Kur'ani Kerimden Nasıl Yararlanabiliriz

'Kuran'ı Kerim ve Tefsirleri' forumunda sleza tarafından 1 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kur'ani Kerimden Nasıl Yararlanabiliriz konusu Yüce Allah buyuruyor ki:
    "Muhakkak ki bunda kalbi olan veya kendisi şahid olarak (gafil olmayıp) dikkatle kulak veren kimse için elbette öğüt vardır." (Kaf, 50/37)


    Kur'an'dan yararlanmak istiyorsak onu okuduğumuz vakit bütün dikkatlerimizi toplamalı, ona iyice kulak vermeli ve ona muhatap olanın uyanıklığı ile dinlemeliyiz.

    Çünkü o şanı yüce Rabbimizin Rasûlü aracılığıyla bize hitabıdır.

    Etkinin tamam olması, bu etkiyi gerektiren bir etken, bu etkiyi kabul eden bir yer, bu etkinin meydana gelmesi için bir şart ve bu etkiyi önleyen hususların bulunmamasına bağlı olduğundan ötürü, âyet-i kerime bütün bunları en özlü, en açık ve maksada en çok delalet eden lafızlarla dile getirmiştir.


    Yüce Allah'ın: "Muhakkak ki bunda... bir öğüt vardır." buyruğu Kaf sûresinin başından buraya kadar geçen bütün hususlara bir işarettir. İşte etken budur.


    "Kalbi olan" buyruğu da bu etkiyi kabul edecek, etkilenecek yeri ifade eder. Bundan maksat ise, Allah'tan gelen buyrukları akleden, anlayan diri kalptir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

    "O ancak bir zikir (öğüt) ve apaçık bir Kur'andır. Diri olan kimseleri korkutup, uyarması içindir." (Yasin, 36/69-70)
    Burada diriden kasıt da kalbin diri olmasıdır.


    Yüce Allah'ın: "Dikkatle kulak veren kimse" buyruğunda, kendisine söylenenlere kulak veren, söylenenleri iyice dinleyen kimse kastedilmektedir. Bu da sözden etkilenmek için bir şarttır.

    "Şahit olarak" kalbi gafil olarak değil de kalbi hazır olarak dinleyen demektir.


    İbn Kuteybe diyor ki: Sen kalbi ve anlaması hazır bir halde iken Allah'ın kitabına kulak ver.
    Onu dinlerken gaflet ve yanılma içerisinde olma.

    İşte bu etkinin gerçekleşmesini önleyen engele işarettir. Bu engel kalbin yanılması, kendisine söylenenleri akletmeyip, onlar hakkında düşünme ve tefekkürü terketmesidir.


    Buna göre etken olan Kur’ân-ı Kerim, etkiyi kabul eden yer olan diri kalp bulunur,
    dinlemek olan şart var olur, kalbin başka şeylerle meşgul olması ve hitabın anlamından uzaklaşması ve başka bir şeye yönelmesi demek olan anlamayı engelleyen hususta bulunmazsa etki gerçekleşir.

    Bu etki ise Kur’ân-ı Kerim ile yararlanmak ve ondan öğüt ve ibret almaktır.
     
  2. gül_üm

    gül_üm Üye

    Paylaşım için Teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş