Mardin evleri hakkında bilgi

'Mardin Tanıtımı' forumunda _KaRiZmA_ tarafından 4 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. _KaRiZmA_

    _KaRiZmA_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mardin evleri hakkında bilgi konusu
    MARDİN GELENEKSEL EVLERİ
    GİRİŞ​
    Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Mardin ili 390 55 ve 420 41 doğu boylamlarıyla 390 47 kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. 12.760 km2 yüz ölçümüyle Türkiye topraklarının %1.6’sını kaplamaktadır. Mardin ili doğuda Hakkari kuzeyden Siirt ve Diyarbakır, batıdan Şanlıurfa;güneyden ise Suriye ve Irak ile çevrilidir .
    DOĞAL ÇEVRE ÖZELLİKLERİ
    Güneydoğu Anadolu bölgesinin Dicle ve Fırat havzalarında yer alan Mardin ilinde çok çeşitli yer yüzü şekillerine rastlanır. Bütün jeolojik zamanları temsil eden kristal ve tortul kütle çeşitlerinden iç püskürük mahsullerine ve bunların değişmesinden meydana gelen sahalara varıncaya kadar çeşitli formasyonları temsil edilmiştir. İlin yer yüzü şekilleri temellini I. zaman kayaları teşkil eder. Jeolojinin 2 zamanında kuzey doğuda kalkerli yerler tebeşir devrinde teşekkül etmiştir. III zamanında Toros kıvrımları oluşurken volkanlar teşekkül ederek faaliyet göstermiştir. Bu lavlar Turabidin ve Karacadağ gibi kümeler oluşturmuştur. IV zamanın alüvyon devrine ait çökeltti mahsulleri sahralarında yer almaktadır .
    Mardin ili coğrafi bakımdan dağlık ve ova olmak üzere düz ve engebeli arazi yapısına sahiptir. Toplumun yerleşimi genelde bu iki grupta toplanmıştır. Ancak bunların yanında akarsuların kenarına yerleşen ünitelerde mevcuttur. Dağlık ve engebe kumlar en fazla şehrin kuzey cephesinden doğudan batıya giden biden bir şeridi andırmaktadır . Şehrin güneyinde ise Mezopotamya ovası yer alır. Çeşitli büyüklükteki platolar ise taban topraklarında ve ilin az eğimli alanlarını teşkil etmektedir.
    İlin ikliminin oluşumunda güneyden gelen sıcak iklim çok etkilidir. Yazları çok sıcak geçen ilin doğusunda dağlık alan yarattığı ortam nedeniyle kısmen serinleyen iklim, kışın Ocak, Şubat aylarını oldukça soğuk geçmesine neden olur .
    Bölgenin iklimi üzerinde Akdeniz ikliminin ve güneydeki çöllerin büyük etkisi vardır. Mardin eşiği üzerinde meşe ormanı ve çalılıklara rastlanılsa da ovada step görünüşü hakimdir. Ve ilde bağlar geniş bir yer kaplamaktadır.
    YERLEŞMENİN TARİHÇESİ​
    Mardin ve havalisine ait elde mevcut tarihi bölgelerden en eskileri Asur Krallarından I Adad- Nirari (yaklaşık m.ö 1305-1274) ve oğlu I SALMAN Asır (yaklaşık m.ö 1274-1244) zamanlarına rastlar. Bu 2 hükümdar devrinden kalma kitabelerde kase iri dalları ile anılan mıntıkanın TURABİDİN yani Mardin Midyat bölgesi olduğu bilinmektedir. İZALA bu havaliyle ilgili diğer coğrafi deyimdir. Bölgede bulunan çivi yazılı tabletlerde ve Bizans-Roma kaynaklarında Mardin Midyat eşiğinin güney yamaçları Mardin civarı muhtemel olarak Mardin dağı İZALA tabiri ile ifade olmaktadır .
    Mardin adının doğuşu hakkında çeşitli efsaneler söylenmektedir. Perslerle bağlanan bir efsanede Pers hükümdarının birinin hasta olduğunu iyileştirmek üzere buraya getirdiği ve şehzadenin Mardin olan adını yöreye ad olduğu anlatılmaktadır . Diğer bir efsaneye göre ise Mardin’e İran hükümdarından Andeşir tarafından Marde adlı bir kavmin yerleşt
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 6 Eylül 2008
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Emeğine Sağlık.Bak bunları bilmiyordumPaylaşım için teşekkürler
     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    [​IMG]

    Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya denen bölgede, tarih boyunca halklar yerleşti. Birçok millet bu bölgeye geldi ve buradan göçüp gitti. Birbirlerine bulutlar gibi karıştı. Bilahare birbirlerinden ye*niden ayrıldı. Bu birleşme ve ayrılma uzun müddet sürdü. Mezopotamya gerçekten birçok milletin ve medeniyetin doğduğu, geliştiği ve birbirine karıştığı münbit bir alandır.

    Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biridir. Harika bir doğa güzelliğine sahip, üzerine kurulduğu dağlardan aşağıya göz alabildiğine uzanan bağ ve bahçelerle bezenmiş, yemyeşil Mezopotamyaca sanki bekçilik etmektedir.

    "MÖ.8000 yıllarında 30 ve 40 Kuzey enlemleri arasında bulunan ve Anadolu'dan İran'a doğru uzanan 1500 km. lik bir alanda hem tahıl yetiştiriliyor hem de hayvan sürüleri besleniyordu. Bu alanda yapılan kazı çalışmaları sırasında çıkan kemiklerden anlaşıldığına göre koyun ve keçi sürülerinin beslenmekte olduğu anlaşılmaktadır." Tarımın başlangıcını, ilk çiftçileri ve çobanları anlatan kitapların ortak sentezi bu olduğuna göre; Mardin de sözü edilen enlemler arasında bulunması itibariyle M.Ö.8000 yıl öncesine kadar giden bir yerleşik geçmişe sahiptir diyebiliriz.

    Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Gü*neydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Su-bari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

    Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir.

    Mardin adı hakkında pek çeşitli söylenceler vardır; J.A.Dupre've J.Von Hammer, Marde kelimesinin Savaşçı bir kavim olan Mardelerle ilgili olduğunu. Mardelerin İran Hükümdarlarından Arşedir(226-241) tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır. Şehir ve kavim isimleri arasındaki benzerlik, Mazıdağı yöresinde oturan Yezidilerin Şeytana tapmaları, eski bir İran ananesinin devamı olarak şerre kötülüğe ibadet eden Marde Merin bu bölgeye yerleştirildiklerinin delilidir. C.Ritter her ne kadar bu ifadeyi naklederse de bu ifadeye şüpheli bakar.
    Çoğu kaynaklarda: Mardin"in gerçek adı"Merdin" diye geçer. Zira halkın çoğu da bugün böyle demektedir. Bu ad,"kaleler" anlamına gelir. Şehre bu adın verilmesinin nedeni de yakınında bir çok kalenin bulunmasıdır. Mardin kalesi olan, Kuşlar Yuvası, Kartal Kalesi veya Kartal Yuvası, Eskikale Köyünde bulunan Kal'at ül Mara Kalesi Deyrulzafaran Manastırının kuzey doğusundaki Arur Kalesi ve Erdemeşt Kalesi bu adın verilmesine etken olmuştur.

    VII. Yüzyılda İmparator Maoricius( 1582-602) devri tarihini yazan Theophilaktos Simokattes'da ve Tarihçi Procopius, aynı devir Coğrafyacısı Georgius Cyprius da; Ermenice kaynaklarda Merdin, Süryanice kaynaklarında Merdo, Merdi Marda ve Mardin okunuşlarında rastlanıldığı, Süryani imla farklarının bu kelimenin belirli, belirsiz ve çoğul şekillerindeki ayrılıklarından doğduğu ifade edilmektedir.

    Tarihte Mardin için birçok isim kullanılmıştır. Bunlar: Erdobe, Tidu, Merdin, Merdö, Merdi, Merda, Merde. Kartal Yuvası, Kuşlar Yuvası, Mardin...dir.

    Atatürk, Mardin için Paşa olduğum diyar sözünü sürekli kullanmıştır.
    Atatürkün hayatında önemli bir dönüm noktası vardır. General olduğunun müjdesini Mardinde alan büyük komutan bu olayı bir çok yerde ve zamanda dile getirmiştir.

    Mardinliler bir gece önce aralarında Albay olarak gördükleri Mustafa Kemal 'ni ertesi gün pırıl pırıl General apoletleriyle Mustafa Kemal Paşa olarak selamlamışlardır. Hem de 35 yaşında genç, heyecanlı bir paşa olarak.

    Atatürk'ün Mardine ikinci gelişi yaklaşık bir yıl sonra 1917 yılının Şubat ayına rastlar. İkinci Ordu Komutanlığına vekalet ettiği günlerde, Hicaz Cephesi Kuvvetleri Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Dr.Yarbay Hüseyin, Binbaşı Rıfat Bulca, Yaver Cevat Abbas, Yüzbaşı Neşet Bora, Yüzbaşı Rauf, Emir Subayı Şükrü Tezerle Mardine gelmişlerdir.

    Mardinliler Atatürkü coşkun bir törenle karşılamışlardır. Atatürk o günün gecesinde Mardin Belediye Başkanı Hıdır Çelebinin evinde Mardinin ileri gelenleriyle birlikte konuk olmuştur. Şehrin ileri gelenlerinden Abdurrahman Kavvas, Atatürke Samur derisinden bir kürk hediye etmiştir. Bu değerli armağan halen Konyadaki Atatürk Müzesinde bulunmaktadır.'
     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    [​IMG]
    Geleneksel Mardin evleri üzerinde yer aldıkları yamacın da zorlamasıyla Mezopotamya ovasını kavrayacak biçimde yönlenirler. Güneyden bakıldığında kademeli bir görünüme sahip olan kent dokusunda evler, giriş katları dışında, birbirlerinin cephesini kapatmayacak, etkiler sadece kendi parselleri içinde kalacak biçimde yapılanmışlardır. İki, üç, dört katlı olabilen evlerin kat adetlerini parselin, başlangıç ve bitim noktaları arasındaki kot farkına bağlı olması bu saygılı cephelemeyi sağlamıştır. Mezopotamya ovasına yönelik, bütün cephe oyunlarının gerçekleştirildiği güney cephesi dışındaki cepheler önemli özellikler içermezler. Kat girişleri, havalandırma pencereleri, gönye çıkmalar, Çal köşeler bu cephenin yegane öğeleridir. Yakın çevrede bol miktarda bulunan sarı kalker taşının farklı cinsleri, Mardin evinin temelden damına bezemesine kadar en önemli yapı malzemesidir. Kale etkisi veren avlu duvarları, anıtsal nitelikte tonoz çeşitleri, dantela gibi işlenmiş kemerleri, silmeleri, sarı kalker taşı ve genellikle de Süryani ustaları eliyle yaratılmıştır.
    Geleneksel Mardin evinde çok çeşitli kültürel öğelerin varlığı söz konusudur. Ortaçağın sosyal, ekonomik, politik çerçevesinde bazı motifleriyle Türkistan’a kadar uzatılabilecek bir çizgide, daha çok da güneyindeki İran, Irak, Suriye, Mısır’daki durumlarla benzerlik gösterirken; Anadolu’daki geleneksel evlerden biçimsel farklılıklar sunan Mardin evi, içinde bulunduğu bölgenin genel özelliklerinin etkisinde, kentin özel koşullarını belirleyiciliğinde oluşmuştur
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    [​IMG]
    Geleneksel Mardin Evinin Tasarım Özellikleri
    Mardin evinin çok katlılığı genellikle bir inşaat sürecinde oluşmamıştır. Çeşitli verilerden, giriş katlarının ilk yapılan bölümler olduğu, diğer katların sonraki tarihlerde, gerektikçe eklendiği anlaşılmaktadır. Feodal ailenin erkek çocuk merkezli büyümesine bağlı olarak ortaya çıkan mekansal büyüme gereksiniminin neden olduğu bu sonradan ekleme durumu çoğu kez önce aynı katta yaşanır, parselin sınırlarının zorlandığı noktada ise kat eklemelere dönüşür. Geç dönemlerde bir inşaat sürecinde bitmiş ev örnekleri de olmakla birlikte, bu özelliği geleneksel Mardin evinin önemli belirleyicisi olduğu açıktır. Süreç içinde oluştukları anlaşılan yapılardaki genel ortak özellik giriş katlarının kullanımında ortaya çıkar. Anadolunun diğer geleneksel evlerinde çoğu kez ortaya çıkan katlar arasındaki işlevsel farklılık, başka bir deyişle giriş katının servis üst katın yaşama mekanlarını içermesi olgusunun bu tür Mardin evinde olmadığı,aksine bu iki işlevin birarada bulunduğu gözlenir. Ancak geleneksel Mardin evleri günümüze ulaşan son durumlarıyla ele alındığında, işlevlerin katlar arasında bölüşüldüğü görülür. Buna göre iki, üç, dört katlı evin giriş katı, yemek yapma, çamaşır yıkama, hayvanların bakımı, mevsimlik yiyeceklerin hazırlanması, depolanması gibi kadının günlük eylemlerini, bazı büyük ailelerde selamlık birimini, hizmetkar odalarını içeren bir biçimde donatılmıştır.
    Kalın yüksek taş duvarlarıyla sokaktan ayrılan giriş katının en önemli mekânı, belirtilen eylemlerin büyük bir bölümünün geçtiği avludur. Giriş katı kadına ait bir mekân olarak mahrem nitelik kazanıyorsa da dış dünyayla ilişkinin doğrudan kurulduğu durumlara da sahip olmakla ilginç bir ikilemi yaşamaktadır. Ticari amaçlı depoların, ahırların, selamlığın yer aldığı örnekler giriş katını aynı anda erkeğe ve kadına ait kılar.
    Avlu yada yapı duvarına bitişik üstü açık taş merdivenle ulaşılan diğer katlar oturma, yatma, yıkanma eylemlerinin geçtiği yaşama birimleri ile işlik, mahzen, kiler, hela gibi servis mekânlarını içerir. Geç dönemlerde, giriş katındaki merkezi mutfağın yanısıra küçük mutfak hacimleri de diğer kat planlarına eklenmiştir.
    Mardin evinin süreç içinde birbirine eklenerek tümünü oluşturan yapı birimleri kapalı, yarı açık ve açık mekânlardan oluşur. Kapalı mekânlar yaşama birimleri, işlik, mutfak, kiler, depo, helâ işlevlidirler. Dikdörtgen, L, ters T gibi şemalara sahip olan yaşama birimleri, ana, baba ve çocuktan ibaret çekirdek ailenin, yemeğini pişirebileceği ocağı, kab-kacağını koyabileceği tereği, yatağını, yorganını toplayıp kaldırabileceği yüklüğüyle bağımsız ev olma özelliği taşırlar. Ard-ıl Beyt denen seki altı ve Sikke denen basamakla ayrılan seki üstü yaşama birimi bölümleridir. Dolap içi gusülhanesinin olmadığı Mardin evinde bu eylemin yapıldığı yer seki altıdır. Seki altı ve seki üstü döşemesinin taş olması ve seki altında bir su gideri bulunması yıkanma eyleminin sakıncalarını ortadan kaldırmıştır. İşlik olarak adlandırılabilecek servis mekânları, çoğu kez yaşama birimlerine bağlı olarak tasarıma katılırlar. İşlikler, kış ve yaz aylarında tersine bir iklim sunarak, günlük işlerin yapılmasını kolaylaştırırlar.
    Yarı açık mekânlar hem kapalı mekânlara dağılımı sağlama hem de oturma, dinlenme işlevleriyle eyvan, revak ve köşklerdir. Eyvanın, iki yanı ve arkası kapalı, önü açıktır. Değişik amaçlı kullanımları vardır. Bunlardan biri eyvanın, avluda, kanallardan akan ve havuzda biriktirilen suyla birlikte kullanımıdır. Burada oturma, dinlenme eylemi egemendir. Geç dönemlerde üst katların yaygınlaşması ve önem kazanması eyvanın suyla tasarlanmasını ortadan kaldırmıştır. Diğer eyvan kullanımı, kapalı mekânlar arasında yer alarak bu mekânlara dağılımı sağlamak amacını taşır. Ancak çeşitli yönlerde bulunarak, özellikle yaz aylarında güneşe karşın gölgeli serin mekânlar yaratırlar. Bir başka yarı açık mekân Revak da bu ikinci tür eyvanın işleviyle tasarıma katılır. Mardin de az örneğine rastlanan köşkler, oturma dinlenme amacıyla yapılmışlardır. Açık mekânlar ise günlük eylemlerin yer aldığı avlu ve teraslardır. Tüm bu mekânlar bazen tek başlarına bazen ikili, üçlü biraraya gelerek bağımsız birer birim olan yapım birimlerini oluştururlar. Günümüze ulaşmış geleneksel bir Mardin evi ise bu yapı birimlerinin yanyana gelmesiyle gerçekleşmiştir.
     
  6. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 12.760 km²
    Nüfus: 1.154.418 (1990)
    İl Trafik No: 47
    Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin’de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.
    İLÇELER:
    Mardin ilinin ilçeleri; Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli ‘dir.
    Kızıltepe: Kızıltepe Mardin’in güneybatısında yer alır. Artuklu ihtişamını yansıtan Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.
    Mazıdağı: Sümerler devrinden beri mesken olduğu tahmin edilir. 50 metrelik bir tepenin üstünde bulunan Dermetinan Kalesi, Sultan Şeyhmus, Pir Hattap Türbeleri önemli ziyaret yerleridir. Zambırhan ve Asrihan iki mağaraları Taş Devrinden kalmadır.
    Midyat: Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.
    Nusaybin: Dünyaya ışık tutacak Medeniyetler tarihine yeni bir sayfa açacak Gınnavas Höyüğü buradadır. Morin Şehir Kalıntısı, Morin Kalesi, Dimitros Kalesi, Mor Ambaham Manastırı, Yeni Kale, Şirvan Kalesi, Mor Yakup Kilisesi ve kilisenin 5-6 metre derinlikte bulunan zemin katta Mor Yakup Mezarı, Mor Evgin Manastırı, Mor Yuhanna Kilisesi, Üzüm suyu kanalı, Selman-i Pak, Şeyh Ali Tepesi, Pir Kemal Türbesi, Arap Kışla, Bağdat Köprüsü, Tak-ı Zaferin önemli tarihi yerlerdir. Zeynel Abidin Camisi, Hz. Muhammed’ in 13. torunlarından olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep’in türbelerinin bulunduğu ilçenin en önemli camisidir.
    Ömerli: Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetlerinin bıraktığı antik değerler, Ömerliyi zengin kültür merkezi kılmaktadır. Fafah Kalesi, Beşikkaya Harabeleri, Göllü Harabeleri ve merkezde bulunan Kilise Harabeleri görülmeye değerdir.
    Yeşilli: Mardin merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Yeşilli, doğanın cömertçe oluşturduğu yemyeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ün salmıştır. Romalılar devrinde yapılmış su kanalları, çeşmeler, bentler ve değirmenler görülmeye değerdir.
    GEZİLECEK YERLER
    Müzeler
    Mardin Müzesi
    Örenyerleri
    Dara Harabeleri: Mardin’in güneydoğusunda 30 km. uzaklıkta Oğuz Köyü’ndedir. Burası eski Mezopotamya bölgesinin en ünlü kentidir.
    Dara Kent Kalıntıları, kayalar içinde oyulmuş çevresi 8-10 kilometreyi bulan geniş bir alana yayılmıştır. Buralarda mağara evler vardır. Kent kalıntıları içinde kilise, saray, çarşı ve depoları, zindan, tophane ve su bendi halen görülebilmektedir.
    Ayrıca köyün etrafında kayalara oyulmuş 6-7 kadar mağara eve rastlanır. Bunların tarihi Geç Roma (Erken Bizans) dönemine kadar gider.
    Midyat
    Mardin gibi bir müze kent olan Midyat, Mardin’den yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta yer alır. Mardin’e benzer evlerin, taş konakların, kemerli geçitlerin, minare gibi yükselen çan kuleleriyle Süryani kiliselerinin bulunduğu Midyat, bir ortaçağ kentini andırmaktadır. Bölgeyi Süryanilerin yavaş yavaş terk etmesi ve göç almasıyla şehir merkezi 2 km ötedeki Estel’e kaymıştır. Telkari diye bilinen taş işçiliğinin en güzel örnekleri Midyat’taydı. Bir kaç telkari ustası Midyat çarşısında mesleklerini sürdürmekte direniyorlar. Mutlaka izlemelisiniz….
    Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle de ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.M.S.640 yılında Hz. Ömer zamanında Arap-İslam ordusu Süryanilerle işbirliği yaparak Mezopotamya’ya girince,özellikle bu eserin korunması için Hz. Ömer’ in emri ile ayrıcalık tanımıştır. Manastırda eskiden içinde zengin bir kütüphane bulunmaktaydı. Ayrıca içinde binlerce öğrencinin eğitim aldığı bir teoloji fakültesi bulunmaktadır. Midyat’ta Meşe, Bitim, Antepfıstığı gibi ürünler ve kendine has acur, kavun yetiştirilir. Dünyanın en kaliteli üzümlerinin yetiştiği kavşak noktasıdır.
    Kaleler
    Mardin Kalesi: M.S.975-976 tarihlerinde Hamdaniler tarafından inşa ettirilmiştir. Kalede, cami, hamam, mahzen ve birçok ambar bulunmaktadır.
    Dara Kalesi: Mardin’in 30 km. uzaklığındadır. Kale, İran Hükümdarı tarafından inşa ettirilmiştir
    Cami, Kiliseler ve Manastırlar
    Önemli bir İnanç Turizmi merkezi olan Mardin’de merkezde Ulu Cami, Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Deyruülzzafaran Manastırı (Mor Hananya), Deyrulumur Manastırı (Mor Gabriyel), Mor Yakup Manastırı (Nusaybin), Midyat Meryemana Manastırı ve Mor Dimet Manastırı görülmeye değerdir.
    Medreseler
    Zinciriye Medresesi: Mardin merkezde olup, 1214 ‘de inşa edilmiştir.
    Kasımiye Medresesi: Mardin’in güneybatısında yer alan Medrese, Mardin yapılarının en büyüklerindendir. 1469-1503 yıllarında yaptırılmıştır.
    Mağaralar
    Mardin Gızzelin Mağarası (İplik Dokuma), Midyat Linveyri Şifa Mağarası, Mardin Şakolin ve Firiye, Midyat Kefilsannur, Midyat Şenköy Kefilmelep, Kefilmardin, Midyat Hapisnas, Midyat Tınat, Savur Kıllıt, Kızıltepe Hanika ve Salah, Nusaybin Hessinmeryem ve Sercahan, Mazıdağı Gümüşyuva ve Avrıhan, Derik Derinsu, Dırkıp, Haramiye Mağaraları Mardindeki mağaralardır.
    COĞRAFYA
    Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Mezopotamya havzasında bulunan Mardin, güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, Batısı Şanlıurfa ile çevrilidir.
    Mardin dağlarının, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin yörelerine sokulan yüksek kesimlerinde, Meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanır.
    İklim olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve soğuktur.
    TARİHÇE
    Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir.
    M.Ö.4500′ den başlayarak klasik anlamda yerleşim, gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı Dönemi’ne ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.
    NE YENİR?
    Mardin’in çok özel yöresel yemekleri mevcuttur. Özellikle kıbbe, çiğ köfte, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri, cevizli tatlılar yenebilir.
    NE ALINIR?
    Mardin’in meşhur telkari gümüş işlemesi alınabilir.
    LİNKLER
    Mardin Valiliği T.C. MARDİN VALİLİĞİ
    OHAL Valiliği OpenDNS
    YAPMADAN DÖNME
    Mardin Müzesi, Deyrulzaferan Manastırı ile Kasımpaşa Medresesi görmeden,
    Badem şekeri, leblebi, ceviz sucuğu tatmadan,
    Telkariden gümüş işleme almadan,
    Kiraz Festivaline gitmeden
    …Dönmeyin.
     
  7. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Tarihi Mardin Evleri

    [​IMG]




    [​IMG]




    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]
     
  8. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Geleneksel Mardin Evleri

    Mardin kenti, temel yapım malzemesi olarak kolay işlenebilen sarı kalker taşının kullanıldığı, çeşitli motiflerle bezenmiş geleneksel evleriyle de ünlüdür. Bölgedeki çok sayıda ocaktan çıkarılan sarı kalker taşı, yapı üretimine egemen olmuş; kapı, pencere, asma kat gibi zorunlu kullanımların dışında ahşap işçiliğine yer verilmemiştir.
    Evleri, 4 m. yüksekliğe ulaşan duvarları çevirir ve sokaktan ayırır. Bu duvarlarla sert iklime karşı korunma sağlanır. Yazlık denilen iç avlu veya bahçede, eskiden ahır olarak kullanılan, günümüzde ise depo işlevi gören mekanlar yer alır. Eyvan, yazın yaşamın geçtiği bölümdür. Mimaride önemli bir yere sahip olan eyvan ve revak gibi yarı açık kısımlar, özellikle batı güneşine karşı gölgede kalacak biçimde yapılmıştır. Mardin evlerinin en önemli özelliği taş işçiliğidir. Kapı ve pencereleri, sütuncuklar, kemerler ve değişik motiflerle süslenmiştir.
    [​IMG]Merkez yerleşim, 1979 yılında kentsel SİT ilan edilmiştir.
    Firdevs Köşkü
    Nusaybin’e giden yolda Vali Konağı yanındadır. Ana eyvandaki yazıta göre yapı Artuklu Melik Salih (1312-1363) dönemine tarihlenmektedir. Günümüzde kimi bölümleri kapalı olan köşk Mardin ev mimarisinin gelişmiş ve büyük ölçüde uygulanmış örneğidir.
     
  9. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    MARDİN EVLERİNİN MİMARİ TASARIMI

    [​IMG] Mardin evleri kalenin eteklerinden ovaya doğru birbiri üzerine yükselen teraslar halinde, kayalık bir tepenin güney yamacına yerleşmişlerdir. Yeri volkanik bir bölgedir. Tarihsel geleneği günümüzde de sürdüren yapılaşma özgün bir mimari gelişmiştir. Mardin’deki tüm yapıların ön avlu cephesi güneye bakmaktadır. Mezopotamya ovasına açılan kapılar tepenin eğimi üzerinde kuruldukları için çoğunlukla en az iki katlıdır. Hiçbir evin gölgesi birbirinin üzerine düşmemektedir. Güneş ışınlarının aksine düzenlenen daracık sokaklar iklim şartlarına göre yazın kavurucu sıcağında gölgede kalıp insanları sıcaktan korur. Bu evlerde kullanılan taşlar sıcak ve soğukta daha fazla sertleşir. Taşların özelliklerinden dolayı yazları serin kışları sıcak olur.

    Evler genellikle iki katlı olarak tasarlanmıştır. Alt kat günümüzde pek kullanılmamakla beraber; ahır, at barınağı, kiler vb. amaçlarla kullanılmıştır. Giriş kapısından alt katın avlusuna girilir. Alt kattan üst kata kesme taştan yapılan bir merdiven ile çıkılır. Eski Mardin evleri harem ve selamlık denilen iki bölümden oluşur. Erkeğin konuklarını ağırladığı ana oda vardır. Taş işçiliği açısından bu oda genelde evin özen gösterilmiş odasıdır. Bu bölümde birde kahve ocağı vardırAyrıca ev sakinlerinin ikamet ettikleri yer vardır. [​IMG] Büyük evler genelde U şeklinde olup Ltipi olanlarda vardır. Harem bölümünün odalarında işlevsel bir ayrım gözetilmemiştir. Tüm odalarda yemek yenilip, yatılıp ve oturulabilir durumdadır. Günümüzde odalardan biri konuk odası olarak düzenlenmiştir. Odalar avluya bakan revak eyvanın yanlarında sıralanmıştır. Yazları kesme taş döşeli eyvanda oturulur, geceleri yatılır. İklime bağlı olarak kapı ve pencereler küçük tutulmuştur. Mardin evlerinde mimariye uygun olarak trabzanlar kalker taşından yapılmaktadır.
    MARDİN EVLERİNDE KULLANILAN MALZEME

    [​IMG] Mardin evlerinde kullanılan malzeme taştır. Ancak kullanılan bu taş normal taştan farklıdır. Kalker taşı olarak adlandırılan açık renkli sarımsı yapıdadır. Bu taşların en büyük özelliği çok kolay kesilebilmesinden dolayı rahat bir şekilde işlenebilir özellikte olması zengin süslemelerin elde edilmesini sağlamıştır. Kolay işlenen ve ocaktan çıkartılan bir süre sonra sertleşen (iklim şartlarına dayanıklık kazanan) bu kireçli oluşum Mardin yapılarının her devrinde aynı rahatlıkla kullanılmış ve halen kullanılmaktadır. Bu evlerde herhangi bir sıva malzemesi kullanılmaz. Belirli zaman dilimlerinde taşların temizlenmesi amacıyla, taş kırıntıları kum haline getirilerek ve bu kum ile duvarlar ovularak temizlenir. Duvarların örülme işleminde ise kireç ile karıştırılan bu kumdan harç elde edilir. Elde edilen bu harç ile duvar örülür. Mardin’de ahşap malzemenin kullanılmamış olması ağacın yokluğundan değil, Mardinlilerin taşçı geleneğine sıkı sıkıya bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu gelenek o kadar yerleşmiştir ki bugün bile beton yapılar yadırganmaktadır. Mardin’i ve çevresini incelerken insanı en çok; mekân, mekânın varedilmesi, şehirde kullanılan malzemenin insana, doğaya ve iklime uygunluğu çeker. Kent tam bir taş yapı simgesidir. Yapılarda kullanılan kireçtaşı bölgedeki madenlerden çıkıyor. Bu taşa Midyat, Ömerli, Viranşehir ve hatta Antakya’ya kadar rastlamak mümkündür. Ocaktan çıktığında ahşap testeresiyle kesilecek kadar yumuşak olan taş, süryani taş ustalarının ellerinde şekillenir ve hava aldıkça sertleşir.
    EVLERİN DIŞ CEPHE VE SÜSLEMELERİ

    Mimari dehanın doruk noktasına ulaşan, bir oya gibi geometrik şekiller ve bitki desenleri ile işlenmiş ve bu şekilde adeta taşın dili meydana getirilmiştir. Bu durum ön yüzlerine oymalı taş sütunlar kemerli revaklarla devinimli bir görünüm kazandırılmıştır. Sanatkarca işlenmiş taş süslemelerin başlıca motifleri, burma, lale, üzüm salkımları ve karanfildir. Mardin evlerinin dış cephesini, sütunlar, kapı ve pencereler ve bunların üzerinde bulunan başlıca süslemeler oluşturur. [​IMG] Sütunlar iki şekilde yapılmaktadır. Birincisinde sütun ayvanda bir taşıyıcı olarak ve üzerinde çeşitli süslemeler yapılır. Bağımsız olarak yükselen sütunlar 50-60 cm yüksekliğe kadar kare prizmalar şeklinde yükselir. Sütunun kemer ile birleşen yerlerindeki kısım değişik çiçek ve bitki figürleri ile süslenmiştir. Diğer bir sütun şeklinde duvar ile birleşik olarak ayvanlarda yapılan sütunlar ile aynı figürleri taşımaktadırlar. Bu sütunlar genelde evlerin köşelerinde ve odaların ayrılan kısımlarında bulunur. Ayvanlarda yapılan sütunlara nazaran daha sadedir. Kat tavanının meydana getirilişinde çapraz tonozlar kullanılır. Tavanlar iki veya dört tonozlu tekilde olur.
    KAPI VE PENCERELER Mardin evleri kapı ve pencerelerinin etrafında oya gibi işlenen ve büyük bir ihtişam ile taşın dili ile insanların duyguları ortaya çıkarılmıştır. Yeri geldiğinde pekmezini yaptığı üzüm salkımlarını, yeri geldiğinde etrafını süsleyen karanfil ve laleleri ile şanı belli beyaz güvercini taşa işlemiştir. Kapılar içerisinde dışkapı sade ve yalın bir şekilde genelde üst tarafı kemer şeklindedir. Evin oda kapılarının açıldığı iç sefa üç tarafı yan yan üç değişik motifle çevrili girişi bulunmaktadır. Odaların giriş kapıları daha süslü iç içe zengin motifler taşır. Evlerin klasik şekli olan kemerli kapılardır. Kapının üst tarafında çerçeve motifleri ve kapı kenar motifleri arasında yuvarlak bir çerçeve içerisinde, lale, karanfil ve farklı motifleri içeren armalar bulunur yada bu armalar içerisinde Hz. Süleyman mührü bulunur. Mardin evlerindeki pencereler temel olarak iki şekilde yapılır.Birincisinde dikdörtgen ve üstü üçgen şeklindeki alınlık içerisinde kemerli bir şekilde yapılmaktadır. İkincisinde ise dikdörtgen pencereler üstlerinde kuşluk denilen küçük bir pencere ve çevresi çeşitli motifler ile süslü yumuşak hatlara sahip bir alınlık içerisinde oluşmaktadır. Pencereler iklim şartlarından dolayı küçük tutulmuştur. Ancak alınlık ve süslemeler ile bir ağırlık kazandırılmıştır. Mardin evlerindeki pencerelerin en büyük özelliği pencerenin geometrik şekli ile süslemeli alınlık arasında geometrik zıtlıktan oluşan bir uyum vardır. Mardin evlerindeki dış cephe özelliklerinden bir taneside her cephede farklı pencereler ve süslemeler yer almaktadır. Yumuşak hatlara sahip pencerelerde cephe keskin süslemeler ile süslenmiştir. Ayrıca tavan yüksekliğinden itibaren cephede hareketlilik oluşturan süslemelergörülür. Evlerin dışa caddeye bakan ön cephelerinde “cumba” adı verilen çıkıntıları hem pencere görevi, hemde günün vakitlerini belirlemede kullanılmıştır. Mardin evlerini haremlik ve selamlı olduğunu daha önceki bölümle de belirtmiştik. Erkeğin konuklarını ağırladığı odanın önünde tek basamak bulunur. Taş işçiliği açısından bu oda evin en özen gösterilmiş odasıdır. Harem bölümünün odalarında işlevsel bir ayrım yoktur, daha sadedir. MARDİN EVLERİNDEKİ TAŞ DİLİNİN DİĞER MİMARİDEKİ YANSIMALARI Mardin evlerindeki sabır timsali işlemeler, coğrafyasında Hıristiyan, Müslüman, Yezidi gibi farklı dinlere mensup insanların ortak dilini oluşturmuşlardır. Dini mabetlerde ise farklı anlamları taşıyan öğelerde yer almıştır. Taş dili o kadar anlam kazanmıştır ki Hıristiyanlarda, Müslümanlarda mezarına dahi işlemiştir. Taşın dili yeri geldiğinde bir caminin kapısına, yeri geldiğinde bir penceresine, yeri geldiğinde bir medresenin kapısına hayat vermiştir. Mimari süslemeler Hıristiyan aleminde de duyguların anlatıldığı sabrın işlendiği sanat olmuştur. Mardin’deki farklı kültürlerin duyguları bir can kulesinde yada bir kilisenin duvarlarında kendini gösterir. Mardinli taş ile o kadar bütünleşmiştir ki taşın diliyle sevinçlerini, hüzünlerini anlatmışlardır. İnsan hayatındaki son duraklarına gömüldükleri mezarlarına bile hayattaki duygularını işlemişlerdir. MARDİN VE MİDYAT EVLERİ ARASINDAKİ FARKLAR Midyat’taki evlerde, dış ve iç cephe süslemeleri daha fazladır. Mardin evlerindeki figürlerin aynısını barındırır. Midyat’taki evlerin başka bir özelliği de, mimari yapılarda Hıristiyan Süryani halkının imzası vardır. Bunun en canlı örneği Mardin merkezdeki evlerin hepsi güneye bakacak şekilde inşa edilmiş olup güney (kıble) cephesinde mihrabı andıran bir niş olduğunu belirtmiştik. Ancak Midyat evleri güneyin dışında başka yönlere de bakmaktadır. Evlerdeki mihrap şekli Hıristiyanların kıblesi doğu cephesinde bulunmaktadır. Midyat evlerinde ayrıca küçükte olsa taş konsollar ile bir balkon oluşturulmuştur.
     

Bu Sayfayı Paylaş