Müzik, Bilinç ve Farkındalık

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 13 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Müzik, Bilinç ve Farkındalık konusu
    Müzik, Bilinç ve Farkındalık

    [​IMG]


    Bilindiği gibi bilinç; bir tür olarak insanı diğer canlılardan ayıran çok önemli bir özellik. Kabaca kendinin ve çevrenin farkında olmak yada bilmek ve bildiğini bilmek şeklinde tanıklayabiliriz bilinç kavramını. Ancak bilinç denilen olgunun homojen bir şey olmadığı da bilinen bir gerçek. Bilinci özet olarak; Bilinçaltı, Bilinç ve Bilinçüstü şeklinde sınıflandırmayı düşünebiliriz.

    “Nesnel evren sayısız formlar projekte ederek onları çözüp dağıtarak sürekli hareket halindedir. Her ne zaman bir form hayat(prana) ile dolarsa farkındalığın maddede yansıması ile bilinç tezahür eder. Yani her nerede madde kendini sabit bir organizma olarak oluşturursa orada bilinç kendiliğinden belirir. Organizmanın yok oluşuyla da bilinç kendiliğinden kaybolur. Dünya bilinç ipliğinde asılıdır. Bilinç yoksa dünya da yoktur. Bilinç süreksizdir ve kesintilerle doludur(Uyuma,bayılma, dalgınlık v.b.). Bir de bilinç ötesi bir hâl vardır ama bu bilinçsizlik hali değildir. Bazılar ona Süper Bilinç derler. Bu süreklidir, kesintiye uğramaz.” (1)

    Yukarıdaki alıntıda bilinç diye sözü edilen ve bizim de aynı şekilde isimlendirdiğimiz kavram, bizim gündelik bilincimize karşılık gelmekte. Bu bilinç bize hayatta kalabilmemiz için gerekli olan bilinçli eylemleri yapabilmemizde yol gösterir ve yaptığımız bu eylemlerin farkında olmamızı sağlar. Ancak bu bilinç sürekli değildir ve zaman zaman kesintiye uğrar. Uykuda, baygınlık geçirdiğimizde veya narkoz altında bu bilinç geçici olarak işlev göremez. Bunun dışında dalgınlıklar nedeniyle, düşük farkındalık düzeylerinden dolayı da bu bilinçte kesintiler meydana gelir.

    Bilinçaltı ise bambaşka bir düzeyi tanımlar. Gündelik bilincimiz bilinçaltının anlaşılmasında yararlı olamaz. Bilinçaltı; korkunun ve arzunun iç içe örülü olduğu ve orada hayatın enerji akımlarının birbirleriyle çatıştıkları, birbirlerini engelledikleri ve tahrip ettikleri o uçsuz bucaksız yer altı ağını ifade eder.

    Yine yukarıdaki alıntıda Bilinç ötesi veya Süper bilinç olarak tanımlanan ve bizim Bilinçüstü dediğimiz alan ise süreklidir ve kesintiye uğramaz. Her sabah uykudan uyandığınızda, baygınlık geçirip tekrar kendinize geldiğinizde yani gündelik bilinciniz her hangi bir şekilde kesintiye uğradığında kişiliğinizin sürekliliğini sağlayan bu bilinç alanıdır. Bu alan gündelik bilincin ve bilinçaltının farkında olan, özne nesne ilişkisinden bağımsız saf farkındalık alanıdır. Öyleyse farkındalık nedir?

    “(Farkındalık) esas olan, başlangıçta mevcut olandır. O, başlangıcı, sonu ve başı olmayan değişmez olan asli hâldir. O bütün eylemlerin ortak matrisi(ana kalıbı)dır. Farkındalık, bilincin bütününe, zihnin bütününe derinlemesine işleyen , direkt iç görüdür. Farkındalık bir bütün olarak bilincin farkında olmak , tanımak, kavramaktır. Zihin olaylarla ilgilenir, farkındalık ise zihnin kendisi ile ilgilenir. Zihnin beş duyusu ve dört fonksiyonu –bellek, düşünce, anlayış ve benlik ; Beş unsur- toprak, su , ateş, hava ve eter(esir); Yaratılışın iki yüzü-madde ve ruh, hepsi farkındalık içinde yer alır. İçerik hoşlanıp hoşlanmama gibi duygusal tercihlerden uzak olarak gözden geçirildiğinde , bunun bilincinde olmak farkındalıktır.” (2)

    Farkındalığın yükseltilmesini amaçlayan bütün yöntemlerde temel teknik, durup dinlenmeden eylem halinde bulunan zihnin bu sonsuz vıdı vıdısını yavaşlatmak ve giderek en aza indirmektir. Çünkü zihnin bu durup dinlenmek bilmeyen faaliyetidir ki kişinin farkında olmasını, gündelik bilincin üstünde olan daha yüksek bilinç düzeylerinden haberdar olmasını engeller. Bu gereksiz zihinsel aktivitenin yavaşlatılması ve giderek durdurulması farkındalığın gelişmesi için şarttır.

    “Zihin iki halde bulunur. Su gibi, bal gibi. Su en ufak bir sallanışta titreşir. Halbuki bal ne kadar karıştırılırsa karıştırılsın hemen hareketsizliğe döner. Bölmek ayrı ayrı düşünmek zihnin gerçek doğasıdır. Bölmenin bir zararı yoktur. Fakat ayrılık gerçeğe ters düşer. Nesneler ve insanlar farklıdırlar fakat onlar ayrı değildirler. Doğa birdir, gerçek birdir. Zıtlar vardır, zıtlık yoktur. Zihin uzay ve zamanı yaratır ve kendi yarattığını gerçek kabul eder.” (3)

    Yukarıdaki alıntı da değinildiği gibi normal durumda bir su gibi olan zihnin bal gibi olmasıdır amaç. Zihnin bal gibi olması kişide her şeyden önce huzuru ifade eder. Huzurlu dediğimiz insanlar zihnin durmak bilmeyen eyleminden belli ölçülerde uzaklaşmış yani zihinleri yavaş yavaş su gibilikten bal gibiliğe dönüşmüş veya dönüşme yolunda olan insanlardır. Dikkatini kendi zihninden dışarı tüm kainata çeviren insan kendi sübjektif dünyasının sınırlarını aşarak bir bütün olarak varlığı kavrama yoluna girer.

    Tasavvuf, yoga, zen ve bu gibi bütün ezatorik akımların amacı farkındalığı geliştirmek suretiyle gerçeği(hakikât) anlamaktır. Çünkü farkındalık sahibi insan önce kendini sonra her şeyi gerçek böylesiliği içinde görür ve anlar. O anlayış ki kişiyi özgür kılar. Bu düzeye ulaşmanın bir çok yolu vardır. Kişinin farkındalığının yükseltilmesinde, özgürleşmesinde kullanılacak araçlardan birisi de müziktir.

    Bir güzel sanat olarak kabul edilen ancak günümüzde ticari bir meta olarak kullanılan ve endüstri haline gelmiş olan müziğin asli görevi şüphesiz bu değildir. Müzik doğru kullanılması halinde insanın farkındalık düzeyini yükseltecek, insanı bilinçüstü ile temasa getirecek çok önemli bir araçtır. İşin ilginç yanı müzik bu işi kişiyi zorlamadan, kişiye zevk ve mutluluk vererek yapar. Oysa bilincin dolayısı ile farkındalığın yükseltilmesini amaçlayan diğer tüm yöntemlerde(Yoga, meditasyon v.b.) kişiyi zorlayan unsurlar vardır ki bu yöntemler zaman içinde rutine dönüşerek usanca yol açarlar.

    Müzik eylemi sırasında kişinin zihni müziğin tatlı nağmelerinin etkisine girer. Zihin o bitmek bilmeyen gevezeliğe ara verir. Eğer ara vermezse kişi ritmi ve melodiyi şaşırır. Dolayısı ile müzik icra eden insan zihnini gündelik hayatın sorunlarından boşaltmak zorundadır. Ancak o zaman müzikten beklenilen yarar sağlanabilir. Bir yandan müzik icra edip diğer yandan bu ay borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünen insana müzik bir şey söylemez. Ondan arzu edilen yararı sağlayabilmek için müziğe teslimiyet şarttır. Müzik icrası sırasında kişinin mutluluk ve haz duyması müziğin tatlı nağmelerinin yarattığı huzur veren titreşimin yanı sıra zihnin geçici de olsa günlük sorunlardan boşalması ve kişinin yeni bir hâlin tanığı olmasıdır. Bu yeni hâl farkındalıkta bir kıvılcımdır ve müziğin amacı bu hâlin sürekli olarak geliştirilmesi olmalıdır.

    Dr. Esin BORA
     

Bu Sayfayı Paylaş