Kurban ve Kulluk Bilinci

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 6 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kurban ve Kulluk Bilinci konusu Kurban ve Kulluk Bilinci


    “Kurbanlarin ne etleri ne de kanlari Allah'a varir; sizden O'na varacak olan, sâdece takvanizdir!...”



    Sevgili kardeslerim, biz Muslumanlarin iki dinî bayrami vardir: Biri, yaklasIk bir bucuk ay once idrak edip kutladigimiz Ramazan Bayrami, digeri, Subat'in 11. gunu idrak edecegimiz Kurban bayramidir. Birincisi, mu'mini kotuluklere karsi bir kalkan gibi koruyup maddî-manevî kirlerden arindiran bir aylik oruc ibâdetinin; ikincisi ise, Allah'i ta'zîm /buyuk saygi, sukur, fedâkarlik ve mânevî yakinlasma anlamlarini tasiyan ' kurban' in sevinci ve bayramidir..
    .
    Kurban, târihî acidan Islâm Din'inin en koklu ibâdetlerindendir. Hz. Âdem'den itibaren, Hz. Musa ve Hz. Isa da dahil, Hz. Muhammed'e gelinceye kadar butun peygamberlerin teblig ettikleri Namaz, Oruc, Zekât ve Ibrahim (as)'dan itibâren Hacc ile birlikte mu'minlere emredilen ozel bir vecibedir. Eger Islâm'dan sapmis olmasalardi bu gun Tevrat ve Incil ehli de bu ibâdetleri Muslumanlarla birlikte yapiyor olacaklardi...

    Kurban, uzulerek soyleyelim ki, son yillarda cogu kez ilim yonunden ehliyetsiz, ibâdet ve geleneklerimizin kiymetini bilmeyen, millî degerlerimize saygi duymayan, gittikce ozune ve milletine yabancilasmakta olan kimselerin TV ekranlarindaki kasitli tartismalariyla spekulatif yorumlara konu olmustur. Halbuki Islâm'in, butun emir ve yasaklari gibi ozel ibâdetleri de insanî, ahlaki ve sosyal guzellikleri; insanlar arasinda sevgiyi, barisi ve kardeslik duygularini asilayip koklestirmeyi hedeflemektedir. Eger bir ibâdette kotu bir gorunum varsa o, ibâdetten degil yapan kimsenin, en iyimser ifâdesiyle ya cehaletinden ya da ibâdet adâbina riâyetsizligindendir. Cunku ibâdet, Allah'a sayginin ve itaatin zirve noktasidir; hicbir zaman dogasinda kotulukleri ve cirkinlikleri barindirmaz... Bizim ibâdetlerimiz, Rabbimiz Allah ile aramizdaki maddî ve manevî silanin ozel bir gorunumudur... ibâdetlerimizi ancak o esnada gonlunde ve zihninde ibâdet aski tasiyan, ibâdet nesvesi duyan, mânevî bir atmosferi soluklayabilen kimseler takdir edebilirler. Sirf desinler ya da âdet savma kabilinden mekânik hareketlerde bulunanlarla Allah'la butun baglarini koparmis olan kimselerin ibâdetin kadrini takdir etmeleri mumkun degildir...
    Konu ile ilgili âyetler incelendiginde Kurban ibâdetinin, takva ile birlikte en az bes amacinin /hikmetinin oldugunu gormek mumkundur.

    Biz bu hikmetleri maddeler halinde soyle aciklayabiliriz:

    1. Allah'a Sukur. Hz. Muhammed (sav), once oglu Kasim, daha sonra da Abdullah'in olumu sebebiyle cok uzgundur... O bu halde iken evinin onunden gecmekte olan Ebu Cehil, hakaret amaciyla ‘soyu kesIk, hayirsiz' anlaminda ‘ ebter!...' diyerek bir camur atar, gecer... Cehâletin butun niteliklerini sahsinda tasiyan bu zatin, bu insanlik disi davranisi uzerine Allah Teala sevgili Elcisini teselli etmek amaciyla Kevser sûresini indirir ve buyurur ki: “Biz sana ‘ kevser'i verdik; haydi kalk, Rabbine sukur icin namaz kil, bir de kurban kes!... Asil ebter , camur atip seni lekelemek isteyen kimsedir.” [1]

    Kevser, cennetteki bir irmagin adidir; dunya hayatinda ise, sayilmayacak kadar cok hayir demektir. Âyette soylenmek istenen sudur, ‘veren de Allah, alan da Allah'tir; kiz ya da erkek, hic fark etmez. Biz sana dort kiz evladi verdik, insanlar icinden seni peygamber sectik, sana Kur'an'i indirdik, bilmediklerini ogrettik, ozel korumamiz altina aldik, mu'minlere ornek lider yaptik, en hayirli toplumu /mu'minleri sana ummet yaptik, adini saygi ile anilacak sekilde yucelttik, fetih ihsan ettik, gecmis ve gelecekteki butun gunahlarini bagisladik, makam-i mahmud'a aday yaptik...' O halde uzulmek niye!... Kalk, sana bahsettigimiz bunca nimetlere sukretmek icin iki rekât namaz kil, bir de deve kurban et! “ Asil hayirsiz, soysuz, , camur atip seni lekelemek isteyen kimsedir!....”
    Iste Muslumanlar, Allah'in bu tavsiyesine Rasulunun de sunnetine uyarak sevincli her gunlerinde sevinclerini, iki rekât namaz kilmak sûretiyle once Rabbleriyle, sonra da imkânlari olcusunce bir hayvan kurban ederek fakirlerle, es ve dostlariyla paylasmayi guzel bir gelenek hâline getirmislerdir. Sozgelimi, muttaki bir mu'min, cocugu dunyaya gelir kurban keser, oglunu askere gonderir kurban keser, dugun yapar kurban keser, hatta kendisi, veya âile fertlerinden biri bir kaza gecirir, canlarini korudugu icin Allah'a kurban keser... Goruluyor ki, Allah'in sayilmayacak kadar lutfu ve ihsani karsisinda sukur kurbani kesmek, takva sahibi bir mu'minin terk edemeyecegi ahlakindandir...
    2. Allah'i Ta'zîm. “Gercek su ki, bir mu'minin Allah icin kesilecek kurbanlara /se'air saygi gostermesi, hic kuskusuz onun kalbindeki takvasindandir. Onlarda sizin icin belli bir sureye kadar faydalar vardir; sonucta onlarin kurban olarak indirilecegi yer el-Beytu'l-Atîk'dir.” [2]

    Kurbanlik hayvanlar da Kâbe, Mescitler ve Arafat gibi Allah'in ibâdet sembollerindendir; hem Allah'a mânen yaklasmanin vasitalari hem de O'na takdim edilen hediye [3] olduklari icin mubârektirler. [4] O nedenle onlara saygi, Allah'a en buyuk saygi /ta'zîm anlamini tasir. Iste bu yuzden Allah'a hediye edilecekler, hayvanlar icerisinden en sagliklisi, goze en guzel goruneni ve en degerlisi olmalidir. Nakledildigine gore Hz. Omer'e soylu, son derece gorkemli ve pahasi yuksek bir deve hediye edildi. Hz. Omer, âdeta bakmaya bile kiyamadigi bu deveyi satip, bedeliyle bir-kac tâne deve satin alarak Allah'a kurban etmek ve etlerini de fakirlere dagitmak istiyordu. O, daha fazla hayvani kurban edip daha cok insana ikram etme dusuncesini Rasulullah (sav)‘a soyleyince, ‘Hayir ya Omer, dedi, sen onu kurban et, fakirlere onun etini dagit,' buyurdu. Cunku Yuce Allah: “Allah yolunda en cok sevdiginiz seylerden harcamadiginiz surece gercek iyilige eremezsiniz!...” [5] demistir. O halde hediyeler de hediye edilene layik olmalidir; koy, bir tâne olsun, ama en iyisi olsun...

    Kurbanliklara sevecen ve oldukca nazik davranilmasi; incitilmemeye, urkutulmemeye, sIkinti verilmemeye ozen gosterilmesi; severek, oksayarak yaklasilmasi da Allah'i ta'zîm duygusunun bir sonucudur...

    Iste bu duygu ve dusuncelerin hepsi, kalpteki takvanin sonucudur. Kalbinde takva, yani Allah'a gonulden itaat ve kulluk bilinci tasimayan, Allah'a yaklasmaya vesile olan seylere saygi duymayan bir kimsenin kestigi kurban, zaten Allah katinda makbul degildir. Nitekim Allah Tealâ, Âdem (as)'in ogullarindan Habil'in Allah'a takdim ettigi kurbani kabul buyurmasini muttaki bir kul olmasina; Kabil'inkini reddetmesini de onun, yasaminda muttaki bir mu'min olmamasina baglamistir... [6]

    3. Mal'dan Fedakârlik. “Biz, peygamber gonderdigimiz her ummete, rizik olarak verdigimiz otobur hayvanlari Allah'in adini anarak kurban etmeleri icin bir kurban gunu tayin ettik. Tanriniz tek tanridir; o halde siz de O'nun emirlerine uyun! Allah'in emirlerine saygi duyarak itaat edenleri mujdele! Onlar Allah anildiginda kalpleri urperir, baslarina gelen musîbete sabrederler, namazi vaktinde ve tam olarak kilar, kendilerine verdiklerimizden de muhtaclara verirler.” [7]

    Kadîm Islâm tarihinde Islâm milletinin atasi Ibrahim (as) vardir. Cok eski caglarda gelip gecmistir, fakat halâ icimizde yasamaktadir. Sâdece Muslumanlar degil, Yahudîler ve Hiristiyanlar dahi onunla gurur duyar; cocuklarina adini koymakla gonullerindeki en seckin tahta onu oturturlar. Hos, yalniz insanlarin sevdigi degil; Allah'in da sevdigi ve ‘candan dostum' dedigi Halilullah'tir o... Iste bu mubârek zat, bir gece ruyasinda biricik oglu Ismail'i Allah icin kurban ettigini gorur. Dehset icerisinde uyanir!... Kafasi cok karisIktir... Rabbi, keske kendisini yoluna kurban etmeyi isteseydi, seve seve canini feda edebilirdi; ama omrunun son caginda Rabbinin lutfettigi biricik oglunu eliyle bogazlamak!!!... Fakat ayni ruya uc gun ust uste tekrar edince, bunu Yuce Allah'in bir emri telâkki etti ve oglu Ismail'i kurban etmek uzere bicagin altina yatirdi... Yuceler Yucesi Mevlasi bir babaya oglunu kurban ettirir mi?!... Bu vesileyle Ibrahim (as) bir fedakârlik sinavindan gecirilmis ve sinavi basariyla kazanmistir... Rabbi de ona odul olarak bir koc gondermis, oglunu kendisine bagislamistir. [8]

    Yuce Allah, insanlik tarihi boyunca hicbir insandan oglunu ya da kizini, baska bir ifâde ile, insani kurban etmesini istememistir. Ancak kulunun da lutfu ve keremi bol Rabbine karsi bir fedakârligi olmalidir; hic olmazsa her yil, sevdigi hayvanlarindan birini Allah icin kurban etmeli ve Rabbini her seyden cok sevdigini gostermelidir...

    4. Allah'a Yaklastiricilik. “Iri govdeli hayvanlari /develeri kurban etmenizi de Allah'in size emrettigi ibâdet bicimlerinden yaptik. Onlarda sizin icin cok hayir vardir. Ayakta iken Allah'in adini anarak onlari kesin, yan ustu dusup olduklerinde ondan hem siz yiyin hem de isteyen ve istemeyen muhtaclara yedirin. Sukredersiniz diye bu hayvanlari da size boyle boyun egdirdik.” [9]

    Kelime manasi itibariyle kurban , Allah'a mânen yaklasma, yaklasma vasitasi, yaklastiran sey demektir. [10] Allah'a mânen yaklastirsin diye her ummet icin bir Kurban ibâdeti, kurban kesme gunu ve kurban etme yeri belirleyen [11] Yuce Allah Hz. Muhammed ummetine de Hz. Ibrahim'in dâveti uzerine Hacc mevsiminde, Zilhicce'nin 10. gununu Kurban gunu, Mina'yi da kurban etme yeri [12] olarak tayin etmistir. [13] Bu yuzden hacilar, her yil Zilhicce ayinin 10. gunu Mina'da diger mu'minler ise, memleketlerinde Allah'a yaklasma vesilesi olarak kurbanlarini kesmektedirler...

    5. Kalpteki Takva'nin Ispati. “Kurbanlarin ne etleri ne de kanlari Allah'a varir; sizden O'na varacak olan, sâdece takvanizdir! Iste boyle... onlari size boyun egdirdi ki, dogru yolu gosterdigi icin Allah'i tekbir getirerek zikredesiniz. Iyileri mujdele!...” [14]
    Allah katinda mu'min, diger insanlarla kiyaslanamayacak kadar ustun ve degerlidir... Mu'minler icerisinde ise, takva yonunden en ustun olan Allah katinda en degerli insandir. Yuce Mevlamiz, muttaki mu'minleri zaman zaman sinava tâbi tutarak kalplerindeki takvanin pratige dokulup aciga cikmasini ister. [15] Iste kurban kesmek de kalpteki takvanin bir nevi ispatidir. Yoksa amac ne kan akitmaktir, ne de fakirleri doyurmak... Zira mulk Allah'indir; isterse yarattigi kullarini kendisi doyurur, hic kimseye muhtac da etmez...

    Kullarin hicbir ibâdeti Allah'a yarar saglamaz; O'nun, hasâ!... ne bir ihtiyacini giderir ne de yuceligini artirir... Zira O samettir ; hicbir seye ve hicbir kimseye ihtiyaci yoktur... Ibâdetlerin Allah'i ilgilendiren yonu, kul-Allah iliskisinin nicelik ve niteligini tespittir. Bu da insanlari takva yonunden degerlendirmesi, sevabini ona gore vermesi icindir. Allah icin kurban edilen hayvanlardan da Allah'a hic bir yarar soz konusu degildir. Zaten her sey O'nundur; mulkun sahibi de O'dur... Butun hayvanlari, hatta insanlarin disinda yaratilmis olan her seyi insana lutfeden de O'dur. O halde bir mu'minin, hayvanlardan kiminin etinden, sutunden, yununden, derisinden, yavrusundan... kiminin de sirtindan ve gucunden yararlanirken yilda en az bir defa da Allah icin; O'na ibâdet, O'na saygi, O'nu ta'zîm, O'na sukur maksadiyla bir hayvani kurban etmesi bir kulluk bilincidir. Allah'a gidecek olan, iste budur...

    Bu demektir ki, diger ibâdetlerde oldugu gibi kurban keserken de ibâdet heyecani duymayan, onlara ta'zîm hissi tasimayan, ozen gosterip isini guzellikle tamamlamayan bir kisinin kalbinde takva bilinci yoktur. Kurban kesen kimsede takva amaci ve hissi yoksa, o kurbandan da Allah'a gidecek hicbir sey yok demektir...

    Bu vesileyle Gencligin Sesi Dergisi mensuplarinin sahsinda, butun Musluman kardeslerimin Kurban Bayramlarini ictenlikle tebrik eder; bazilarinin, salt kisisel ihtiraslarini tatmin amaciyla belki de milyonlarca insanin olumune ve sakat kalmasina sebep olabilecek bir ucuncu dunya savasinin esiginde idrak ettigimiz su mubârek gunlerde milletimize ve insanlik âlemine bol bol hayirlar bahsetmesini Yuce Mevla'dan niyaz ederim!

    Allah'a emanet olun!...


    Prof. Dr. M. Zeki Duman/ Erciyes Universitesi Ilahiyat Fakultesi Tefsir Anabilimdali Ogretim Uyesi

    [1] Kevser, 108/1-3.
    [2] Hacc, 22/32, 33.
    [3] Bkz. Bakara, 2/196; Hacc, 22/
    [4] Mubârek, kendisinde hayir olan ve insana pek cok yarar saglayana, sevap kazandiran, demektir.
    [5] Âl-i Imran, 3/92.
    [6] Bkz. Maide, 5/27-32.
    [7] Hacc, 22/34, 35
    [8] Bkz. Saffat, 37/100-109.
    [9] Hacc, 22/36, 37.
    [10] Bkz. Maide, 5/27)
    [11] Hacc, 22/34.
    [12] Bkz. Bakara, 2/196.
    [13] Hacc, 22/27, 28, 29, 36.
    [14] Hacc, 22/36, 37.
    [15] Bkz. Hucurat, 49/3.
     

Bu Sayfayı Paylaş