Masum Gülücükler Taktım Yakana...

'Şiirler' forumunda DilzaR tarafından 27 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Masum Gülücükler Taktım Yakana... konusu
    Masum Gülücükler Taktım Yakana...

    Yağmurlu bir gündü demlenişim...
    Sırıl sıklamdım, ama bir o kadar susamış...
    Tenim kurumaya yüz tutardı,
    Her bir damla da...

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana, hani o damlaların birbirlerine hiç dokunmadan yere düşüş macerasını ve her bir can da yeniden canlanışlarını...

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana, semadan arşa inerken nasıl çoşkuya büründüğünü ve herkesin yüreğine nasıl usulca dokunduğunu... Yağmurlar da senin o ipeksi saçlarını savurdu mu, senin de yüreğine usulca incitmeden dokundu mu? Kalp sancılarını dindirip, yerine sancısız bir kalp bıraktı mı? Gözlerinde ki yaşı herkesten saklayasın diye yüzüne yüzüne serpildi mi? Bir gece ansızın uykudan uyandırıp seni, kendini izletmesine izin verdi mi? Ya da pencerenin camlarına sevdiğinin adını yazasın diye buğulattığı oldu mu? Yağmurlar sana yoldaş, sana gardaş, sana yar oldu mu, oldu mu? Peki yağmurun damlaları sarıya, pembeye, maviye ya da yeşile çalınık mı? Söylesene gökkuşakları her yağmur sonrası mıçıkar , yoksa sadece aşıkların mekanına mı uğrar her hangi bir yağmurlu gün de... Bana yağmurlara anlatsana, onların da kokusu var mı? Onlarda herkese sevdiğinin kokusuna bulanırda kokar mı? Çok soru değil mi, ama ben yağmurları bilmem ki... Hiç yağmurları izlemedim ki, sokaklara atıp doya doya ıslatsam da kendi mi damlaların rengi ne renk göremedim ki... Bazen sarıya çaldım, bazen pembeye...Bazen maviye çaldım, bazen yeşile... Peki sen yağmurlara hiç dokundun mu? Şey ben hiç dokunmadım da, onlar dokundu hep bana zaten dokunamam da nerden ne yöne aktığını anlamam ki... Doğru ya unuttum, kusuruma bakma körüm ben ve göremediğim o damlaların esiriyim ben. Bazen pencerenin kenarına otuttururum kendimi ve yağmurun o tatlı melodisini dinlerim saatlerce ve şekillendiririm her bir damlasını kendimce...


    Bazen üçgen oluverirler, bazen dörtgen...
    Bazen kare oluverirler, bazen beşgen...
    Ama eminim ki, hiç birine benzemezler.
    Ben yine benzeterim işte
    Kendimce...

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana, hani o kendi melodisine gizlenmiş yanları varya heh işte onları ve bir de, bir de anlat işte içinden geldiğince, yüreğinin yettiğince ve kaleminin tükendiğince....

    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana...
    Onlar hiç birbirlerine dokunmazlar canım, dokunmazlar çünkü
    Dokunup da birbirlerini incitmekten korkarlar.
    Ve her bir canda yeniden canlanırlar,
    Çünkü kendilerin de olmayan aşkı ve sevgiyi
    Bizde bulurlar.

    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana...
    Onlar bizleri o kadar çok sever ki...
    Bize geleceğini anladıkları anda yarış yaparlar
    Birbirleriyle adeta çoşkuya bürünerek...
    Ve yüreklere dokunurlar usulca mutluluğa
    Kavuşmak adına...

    Bu arada evet saçlarımı da savurdu,
    Yüreğime de dokundu.
    Kalp sancılarımı da aldı, yerine
    Sağlam kalp de bıraktı.
    Bak işte bunu çok yaptı, herkesten saklamak için
    Gözyaşlarımı yüzüme yüzüme çaldı hızlıca damlalarını...
    Nadir olmuştur uyandırması ama ben de izleyenlerdendim tabi...
    Ne vakit yağmur yağsa, ben buğulan hangi cam varsa yazdım
    Adını her ne kadar vefasız da olsa...
    Bu yağmurlar öyledir ki, yoldaşın da olur gardaşın da...
    Sevdiğin de olur, kin tuttuğun da...
    Hiç bir renge çalınık değildir damlalar.
    Şeffaftır ve saydamdır en az bir su kadar.

    Yağmuru anlatıyorum hadi sana...
    Onların kokusa da var tabi...
    Ama bu ne sevdiğinin kokusuna benzer, ne de annenin...
    Bu bambaşka bir kokudur, bu toprakla bütünleşmesinin
    Sonucun da ortaya çıkan doğanın ta kendisinin kokusudur.

    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana...
    Kendi melodilerin gizli yanlarındadır onlar.
    Öyle olmasa bu kadar anlam ifade eder miydi bizim için...
    Anlattım işte şimdi sana içimden geldiğince,
    Yüreğimin yettiğince ve kalemim tükendiğince...
    Ve masum gülücükler taktım yakana,
    Sen hep ne halde olursan ol gülümse diye..


    HURİYE ÖZDEMİR
     

Bu Sayfayı Paylaş