirsiniz.

    Kelebekler Vadisi
    Fethiye çevresindeki geziniz sırasında önerilecek yerlerden birisi de, son zamanlarda gezginler arasında çok popüler olan Kelebekler Vadisi. Ulaşımı yalnızca deniz yolu ile olan vadide özellikle yaz aylarında dünyada eşine az rastlanır ‘tiger’ cinsi kelebekleri görme şansınız bulunuyor.
    Kemer ile Kaş arasındaki koylarda ve limanlarda antik yerleşimler ve doğal güzelliklerle başbaşa geçen mavi yolculuk rotası istenirse Antalya’ya kadar uzatılabilir. Bu yolculukta Sazak Limanı, Myra antik kenti, Kekova, Kaş, Karaloz, Olimpos, Ceneviz Limanı, Phaselis başlıca görülecek yerler arasında bulunuyor.

    Tertemiz Kıyılar
    Sualtı batıklarına ve tarihsel kalıntıları meraklıysanız size önerimiz Kekova Adası ve Kaleköy’ü kıyılarıdır. Köy, bir ortaçağ kalesinin altında bulunuyor. Tüm çevre Likya kaya mezarları ve lahitleriyle dolu. Ayrıca kıyının çökmesiyle şimdi denizin içinde kalmış bir lahit görülüyor.
    Kaleye çıktığınızda tüm çevreye hakim bir tepede bulacaksınız kendinizi. Bir yanınızda kıyılar, adalar, bir yanınızda ovalar ve dağlar çevrenizi sarmalayaktır.
    Ege ve Akdeniz kıyılarında yapılan mavi yolculuklarda rota nereye olursa olsun, tertemiz kıyılarda denize giriyor, tarih ve doğanın içinde yolculuk yapıyorsunuz. Ülkemiz kıyıları ve mavi yolculuk rotaları bu özellikleri nedeniyle uluslararası konumda oldukça önemli bir yere sahip.
    Mavi yolculuğa katılabilmek için, varolan organizasyonlara başvurabileceğiniz gibi, özel bir tekne kiralayabilir ve istediğiniz rotada seyir edebilirsiniz. Yolculuk için en ideal olan süre en az bir haftadır. Ayrıca hafta sonu yapılan iki ya da üç günlük turlara da katılabilirsiniz. Eğer hiç zamanım yok diyenlerdenseniz, size önerimiz hiç değilse günü birlik olanlara katılmanız.

    Guletlerde Yaşam
    Gulet tipi mavi yolculuk teknelerinin kapasiteleri boylarına bağlı olarak sekiz ve 15 kişi arasında değişiyor. Her teknede yine kapasitesine bağlı olarak iki ya da üç personel görev yapıyor. Mavi yolculuk için gulet tipi ahşap teknelerin dışında bare-boat denilen ve Avrupa yapımı olan fiberglas tekneler de kullanılıyor. Az rüzgarlı havalarda bile yelken açabilen ve kapasiteleri 4-10 kişi arasında değişen bu tekneler kaptanlı ya da kaptansız olarak kiralanabiliyor.
    Tekneler gidilen yere göre açıkta ya da rüzgar almayan güzel bir koyda demirliyor. Koylarda tekneler genelde çam ağaçlarına bağlanarak demirleniyor. Birbirinden güzel yemekler teknelerin deneyimli aşçısı tarafından hazırlanıyor. Bu yemeklerde denizden yeni çıkarılmış orfoz, lahoz, tranca, akya, karagöz, kefal, çupra, ahtapot ve benzeri ürünleri yemeye ne dersiniz? Mavi yolculuk süresince ıssız ve sessiz koylarda dinlenme, yüzme, balık tutma, dalma ve sörf yapmanın tadını yaşıyorsunuz. Eğer floraya meraklıysanız deniz yolculuğuna bahar aylarında çıkın. Tekne bağlanır bağlanmaz kıyıya ayak basın ve hangi koyda olursanız olun çevreyi dolaşmaya başlayın. Bitki zenginliğine gerçekten de inanamayacaksınız.

    Yanınıza Neler Almalısınız?
    Mavi yolculuk sırasında yanınıza almanız gereken eşyalar öyle kalabalık değil. Zamanınızın büyük bir bölümü teknenin güvertesinde ya da denizin içinde geçecektir. Bu yüzden fazla eşya almanıza gerek yok. Karaya çıkışta yapılacak trekkingler için rahat bir spor ayakkabı alınacak malzemelerin başında geliyor. Ayrıca krem, şapka, gözlük vb. güneşten koruyucu malzemeler sürekli yanınızda bulunmalı. Serin akşam saatleri için birkaç tişört, pantolon ve şort almanız yeterli. Eğer yolculuk bahar aylarında gerçekleşiyor ise rüzgarlı havaların sizi üşütebileceğini ve ona göre hazırlıklı olmanız gerektiğini unutmayın. Gittiğiniz yerlerde ne yapıp edip su altını izleyin. Bunun için yapmanız gereken tek şey, yanınıza deniz gözlüğü ve şnorkel almak olacaktır.
    Dalış sertifikası olanlara dalış turlarına katılmalarını önerebiliriz. Bu turlarda tüm dalış malzemelerini kendiniz getirebileceğiniz gibi, kiraladığınız tekneden de temin edebilirsiniz. Deniz dibi güzelliklerinin en yoğun olduğu yerde grup dalışları gerçekleştirebilirsiniz.
    Eğer geceleri güvertede yıldızları izleyerek uyumak isterseniz, uyku tulumunuzu da yanınıza almanız gerekiyor. Yolculuğa büyük bavullarla çıkmayın, size verilecek olan kamaraya onları sığdıramayabilirsiniz. Tekneyi grup olarak kiralarsanız, yiyecek ve içkileri hariç tutabilirsiniz. Bu durumda sıkı bir mönü hazırlayın ve gerekli erzakla içkileri ona göre alın. Denizin üzerinde iştahınızın çok artacağını ve daha fazla yemek yiyebileceğinizi unutmayın. Malzemeleri alırken biraz cömert davranmanızı önereceğiz. Çünkü deniz insanı fazlasıyla acıktırıyor.
    Evet, gelin bu yaz bir haftanızı mavi yolculuğa ayırın. Dağlarla denizin birleştiği birbirinden güzel koylarda, çam ormanlarının arasında bir tekne gezisi yapın. Teknenin güvertesine çıkıp bol bol güneşlenin. Doyasıya yüzün. Denizi tanıyın. Tarihsel ve kültürel değerlerle tanışın. Teknenin denizin üzerinde kayarken çıkardığı rüzgarın sesini dinleyin. Geceleyin denize girin. Güneşten önce kalkın ve güneşin denizin içinden doğuşunu izleyin.
     

Bu Sayfayı Paylaş