MARDİN'in Geniş Tarihi/ Mardin Kultur ve Medeniyeti

'Mardin Tanıtımı' forumunda NeslisH tarafından 13 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    MARDİN'in Geniş Tarihi/ Mardin Kultur ve Medeniyeti konusu Mitolojik Yaşam
    Sihirli kürenin parıldayan sanat eserleri,
    Mardin' i geçmişten bugüne taşıyan evleri,
    Ruhlardaki huzurun, Kalplerdeki ferahlığın izleri
    Mezopotamya' nın ve dünyanın vazgeçilmezleri
    Bir başkadır Mardin evleri...
    Şairlere evlerden hareketle insanları anlatan şiirler yazdıran, görüntü itibariyle yaşamsal gösterge kabul edilen; kavgalara, mutluluklara, insanla yücelen tüm değerlere barınaklık teşkil eden evler...
    Mardin'de ataların yaşayışlarındaki gönlü genişliği, belki ehl-i keyf tarzları, nargile dumanı sinmiş nakışları, çok çocuklu yaşamı ve mutlak paylaşıma dayalı taş güzelliğinin sıcacık yuvaya dönüştüğü oymaların ve işlemelerin diyarı evler Yıldızlar altında devasa şatoları, güneşle birlikte muhteşem sarayları bile kıs kandıran Mardin evleri...
    Mardin' de evler, tarih 'i bütün ihtişamıyla gözler önüne sermektedir. Geçmişin heybeti, inancı avlu kapılarının tokmaklarına aksetmiştir. Güneşe tapanların sembolü olan güneş motifi, gücün kudretin simgesi olan aslan başı motifli tokmaklar ve Mezopotamya toprakları üzerinde yaşama bahtiyarlığına ulaşan in sanların kendileri nakşedilmiştir kapı tokmaklarına.. Büyük tokmaklı avlu kapısı ve kapı açıldığında ayvandan beliren 10-12 basamaklı tek parça taşlı merdiven ardından bir avlu ve yanyana sıralanmış odalar, tabi bu ayrı bir özellik ilk olarak beliren kapıdan içeri girildiğinde bu bölüme "hıcre" deniliyor. Hıcre üç bölüm den oluşuyor, her bölümde kemer, kubbe tavan göze çarpar. Birbirine açık durumdaki bölümlerden biri,ünlü Mardin ceviz,meşe oymacılığı ve sedef süslemeleriyle dört kişilik kanepe, iki koltuk ve dört sehpa, üstünde tunç, gümüş veya al tından yapılmış küllük onu bütünleyen Acem motifli Mardin' e özgü el işi halısıyla görüntüyü izlerken, kanepenin arkasında duvarda beliren üç gömme takaları (bir büyük, iki küçük) ve bunların üstünü örten çivitlenmiş beyaz perde, takaların üst kısmında ayrılmış rafların üstünde ince zarif kahve fincanlarının görünümü, ikinci bölümde duvardan duvara gürgenden yapılmış divanlar ve duvarları süsleyen takalarla oturma odası birbirini bütünlemektedir. Üçüncü bölüm evin orta bölümüdür. Yemek odası olarak kullanılan bölümün orta yerinde, yerde kazınan oyuk ve oyuğun üzerine kilden yapılmış ateş kabı "ıncene" yerleştirilip üzerine kare prizma şeklinde kürsü denilen gürgenden yapılma sandalye konur. Kürsünün üstüne yorgan örtülerek, aile efradı ayaklarını yorganın altına alarak oturulmaktaydı. Bugün bazı evlerimizde bu özellik mevcuttur. Kışın soba ve yemek masası görevini üstlenmektedir. Yazın ise bunların yerine yer sofrası dediğimiz demirden yapılmış, açılıp kapanan kullanımı rahat olan ve üstüne sini yerleştirilerek 30 cm. yükseklikte demir iskele kullanılmaktadır. Yemek bölümünün sağ ve sol duvarında beliren birer kapı mevcuttur. Kapılardan biri kilere açılır. Kilerde, tavan arası "izrediye" denilen gürgenden yapılmış erzağın havadar yerde muhafaza edildiği bölüm bulunmaktadır.
    Kiler duvarında hasırdan yapılmış, şehriye kesiminde kullanılan tabaklar, yemeklerin muhafaza edilmesi için özel işlenmiş zembiller, oklava, tokmak asılı olarak durmaktadır. Yemek bölümünde beliren ikinci kapı ise mutfağa açılmaktadır. Mutfak ta, tavan arası kullanılan "izrediye"' de yemek yapımında kullanılan büyük kazanlar, hamur yoğurmak için kullanılan bakır leğenler, büyük süzgeç ve kep çeler, kaburga ve kuzu dolması için büyük bakır tencereler,siniler,kara renkte bakır kahve tavaları, kahve güğümü yer almaktadır. Ayrıca çok önemli bir işlevi olan ve yemek pişiriminde kullanılan şömineyi andıran oca ğı unutmamak gerekir. Avluda hıcrenin iki tarafında mevcut olan odalara "manzara" denir.
    Manzaranın birinde evdeki büyüklerin oturup sohbet ettiği duvardan duvara kanepe ve koltuklarla döşenmiş odanın bir bölümü, Şark Köşesi ve şömine (itfeye) yer almaktadır. İkinci manzarada ise, kapıdan girişte bir eyvan, hemen karşısında beliren kahve ocağı bulunur. Gece sohbetlerini bölmeyecek kahve, çay pişirile bilen, sohbeti daha da koyulaştıran Mardin' in kendine has kavrulmuş kavun çekirdeği, haşlanmış ve kavrul muş karpuz çekirdeği,leblebi,şekerli leblebi,badem,şekerli badem,ceviz,sucuk (ıkude)pestil, kesme (ıbzor) nar, kurutulmuş dut ve incir , kuru üzüm gibi yemişler bir bir aile efradının önüne gelir. Kahve ocağının yanında, taş işçiliğiyle güzel üzüm motifli kapısından içeri girerken cephe duvarında bir taka iki tarafında pencereler yer almaktadır. Yatak odası olarak kullanılan manzara,yatak tahtlarıyla, hafızalardan silinmeyecek güzellikte olan beyaz iş, iğne oyası,tığ gibi ince işlemelerle bezenmiş,bu işi bütünleştiren döşek, yastık, yorgan ile ayrı üslupta güzellik sergilenmektedir. Odanın bir köşesinde aynalı elbise dolabı "ğırıstıyen" , dört, beş gözden oluşan büyük çekmeceli 1,5m. yüksekliğinde "biro", biro nun üzerine yerleştirilen kafes denilen yüksekliği 50-80 cm arasında değişen cevizden yapılmış oyma çerçeveli kristal ayna ve yerde ki halıyla bütünleşmektedir.
    Avluda; kuyu,dış mutfak "matbağ", banyo "hımmem", tuvalet "tahara"mevcut olup, matbağda bir ocak "ıtfeye" ve odunluk yeri bulunur. Avludan diğer bir avluya çıkarken 10-15 basamaklı taş merdiven ve taş işlemeli ara kapı ile diğer bir avluya geçerken yine diğer avludaki odalar belirmektedir. Ev birkaç katlı ise en üst katta,çalışma odası denilen "tayyare" (tayyare denilmesinin nedeni; evin en yük sek katında tek odadan oluşan 25-30 tek taş merdivenle çıkılan yer) yer alır. Her kat arasında bulunan avlunun ön kısmında güzel sütunlu balkon yer alır. avluda yazın yatmak için tahtlar kurulur. Katlar arası geçit, kilerden sağlanır. Yaşanmışlığın, yaşanacaklığın, tarihe ve bugünü bize miras bırakanlara duyulan engin saygının günümüze bıraktığı sevecenlikle hayatın tüm güzelliklerinin Mardin evlerinde aldığı yepyeni boyutun bir göstergesi...
    Tarihle evli olmanın evlerdeki görüntüsü sizleri bekliyor...
    KULTURUNDEN BAHSETMEMI ISTERSENIZ

    Belirleyiciliği olduğu bir hakikat olarak göze çarpar. Türkçe'mizin bugünkü kullanılan şeklinin geçirdiği süreçte dikkate alındığında proto-türkçe birliğinden konuştuğumuz bugünkü Türkçe ye kadar aşılan merhalelerin yatay ve dikey gelişimi gibi Mardin'de konuşulan yerel halk dilinin çeşitli katmanlardan oluştuğu arkaik arapça' dan uzak Türkçe ve Farsça unsurlar taşıdığı çeşitli kitaplarda yer bulmuştur. Çok zengin bir folklorik yapıya sahip olan çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ipek yolunun önemli geçiş noktası olan, Dicle ve Fırat bereketinin odak noktası, mezopotamya' nın engin coşkusunu barındıran Mardin'in nüfus değişimi ve dil yapısının zenginliğinin kaynağı da bu olsa gerek...
    Mardin de konuşulan dili Osmanlı Türkçe'sinin Cumhuriyet öncesi dil çeşnisine benzetmek bizce olasıdır. Dilin geçirdiği evrelerin, dil akrabalıklarının, kelime alış-verişlerinin, göçler, savaşlar, kervan ticaretinin in sanları ve iletişim vasıtalarını ne denli etkilediği bilinmekle birlikte "dilbilimci" ağırlıklı bir incelemeye ve araştırmaya daha fazla inmeden medeniyet katmanlarının artılarının kazandırdığı bugünkü sevecen konuşma tarzını, ağır ama vurgulu tonlamayı Mardinli 'ye has bir güzellik olarak kabul etmek gerekir. Burada konuşu lan yerel dilin hançerede seslere verdiği ezgi melodik bir dışa vurumdur. 1989 yılında yayınlanan Fars kaynaklı bir kitapta - sözlük - 4000 ortak Türkçe-Farsça kelime bulunduğu vurgulanmaktadır. Yerel dilde bun dan nasibini almıştır.

    Gırtlak Ağırlıklı Konuşma : Ağıtları yakıcı bir lav, türkülere hasret örgülü bir çağrı olarak gökyüzüne taşır. Eğitim düzeyinin artmasıyla Mardin'de konuşulan yerel dilin kullanım sıklığındaki azalma, bilimsel yargıları paylaşmadaki kısırlığı dikkate alındığında bu dil dokusunun 10- 20 yıl sonra çokça değişeceği kanaatini yaygınlaştırmıştır
    "Ulu bir mitosun arta kalan mağrur iddiasıydı.
    Yaşadığım kentin doğası, mayası..."
    (işte Mardin'in şiirlerdeki ölümsüzlüğünden bir alıntı)
    Anadolu toprağının bereketi, medeniyetin en üst yaşam çizgileriyle yaşandığı Mardin'de birçok ünlü sanatçı yetişmiştir.

    HALK OYUNLARI ISE

    Halk Oyunları
    Halk oyunları (dansları) günümüzde de toplumsal yaşantıyı etkileyen önemli bir etkinliktir. Halk oyunlarının kökeni insanlık tarihi kadar eskidir. İlkel insanların topluluk halinde yaşaması ve kendilerini yöneten bir takım sihirli güçlere tapmaya başlaması ilk dansın doğuşuna neden oldu. Mardin Yöresindeki halk oyunlarının figürleri incelendiğinde bu toplumlarda yaşayan medeniyetlerin kültürel yapısı açıkça ortaya çıkar. Mardin halk oyunları, düğünlerde, bayramlarda, özel günlerde ve her türlü törenlerde oynanır. Düğün törenlerinde törene katılanlar belli yerlerde toplanırlar. Bu yer, nişan için kız evi, düğün için erkek evidir. Törenin yapılacağı yere gelen konuklar karşılanır, ağırlanır ve tören bitiminde uğurlanır. Karşılama, ağırlama ve uğurlama törenlerinde oynanan halk oyunları ayrıdır.
    Karşılama, oyunun akışının hızla başlayıp yine aynı hızla biten oyundur.
    Ağırlama, ağır bir tavırla yavaş hareketlerle oynanan bir oyundur.
    Uğurlamada oyunlar yavaş başlayıp hızla biter.
    Oyunlar seyirci karşısında oynanır. Oyunun oynandığı ortam bazen bir evin avlusu, bazen bir oda bazen de bir düğün salonu olabilir. Ekip başı oyunu yönetir, komutlarıyla oyuncuları yönlendirir. Oyunlar genelde türkülüdür. Günümüzde; davul, zurna, klarnet, tulum, tef, tepsi, kaval, dilsiz kaval, erbana, kabak kemençe, şehir merkezinde, cümbüş, darbuka, zilli tef, bağlama ve koto eşliğinde oynanır. Mardin halk oyunları düğün, nişan, kına, bayram, asker uğurlama, toplantılar ve törenlerde oynanır. Köylerinde oynanan halk oyunları genellikle özel günlerde oynandığı için bayramlık tabir edilen en yeni, temiz, bazen de "Sandıktan" tabir edilen giysiler giyilerek oynanır. Halk oyunları oynandığı zaman, iyi bilenler gruba katılınca diğerleri çekilir ve bunları seyre başlar. Mardin halk oyunlarında kültürü oluşturan özelikler sadece güzel sanatların dallarının birer göstergesi değil, yaşamın ta kendisidir.
    Mardin halk oyunlarını sıralayacak olursak:
    Berivan: Süt sağma olayını anlatır, ağır bar havasındadır.
    Cirane: Komşu aşkını anlatır, ağır bar havasındadır.
    Keçikani: Bu genç kız oyunu, sevgiyi, dostluğu, birlikteliği anlatır.
    Mamır[​IMG]evgiliye ağıtı anlatır. Bar havasındadır.
    Bişaro: Bağ bozumunu anlatan oyundur. Coşkuyu anlatır. Bay bayan karışık bazen de ayrı olarak oyun oynanmaktadır.
    Segavi: Sevgi ve coşkuyu anlatır.
    Cenbeli Ağa: Üzüntüyü ağıt şeklinde sergileyen oyundur. Bar havasındadır.
    Hınne:Kına yakma olayını anlatan oyundur. Sevinç ve birlikteliği anlatır.
    Bablekan: Kuyudan su çekme olayını anlatır.
    Kemalim: Ataya duyulan sevgiyi, bağlılığı anlatır. Bar havasındadır.
    Çeçani: Memleket özlemini anlatır.
    Üç Kırma: Üç kırmayla oynanan oyun bir erkek oyunudur. Ağır bar havasındadır.
    Meryemi: Aşk ve sevgiyi anlatır. Bar havasındadır.
    Lorke: Güzelliği coşkuyla anlatan bir oyundur.
    Himalaye: Coşkuyu anlatan bir oyundur.
    Kesirteyn: Çift kırmalıdır. Sevgi ve aşkı anlatır.
    Çepikli: Şiddet ve sevgiyi, jest ve mimiklerle uyumlaştıran bir oyundur.
    Koçere: Şehirden yaylaya çalışmak için gidenlerin mevsim sonunda işlerini bitirip ayrılacakları sırada kendi aralarında yaylalarda yaşadıklarını taklit ederek oynadıkları oyundur.
    Haftano: Giyinme ve kuşanma olayını anlatır.
    Dik oyun: Toplumsal yaşamın disipline yönünü anlatan bir oyundur.
    Sevgi oyunu: Her şeyde ve her yerde sevginin olması gerektiğini coşkuyla figürleştiren bir oyundur.
    Raksıl Havanım: Elit tabaka hanımlarının bir araya geldiklerinde oynadıkları ve birlikteliği yansıtan bir oyundur. Ağır bar havasındadır.
    Rihane: Oyun adını reyhan çiçeğinden almıştır. Oyunun özü çiçeğin büyüyüp yayıldıkça etrafa saçtığı muhteşem ve ferahlatıcı kokusunun etkisi insanoğlunun raks etmesini sağlamıştır. Ağır bar havasında olup, erkek oyunudur. Buna Atabarı da denir.
    Mardin çiftetellisi: Coşkuyu anlatır. Bayan oyunudur.
    Mardin halayı: Sevgiyi ve aşkı anlatır.0yun bar havasındadır.
    Malaya: Birlikteliği anlatır. Bu oyunu bay ve bayan karışık oynar.
    Oğuzlu: Aşkın yüceliğini anlatır
    On dörtlü: Sevgi ve aşkı anlatır.
    Semra: Aşkın yüceliğini anlatır. Ağır bar havasındadır.
    Kemanbazo: Ayrılığı ve ayrılığa karşı duyulan sitemi anlatır.
    Sabiha: Mardin'de yaşanan ve sonu evlilikle biten ölümsüz bir aşkın öyküsüne dayanır. Bu öyle bir aşk ki, yıllanmış şarap gibi zamana hükmederek günümüze taşır. Ağır bar havasındadır.
    Hat matar (Yağmur yağdı): Çok özel, güzel olan memleketimizin yağmurla kazandığı ayrı havası anlatılmaktadır.
    Zeyzo: Umutsuz bir aşkın seven erkek için oluşturduğu hayal kırıklığı ve acıları konu eder.
    Esmerim: Esmer tenli güzelleri anlatır.
    Dizo: Coşkuyu anlatır.
    Botani: Birlik duygusunun sevgiyle kazandığı coşkuyu anlatır.
    Cantsu: Testiyle çeşmeden su taşıma olayını anlatır.
    Çepikli: Coşkuyu anlatır.
    Güle: Divan edebiyatında sevgiliyi anlatan ,bülbülü deli eden aşkı anlatır.
    Govend: Bu oyun özlemi anlatır
    Şevko: Özlemi anlatır. Bar havasındadır.
    Haddino: Birlikteliği anlatır.
    Semra: Aşk ile sevgiye olan özlemi anlatır.
    Hırpani: Aşk acısının bireyde uyandırdığı bir takım duyguları figürleştiren bir oyundur. Bar havasındadır.
    Torivan: Sevgiyi coşkuyla bütünleştirerek anlatır. Bar havasındadır.
    Hurşe: Sevinç ve coşkuyu anlatır. Kemençe ile oynanır. Doğal yaşamın bahşettiği mükemmelliğin karşısında duyulan sevinci oyunlaştırır.
    Dallal: Sevgiliye duyulan özlemi anlatır. Bar havasındadır.
    Beyn'it Develi: Aşk ve sevgiyi anlatır.
    Kosari: Birlikteliği anlatır. Bar havasındadır.

    Mardin oyunlarındaki temel figürler:
    Çömelip doğrulma, titreme şeklindedir. Çökmeler iki şekildedir.
    1-Bağlı çökme: Eller bağlı olarak yere çökülür.
    2-Bağsız çökme: Eller açık olarak çökülür
    El vurma figürleri: Toplu ve tek olarak gözükür. Dönme figürleri; ani dönme, Kerteli dönme, Toplu dönme, tek dönme şeklindedir.
    Halk oyunlarında görülen model, sıra, halka, karşılama ve nokta modelidir. Sıra biçiminde göze çarpan unsurlar; düz dizi, eğri dizi, paralel dizi ve kopuk dizi olmak üzere dörde ayrılır.
    Hareket biçimi ise tek, çift ve karma yönlü olmak üzere üç şekildedir.
    Mardin yöresinde oyunlar üç şekilde icra edilir. Oynanan oyunlarda bayanlara karşı çok nazik davranılmaktdır . Toplu olarak oynanan oyunların (bay-bayan) iştirakçisi daha çok olur. Burada halay çemberi dediğimiz bir daire meydana getirilir. Daha sonra yine ayrılıp yarım daire ve düz çizgi haline gelinir. Halayların en önemli özelliği, mutlak anlamda birlikteliği sergilemesi, kolektif bir anlayışı ön plana çıkarmasıyla canlı bir toplu figür, yardımlaşma kompozisyonu çizmesidir.


    ATASÖZLERİ VE ÖZDEYİŞLER
    · Öküz düşünce, kesecek bıçak çok olur.
    · Arkadaşının eşeğine binen, bir gün mutlaka ondan inecektir.
    · Ağacın kurdu içinden olmazsa, ağaç çürümez.
    · Ambara ne koyarsan onu çıkarırsın.
    · Havuç zorla yerden çıkarılır.
    · İşlerin hassas olmazsa kalbin mutlaka ves vese verir.
    · Çalışan insanı, halk gönülden sever.
    · Kendi köpeğine taş atarsan, komşuların ona iki taş atar.
    · Bazen sahibinin hatırı için köpek affedilir.
    · Küçükler hata yaparsa büyüklere affetmek düşer.
    · Başkasının kapısını çalsan, başkası da senin kapını çalar.
    · Güzel gün, güneşin ışıltısından bellidir.
    · Büyük evden kız alırsan büyük masraf edersin.
    · Düşmanın tuzağı, ayağının dibindedir.
    · Sanat, sanatkarın elinde ölüdür.
    · Elinde kılınç olsa da içinden Allah korkusu çıkmasın.
    · Eşek bir defa çamura saplansa, bir daha aynı yerden geçmez
    · İshalli dana, pisliğini sürüye de bulaştırır.
    · Kuş kafasından kavurma olmaz.
    · Olgun üzüm gibi ol, ezilirse tatlılıktan başka bir şey çıkmaz.
    · Oğlunu seven tedibini çoğaltır, ta ki sonunda mesrur olsun.
    · Yüzün gülümsemiş ve sözün yumuşak olursa, altın verenlerden ziyade halka sevgili olursun.
    · İyiliği yaparsan ört; ve sana iyilik yapılırsa onu herkese söyle.
    · İyi karşılayan en açık muhabbetlidir.
    · Kendi ağzın değil seni başkası övsün.
    · İyiliği iyi huylarınla göster.
    · Fenalığı yapana dilden ziyade iyi amelinle öğüt ver.
    · Akrabaların en iyisi senin ihtiyacını temin edendir; ve silahların en iyisi seni koruyandır.
    · Yerden olan yere döner.
    · Ölmeden önce, kimseye ne mutlu deme; çocuklarıyla adam belli olur.
    · Ölmeden önce kuvvetine göre dostuna yardım et.
    · Nankörleri yedirip içirme; misafirleri olduğun vakit sana acı sözler işitirler.
    · Seni başkan ettikleri vakit mağrur olma; ancak aralarında onların birisi gibi ol.
    · İyilik eden sonunda anılacaktır ve düştüğünde bir yaslanma bulacaktır.
    · Her diri olanın iyiliğini bil ve ölümün bir yaslanma bulacaktır.
    · İyilik edersen kime iyilik edeceğini bil; iyiliğin o vakit makbule geçer.
    · Kızını vermek istemeyen , başlığını arttırır.
    · Tanrım beni güzel yarat, çirkin bahtını ver.kardeşlerin küçüğü olmasaydım.
    · Çobanın gönlü isterse tekeden süt sağar.
    · Gezmelere gitmeyen havadis bilmez.
    · Baba kırk evladı besler, kırk evlat bir babayı beslemez.
    · Tavuklar artınca yumurta sayısı azalır.
    · Hayatta iken bir saman çöpü, ölünce gönüller sultanı.
    · İyi horoz yumurtasında iken öter.
    · İyi bizi bulmaz, kötü bizi bırakmaz.
    · Testi kırılmış kırılmasına, ha taş testiye değmiş ha testi taşa ne yazar.
    · Mertlerin evi altın çeşmesidir.
    · Dünya tükenir derdi tükenmez.
    · Deve besleyen, kapısını yüksek tutar.
    · Vadinin boş yerinde tilki kraldır.
    · Başkasıyla alay etme, sana alay edecekler olur.
    · Pilav yiyen hançeri de göğüsler.
    · Derin vadilerde uyuma kötü rüya görürsün.
    · Mal bozuksa, Mal müdürü ne yapsın.
    · Denenmiş ayran, denenmemiş yoğurttan iyidir.
    · Akçesi ucuz olan yiğidin kendisi kıymetli olur.
    · Kırılan kalp, kırılan kadeh gibidir.
    · Gülme komşuna, gelir başına.
    · Bazı insanlar, sırtında taşıdığın heybenin içerinde saklanır.
    · Her yüz vadinin başı bir vadi, her yüz sözün başı bir sözdür.
    · Bir köpek yavrusunu şımart, fakat bir çocuğu şımartma.
    · Başkasının kavurmasıyla ekmeğini yeme.
    · Derler ki şam şekerdir, ama vatan daha tatlıdır.
    · Akan sudan korkma, durgun sudan kork.

    Halk arasında yaygın olarak kullanılan bazı atasözleri ve öz deyişler
    Gözlere ışık, düşünceye doğruluk yaraşır. Gözüne ışık, düşüncelere kitap seç.
    Bilgi, eğittiği insanları onurlandırır. Bilge ise, sevgiyi özümleyebilmiş kişidir.
    Kin, engerek gibidir ve ikisi de ölüm kusar. Yavruları, öncelikli olarak öz analarını öldürür.
    Halk lideri isen saf ve çocuk kalpli insanlara, tökez ve sürçme taşı olmamak için iffet örneği öldürür.
    Misafirine asık suratla bal yedirsen, buruk vicdan içinde onu zift ve reçine gibi sayar.
    Çocukları, ilmin ve hikmetin kültürü ile terbiye et. Şikayet ve dır dır yerine sevgiye takva kat.
    Alçakgönüllülük, dile anlatılmayan ve insani kuvvetle kazanılmayan bir güçtür.
    Evin ışığı lamba; dünyanın ışığı ise bilim adamlarıdır.
    Kendi kusurlarını görmezlikten gelen kişi, tümüyle kusurlarla doludur.
    Üzüntülerin en büyüğü, öncelikle pişmanlıktır.
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için sağol...
     

Bu Sayfayı Paylaş