Mardin barış yurdu konferansı başladı

'Mardin & İlçeleri Haberler' forumunda Dine tarafından 28 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mardin barış yurdu konferansı başladı konusu Cihat fetvası Mardin’de yeniden yorumlandı‏
    [​IMG]
    Mardin’de bir araya gelen İslam âleminin önde gelen isimleri, El-Kaide gibi aşırı dinci grupların eylemlerine meşruiyet kazandırmak için kullandığı 700 yıllık cihat fetvasını barışçı bir söylemle yorumlamaya hazırlanıyor.
    Moğol istilası altındaki Mardinlilerin isteği üzerine İslam dünyasının önde gelen âlimlerinden İbn Teymiyye tarafından 1300’lü yılların başında verilen ‘cihat’ fetvası 700 yıl sonra ortaya çıktığı Mardin’de yeniden yorumlanıyor.
    Hoşgörü kenti Mardin’de Artuklu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Küresel Yenilik ve Rehberlik Merkezi (GCRG) ile Canopus Consulting düşünce kuruluşlarının organizasyonunda 27-28 Mart tarihlerinde ‘Barış Diyarı Mardin’ başlığıyla düzenlenecek toplantıya Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve diğer İslam ülkelerinden yirmiye yakın tanınmış din adamı katılıyor.
    Zirvede 14. Yüzyıl düşünürü İbn-i Teymiyye’nin Mardin Fetvasını verdiği sırada söz konusu olan tarihi olayları tartışmak üzere İslam Dünyasının önde gelen düşünürlerini, ilahiyatçılarını ve akademisyenlerini bir araya getirdi. Zirve boyunca İslam adına şiddet eylemlerine başvurmak için bu fetvayı kullananların ki dahil İbn-i Teymiyye’nin fetvasına farklı yaklaşım ve bakışlar incelenecek.
    Etkinliğe Moritanya’dan GCRG Direktörü Şeyh Abdullah bin Bayah, Türkiye’den Prof.Dr. Ahmet Özel, Bosna Başmüftüsü Abdullah Omar Naseef, Tabah Vakfı Kurucu Başkanı Şeyh Habib Ali Jifri ve Prof. Aref Ali Nayed gibi isimler katılıyor.
    Zirve tüm düşünürlerin İslam Geleneğindeki barış bağlamında Mardin fetvasının doğru yorumunu belirleyen ortak bir bildirge imzalamasıyla kapanacak. Zirve öncesi bir basın açıklaması yapan Canopus Consulting Direktörü Aftab Ahmad Malik İngiltere’de yaşayan biri olarak İngiltere başta olmak üzere batı ülkelerinde terörist olarak nitelenenlerin hep Müslümanlar olduğu için bu tür bir etkinliğe imza attıklarını söyledi.
    Açıklamasında İslam’ın masum insanları ölümünü emretmediğini dikkat çeken Malik, cihadın İslam’ı kaidelerle yeniden yorumlanması gerektiğini belirtti.
    Malik’i açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
    “Bugün İslam adına cihadı kullananlardan hiçbiri ne alim ne de medrese eğitimlidirler. Cihadı yapanların ancak yüzde 3’ü İslam medreselerinden mezun olmuşlar. Onların cihat emri İslam’ın yorumu değildir. Dünya Müslümanlarına sorduğumuzda bizlere ilk olarak İslam iyiliği emreder diyorlar. Az grubun öfkesi kesinlikle bizi temsil etmiyor. Radikal grupların eylemlerini meşrulaştırmak için kullandıkları dini argümanların başında ‘Mardin Fetva’sı olarak bilinen ve Müslümanları, Müslüman olmayan yönetimlerle savaşmaya çağıran fetva gelir. Mısır’daki cihatçı hareket bu fetvayı kullanarak ayaklandı. İslam dünyasının yanı sıra ve İslam ile ilgili çalışmalar yapan Batılı bilim adamları uzun süredir bu fetvayı tartışıyor. Bizlerde bunu Mardin’de masaya yatırdık. Amacımız İslam dünyasının önde gelen din adamlarına o fetvanın bugünün koşullarında geçerli olup olmadığını tartıştırmak. Bu kişilerin hepsi İslam dünyasında milyonları etkileme gücüne sahip şahsiyetler.
    Basın mensuplarının da sorularını cevaplayan Maliki, Mardin’de düzenlenen ve El-Kaide’nin cihat fetvasının çürütmek için yola çıkılan etkinliğin bazı alimler tarafından İngiltere tarafından ısmarlandığı şeklinde sorusuna, “Konferans kesinlikle akademik bir konferanstır. Buradaki insanlar sadece medrese eğitimli olmayıp aynı zamanda başka konularda da ihtisas alanları farklı mesela
    Bosna baş müftüsü hukukçu. Dini bir toplantı değil ama dini bir belge üzerinde tartışıyoruz. Buradaki ortaklarımız Mardin Artuklu Üniversitesi. Ismarlama bir toplantı olsaydı onlar zaten izin vermezdi. Farklı olan görüşleri burada topladık burada konuşan herkes aynı görüşte olmayabilir.”şeklinde vecap verdi.
    El-Kaide veya başka gruplarından tehdit alıp almadığı sorusuna ise Maliki “Çok fazla konuşmamam konusunda uyarıldım.” cevabını verdi.

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Serdar Bedii Omay, İslam Dünyasını yakından ilgilendiren bu şekilde bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan onur duyduğunu belirterek “İnanıyorum ki bu toplantıdan çıkacak sonuç İslam alemi için daha güzel ve hayırlı sonuçlar çıkacak.”dedi.
    Daha sonra söz alan Vali Hasan Duruer konuşmasında Mardin’in sahip olduğu tarihi ve kültürel yapısına dikkat çekerek, “Mardin’de izler izlere, diller dillere, sözler sözlere, soylar soylara karışır. Farklı din ve etnik kökenli insanların barış, kardeşlik ve toplumsal uzlaşma ile bir arada yaşadıkları bir dünya kentidir. Kökleriyle ve gelenekleriyle olan bağlarını hala korumaya çalışan Anadolu’nun bu kadim halkı, yeniliklere de uyum sağlamasını bilmiştir. Güneydooğu’ya matbaayı ilk getirenler de Cumhuriyet dönemindeki devrimleri ilk takip edenler de Mardinliler olmuş. Burada farklılıkların bir arada özgürce yaşadığı, dünyanın kadim dillerinin alfabesi kazanmıştır. O alfabe farklı olanı yok etmeye çalışan düşmanca bir dile hiçbir harfini vermez.”diye konuştu.
    Açılış konuşmalarından sonra ilk oturuma geçildi.
    ‘Mardin Fetvası’nın masaya yatırıldığı toplantıda fetvanın işgale karşı bir direniş mi yoksa İslam adını kullanan örgütlerin kanlı eylemlerine meşruiyet kazandırmak için kullandığı bir argüman mı? Konuları İslam konusunda akademik araştırmalar yapan din adamları tarafından tartışıldı.
    İlk oturumda ise ilk sözü Abdullah Ömer Nassef, toplantının insanlık adına anlamlı bir değer taşıdığını ifade ederek burada çıkacak sonucun sadece Müslümanlar acısından değil bütün dünyayı ilgilendireceği için çok önemli olduğunu söyledi.
    Daha sonra söz alan Dünyadaki Müslüman Azınlıkların Başkanı olan Dr. Ali al-Karadağı ilmi ve birikimi ne olursa olsun bir insanın her söylediği sözün sonsuza kadar doğru olmadığını dikkat çekti.
    Söylenenlere körü körüne inanmanın doğru olmadığını ifade eden al-Karadağı, “Hepimizin insan olduğunu hatırlamalıyız. Peygamberimiz de ifade etmiştir ki insanlar da hata yapabilirler. İşte bu noktada bazı öğrenciler dönemin fetvasını yorumlamada hata yapıyorlar. Bir takım yanlı unsur ve yorumlara kapılıp daha sonra doğru yolu buluyorlar. Önemli olan da yanlışa sapmadan doğruyu bulabilmektir. İnsanları düşünce yapısını kısıtlamaları tek şekilde yorumlamaları doğru değildir. Bu konuda zamanın çok önemli bir adamı olan Şeyhul İslam İbn-i Teymiyye’de hata yapabilir. Mardin şehri çok güzel bir şehir fetva burada yazılıp bütün dünyaya yayılmış. O dönemde Mardin Moğollar istilası altındaydı. Mardin şeyhul İslamı da Moğolların islamiyeti gerçek anlamda uygulamadığı için bu fetva çıkarılmıştır.”dedi.
    Konuşmasında konferansın zamanlamasına da dikkat çeken al-Karadağı,”Herkes karşı çıkıyor. Ama gerçekten bu fetvanın yeniden okunması ve yorumlanması doğru bir zamanlama. Fetvalar bazen yanlış yerlerde yanlış şekilde kullanılıyor. Konferansta Mardin’in kendine özgü yapısını konuşacağız. Darul-İslam ve darul-harp tanımlarını konuşacağız. Bugün şiddet yolu ile bir şeyler yapmak isteyen insanlar eylemlerini bu fetvaya dayandırıyorlar. Bizlerde burada o fetvanın tarihsel sürecini masaya yatıracağız. Bunu doğru şekilde yorumlamaya çalışacağız. İbn-i teymiyye doğru bir fetva vermiştir. Ama bugün insanlar bu fetvada yanlış sonuçlar çıkarmıştır. Müslümanın kanı ve malları saldırıya maruz bırakılmaz. Ve Müslüman olmayan gayri müslimleri de koruması gerekiyor. Tıpkı Mardin’de olduğu gibi. Müslümanların bir denge içinde hareket etmesi gerekiyor. Ortak bir noktada buluşmamız lazım. Müslüman’ın kanı dökmek ve Müslüman’ın malına zarar vermek yasaklanmıştır. Eğer bugün bunu burada başaramıyorsak insanlığa destek veremeyiz anlamında olur. Bunun için işbirliği yapmamız lazım. Bu konuda işbirliği yapmayanlar bizden değildir. Darul-İslam ve darul-harp tartışması İbn-i Teymiyye katı bir sınıflandırma yapmamış karmaşık bir durum olduğunu söylemiştir. Burada bu şehirde daimi bir darul-küfür yoktur. Darul-İslam veya darul-küfür, barış diyarı veya savaş diyarı kategorisi zamanında yapıldığı bir sınıflandırmadır. İşte bugün bunun nasıl yorumlandığı önemlidir.
    Şeyhul-islam İbn-i Teymiyye demiş ki bir genelleme yapamayız. Şeriatı uygulamamız lazım demiş. Şeriatı uygularken zamanı ve mekanı dikkat etmemiz lazım olduğuna göre bunu bugüne yeninden yorumlamakta üzerimize farzdır. Çünkü Şeyhul-islam Mardin’de yaşarken Mardin’de kargaşa ve savaşlar sıkıntılar vardı bu herkes tarafından bilinen bir şey. Moğollar o dönemde sadece istila etmiyordu. İnsanları da öldürüyorlardı mallara mülklere ziyan veriyorlardı. Bu fetva ile ilgili çok farklı görüşler var. Fetvayı çok iyi anlamak için farklı farklı fikirlere başvurmak gerekir. İşte bu görüşleri tarihsel sürecinde değerlendirirsek sonuca varırız. Küreselleşmeye dikkat etmemiz lazım. Küreselleşme penceresinden bakmak lazım. İbn-i Teymiyye’nin fetvayı çıkarmasındaki tek sebebi Cengizhan’ı kovmaktı. Şeyhul-İslam Mardin’de yaşayan Mardin halkına düşman olmalarına rağmen kafir dememiştir. Kendilerini korumak için işgale karşı kendilerini korumaya davet etmiştir. Bizler bu din adamlarının fetvalarını okurken o durumu da göz önünde bulundurmalıyız. “
    Oturumun ikinci konuşmasını yapan GCRG (Küresel Yenilenme ve Rehberlik Merkezi) Kurucu Üyesi Şeyh Abdullah Bin Bayah ise, “Çok önemli bir çalışmadır. Karşımızdaki sorunun analizini yapmamız gerekiyor. İslam dini dışına çıkmış davranışları tartışmamız gerekiyor. Bazı insanlar din adına insanları öldürüyor. Bunu aslında hırsızlığa benzetmeliyiz. Fetvalar geçmişte çok önemliydi. Bu gün Mardin fetvasını ele alıyoruz. O dönemde fetva neden verildi. Ona bakmamız gerekiyor. Fetvanın verildiği dönemde Moğollar ve Şeyh-Ül İslam arasında bir çatışma vardı. Şeyh-Ül İslam için İslam-ı savunmak Moğolları savunmaktan daha önemliydi. Bu nedenle fetvayı verdi. Aradan geçen zamandan sonra bazı gençler bu fetvayı farklı yorumladı. Bu gençler ‘İslam dinin olmadığı yer savaş alanı olmalıdır’ dediler. Ama fetvanın içeriği bu değildir. İnsan bu fetvanın gerçek değerinin üstünü örttü. Mardin fetvası bir kapıdır. Bu kapı sayesinde pek çok soruna çözüm getirebiliriz. Bu fetva üzerine savaş açanlar yanlış yapıyor. Ben onlara yanlış yaptıklarını söylüyorum. Bu konuda Kuran-ı Kerim’de de anlatımlar vardı. Londra ve başka yerde terörist saldırı yapmak İslamla bağdaşmaz. Şeriatın sesi terörizimle ilgili değildir. Bu tür terörist saldırılar yanlıştır. Barışı savunmak ve barışı görmek istiyoruz. Bunu İslam diyarı adına söylemek istiyorum.” diye konuştu.

    DÜNYADA İSLAM ADINA KATLİAMLARLA İŞLENİYORSA VE BAZILARI İSLAM’I KENDİ İSTEDİKLERİ ŞEKİLDE YORUMLUYORSA BU KONUDA ÜZERİMİZE ÇOK ŞEY DÜŞÜNÜYOR
    Oturumda bu fetvanın yeniden yorumlanmasına imkan verildiği için Allah’a şükür ederek konuşmasına başlayan Tabah Vakfı Direktörü Şeyh Habib Ali Jifri ise “Bu konferans çok farklılığın bir arada konuşulduğu bir toplantı. İbni Teymiye tıpki diğer alimler gibi kendi yaşadığı koşullarını göz önünde bulundurarak fetvalarını okumamız gerekir. Sadece Müslümanları değil herkesi ilgilendiriyor tüm dünyayı ilgilendiriyor. Dünyada İslam adına katliamlarla işleniyorsa ve bazıları İslam’ı kendi istedikleri şekilde yorumluyorsa bu konuda üzerimize çok şey düşünüyor. Cinayet, katl, zarar verme ile direnme arasında çok fark var. Mesela İbn-i teymiyyenin fetvası üzerinde tartışalım dediğimiz zaman burada başka bir mesela var. Teymiye önemli bir alim. Kendi çağının gerçekleri ile hareket etmiştir. Günümüzde kanunlar var yasal sistemler var. O dönem için söylenenler o dönem için söylenmiştir. Hepimiz bu fetvayı gerçekliğin hükümranlığı altında doğru yorumlamamız gerekir. Bu zirve ortaya çıkarken Kudüs’te Bağdat’ta akan kanın da farkında olarak niçin bunlar konuşuluyor diye sorulabilir. Ama bizler bu konuları da geriye çekmiyoruz. Tam aksine gerçekleri ile yüzleşip kendi kendimizle barışmamız lazım.”
    Toplantının yapıldığı Artuklu Üniversitesi çevresinde polis yoğun güvenlik önlemleri aldı. Toplantıya gayri Müslümanların temsilcisi olarak Süryani Metropolit Salibe Özmen’da katıldı. Özmen burada yapmış olduğu açıklamasında Müslümanların çağın gereksinimleri karşısında kendilerini yenilemesinin çok anlamlı olduğunu söyledi. Özmen, fetvanın içeriği ile ilgili konuşmak istemediğini belirterek “Bu tür toplantıları dinler arasındaki hoşgörü be barışın geleceği açısından önemlidir”dedi.

    kiziltepeajansi
     

Bu Sayfayı Paylaş