Mahirim - Cahit Akcam

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda NeslisH tarafından 29 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Mahirim - Cahit Akcam konusu
    Alnı yukarda
    Kırmızı boyun atkısı Rüzgarda yürüyor Yürüyor
    Adım adım Yürüyor
    Ağır ağır yürüyor
    Rüzgar deniz gibi köpürüyor Esiyor deniz rüzgar gibi
    Akıyor iki yandan Işıklar düşen yıldızlar gibi
    Sesler geliyor derinden
    Kalbin uzak sahillerinden
    Nereye gidiyorsun yavrum benim, nereye? Dön sevgilim
    Dön kardeşim
    Dön evimin erkeği, dön geriye
    Yürüyor o
    Islıkla kızgın bir ölüm marşı çalarak Yürüyor
    Gövdesi bir gemi gibi yükselerek, alçalarak yürüyor
    Adım adım Yürüyor
    Ağır ağır yürüyor
    Kim bilir
    Belki bir daha sokamayacak parmaklarını
    Dizi dibinde dikiş diken kardeşinin sarı saçlarına
    Ve, belki bir daha altında yatıp
    Güneşe giden yeşil bir yola bakar gibi Bakamayacak gürgen ağaçlarına
    Yürüyor o
    Yürüyor açık geniş adımlarla arşınlıyor yolları Ağır iki balyoz gibi sallanıyor kolları
    kıllı göğsü bir kalkan gibi kabarık
    işitmiyor artık
    Hep aynı tahta masanın başında akşamlayan Hasta topal dostların
    Kalbe karanfil ruhu gibi damlayan sözlerini
    Çıplak iki bıçak gibi çekmiş Yüzünde gözlerini
    Yürüyor düşmana doğru Yürüyor adım adım
    Yürüyor ağır ağır yürüyor
    Yürüyoruz yolumuzda önderlerimiz
    ULAŞ' larımız, MAHİR'lerimiz, CEVAHİR'lerimiz.
    sizler
    Özgürlüğün doyumsuz tohumları gibi Düştünüz toprağa,
    Bire bin verdi başaklarınız
    Kaldırın yattığınız yerden başınızı Kaldırın, bakın,
    Bıraktığınız yerden yürüyor yoldaşlarınız
    Sen dalga dalga
    Sen köpük köpük
    Sen azgın Karadeniz gibi korkusuz DENİZ' im Kara yağızım, delikanlım
    Sen yeleleri alevden ARSLAN' ım Faşizmin kurşunlarını
    Çürümüş dişi söker gibi
    Midesinden söken yiğidim
    Sen HÜSEYİN' im, Sivaslım
    İnanmış kavga neferim benim
    Sen militanım
    Yavruma ismini verdiğim ULAŞ' ım
    Simgesi kurtuluşumun arslan gardaşım Hiç yılmadın oligarşinin zindanlarında
    Kalbin dışarda attı durmadan biliyorum
    Ve çıkınca oradan dışarı kaptın mavzerini, Düşene kadar, hiç bırakmadan
    Sen
    Kavganın, kavgamızın en şanlı bayrağı Onur simgemiz CEVAHİR' imiz
    İki dostun vardı hayatta Halkın ve mavzerin
    Kurtarmak için halkını
    Bu kula kul yaşamdan Getirmek için kızıl aydınlığı
    Bir dakika bile terketmedin onları Ne mavzerini ne halklarını
    Sen kalbimizin ölümsüz CEVAHİR'i
    Sizler, çorak Nurhakların
    Yaprak dökmeyen selvileri Makinelilerin namlularına
    Göğüslerini açarak yürüyen neferlerimiz
    SİNAN' ımız, KADİR' imiz, ALPARSLAN' ımız
    Ne güzeldir dağların doruklarında Halkımızın yanında,
    Onların yaşadığı yerde ölmek
    Koçlarım, kalbimden kokusu çıkmayan gülüm
    Bize de gelsin korkmadan, çekinmeden
    Eğer bu kadar şerefli gelecekse ölüm
    Siz ON'larımız
    Kızılderenin kan çiçekleri
    Beyaz bir tek gül açmadı Niksar'da düştüğünüzden beri
    Pek yeşil değildi kuşatıldığınız köy Ama yemyeşil olmuştu
    Asker elbisesinden, tanktan, askeri araçtan
    Yeşildir ya hani hepsinin rengi bu saydıklarımın
    Ama hiçbir insan
    Bir ağacın yeşilinden aldığı zevki Alamaz onlardan
    Tek tek sayacağım isminizi usanmadan
    Ve hiçbir işten onur duymayacağım
    Sizin isimleriniz kadar duyduğum onurdan
    HUDAİ ARIKAN, ÖMER AYNA, ClHAN ALPTEKİN, SAFFET ALP, AHMET ATASOY, SİNAN KAZIM ÖZÜDOĞRU, NİHAT YILMAZ, SABAHATTİN KURT, ERTAN SARUHAN, MAHİR ÇAYAN.
    Kan çiçekleri Kızılderenin, önderlerimiz
    Kuşatılmıştınız, mahsurdunuz Ama yine de tir tir titriyordu
    Karşınızda sırmalılarımız
    Ölümün en güzelini gösterdiniz bize En yücesini, en şereflisini
    Korkmadan, yılmamacasına, yani dövüşe dövüşe
    En güzeli ölümlerin, vuruşa vuruşa
    Sen kasketlim
    Tunceli dağlarına kazıdılar ismini
    İşkence masalarının en korktuğu adam KAYPAKKAYA 'm
    Ezbere biliyor herkes seni
    Düştüğün zaman işkence tezgahlarına Sır vermemek için düşmana
    Hiç umursamadığın kopmuş parmakların Hiç çıkmadı aklımızdan
    Canını veren sır vermeyen yoldaşım KAYPAKKAYA 'm
    Sen yirmi bir yaşındaki büyük adam NİZAM
    Başına ne zaman yıkılacağını bilmediği Bir göz gecekondusunda
    Ağıtlar yaktı ardından Gültepe halkı Nasıl sevmişlerdi seni
    Nasıl da kendilerinden bellemişlerdi
    Nasıl kaçmıştı boyunları köpek kolyeli faşistler
    Kavgan burada durmayacak Silahın yerde kalmayacak
    Sen ÇAYAN' ım
    Yolunda yürüdüğüm önderim
    Her dediğini bir bir bebeme bellettiğim
    Büyük büyük yazmıştı gazeteler Yakalandığın günü
    Biz kulağımız radyoda Kaçacağın,
    O zindanı deleceğin günü sabırsızlıkla bekledik
    Sen nasıl CEVAHİR ' i kalbine gömerek gittiysen adaya
    Biz de seninle varabilmek için oraya Can attık, can verdik
    MAHİR 'im
    Senden öğrendik mavzer tutmasını Türkü söylemesini
    TEK YOL DEVRİM diye haykırmasını
    Senden öğrendik her şeyin en güzelini, en iyisini
    Dönmeyeceğiz yolundan bir tek saniye olsun
    Durmayacağız,duraklamayacağız, durduramayacaklar
    Hiç bir şeyle kesemeyecekler önümüzü
    Öleceğiz, dirileceğiz, yeniden öleceğiz .
    Ama başaracağız
    Ve bu ülkenin en güzel yerine Senin ismini
    Altın harflerle yazacağız .
     

Bu Sayfayı Paylaş