Mavi Kuş özeti

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 28 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Mavi Kuş özeti konusu Mavi Kuş özeti

    Kitabın Adı : Mavi Kuş
    Kitabın Yazarı : Mustafa Kutlu

    Mustafa Kutlu 1947 yılında Erzincan’da doğmuştur. Çocukluğu Erzincan köylerinde geçmiştir. Ortaöğrenimi Erzincan Lisesi, yükseköğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümünde tamamladı. Tunceli ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı.

    Öğretmenlikten istifa ederek Dergah yayınlarında çalışmaya başladı. Edebiyat dünyasına “Fikir ve Sanatta Hareket” dergisinde yayımladığı makaleler ile girdi. Ayrıca Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce; Yöneliş, Adımlar dergilerinde de yazdı. 1990 Martı’ndan itibaren yönettiği Dergah dergisinde hikaye ve yazıları çıktı

    Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi’nin 3. ciltinden itibaren yayım yönetimini üstlendi ve bu ansiklopediye geniş bilgiler ekledi. 1986 yılından itibaren gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımladı, daha sonra bu faaliyetini Yeni Şafak gazetesinde sürdürdü. Sinema ve televizyonla ilgilenerek senaryolar yazdı.

    Mustafa Kutlu evli ve 2 çocuk babasıdır.

    Kitabın Konusu : Mavi Kuş’la tren istasyonuna giden insanların yolda başlarından geçen ilginç olaylar anlatılmaktadır.

    Kitabın Anafikri : İnsanlar bir amaca ulaşmak için ellerinden geleni amaçlarına ulaşıncaya kadar yılmadan yapmalıdır.

    Anlatım Şekli ve Akıcının Kimliği : Olaylar yazarın ağzından anlatılmaktadır.

    Yer ve zaman : Hikaye Şirinyurt Kasabasından tren istasyonuna kadar olan yolda cereyan etmektedir.

    Figürler : Genel olarak Mavi Kuş’un üzerinde duruluyor.

    Düğümler :
    Otobüs yoldayken neler olacak?
    Mahkum kanlıları tarafından vurulacak mı?
    John ve Elizabeth gerçekte kimdir?
    Kemal gerçekte kimdir?
    Erol, Deli Kenan’ yakalanacak mı?
    Trene yetişebilecekler mi?
    Mahkum rolünde ki oyuncu gerçekten mi yoksa rol icabı mı öldü?

    Hikayede ki Kişiler :
    Deli Kenan : Başrol oyuncusudur. Otobüsün sahibi ve şoförüdür. Uzun boylu, iri yapılı fiziki özelliklerinin aksine şefkatli,güleryüzlü,kimseye zarar vermeyen bir karakteri vardır. Yaşlı annesinden başka kimsesi yoktur. Babası ölünce Bilal’in babası onu değirmenlerden birisine yerleştirmiş askerliğine kadar burada çalışmıştır. Kenan Bilal’in kardeşi Zeliha’ya aşık oluyor en yakın arkadaşının kardeşine aşık olduğu için kendine utanıyordur. Kenan, Zeliha’ya haber göndermiş kız Kenan’la dalga geçmiştir. Kenan’da bu olaydan sonra bir daha kimseyle evlenmek istememiştir.

    Avcı Bilal : Bilal kasabanın ileri gelen ailelerinden birinin oğludur. Deli Kenan ile birlikte büyümüşlerdir. Bilal bir kıza aşık olmuş ve o kızla evlenmiştir. Evlendikten 5 sene sonra karısı hamile kalmıştır. Bilal doğacak çocuğunu beklerken erkek çocuğu olacağının haberini alınca sevincinde havalara para saçmış ancak çocuğu ölü doğunca ve karısı da doğumdan sonra ölünce Bilal kahrolmuştur. Kenan arkadaşı bilal’in bu durumdan kurtulması için Bilal’i avcılığa götürüyor Bilal o Günden sonra kendisini avcılıkla oyalıyordu.

    doktor Yahya : Kasabanın doktorudur. Yıllardır tek başına yaşamaktadır. Daha önceleri evliymiş faka karısıyla kitap hastalığı yüzünden ayrılmış. Kitaplarına karşı o kadar ilgiliymiş ki karısı ya kitaplar yada ben demiş. Doktor Yahya kitaplarını seçerek karısından boşanmış. Ancak daha sonra bu seçiminden çok pişmanlık duymuş çünkü karısını seviyormuş, daha sonraları evlenmemiş.

    Muavin Seyfi : Otobüsün muavinidir. Biraz saf ve hayal dünyası geniştir.

    Öğretmen Murat ve Eşi Neşe : Murat tayini buraya çıkmış faka eşi bu köyü istemediği için eşiyle ayrılma noktasına gelmiş öğretmendir.

    Kemal : Kendisini Mühendis olarak tanıtmıştır. Gerçekte Polistir. John ve Elizabeth çiftinin yurt dışına tarihi eser kaçırdığından şüphelendiği için kendisini mühendis olarak tanıtarak bu çifti takip etmektedir.

    Beşir Ağa : Kasabanın ağasıdır. Ailesinin tek erkek evladı olduğu için bir herkes üzerine titremiş, her istediği gerçekleşmiştir. Askerliğini İstanbul’da yaptıktan sonra köy dönmeyip eğlenceye dalmıştır. Babası öldükten sonra köye gelerek babasının yerine geçmiştir.

    Adil Usta : Nazım Uata’nın babasıdır. Daha önce marangozluk yaptığı için “Usta” lakabı oradan kalmıştır. Daha sonra kuyumculuk yapmış sonrada işleri oğullarına devretmiştir.

    Nazım : Adil Ustanın ilk karısından olan çocuğudur. Doğum sırasında kalça çıkıklığı olduğu için sakat doğmuştur. Sessiz sedasız bir adamdır. Üvey annesi ve kardeşi Davut bunu hep hor görmüş Nazım ezilmeye daha fazla dayanamayıp kardeşi Davut’u öldürmüştür.

    Köylü ve Hasta Karısı : Biri oğlan biri kız iki çocukları vardır. kadın hasta olduğu için onu şehirdeki doktora yetiştirmeye çalışmaktadırlar.

    Gül : Arkeoloji okumaktadır. John ve Elizabeth’i gezdirmektedir.

    John ve Elizabeth : Amerika’dan gelmişlerdir. Tarihi eser kaçakçılığı yapmaktadırlar.

    Erol : İstanbul’a gitmek isteyen fakat parası olmadığı için otobüse kaçak binen çocuktur.

    Koto Bayram : Karısını genç yaşta ince hastalıktan kaybetmiştir. İki çocuğu ve yaşlı babasıyla kalmıştır. Zorla geçinmektedir. Kenan hiç hoşlanmadığı halde bu Aileye yardımcı olurdu.

    Timur : Deli Kenan’ın babasıdır.

    Hancı ve Karısı : Hancı Hasan yaşlı karısı ondan da yaşlı durmaktadır. Belki daha gençtir fakat karısı o kadar sıkıntı çekmiş ki Hancı Hasan’dan daha yaşlı durmaktadır.

    ÖZET
    Mavi Kuş, maviye boyanmış,bakımsız,önünden geçenlerin dikkatini çeken, değişen parçaları yüzünden hangi marka olduğu belli olmayan, paslanmış, yer yer dökülmüş ve solmuş boyalı,şoför kapısının üzerinde hangi kuş olduğu belli olmayan,kanatlarını açmış,beyaz bir kuş resmi resmin hemen altında da “Mavi Kuş” yazısı yer alıyordur.

    Deli Kenan otobüsün tamiriyle uğraşırken Seyfi’de öğle yemeğini yemekteydi. Beyaz keten ceketli, beyaz pantolonlu, hasır şapkalı,şişman,dazlak,yabancı olduğu her halinden belli olan adam kutularını bagaja koyuyordu. Sefa Oteli’nin üst pencerelerinden bakan adam dürbünle bu adamı gözetliyordu. Daha sonra dürbünü koyarak Çardaklı kahvesine yöneliyor bu defa orada oturan iki bayanı izlemeye başlıyordur. Bu sırada bir köylü sırtında taşıdığı hasta karısını otobüse getirmeye çalışıyordu. Kadın çektiği acıyı saklamaya çalışmaktadır. Otobüse vardıklarında kadın ve adam çocuklarına ve babasına ağlayarak sarılarak vedalaşırlar. Otelde ki genç yine Çardaklı Kahveyi gözlemektedir. Kahvede arkada masaların birinde buralarda görülmeyen iki tip başbaşa vermiş fısıltıyla konuşmaktadırlar.

    Adil Ustanın Mardin’de askerdeyken Nazım adında bir oğlu olur. Adil Usta Mardin’de askerdeyken Arap bir kıza aşık olmuştur. Ondan da Davut isimli bir çocuğu olmuştur. Adil Usta köye geri döndükten sonra karısı kahrından ölmüş Nazım’a babaannesi bakmıştır. Sonra Nazım’ı yanlarına almışlar fakat Nazım’a burada üvey annesi ve Davut eziyet etmiş Adil Ustada Nazım’ı hor görmeye başlamıştır. Buna dayanamayan Nazım, Davut’u öldürüp İstanbul’a kaçmaya karar verir. Otobüs hareket saatine hazırlanırken Nazım dükkanını kapatır ve otobüse biner. Tam bu sırada genç karı-koca yüksek sesle tartışarak otobüse doğru gelmektedir. Erkek alttan aldıkça kadın iyice bağırmaktadır. Erkek öğretmen olduğu için tayini buraya çıkmış , kadın ise burada kalmak istemiyor bunun için tartışıyorlardı. Mavi Kuş’un yolcuları arasında Doktor Yahya’da vardı. Doktor Yahya karısından boşanmış boşandıktan sonrada bu kasabaya tayinini istemiştir. Senelik iznini kullanmak üzere İstanbul’a gitmektedir.

    Sokağın iki tarafında uzanmış duvarın üzerinde iki çocuktan birisi olan Erol gizli olarak otobüse binme planları yapmaktadır. Planını gerçekleştirerek otobüse binecektir. Az sonra fiyakalı bir atla otobüsün önünde Beşir Ağa belirir. Beşir Ağa Ankara’dan gelecek önemli misafirler için trene yetişmek istemektedir. Jandarma da aralarında bir mahkumla gelmektedirler. Jandarmada geldikten sonra Deli Kenan bütün yolcuları otobüse çağırır. Yabancı karı koca bir koltuğa anlarında ki kızda bir koltuğa oturmuştur. Otelin penceresinden meydanı izleyen genç adam gelip güzel kızın yanına oturmuş ve yolculuk başlamıştır. Genç adam kendisini mühendis olarak tanıtsa da aslında tarihi eser kaçakçılığını takip eden polis memurudur.

    Deli Kenan kedisi olmadan asla yolculuğa çıkmamaktadır. Kedi gelip Kenan’ın kucağına oturduktan sonra yolculuk başlar. Yolda biraz ilerledikten sonra köylülerle karşılaşırlar Deli Kenan durup köylülerden domates,maydanoz,salatalık ve ayran alır. Otobüste ki yolculara bunları ikram eder. Almak istemeyen olduğu zaman zorla ikram eder. İleride ki dereden geçerken otobüs çamura saplanır. Koto Bayram inekleriyle otobüsü çamurdan çıkarmak karşılığında Kenan’dan para alır. Dereyi geçtikten sonra Kenan Bilal’i görür ve onuda otobüse alır. Bilal bir kızı sevmiş onunla evlenmiş,daha sonra karısı hamile kalmış fakat çocukları ölü doğmuştur. Karısı da bu olaydan sonra can vermiştir. Bilal’in bu durumu atlatması için arkadaşı Kenan onu avcılığa alıştırmıştır. Kenan Seyfi’den Alet çantasını getirmesini istemiştir. Seyfi bagaja çıktığında brandanın altında Erol’u görmüştür. Erol’a orada ne işi olduğunu sorar Erol kendisinin ikinci muavin olduğunu söyler. Seyfi biraz saf olduğu için buna inanır,birinci muavin kendisi olduğu için gururlanarak aşağıya iner ve Kenan’a olanları anlatır. Han’a vardıklarında Hancı Hasan otobüsün geleceği Saati bildiği için hazırlıklarını yapmış onları beklemektedir. Herkes bir şeyler yemek için aşağıya iner. Hasta kadını da kocası sırtına alarak indirmiş kadın burada iyice fenalaşmıştır. Erol’unda karnı acıkmış yanına aldığı elmaları yemektedir. Doktor hasta kadına bakmak için kadının yanına gider. Fakat kadın vefat etmiştir. Otobüs ölen kadını ve kocasını orada bırakarak yoluna devam etmiştir. Tren garına çok az bir yol kala otobüs aniden durdu. Tekerleğinin patladığını anlayınca tekerleği yaptılar tam takacakları sırada Seyfi tekeri elinden kaçırdı. Hava karanlık olduğu için tekeri biraz zor buldular. Tekerleği bulup taktıktan sonra yollarına devam ettiler. Akşam Havanın soğumasından dolayı üşüyen Erol John’un kutusunun içindeki antikaları aşağıya atarak kutunun içine girerek uyumuştur. Az ilerde istasyonun ışıkları görünmeye başlamıştı ki bu sefer de polis otobüsü arama yapmak için durdurdu. Bunu duyan John ve Elizabeth’in içine korku düştü. Tam bu esnada nazım Usta vicdan azabına dayanamayarak “Ben öldürdüm” diye polislerin önüne atladı. Ancak polislerin aradığı kişi o değildi. Polisler Nazım’ı tutuklayarak aramaya devam ettiler. Kasaların içine bakarlarken aradıkları tarihi ederlerin yerine Erol’la karşılaştılar. Polisler çok şaşırdılar. Bunu gören John ve Elizabeth rahat bir nefes aldılar.

    Erol yolun vermiş olduğu yorgunluk,uyuşukluk, ve açlık yüzünden kendini toparlayamayarak kendini seyredenlerin yüzüne aptalca bakmaktadır.

    Tam bu sırada yüksek bir ses “STOP” diye bağırır ve ışıklar yanar. Meydanda ki sahnenin bir film seti olduğu anlaşılır
     

Bu Sayfayı Paylaş