Lütfi Yıldız Şiirleri ve Denemeleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 22 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Lütfi Yıldız Şiirleri ve Denemeleri konusu
    Lütfi yıldız şiirleri ve denemeleri..

    SENDEKİ BENLER

    Artık kaçmakta mümkün değil
    Öyle sevilmeye müsait
    Bakıyor ki gözlerim
    Okşar durur gözlerinin tenini
    Hayallerime saplanan uzaklığın
    Gönlümde bir yuvadır turnaların

    Ahh ah
    Oysa zaten çaresizdir şairliğim
    Kaldı ki ne kadar
    Coşabilir ki kalemim
    Ya bende saklı
    Sesindeki çocuk saflığı
    Nasıl da beni cennete çağırır
    Nasıl da haykıran şiirler yazdırır
    Her mısrasında sen
    Beni alıp kıyında dövdürdün

    Boş ver istiyorsan
    Baharlar açsın yüreğinde
    Sen aşk nedir bilmezsin ki
    Seni yazdığım/bildiğim bütün anlar gibi
    Yine kalırsın/elimi kanatan bir kalem gibi
    Düşünürsem seni anlatan
    Hüzün renginde imgeler
    Kalırsın nefesimde
    Çaresiz geniş bir zaman içinde

    Al işte
    Ne anlatmaya çalışır
    Esmer siyahı saçların
    Ne güller konduğum
    Yüreğinden dökülen sözler
    Filizlenmedikçe gözlerinde tebessümler
    Neye yarar sendeki benler
    Seni bir şiire sığdıramayışım
    Ondandır belki sevgili…

    Lütfi Yıldız
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    GÖLGELER SURETİDİR SESSİZLİĞİN

    Yine gün battı
    Gözlerinden geri kalan
    Gün ışıltısı sen
    Kıyısına vurgun
    Geri kalan
    Avucumda biriktirdiğim güllerden hüzünler
    Çekilir gözlerime
    Bir giyotin acısı sen

    Ne yapıp etsem
    Senden aldığım örgüler
    Bende büyüyen fay hattı
    Ne tuhaf şey
    Bütün renkler kanamakta
    Mevsimler de geceye sığınmakta
    Şu bildiğin yağmur sonrası
    Gökkuşağı da yok artık

    Galiba bir tek siyah kaldı
    Bendeki beyazı kendine benzeten
    Bunca zaman ardından
    Tadın kusursuz da olsa dilimde
    Neye yarar

    Galiba yine geç kaldım
    Şimdi çek elini rüzgârımdan
    Savurayım deli divane
    Umudunu taşıyan direnç yumağına

    Şimdi hangi deli
    Hangi deyyus bir tespih tanesi gibi
    El atıp saçını boğazıma
    Dizdiğim senleri geçirecek

    Kör bir kuyuya doldurduğum
    İnatlarım da yok artık
    Nehir küskünü yosunlarda
    Zamanımı tacizleyen saatler olsa da

    Hadi bir çıkıp bak
    Senden biriktirdiğim rüzgârlarda
    Toprağa karıştı
    Ama henüz güneş sönmedi
    Hala bir volkan gibi
    Böyle biriktirdiğim senler kadar
    Bende nöbetler melankoliktir
    Tıpkı sen-ben kadar
    Gece ile sabah arasında

    Duydun mu?
    Artık bulutlar da
    Hüzün döküyor denize
    Öyle bizim gibi
    Yani sahibinden kaçan gölgeler gibi
    Yani bir ömür
    Bende tutsak kalacak gözlerin gibi
    Yani gündüzü rehin almış akşamlar gibi

    Ah geride neyim kaldı
    Görmeyi unutmuş üşüyen gözler
    Şimdi desem
    İçimdeki çocuk sesin
    En berrak bakireliğiyle kulağımda

    Ama istiyorsan sus
    Sessizlik örtmesin düşlerini
    Yağmur kanar sonra
    Her akşam çizdiğim senler
    Yağmur ağlar
    Bende toplanmış
    Bütün hüzünlerin
    Altında kalır
    Ben ölürüm sonra…
    Lütfi Yıldız
     

Bu Sayfayı Paylaş