Mavi ve siyah

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda Siraç tarafından 5 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mavi ve siyah konusu
    Mavi ve siyah

    Romanda Adi Geçen Kahramanlar

    Ahmet Cemil : Romanin bas kahramani
    Ikbal : Ahmet Cemil’in kizkardesi
    Sabiha Hanim : Ahmet Cemil’in annesi
    Seher : Evin hizmetçisi
    Vehbi Bey : Ikbal’in kocasi
    Tevfik Bey : Vehbi Bey’in babasi
    Hüseyin Nazmi : Ahmet Cemil’in çocukluk arkadasi yazar
    Lamia : Hüseyin Nazmi’nin kizkardesi
    Ahmet Sevki Bey : Gazete yönetim memuru
    Ali Sekip : Gazete basyazari
    Hüseyin Baha Efendi : Gazete de imtiyaz sahibi
    Sait : Gazete de çalisan yazar
    Saib : Gazete de çalisan diger yazar
    Raci : Gazete de düzeltme isi yapan yazar
    Nedim : Raci’nin oglu

    MAI ve SIYAH

    Mir’-at-i Suun gazetesinin 10. yili için yazi kuruluna verilen sölene gazete yazari yedi arkadas katilir. Bunlar Ahmet Cemil Sait Raci Hüseyin Baha Ahmet Sevki Saib ve Ali Sekip’den baskasi degildir. Ahmet Cemil çocukluk arkadasi Hüseyin Nazmi (Gencine-i Edep basyazari) hakkinda yapilan olumsuz elestirileri kabul etmeyip arkadaslarinin siirlerinin yeni bir akima öncülük ettigini savunur. Raci basta olmak üzere siirdeki bu yenilikler hiç kimse tarafindan kabul görmez.
    Sölen bitipte herkes dagildigin da Ahmet Cemil Tepebasi’nda Haliç’e bakan bir agacin altinda mavi bir gökyüzü altin da mavi düslere dalar. Düslerin de çok ünlü bir sair olmak bir gazete veya basimevi sahibi olmak mutlu bir evlilik ve daha neler neler...
    Bir yildan beri basin dünyasinin içinde olan Ahmet Cemil bu camianin bir çok çirkefligini gören ancak herkes tarafindan sevilen bir insandir. Raci hiçbir sey olmamak üzere dünyaya gelen ancak her sey olmaya çalisan (özelliklede sair olamaya çalisan) kiskanç ve kin dolu biridir.
    Bas yazar Ali Sekip alçak gönüllü az konusan bilgili bir insandir.
    Sait’in kendine özgü bir karakteri olmayip baskalarini taklit ederken Saib gözü kulagi her yerde her seyden haberdar zayif kuru bir çocuktur.
    Yönetim memuru Ahmet Sevki Efendi ve Imtiyaz sahibi Hüseyin Baha Efendi temiz yürekli ortalik karistirmayan insanlardir.
    Ahmet Cemil on dört yasindayken dava vekili olan babasinin biriktirdigi üç bes kurusla Süleymaniye’de aldigi evde annesi kiz kardesi Ikbal ve hizmetçileri Seher’le mutludurlar. O vakit yatili okuyan Ahmet Cemil’in okulu bitirmesine bir yil vardir.
    Okuldaki en samimi arkadasi olan Hüseyin Nazmi ile sürekli siirler okur tercümeler yaparlar. Hüseyin Nazmi varlikli bir ailenin çocugudur.
    Babasinin vefatindan sonra evin geçimini üstlenmek zorunda kalan Ahmet Cemil önce kitabevlerine çeviri yapar ancak eline fazla para geçmez.
    Mir’at-i Suun gazetesinde bir romanin tefrika edilecegi haberini alan Ahmet Cemil gazeteye basvurur ve bir hafta içinde bir romani çevirmesi istenir. Gazeteye girisi böyle baslar.
    Son sinifta olan Ahmet Cemil okul dönüsü sabahlara kadar çeviri yapar derslerini ihmal eder ve gitgide zayiflar. Üstelik arkadasi Hüseyin Nazmi ile de pek görüsmezler. Biri gündüzlü digeri yatilidir.
    Ahmet Cemil bir gün bir basimevi kuracagi ve önemli bir sair olacagi hayalleriyle durmadan çalisir. Üstelik haftada üç gece alti yaslarinda bir çocuga evinden uzak bir mesafede ders vermeye baslar.
    Tüm bu sartlar altinda diplomasini almayi da basarir.
    Sölenin verildigi gecenin sabahi Ahmet Cemil gazeteye gittiginde Raci’nin oglu ve karisini görür. Raci uzun zamandir sabaha karsi evine sarhos gelmekte baska kadinlara takilmaktadir. Kadin çocugunun geleceginden endise etmektedir.
    Gazeteye gelen Sait’le Saib Raci’yi bir gece önce bir Alman sarkici kadinla gördüklerini söylerler. Bunun üzerine Ahmet Cemil ve Ahmet Sevki oraya gitmeye karar verirler.
    O gün isini erken bitiren Ahmet Cemil Hüseyin Nazmi’ye gider. Kapida onu küçük kiz kardesi Lamia karsilar. Arkadasi hakkinda yapilan haksiz elestirilerden bahseder ancak Hüseyin Nazmi bunlara pek kulak asmaz.
    Ahmet Cemil’in en büyük hayali insanligin hayatini anlatan yeniliklerle dolu bir siir yazmaktir. Öyle ki bir gülümsemeyle baslasin bir damla göz yasiyla sona ersin.
    Ahmet Cemil’in siirde olmasini istedigi sudur:
    Örnegin hüzünlü bir parça; Faülün faülün faülün ölçüsüyle giderken mefailiün failatün mefailün failün ölçüsüyle bir duygusallik cosmasi sonra; müstef’ilün müstef’ilün ile bir durgunluk daha sonra bir istirap hiçkirigi gibi tek bir ulün..... tipki bir müzik gibi.
    Onun istedigi tek düze bir anlatim degil serbest kafiyeli ama birbirine uygun ve ahenkli bir siir yazmaktir.
    Hüseyin Nazmi siirini bitirdiginde Ahmet Cemil için evinde bir sölen verecegini söyler. Daha sonra Lamia’nin çaldigi piyanonun sesleri gelir ve onu dinlemeye giderler.
    Ahmet Cemil Lamia’yi dinlerken onun bir kiz olusunu büyüdügünü hayal eder ve kendisinin karsisina çikacak kizin kim olacagini düsünür. Küçük konser bitince Ahmet Cemil evden ayrilir.
    Ertesi gün aksamüstü Ahmet Sevki Efendi onbes yildir hiç ugramadigi Beyoglu’na gitmek istedigini söyler Ahmet Cemil’e. Hem de Raci’yi görebilmek için bir firsattir bu. Raci’yi hiç sevmeyen bu iki dost karisina ve ogluna üzülmektedirler.
    Dolasirken Raci’yi bir eglence yerine giderken görürler. Onlarda içeri girerler. Burasi Almanya’dan Romanya’dan Avusturya’dan geçinmek için gelen kadinlarin çalistigi müzikli bir yerdir.
    Raci burada sarkicilik yapan bir Alman kadina deliler gibi asiktir. Ancak kadindan hiç yüz bulamaz üzüntüden kendini içkiye verir. Raci’nin bu durumu onlari çok üzer ve oradan ayrilirlar.
    Raci’nin oglu Nedim artik gazetede çalismaktadir. Raci’den baska herkes çocuga güleryüz gösterir.
    Mayis baslarinda bir Cuma günü Ahmet Sevki Efendi Ahmet Cemil’le konusmak ister. Konu kizkardesi Ikbal’le ilgilidir. Basimevi sahibi Tevfik Efendi’nin oglu Vehbi Bey’i evlendirmek istedigini uygun bir kiz olup olmadigini kendisinin de Ahmet Cemil’in kizkardesi Ikbal’i tavsiye ettigini söyler.
    Ahmet Cemil bir yandan evde yabanci bir insanin yasamasindan duyacagi rahatsizliklari düsünürken bir yandan da kizkardesinin bu varlikli insanla evlenerek hayatini kurtaracagini düsünür.
    Ikbal’e görücülüge gidilir begenilir ardindan da istenir. Kisa süre içinde dügün yapilir. Ahmet Cemil ilk bir hafta hiç eve ugramaz arkadasi Hüseyin Nazmi’de kalir. Bir hafta sonra bir aksam yemeginde aileye katilan Ahmet Cemil bu evde kendini bir yabanci gibi hisseder ve artik haftada dört gece ders vermeye gider eve geç vakit gelip sabah erkenden çikar.
    Iki ay kadar sonra bir sabah annesi Sabiha Hanim gelir ve ikbal’in gizli gizli agladigini mutsuz oldugunu söyler. Ahmet Cemil kizkardesinin agzindan birseyler almak ister ama Ikbal hiçbirsey belli etmemeye mutlu görünmeye çalisir.
    Ayni gün basimevine gittiginde Vehbi Bey’in babasi Tevfik Bey’in on alti yasinda bir kizla evlendigini duyar ve çok sasirir.
    O yilin kisi Ahmet Cemil’in dayanma gücünü tüketen bir sefillik dönemi olur. Bir yandan basimevindeki is hayati bir yandan artik yetisemez oldugu ders vermeler ve evde bir türlü isinamadigi enistesi Vehbi Bey. Üstelik bütün gücüyle artik bitirip yayinlatmak istedigi siiri bütün vaktini alir. Nihayet bir haftalik ayiklamadan sonra artik siiri küçük bir defter halini alir. Sonunda rahatlamistir.
    Siirini en yakin arkadasi Hüseyin Nazmi’ye okumak üzere yola çikar. Yolda bir yildir hiç görmedigi Lamia’ya rastlar. Lamia artik bir genç kiz olmustur. Ona siirinden bahseder. Yillardan beri içinde tutusan özlemlerin tutkunun sevginin gerçek sahibini arayan Ahmet Cemil bu kisinin Lamia oldugunu fark eder ve ona delicesine sevdalanir.
    Bir gece herkes yatmak üzere odasina çekilmek üzereyken kapi çalar ve Vehbi Bey’in babasi Tevfik Bey’in felç oldugu haberi gelir.
    Vehbi Bey daha ertesi sabah basimevi yönetimine el koyar hesaplari sorar ve çalisanlara çirkin davranislarda bulunur. Herkesi derin bir kaygi alir.
    Aksam basimevine ugrayan Hüseyin NazmiAhmet Cemil’i alarak evine götürür. Yolda basimevin de olanlari anlatan Ahmet Cemil bir taraftan da Lamia’yi görebilme umudu içindedir. Hüseyin Nazmi arkadasinin siir kitabini okuma törenini bir ay sonra yapacagi haberini alir.
    Ertesi sabah basimevine girdiginde Raci’nin perisan halde oldugu haberini alir Nedim’den. Sevdigi Alman kadindan yüz bulamayan Raci iyice kendini içkiye vermistir. Üstelik cigerleri sökülürcesine öksürmekte ve günden güne erimektedir.
    Vehbi Bey tarafindan yönetimden çikarilmasi düsünülen Ali Sekip enistesinden gelecek bir miktar parayla bir kagitçi dükkani açmak için girisimlere baslamistir bile. Artik istenmedigi yerde kalmak istemez.
    Sira Hüseyin Baha Efendi’dedir. Vehbi Bey onu da bir ayliga baglayarak yönetimi tümden Ahmet Cemil’in idaresine birakip bos yere çalisanlara para ödememeyi düsünür.
    Sira gazete müdürü Hüseyin Baha Efendi’dedir. Vehbi Bey’e göre Ahmet Cemil Sait ve Saib gazeteyi pekala yönetebilir kendisi de memurluga devam edebilirdi. Ancak kafasin da daha baska planlar vardir.
    Vehbi Bey bir gün Ahmet Cemil’e evini ipotege vererek kendisiyle ortak olmasini basimevine bir tas makinesi ve benzinle çalisan bir makine alinarak daha çok kazanabileceklerini her ay 25 lira ödeyerek evin borcunu ödeyebileceklerini söyler. Çaresiz Vehbi Bey kabul eder. Alinan yeni makineyle gerçekten iyi kazanç saglanir ve geceleri üç arkadas Sait Saib ve Ahmet Cemil sirayla gazetede kalir orada yer içerler.
    Artik kitabini tamamlayan Ahmet Cemil arkadasi Hüseyin Nazmi’nin Erenköy’deki evinde verdigi sölene edebiyat dünyasindan birkaç kisiyle katilir. Hüseyin Nazmi’nin açilis konusmasindan sonra sira Ahmet Cemil’in kendi siirini okumasina gelir.
    Hasan Latif Bey Ilhami Efendi Raci Süleyman Vahdet Efendi ve Hüseyin Nazmi; Ahmet Cemil’in okumaya basladigi siiri biraz kiskançlik biraz saskinlikla ve büyük bir dikkatle dinlemeye koyulurlar. Ahmet Cemil birara Lamia’nin kapida belirdigini görür o an kani donar ama belli etmemeye çalisarak okumaya devam eder.
    Okuma bittikten sonra herkes Ahmet Cemil’i kutlar ve bahçeye çikilir. Raci Ahmet Cemil’in kendisini enistesine kovdurttugunu ima eder. Ahmet Cemil büyük bir üzüntü duyarak yürürken Lamia’nin yemek odasina girdigini görür. Geri dönüp ona sevgisini açmayi düsünür ancak vazgeçer.
    Düsünceler içinde geçen bir gecenin ardindan sabaha karsi uyuyabilen Ahmet Cemil birden defterinin olmadigini görür ve yemek odasin da unutulan defter usak tarafindan getirilir.
    Ertesi gün ev de Ikbal’in aglama sesini duyan Ahmet Cemil kardesinin derdinin ne oldugunu bir yildir süren evliligin de neden mutsuz oldugunu sorar ama hiçbir cevap alamaz.
    Odasina gelen annesi Sabiha Hanim Ikbal’in hamile oldugunu Vehbi Bey’in hizmetçi kiz Seher’i sikistirdigini Lamia’yi sürekli assagilayip dövdügünü ve haftada birkaç geceyi yatalak babasinin evin de onun genç karisiyla geçirdigini anlatir.
    Ahmet Cemil ve annesi; Ikbal’i kurtarmanin bir yolunu düsünmeye baslarlar. Enistesinden artik iyice nefret eden Ahmet Cemil evi kurtarmak için gazete de çalismaya devam etmek zorunda oldugunu düsünür. Daha çok çalisacak evin parasini kurtaracak Lamia’yla evlenecek ve kizkardesini bu adamdan ayirarak ailece yeniden mutlu bir hayat sürecekler. Bu düsünceler içinde Lamia aklina gelir Ahmet Cemil’in siir defterini yeniden okumaya basladigin da en son sayfada Lamia’nin el yazisini görür. “Tebrik ederim....” Artik Lamia’nin da kendisini sevdigini ümit eder.
    Sabah uyandiginda söküklerini tamir etmesi bahanesiyle Ikbal’i odasina çagiran Ahmet Cemil kizkardesiyle azda olsa konusma firsati bulur.
    Gazeteye gittiginde; önceki aksam okudugu siir hakkinda hiç de hos olmayan elestirilere arkadaslarinin gülüstügünü alay ettigini görür. Sabah gazetelerde çikan bu yazinin Raci’ye ait oldugunu anlar.
    Ahmet Sevki Efendi ona üzülmemesi gerektigini söylese de o bu yazilarin herkes tarafindan özellikle Lamia tarafindan okunacagi düsüncesiyle kahrolur.
    Ahmet Sevki Efendi siirin anlasilamamasinin bu kadar önemli olmadigini önemli olanin kiz kardesinin sorunu oldugunu söyler. Ahmet Cemil’in basimevinden ayrilamayacagini makinalarin parasini çikarana kadar çalisarak evi kurtarmasini sonrada Ikbal’i kocasindan bosattirabilecegini söyler.
    Makinalarin basina giden Ahmet Cemil biraz dizgi düzeltme isleri yaparak avunmaya çalisir. O sirada Raci’nin çok kötü bir durumda yattigini ögrenir. Artik Onu bir hastaneye yatirmak gerekir. Her gün biraz daha ölüme yaklasan Raci Gureba Hastanesine yatirilir.
    Aksam evde Vehbi Bey’in diger günlere göre daha farkli oldugu gözlenir. Odalarina çekildiginde kizkardesiyle enistesi arasinda ciddi bir tartisma duyulur. Vehbi Bey gazetelerde Ahmet Cemil hakkinda çikan haberlerin gazetenin onuruna dokundugunu bunu Ikbal’in agabeyine söylemesi gerektigini söyler. Ikbal bunu Ahmet Cemil’e çok zorlanarak söyler. Bu; gazeteden kovuldugu anlamina gelir.
    Ertesi gün gazetede yönetim memuru Ahmet Sevki Efendi Mir’at-i Suun gazetesinde yer alan bir yazida basyazarligin Ahmet Cemil’den alinarak daha önce üç dört kez kovulan Osman Tayyar’a verildigi haberini gösterir.
    Ahmet Cemil makinalari alip kiraya vermek ya da bir basimeviyle ortak olmak kendisinin de ders vermeye devam edecegini düsünür ancak bes parasizdir. Üstelik makinalarin borcu kendisine aittir. Evi kurtarmak için çaresiz Vehbi Beyle çalismak zorundadir.
    Daha sonraki günlerde basimevine hiç ugramaz eve geç gelir erken çikar enistesiyle yüz yüze gelmek istemez. Bu durumdan yararlanan Vehbi Bey evin geçiminin kendisine yüklendigini Ahmet Cemil’in hiçbir ise yaramadigini bahane ederek içkinin de dozunu kaçirarak Ikbal’i daha fazla haslar.
    Makinalari vermeyecegini söyleyen Vehbi Bey evinde bir asalak besleyemeyecegini söyleyip kizi durmadan döver. Olanlara daha fazla dayanamayan Ahmet Cemil Vehbi Bey’i dövmek ister ancak annesi birakmaz. Enistesi evden çikinca Ikbal’i görmeye giderler. Ikbal bögrüne yedigi tekme ile acilar içinde kivranmaktadir.
    Baska çare yoktur. Annesinin yüzük ve küpelerini Emniyet Sandigi’na rehine birakip aldigi paralarla makinalari dolayisiyla evi kurtarmak zorundadir. Elindeki paralarla telasla eve gider. Telas içinde Ahmet Cemil’i kapida karsilayan Seher Ikbal’in durmadan kan kaybettigini söyler.
    Çocuk düsmüstür. Tekrar doktoru çagirir. Ilaçlar alinir. Doktor durumunu pek iyi görmez. Atesi bir türlü düsürülemeyen Ikbal gitgide kötülesmekte atesler için de sayiklamaktadir. Bir gece agabeyini yanina çagirir ve o geceden sonra Ahmet Cemil kizkardesini gece gündüz hiç yalniz birakmaz
    Ve bir gece Ikbal annesi ve Seher’in kollari arasinda çirpinmaya baslar. Ahmet Cemil kardesini kollari arasina alarak simsiki sarilir ve iki kardesin kollari son bir kez bulusur. Ikbal agabeyinin kollari arasinda can verir.
    Ikbal derin bir yas içinde topraga verilir. Ahmet Cemil eve döndügünde kizkardesinin odasina girip doya doya aglar. Hayatindan yarim yüzyil geçmis gibi çökmüs ve yaslanmistir Ahmet Cemil.
    Ertesi gün Ali Sekip’in dükkanina giden Ahmet Cemil orada Ahmet Sevki Efendi’yle de karsilasir. Arkadaslari herkesin basindan mutlaka bir kere yas geçtigini bu kadar kendisini birakmamasi gerektigini söyler.
    Bu sirada Raci’nin oglu Nedim’in gazete sattigini görürler ve Ahmet Cemil hep birlikte Raci’yi ziyarete gitmelerini ister.
    Düsüncelerle geçen bir yolculuktan sonra hastaneye varirlar. Raci’yi küçük bir odada yataga büzülmüs iyice kötülesmis bulurlar. Çikista doktorlara durumunu sorduklarinda pek umut olmadigini ögrenirler.
    Ali Sekip’in dükkanina tekrar döndüklerinde Ahmet Cemil Hüseyin Nazmi tarafindan yazilip cama ilistirilmis bir not bulur. Hüseyin Nazmi bu büyük felakete üzüldügünü ve yasini paylastigini kendisine ulasamadigini verilecek pek çok haberi oldugunu söyler.
    Ahmet Cemil bu haberin Lamia ile ilgili oldugunu düsünür. “Lamia’da beni sevdigini agabeyine söyledi ve evlenmek istedigini mi belirtti acaba? ” Bu düsünce ile aksami zor eder.
    Erenköy’e arkadasinin kösküne gider ve büyük bir merakla verecegi haberleri söylemesini ister. Hüseyin Nazmi Avrupa’da herhangi bir baskente atanmak üzere oldugunu ve bu arada Lamia’yi bir subayla evlendireceklerini söyleyerek bu gencin bir resmini de gösterir.
    Ahmet Cemil’in bütün hayalleri yikilmistir. Keske daha erken davranip Lamia’yi kendisine isteseydi. Ama evlenmek için yeterince kazanci olmadigi için bunu yapamamistir.
    Bu yikimin ardindan sabah erkenden kardesinin mezarina gider ve orada kardesi gibi kendisinin de umutsuzluguna aglar.
    Dönüste Raci’nin karisiyla karsilasir. Kadin oglu Nedim’in gelecegi için babasindan kalan hisse senetlerini bozdurarak Raci’nin tedavi masraflarini karsilamak ister. Ahmet Cemil; kadinlarin neden bu kadar bagislayan ve bu kadar yüce varliklar oldugunu düsünür. Demek ki; eger yasasaydi Ikbal de kocasini affedecekti.
    Babiali Caddesi’ni çikarken uzun zamandir hiç görmedigi Vehbi Bey’le karsilasan Ahmet Cemil kendine alayci bir gülümseme atan Vehbi Bey’in suratina olanca gücüyle bütün intikamini alircasina bir yumruk patlatir.
    Artik rahatlamistir. Ali Sekip’in dükkanina girer. Orada Hüseyin Baha Efendiyle Vehbi Bey’in kapistigini ögrenir. Vehbi Bey artik ayligini ödemek istemez. Çünkü gazete haciz altindadir ve belki de kapatilacaktir. Ahmet Cemil az önce attigi yumrugun verdigi memnuniyetle evine döner.
    Ahmet Cemil babasinin ölümünün üzerinden geçen su bes yilda çok büyük hayaller pesinde kosup en büyük acilari yasamistir. Artik Lamia da yoktur Ikbal de.Bir zamanlar bütün umudunu bagladigi eserini siir defterini eline alir. Okumak içinden gelmez.
    Kemiklerini kirmak istedigi bir düsman gibi defteri elinde sikar ve sayfalari rastgele yirtarak sobada yakar.
    Ne yapmasi gerektigine karar verir. O da çok uzaklara gidecektir Hüseyin Nazmi gibi. Birden aklina bir gün arkadaslariyla Taksim Bahçesi’nde ellerine aldiklari siir kitabindan okuduklari bir parça gelir. ”Mezarligim baska bir hayat gürültüsünün ve kavgasinin mahvolmus kuvvetleriyle dolu; ama daha ölümlerinin bir birini izlemesi bitmis olmadi.”
    O zaman yüzüne son bir umutsuzluk direnisinin dayanma gücü gelir. Diplomasini alir eline. Bununla vilayetlerden birine gidecektir. Annesine düsüncelerini söyler. Sabiha Hanim çaresiz çok uzaklara gitme fikrini kabul eder.
    Sirkeci’den ayrilacak sandala binmek üzereyken Hüseyin Nazmi ile karsilasir. Arkadasi Avrupa’ya kendisi ise herseyden uzak olmak için; çok uzak ve her tarafi çöllerle kapli bir vilayeti seçmistir.
    Bir saat sonra Loyd gemisi Ahmet Cemil’i annesini ve Seher’i Kizildeniz’e götürmek üzere yola çikar.
    Annesi ile Seher’i yerlerine yerlestirdikten sonra yukari çikan Ahmet Cemil güverte de bütün hayatinin muhasebesini yapar.
    Bu siyah bir gecedir. Birden aklina Tepebasi Bahçesi’nde Haliç’e bakarak seyrettigi mavi gece ile yildizlardan olusan elmas yagmuru gelir.
    Gözlerinin önünde o mavi gece ile bu siyah gece karsi karsiya gelir. MAVI ve SIYAH.
    O vakit denize bakar. Siyah bir deniz. Bu siyahligin içine atlamak ve derinliklerine gitmek ister. Dalgalar onu çagirir gibidir. Ancak o derinliklere girdiginde huzura kavusacagini düsünür.
    Evet bir karar atilimi küçük bir hareketle vücudunu denizin derinliklerine birakmayi düsünürken bir sesle irkilir. Annesi yani basinda neden yalniz oturdugunu sorar. Annesine gelecegini söyleyerek bu siyah geceden ayrilarak annesini izler.

     

Bu Sayfayı Paylaş