Materyalizm (Maddecilik) Nedir?

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Asi_isyankar tarafından 3 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Materyalizm (Maddecilik) Nedir? konusu Materyalizm (Maddecilik) Nedir?

    Materyalizm veya maddecilik, varlığın yapısı hakkında belli bir tavrı yansıtan bir görüştür. Materyalist filozoflara göre var olan her şey, bize başka türlü görünse bile ya madde, ya da maddi bir şeydir. Yani bu demektir ki madde olarak görünmeyen şeyler de maddeye indirgenebilir. Varlığın temeli, maddedir ve her şey maddi bir şeye indirgenebilmektedir.

    Bütün bunların dışında, çeşitli materyalist filozofların farklı madde anlayışları vardır. Bu bağlamda, materyalizmin çeşitli türlerinden söz etmek mümkündür.
     
  2. Demokritos ve Atomcu Madde Anlayışı Nedir?

    Yunan dünyasında Demokritos, atomcu madde anlayışının temsilcisidir. Demokritos'tan sonra aynı düşünceyi Lucretius ve Gassendi devam ettirmişlerdir.

    Demokritos'un görüşlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

    1. Gerçek dünyanın en son yapı taşları, her şeyin kendisinden meydana geldiği ve kendisine ayrıştığı bölünemez fiziksel gerçeklikler olan atomlardır. Atomlar farklı büyüklük ve biçimlerdedir. Mesela bazı atomlar küp, bazı atomlar piramit, bazı atomlar top şeklindedir; bazıları çengelli, bazıları girintili ve çıkıntılıdır. Bu atomların ortak özellikleri, onların; bölünemez, parçalanamaz, içlerine nüfuz edilemez olmaları, boşlukta yer kaplamaları ve sürekli olarak bir hareket içinde olmalarıdır.

    2. Evrendeki bütün nesneler, uzayda dağılmış olan atomların birleşmesinden dolayı ortaya çıkmaktadırlar ve bundan başka bir şey değillerdir. Bir taş da bir masa da hatta insan zihni de bu atomlardan meydana gelmiştir. Duygu, zihin, ruh gibi madde dışı olarak düşünülen şeyler de aslında maddidirler ve atomlara indirgenebilirler.

    3. Demokritos için hareket, atomların temel özelliğidir. Atomlar boşlukta farklı hızlarla düşerler. Bu düşüşte büyük olanlar, küçük olanlara çarparak onların yönünü değiştirir. Böylece sonsuz bir vurma ve çarpmalar dizisi başlar. Sonuç olarak da varlık dünyasındaki her şey bu çarpmaların bir ürünü olarak ortaya çıkar. Bu da demektir ki "evrende rastlantı yoktur." Yani Demokritos, rastlantıyı reddetmiştir. Demokritos'a göre her şey birbirine zorunlu olarak bağlıdır.

    4. Demokritos'a göre atomların gerçekten de büyüklüğü, biçimi ve hareketi vardır; ama onların sıcak veya soğuk, ekşi veya tatlı olma gibi nitelikleri yoktur. Bu türden nitelikler, atomların bir araya gelip insanın duyu organlarında meydana getirdiği etki sonucu ortaya çıkar. Demokritos bu durumu şöyle açıklar: "Tatlı, acı, sıcak, soğuk ve renk yalnızca zihinde vardır. Gerçekte ise atomlar ve boşluktan başka bir şey yoktur."

    Bütün bunların ışığında, Demokritos'un maddecilik anlayışını şöyle özetlemek mümkündür: Var olan her şey, maddedir; maddi değilmiş görünen şeyler de (düşünce, zihin, ruh, duyum, hisler) maddeye indirgenebilir; evrende hiçbir şekilde rastlantıya yer yoktur, her şey belirlenmiştir ve zorunlu olarak meydana gelir; evrende hiçbir amaç yoktur; her şey mekanik bir nedensellik sonucu ortaya çıkar.
     
  3. Hobbes ve Cisimci Maddeci Anlayışı Nedir?

    Hobbes, 17. yüz yılda yaşamış olan ünlü bir İngiliz siyaset bilimci ve filozoftur. Hobbes aynı zamanda bütün çağların görmüş olduğu en bilinçli maddeci (materyalist) düşünürlerden birisi olarak görülmektedir.

    Hobbes, atomcu bir madde anlayışına sahip değildir. Bunun sebebi hareketin olması için herhangi bir boşluğun olması gerektiğine inanmamasıdır. Hobbes böylece hem atomu, hem de atomun hareket ettiği düşünülen "boşluk varsayımı"nı reddeder.

    Hobbes için madde, cisimdir. Cisim; düşünceden bağımsız olarak uzayın bir parçasını dolduran, eni, boyu ve derinliği olan şeydir.

    Hobbes, "Leviathan" isimli dünyaca ünlü başyapıtının 46. bölümünde şöyle demiştir: "Dünya (bununla sadece üzerine yaşadığımız yer yuvarlağını kastetmiyorum; evrenin, yani var olan şeylerin tümünün meydana getirdiği bütünü kastediyorum) cisimseldir, yani cisimdir ve cismin boyutlarına, en, boy ve derinliğine sahiptir. Dolayısıyla evrenin her parçası cisimdir ve cisim olmayan hiçbir şey, evrenin parçası değildir."

    Hobbes'un bu cümlesinde, onun gizil biçimde de olsa bir tanrıtanımaz olduğunun kanıtıdır. Zaten kendisiyle tutarlı olan bir materyalizmin tanrıyı ya fiziksel bir nedene indirgeyeceği, ya da onu reddedeceği açıktır. Bundan dolayıdır ki maddeciliğin (materyalizmin) tanrıtanımazcılık ile sıkı bir ilişkisi vardır denilebilir.
     
  4. La Mettrie ve Makine İnsan Anlayışı Nedir?

    La Mettrie, 18. yüz yılda yaşamış olan Fransız bir maddeci filozof ve "Ruhun Doğal Tarihi" ile "Makine-İnsan" eserleri sayesinde büyük ün kazanmış bir düşünürdür.

    La Mettrie; Descartes'in hayvanların ruhları olmadığı, onların saat gibi bir makine olduğu, tinsel bir insan ruhu anlayışının gereksiz olduğu, insanın da bir makine olduğu görüşlerini kanıtlamak istemiş ve bu yönde çalışmalar yürütmüştür.

    Ona göre asıl var olan, yani "töz", tamamen maddedir. Hayvanlar ve insanlar aynı yapıdaki varlıklardır; bu nedenle de insanda bedenden öte bir ruhun varlığını kabul etmek gereksizdir.
     
  5. La Mettrie Kimdir?

    Frederick Julien Offray de La Mettrie (1709-51) bir doktordu. Ateşin anlık ve düşünce üzerinde yaptığı etkileri kendisinde gözleyerek fizyolojik etmenler ve ruhsal işlemler arasındaki ilişkileri incelemeye yöneldi. Histoire naturelle de l’âme başlıklı çalışması 1745’de çıktı, ve ertesi yıl Fransa’dan sürüldü. 1748’de Leyden’de L’homme machine’yi yayımladı, ve aynı yıl Hollanda’dan sürüldü. Büyük Frederick’den sığınma hakkı istedi. L’homme plante 1748’de Potsdam’da çıktı.

    Ruhun Doğal Tarihi başlıklı çalışmasında (ki daha sonra Ruh Üzerine İnceleme olarak adlandırıldı) La Mettrie insanın ruhsal düşünce ve istenç yaşamının duyumlardan doğduğunu ve eğitim tarafından geliştirildiğini ileri sürer. Duyuların olmadığı yerde hiçbir düşünce yoktur; daha az duyu daha az düşünce demektir; ve nerede eğitim ve öğretim düzeyi düşükse, orada düşüncelerin bir yetersizliği söz konusudur. Ruh ya da anlık özsel olarak bedensel yapı üzerine bağımlıdır, ve ruhun doğal tarihi fizyolojik süreçlerin sağın gözlemleri yoluyla incelenmelidir. Duyular, der La Mettrie, onun filozoflarıdırlar. Özünlü olarak bedenden bağımsız tinsel bir ruh kuramı gereksiz bir önsavdır.

    İnsan Bir Makine’de La Mettrie Descartes’ın dirimli bedeni bir makine olarak betimlemesine değinir. Ama onun görüşünde Descartes’ın ikiciliği ileri sürmek için, eş deyişle insandan özdeksel-olmayan ve özgür bir düşünen töz ile uzamlı bir tözden, bedenden oluşuyor olarak söz etmek için hiçbir dayanağı yoktu. Fiziksel örgenliğe ilişkin yorumunu bütün insana uygulaması gerekirdi. Aynı zamanda La Mettrie kendi özdek düşüncesinde Descartes’dan önemli ölçüde ayrılır. Çünkü özdek salt bir uzam değildir: ayrıca devim gücüne ve duyum sığasına da iyedir. En azından, örgütlenmiş ya da düzenlenmiş özdek onu düzenlenmemiş özdekten ayıran bir devim ilkesine iyedir; ve duyum devimden doğar. Bu doğuşu açıklayamıyor ya da sonuna dek anlayamıyor olabiliriz; ama özdeğin kendisini ve temel özelliklerini sonuna dek anlamamız olanaksızdır. Gözlemin bize devimin, eş deyişle örgütlü özdeğin ilkesinin doğduğu güvencesini vermesi yeterlidir. Ve, devim ilkesi verildiğinde, yalnızca duyum değil ama tüm başka ruhsal yaşam biçimleri de doğabilirler. Kısaca, tüm yaşam biçimleri en sonunda değişik fiziksel örgütleniş biçimleri üzerine bağımlıdır. Hiç kuşkusuz, bir makine andırımı insanı betimlemek için yeterli değildir. Ayrıca bir bitki andırımını da kullanabiliriz (bu yüzden, L’homme plante). Ama bu demek değildir ki Doğada kökensel olarak birbirlerinden ayrı düzeyler vardır. Onda tür ayrımlarından çok derece ayrımlarını buluruz.

    Din sorunlarında La Mettrie tam bir bilinmezcilik ileri sürdü. Ama yaygın bir biçimde bir tanrıtanımaz olarak görülüyordu. Ve, gerçekten de, Bayle’in tanrıtanımazlardan oluşan bir Devlet olanaklıdır önesürümünü bunun yalnızca olanaklı değil ama istenebilir de olduğunu ekleyerek geliştirmeye çalıştı. Başka bir deyişle, din yalnızca ahlaktan bütünüyle ayrı olmakla kalmaz, üstelik ona düşmandır da. La Mettrie’ün törel düşüncelerine gelince, bunların doğası çalışmasının başlığı tarafından yeterince belirtilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş