Mardinde Mezopotamya Demokratik Açılım Sempozyumu Yapıldı

'Mardin & İlçeleri Haberler' forumunda Dine tarafından 11 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mardinde Mezopotamya Demokratik Açılım Sempozyumu Yapıldı konusu MGC tarafından Mezopotamya Demokratik Açılım Sempozyumu ve 2. Mezopotamya Başarı Ödülleri Atatürk Kültür Merkezi salonunda yapıldı.

    Mezopotamya Gazeteciler Cemiyeti tarafından 'Mezopotamya Demokratik Açılım Sempozyumu' ve 2. Uluslararası Mezopotamya Başarı Ödülleri' toplantısı Artuklu Üniversitesi, Atatürk Kültür Merkezi salonunda yapıldı.
    [​IMG]
    Sempozyuma Mardin Vali Hasan Duruer’e vekâleten Yeşilli ilçe Kaymakamı Murat Girgin, Kızıltepe Kaymakamı Osman Tunç, Irak Milletvekili Müeyed Teyib, Gazeteci-Yazar Prof.Dr. Mehmet Altan, Van Eski Milletvekili Avukat Fettullah Erbaş, Akademisyenler, Prof Dr. Mithat Sancar, Doç. Dr, Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Gazeteci Yazar Ali Bulaç, AB İsveç Araştırmacı Yazar Vildan Saim Tanrıkulu, sanatçı Aktivisyen Şanar Yurdatapan, Başbakanlık Müşaviri Salih Melek ve Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay Tanrıkulu katıldı.

    Mezopotamya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemil Aydoğan’ın açış konuşmasıyla başlayan sempozyum 2 ayrı oturumda yapıldı, Aydoğan açış konuşmasında: “Demokratik açılımın başarıya ulaşması Kürt sorununun demokratik çözümü ile mümkündür. Ancak Türkiye sınırları içerisinde diğer azınlık halklara kültürel ve demokratik hakların kendilerine verilmesi demokratik açılımın vazgeçilmez bir kriteridir. Kürt sorunu cumhuriyetin kuruluşuyla beraber bu ülkeye maddi manevi çok kan kaybettirmiştir. Osmanlının kuruluşundan yıkılışına kadar yer alan Kürtler kurtuluş mücadelesinde de bir tarafta karayılan, şeyh Said ve diyap ağa gibi Kürt önderleri emperyalist ülkelerin bölünme isteklerini reddederek Mustafa Kemal önderliğinde kurtuluş mücadelesinde yer aldılar.

    Kürtler o dönem emperyalist ülkelerin taleplerini kabul etseydi devlet kurmak onlar için bir bardak su içmekten daha kolaydı. Cumhuriyetin kuruluşu ile beraber inançlarıyla daha demokratik bir kültür talebiyle özerk bir yönetim beklerken dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oldular. Osmanlının son dönemlerine kadar kendi bölgelerinde İbrahim Paşa, Cemil Paşa, Korhıseyn Paşa ve Bedirhan Paşa gibi paşalarla kendi bölgelerini yöneten Kürtler cumhuriyetin kuruluşuyla beraber bu haklarını da kaybetmiş oldular. 1921 anayasasında kendilerine bazı demokratik haklar yer alıyordu. Bu haklar hayata geçirilmeden 24 anayasasıyla ortadan kaldırılmıştır. Demokratik açılımın başarıya ulaşmasıyla beraber bu taleplerin sahipleri de marjinal bir seviyeye düşecektir.
    Demokratik açılım ve ilerde referanduma sunulması beklenen yeni anayasaya karşı Ergenekon terör örgütü yandaşları karanlık mevzilerini kaybetmemek için barış ve demokrasi mücadelesini kendileri için büyük bir tehlike olarak görüyorlar ve özellikle Kürt silahlı hareketini kendilerine bir sıçrama tahtası olarak yıllardır gören Ergenekon güçlerine karşı Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkez’iyle ve tüm halkların birleşik demokrasi güçleriyle bu şer odaklarına karşı cesaretle dik durmanın zamanı gelmiştir.

    Kuzey Irak Milletvekili Müeyed Teyib’de Sempozyumunda Kürtçe olarak yaptığı konuşmasında: “bazı insanların özgürlük sorunu bir kaplumbağa sırtında olduğunu ve bazı insanların özgürlük sorunu da ceylanın sırtında olduğunu belirterek, "Ben özgürlüğü Ceylan sırtında olan bir ülkeden geldim. Ama bu özgürlüğün ceylan sırtında olması için çok mücadele ettik. Ve şu anda birlik ve beraberlik içinde yaşamaktayız, insanlar tek dil tek ırktan yaratılmamıştır, bu da bazı dönemler sorunlara yol açmakta, İnsanlığın bu çok renkliliği bazı insanlar için sorun haline gelmiştir. Ülkemde halen her gün oluk oluk kan akmaktadır, tek dil tek ırk da olsa bazen demokrasi arayan ülkelerde sorunlara yol açmıştır, Allah bizi çeşit çeşit yaratmış, Kur’an da geçen bir ayette İnsanoğluna saygı gösterilmesi gerektiğini anlatır" şeklinde konuştu.

    Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay ise yaptığı konuşmada, Mardin Artuklu Üniversitesi olarak, Mardin’in huzur ve barış adası niteliğinde olduğunu hatırlatan Omay: “Farklı dillerin, farklı dinlerin bir arada, huzur ve medeniyeti en güzel yapabilecek bir coğrafyayı, ilim ve irfan adasını tesis etmek için büyük gayret içinde çalışıyoruz. Bu nedenle bir sosyal bilimler akademisi ufkunu ortaya koyarak bu ufka yönelik dil enstitüsünü kurduk. Bunu için de Arabi, Kürdi, Farisi’nin Türkçenin ve daha antik dillerin ilişkilerde olduğu kültür ve etolojik çalışmaları kadim geleneğin içerisinde metotlarla birlikte modern ilimleri de birleştirerek, yaşayan Diller adı ile çıkan enstitüsü içerisinde 3 ayrı bölüm Bakanlık kararı ile kurulmuş bulunuyor. Bunlar Arabî Dili ve Kültürü, Dünya dili ve kültür ile Kürt dili ve Kültürü bölümleri ilk defa resmi olarak kurulmuştur. Kürt dili ve Kültürü için Haziran ayında bir yaz okulu formatında ilk defa ülkemizde 2010-2011 öğretim yılında Yüksek Öğretim Kurumunda başlayacak. Kürtçe seçmeli derslere Kürmanci ve Zazaki lehçelerinde okutman yetiştirme programları başlayacak.

    Gazeteci-Yazar Prof.Dr. Mehmet Altan yönetiminde yapılan Sempozyumun ilk oturumunda Van Eski Milletvekili Avukat Fettullah Erbaş, Akademisyenler, Prof Dr. Mithat Sancar, Doç. Dr, Hüseyin Şeyhanlıoğlu konuşmacı olarak katıldılar, oturumun açış konuşmasını yapan Altan, Açılımın neden parça parça yapıldığına anlam veremediğini belirterek, bu yazalar açılımlar zamanında yapılsaydı bu kadar insanın ölmesine gerek kalmayacaktı. Açıklamasının ardından, Doç. Dr, Hüseyin Şeyhanlıoğlu da Cumhuriyet kurulduğundan beri partilere baskılar yapıldığı, 10 ar yıllık geçiş dönemlerindeki engellemelere rağmen halkın iktidarını engelleyemediğini belirtirken, Eski Milletvekili Avukat Fettullah Erbaş’da binlerce yıldır Türklerin ve Kürtlerin iç içe yaşadığını, köy boşaltmalarında bile doğuya değil batıya göç edildiğini, Yönetimle sorunlar yaşanmış ama iki toplum arasında sorunlar yaşanmamıştır. Derken Prof Dr. Mithat Sancar ise: “Demokratik açılımın burada olumlu yansımaları yaşanırken batıda bunun tam tersi yaşanmakta burada az bulunurken bu batıda fazla bulunuyor, Türkiye bölünmüş bir halde ve bütünleşmeye ihtiyacı var, PKK Kürtlerin temsilcisi değil, Kürt sorununun siyasallaşmasının temsilcisi olarak görülüyor, iki tehlikeli yöntemden biri imha yöntemidir silahla yok etmek, tabanı olan bir örgütü güvenlik yöntemiyle çözmek kolay değil ve yanlıştır, zorla tasfiye yöntemi sivilleşmek yerine daha çok çatışma ortamına çekmek olur. Çok daha fazla ölüm, ebedi ayrıştırmayı tetikleyecek kardeşliği bile yok eder. Duran açılımın devam etmesi gerekir, Türkiye Mardinleşmeli diye düşünüyorum.” Dedi.
    Oturumun 2.bölümünde ise Gazeteci Yazar Ali Bulaç yönetiminde ve AB İsveç Araştırmacı Yazar Vildan Saim Tanrıkulu ile sanatçı Aktivisyen Şanar Yurdatapan’ın katılımı ile yapıldı. Açış konuşmasında Bulaç, Açılımın yeni bir vizyon ile tekrar başlaması gerektiğini belirt, ilk konuşmacı Tanrıkulu’da: “Avrupa birliğinin toplum tarafından yanlış tanıtılıyor, ülkeyi bölecek diye tanıtılıyor böyle bir şey yok, Avrupa yasaları sivil toplumda yeterince tartışılmıyor, Türkiye Kopenhag kriterlerinin tümünü değil 9 maddesini imzaladı bunlardan da ikisine şerh koydu, AB ye gireceksek bunları yerine getirmemiz gerekiyor, hazırlanacak Anayasanın AB yaslarına uygun olmalı, Kürtlerinde hak ve özgürlüklerinin de AB’den geçtiğine inanıyorum. Yaptığım araştırmada Kapatılan DTP mecliste verdiği önergelerin sadece ikisinde Kürtler ile ilgili bölümler var, ben bir Kürt olarak böyle bir partiye oyumu vermem umarım BDP bu hataları yapmaz.” Derken Yurdatapan ise Açılım aslında Kürt açılımı olarak başladığını sonra demokratik açılım olarak değiştiğine belirterek, “Topluma hizmet etmesi gereken Devlet oligarşik bir yapılaşma içinde, olayların durması için dağdan geleceklere sen suçlu sen suçsuz demek olmaz, ölen Asker çocuğumda dağda ölen çocuğumuz değimli. İki yargı olmaz hem sivil hem askeri yargı olacak, asker bir yerde sivil bir yerde yargılanacak olmaz.” Diyen Şanar Yurdatapan Eğer Anayasa paketi Meclisten geçmeseydi, Ergenekon büyük bir zafer kazanacaktı diye sözlerine ekledi.

    Konuşmaların ardından Uluslararası Mezopotamya Başarı Ödülleri sahiplerine verildi.

    Haber&Fotoğraf:M.Halit Solhan

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    kızıltepeajansı
     

Bu Sayfayı Paylaş