Mahkeme salonlarından traji-komik manzaralar!..

'Fıkra & Komik Yazılar' forumunda NeslisH tarafından 23 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mahkeme salonlarından traji-komik manzaralar!.. konusu
    Mahkeme salonlarından traji-komik manzaralar!..
    Hakim:
    -Müvekkiliniz neden boşanmak istiyor avukat hanim?
    - Karşı taraf ile aralarında düşünce farklılıklarından kaynaklanan şiddetli geçimsizlik bulunuyor sayın hakim!
    Hakim:
    - Tabi biri Aristo diğeri Descartes çünkü.
    ***
    Yıll 2005. İstanbul 4. ağır ceza mahkemesinde sahte rakı imal etmek suçundan açılan davada sanıkların sorgusu yapılıyor.
    Sanik:
    -......... lokantalardan filan topladığımız şişelere, yaptığımız rakıları doldurduk.
    Mahkeme Başkanı:
    - Alınan parmak izi örneklerinde hem sizin hem de sabıkalı başka kişilerin parmak izi var.
    Sanık:
    - Doğrudur Hakim Bey!
    Mahkeme başkanı:
    - Bu ne pislik,bari şişeleri yıkayıp doldursaydınız!
    ***
    Dava: Uyuşturucu kaçakçılığı!..
    Sanik:
    - Takriben 65 yaşında bir amca!
    Yer:
    Ağı ceza mahkemesi…
    Olay:
    Amcanın ahırı ağzına kadar marihuana dolu olarak bulunmuştur.
    Hakim:
    - Amca anlat bakalım ne oldu?..
    Sanık:
    - İçiciyim ben reisim.
    Hakim:
    - Nasıl yani?.. Bir ahır dolusu esrarı mı içecektin?..
    Sanık:
    - Yazları yetiştirir ve biriktiririm. Kışları da içerim hakim bey.
    Hakim:
    - (Kahkahalarla) kapatırım seni ahıra, kapına da iki jandarma koyarım, yaza kadar o otu bitiremezsen sonra görüşürüz!..
    ***
    Dava:
    Tarihi eser kaçakçılığı…
    Yer:
    Ağır ceza mahkemesi…
    Olay: Arabanın bagajında roma dönemi büstler yakalanmıştır.
    Hakim:
    - Anlat bakalım Osman?..
    - Tarlamı sürerken bu kafaları buldum hakim bey! Tam müzeye teslim etmek üzere yola çıkmıştım ki, tutuklandım. Masumum hakim bey, tahliyemi isterim
    - Osmaaaannn… Osmannnnnnn! Hatay'da bulduğun kafaları neden İstanbul'daki müzeye teslim etmeye çalışıyorsun..?!
    ***
    Yer:
    Beykoz adliyesi. Yeni TCK'nın 233/2. maddesi uyarınca hamile sevgiliyi terk edene hapis cezası verilebilecek olması sebebiyle şikayette bulunmak için savcıya giden avukata sorulmaktadır:
    - Nedir bu avukat hanım?..
    - Sevgilisinin hamile olduğunu bildiği halde terk eden şüpheli hakkında suç duyurusunda bulunacaktım.
    - Allah Allah… (Katibe seslenir) yeni TCK’yı getirin... Evet burada varmış madde. İlk defa karşıma çıkıyor.
    - Yahu yeni bir madde.
    - Bu çocuk evlilik dışı mı şimdi?..
    - Evet.
    … Burası yani davanın görüldüğü yer İstanbul!
    ***
    1940'lardan aktarılan bir hatıra:
    Yaşlıca bir Rum kadıncağız sanık kürsüsünde durmaktadır. Duruşma uzadıkça uzar. Kadıncağız şişmanlığı ve yaşı sebebiyle, mahalle karıları misali, tanık kürsüsüne yaslanıp belini bükerek, ağırlığını bir tarafa vererek durur.
    Hakim:
    - Hanım düzgün dur! (Hakim de sertliğiyle bilinen bir hakimdir) beş dakika sonra kadıncağız dikilmekten yine yorulur, bu sefer ağırlığını öbür tarafa vererek gene bükük bir vaziyette durmaya devam eder.
    Hakim:
    - Hanım düzgün dur!" diye uyarır.
    Kadıncağız tekrar toparlanır. Bu olay birkaç kere tekrarlar. En sonunda hakim yine:
    - Hanım düzgün dur!" dediğinde kadıncağız lafı patlatır:
    - Aaa yeter bea! Mahkeme mi yapıyoruz, fotogiraf mi çektiriyoruz?
    ***
    Olay 2005 yılında Kadıköy Adliyesinde yaşanmıştır. Becerikli bir katip, mübaşir, hakim ekibine sahip mahkeme kadrosu, boşanma davalarını seri olarak karara bağlamaktadır. Ancak bu arada listeye uyulmamakta, hazır beklemekte olan kim varsa onlara öncelik de verilmektedir. Arka arkaya davalar karara bağlandıktan sonra mübaşire:
    “Bizim duruşma vardı”, diye danışan kimse kalmaz.
    Mübaşir de hesabı hafiften şaşırdığı için koridora çıkıp bağırır:
    - Bilmemkaçıncı bilmemne mahkemesinde davası olan!"...
    Kimsecikler üzerine alınmaz.
    Mübaşir açık olan kapıdan içeri bakar. Teşkilat tam kadro hazır müşteri beklemektedir. Döner tekrar koridora bağırır:
    - Haydi! Yok mu boşanmak isteyen?
    ***
    Bir avukat Amerikan filmlerine özendiği için midir, “öztürkçeci-arıdilci” olduğu için midir bilinmez; bir duruşma boyunca hakime:
    - Yargıcım! deyip durur. Hani "sayın yargıç" filan da değil de "yargıcım" diyor ki biraz daha Türk an’anelerine/geleneklerine uysun… Hakim bu hitabeti garipsemesin. Bir-iki, üç-bes derken… hakim en sonunda:
    - Ayıp oluyor ama avukat bey! der.
    Avukat şaşırmıştır.
    - Ne oldu ki? diye sorar.
    - Hakim:
    - Yaşça büyük olabilirsiniz ama, biz de hakimiz bir yerde! Teminden beri “YAVRUCUM!” deyip duruyorsunuz. Yeter ama!
    ***
    Bu da Amerikan mahkemesinde yaşanmış bir çapraz sorgu diyaloğudur:
    Avukat:
    - Kişi size getirildiğinde hayatta mıydı?
    Doktor:
    - Hayır, ölmüştü.
    Avukat:
    - Bundan nasıl emin olabiliyorsunuz?
    Doktor:
    Çünkü beyni önümdeki bir kavanozun içinde duruyordu.
    Avukat:
    - Bu durumda dahi kişinin yaşıyor olma ihtimali yok mu?
    Doktor:
    - Var tabii. Hatta böyle birileri şu anda bir yerlerde avukatlık yapıyor dahi olabilir.​
     

Bu Sayfayı Paylaş