Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda DeMSaL tarafından 1 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir konusu [​IMG]
    İslâm'da şerefli hizmetlerden biri de şüphesiz ki müezzinliktir. İnsanları 'a ibâdete çağıran kimsenin sözünden daha güzel söz mü vardır? Günde beş vakit minareye ya da yüksekçe bir yere çıkıp 'tan başka ilâh olmadığını Hazreti Muhammed'in 'ın kulu ve resulü bulunduğunu ilân edip mü'minleri namaza ve kurtuluşa dâvet etmek kadar güzel amel ne olabilir? Cenâb-ı Hak bu bahtiyarlığı dilediği kullarına ihsan eder.

    Ancak ne var ki bu şerefli görevi yürüten kimsede bir takım vasıfların olması hizmetin şeref ve yüceliğiyle uyum sağlaması sünnettir :

    1. Kıbleyi iyice belirleyen ve namaz vakitlerini her gün ayarlayabilen bir kimse olması

    2. Aklı başında olması

    3. İyi bir insan günahlardan kendisini korumasını bilmesi ve tatbik etmesi

    4. Resûlullah (A.S.) Efendimizin sünnetini bilmesi. (Fetavâ-yi Kaadıhan - En Nihâye.)

    5. Ağırbaşlı nezih ve nezaketli bulunması

    6. Cemaatini iyi tanıması cemaate gelemeyenleri tespit edip kırıcı ve üzücü bir söz ve davranış ortaya koymaksızın onları cemaate katılmaya teşvik etmesi (El-Kınye.)

    7. Vakitleri iyi kollaması ve devamlılık göstermesi meşru' bir mazereti olmadığında bu şerefli göreve herkesten önce koşması

    8. Görevi -mümkünse- rızası için yapması buna karşılık bir ücret talep etmemesi

    «Sırf rızasını isteyerek ücretsiz müezzinlik yapan kimse kanına bulanmış şehîd gibidir; kabrinde kurtlanıp çürümez.» buyuran Resûlullah (A.S.) Efendimiz müezzini bu sıfatıyla şehitler mertebesine yükseltmiş yani büyük sevap ve üstün mazhariyetler vadetmiştir.

    9. Güç getirebiliyorsa hem imamlık hem müezzinlik görevini beraber yürütmesi (Mi'racü'd-Dirayye.)


    10. Mümkünse eğleşik/mukim bulunması (Yolculuk halinde bulunan kimsenin de ezan okuması caizdir ancak eğleşik olması daha uygundur)

    11. Ezan ve ikameti aynı şahsın yerine getirmesi müezzin ezan okuduktan sonra bir tarafa ayrılıp camide hazır olmazsa o takdirde başka birinin ikamet getirmesi caiz olur. Ama kendisi hazır olur da müsaade etmeden başkası ikamet getirirse bu hususta kerahet olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. O halde müezzinden müsaade almadan rasgele kimselerin kalkıp ikamet getirmesi mekruhtur. (El-Muhit : Badiyüddin Sarahsı.)

    12. Ergen olması; henüz ergen olmamış ama aklı başında bulunan ve temyiz çağına giren çocuğun okuduğu ezan sahihtir bunda kerahet görülmemiştir. Mezhebin zahir rivayeti bu anlamdadır. Ama ergen kimsenin okuması eftaldır.

    Aklı tam olmayan çocuğun ezanı sahih değildir iadesi gerekir. Delinin okuduğu ezan da böyledir. (En-Nihâye.)

    Sarhoşun ezan okuması mekruhtur. Okuyacak olursa iadesi müstehabdır.

    Kadının da okuması böyledir. Ancak onun iadesi mendûp sayılmıştır. Çünkü bunlar ezana ehil değildir.

    Açıktan günah işleyen şunun bunun alay konusu olan davranışlarda bulunan sokak ve caddelerde mahalle içinde dolaşırken kapı ve pencerelere bakan ahlâken düşük kimselerin de ezan okuması mekruhtur. Çünkü başkasını ibâdete ve kurtuluşa davet eden kimsenin buna ehil ve lâyık olması gerekir. Ne var ki böylesinin okuduğu ezanın iadesi gerekmez. (Et-Tebyin - El Kâfi - Fetâvâ-yi Hindiyye.)


    Abdestsiz kimsenin ezan okuması mekruh sayılmamışsa da taharet üzere okuması saygıya daha yakın görülmüştür. Abdestsizin okuduğu ezan zahir rivayete göre iade olunmaz. Ancak EI-Hasen'in Ebû Hanîfe (R.A)'den yaptığı rivayete göre iade edilir. İmam Ebû Yusuf ise abdestsizin ikamet getirmesini mekruh saymıştır. (Bedâyiu's-Sanayi' / Kâsâni.)

    Cünüp kimsenin ezan ve ikameti mekruhtur; bu hususta rivayetlerin ittifakı vardır. Genel kaideye daha çok benzer olan hüküm şudur : Cünübün okuduğu ezan iade edilir ikameti iade edilmez. (Fetavâ-yi Hindiyye : 1/54.)

    Müezzin ezan okuduktan sonra mürted olursa (dinden çıkarsa) ezan iade olunmaz. Ancak iade edilmesi aftaldir. Çünkü bu durumda ehil olmaktan çıkmıştır. Her ne kadar okuduğu zaman buna ehilse de bu ehliyetini namaz ile bağlayamamıştır. (Siracü'l-Vehhac : Şerhu Fethi'l-Kadir.)

    Köle köylü çölde ve dağda yaşayan kimse ile veled-i zina ve a'manın (iki gözden mahrum) ezan okuması caizdir. Ancak daha ehil kişilerin okuması eftaldir. Bazı namazlar için ezan okuyup bazıları için okumayan; şöyle ki gündüzleri çarşı camiinde bu görevi yerine getiren geceleri ise mahalle camiinde ezan okuyan kimsenin de okuduğu ezan kerahetsiz caizdir. Ancak beş vakit aynı camide hizmet yapanın okuması daha uygundur. (El-Muhit / Radiyüddin Sarahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    A'mayı beş vakit yedeyecek kimse bulunursa onunla gözü sağlam kimsenin ezan okuması arasında fark kalmaz. Nitekim Resûlullah (A.S.) Efendimiz devrinde a'ma olan İbn Ümmü Mektum bu şerefli hizmeti yıllarca sürdürmüştür.


    MÜEZZİN
    Namaz vakitlerinde ezânı âdâbına uygun bir şekilde okumakla görevli kimse
    Ezan; sözlükte "ilan", "duyuru" demektir İslâm fıkhında ise, namaz vakitlerini Rasûlüllah (sas)'den gelen belli sözlerle ilân etmeye denir (Necmuddin b Hafs en-Nesefî Taalibetu't-Talebe fi Istılâhâtı'l-Fıkhıyye, Bağdâd 1311 shl0; Ali b Muhammed el-Cürcani, et-Ta'rifat, İstanbul 1302 sh 6)
    Müezzin kelimesi Kur'an-ı Kerim'in (Yusuf, (12), 90 ile el-A'raf (7), 4) ayetlerinde "ilan edici", "duyurucu" manâsında kullanılmıştır: Bir de cennetlik olanlar, cehennemliklere şöyle çağırırlar: "Gerçekten biz, Rabbinizin vaad buyurduğu sevabı hak bulduk Siz de Rabbinizin vaad buyurduğu cezayı hak buldunuz mu?" Onlar da; "Evet hak bulduk" derler Bunun üzerine iki topluluk arasında bir çağırıcı (İlan edici, İsrafil (as) şöyle çağırır:
    "-Allah'ın lâneti, zâlimler üzerine olsun!" (el-A 'raf, 7/4) "Ey Rasûlüm! Bütün insanlara haccı ilân et, gerek yaya olarak, gerek her uzak yoldan binek üzerinde senin huzuruna gelsinler" (el-Hacc, 22/27) "Ey Mü'minler! Allah'tan korkun ve (girdiğiniz) fâiz hesabından arta kalanını bırakın (almayın) eğer gerçek mü'minler iseniz Yok eğer bu fâizi terketmezseniz bilin ki, Allah'a ve peygamberine karşı savaş ilân etmişsiniz (harbe girmişsiniz) Eğer fâiz almaktan tövbe ederseniz, ana paranız sizindir ve böylece ne zâlim olursunuz, ne de zulme uğrarsınız" (el-Bakara, 2/278-279)
    Müezzin olmak, günde beş defa ezan okuyarak insanları Allah'ın (cc) varlığına ve birliğine, Hz Muhammed (sas)'in Allah (cc)'nın son Peygamberi, kurtuluşa çağıran son elçisi ve insanlığın yegâne ve tek önderi olduğuna, Allah'a kulluk ederek "Kurtuluşa koşunuz! Kurtuluşa koşunuz! diyerek davet etmenin fazileti hakkında, Rasûlüllah (sas), şöyle buyurmaktadır: "Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boylu olanlarıdır" (Müslim ve Ahmed b Hanbel'den Mansur Ali Nâsıf et-Tâc, el-Câmiu'l-Usûl fi Ehâdis er Rasûl, I, 161)
    Abdullah b Abdurrahman (ra) Ebu Saîd el-Hudrî (ra)'nin kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Senin koyun ve kır hayatını sevdiğini görüyoruz Koyunların arasında kırlarda namaz için ezan okuduğunda sesini yükselt Çünkü müezzinin sesini duyan her insan, her cin ve her şey, kıyamet gününde ona şahidlik edecektir" Ebu Said, bunu Rasûlüllah (sas)'den işittiğini söyledi (Buhârî ve Nesâî'den et-Tâc, I, 161)
    Ebu Hüreyre (ra), rivayet ettiğine göre, Rasûlüllah (sas) şöyle buyurdular: "İmam, (arkasında duranların namazlarının) kefilidir Müezzin ise (müslümanların ibadetlerinde) güvenilir kişidir Allah'ım! İmamları (başkasına örnek olacakları) doğru yola ilet ve müezzinleri affet" (Ebû Dâvud, Tirmizi'den naklen et-Tac, I, 161) Yine Ebu Hûreyre (ra)'ın rivayetine göre Rasûlüllah (sas) şöyle buyurdular: "Müezzinin günahları sesinin ulaştığı yerleri de doldursa affolunur Kıyamet gününde yaş ve kuru sesini duyan her şey ona lehinde şahitlik eder" (Ebu Davûd, Tirmizi'den naklen et-Tac, I,161) İbn Mâce'nin bir rivayetinde ise Rasûlüllah; "Müslümanların, müezzinlerin boyunlarında iki emaneti vardır: Namazları ve oruçları"(et-Tac, I,161, dipnot,10)
    İbn Ömer (ra) rivayetine göre Rasûlüllah (sas)'in iki müezzini vardı: Bilal-i Habeşi (ra) ve âmâ olan Abdullah b Ümm-i Mektûm (ra) (Müslimden, et-Tac, I, 165)
    Müezzinin ezan okuması karşılığında ücret almasının caiz olup olmadığı ihtilaf konusudur İhtiyacı varsa, almasında bir sakınca görülmemiştir
    Müezzinlerde şu vasıflar bulunmalıdır:
    Müezzinin, müslüman ve akıllı olması şarttır Büluğ şart değildir Mümeyyiz çocuklar da ezan okuyabilirler Sarhoşun, büyük günah işleyenin, kadının, oturanın, cünübün ezan okuması mekruhtur
    Müezzinin haramdan sakınması, güvenilir takva sahibi ve ihlaslı olması, namaz vakitlerini bilmesi, abdestli olması, cemaati kaçırabilecek kişileri ikaz etmesi, ezanı yüksek bir yerde ve kıbleye yönelerek usûlüne uygun bir şekilde okuması, güzel ve yüksek sesli olması müstehaptır
    Müezzin "Hayye ale's-salah" derken sağa; "Hayye ale'l-felah" derken sola döner Minarede okuyorsa kıbleye yönelerek ezana başlar ve sağ tarafa doğru şerefeyi dolaşır Kıbleyi arkasına almamaya dikkat eder
    Müezzin, ezan okurken basit söz, konuşma ve hareketlerden sakınmalı, vakar ve ciddiyet sahibi olmalıdır
    Abdülkerim ÜNALAN
     

Bu Sayfayı Paylaş