Kur'an'dan Ne Biliyoruz?"Ayetlerle Konuşan Kadın"

'Kuran'ı Kerim ve Tefsirleri' forumunda DilzaR tarafından 5 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kur'an'dan Ne Biliyoruz?"Ayetlerle Konuşan Kadın" konusu Kur'an dan ne biliyoruz?
    İmanın altı temel esasından birisi de ‘kitaplara iman’dır. Kitapların kitabı ve sonuncusu olan Kur’an’a inanmak ve onu rehber edinmek, Müslümanlığımızın icabıdır. Kur’an’ı rehber edinmek, her işimizde ona göre yaşamak demektir. Ne mutlu bize ki, elimizde Kur’an gibi bir mu’ciz-i bâkî mevcuttur. Ancak, bu ebedi mucizeyi ne derece anlayabiliyor ve ne kadarını yaşayabiliyoruz? Ya da Kur’an-ı Kerim’den, hayatımıza ışık yaptığımız kaç ayet-i celile biliyoruz?..

    Kur’an’ı anlamak, ayetlerin birer cümlelik meallerini okumak ve öğrenmek değildir; ayetlerin nelere delalet ettiğini, pratik hayatta uygulanmasının yaşanılan zaman içerisinde nasıl olacağını bilmek gerekir. Kur’an’a ihlasla bağlı olanlar,-tabir caizse-ona aşık olanlar; attıkları her adım ve söyledikleri her söz için Kur’an’dan delil ararlar. Adeta ‘fena fi’l- Kur’an’ olmuş(‘Kur’an’ın meczubu olmuş’ da denebilir..) şu mübarek kadının hali; Kur’an’a ilgisizliğimiz karşısında ne kadar anlamlı ve ibretlidir!:
    Abdullah b.Mübarek * anlatıyor:

    ''Bir gün hacca gidiyordum, Irak; Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selam verdim; Selamım

    ''Söz olarak Rahim bir Rab'den selam sözüdür
    Onların duyacağı''(Ya-sin:5) ayetiyle aldı
    .''Buralarda ne yapıyorsun?' diye sordum.
    " kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak
    yoktur"(A'raf :186)
    ayetini okudu... .Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma;
    "Bir gece kulunu Mescid-i Haram'dan alıp Mescid-i Aksaya götüren
    'i tespih ederim"(Isra:1) ayetiyle karşılık verdi.
    Anladım ki, geçtiğimiz hac mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor.
    "Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?" dedim.
    "Tam üç gece (yani üç gündür)"(Meryem:10") dedi.
    Yiyecek verme teklifinde bulundum.
    "Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın"(Bakara:187) ayetini okudu.
    "iyide Ramazan da değiliz" dedim.
    "Kim için nafile bir hayır yaparsa, ALLAH her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla
    bilendir"(Bakara:158) ayetiyle cevap verdi.
    "Yolculukta oruç açılabilir" dedim.
    "Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır"(Bakara :184) ayetini okudu.
    Niye benim gibi konuşmadığını sordum.
    "Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun"(Kaf:18)dedi.
    "kimlerdensin?"diye sordum.
    "Bu konuda kesin bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın).Sonra göz de kalp
    de(görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur."(Isra:36)
    ayetiyle cevap verdi.
    "Hata ettim, hakkini helal et" dedim
    "Bugün size kınama yok. sizi bağışlasın"(Yusuf:92) dedi.
    Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum.
    "Hayır adına ne islerseniz onu bilir"(Bakara:215) ayetiyle mukabele etti.
    Devemi yanına getirdim, binecekken.
    "Mümin erkeklere söyle ,bakışlarını sakınsınlar"(Nur:30) ayetini okudu.
    Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı.
    "Basınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat isleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir"(Sura:30)ayetini mırıldandı.
    "Sabret, deveyi bağlayayım!"dedim.
    "Bu hususta Süleyman’ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kildik"(Enbiya:79)
    ayetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha basarîli olduğumu kastetti.
    Deveye bindi ve "Bunu bize bas eğdiren 'i tespih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!"(Zuhruf:13–14)ayetlerini okudu.
    "Haydi!" diye deveyi hızlandırdım.
    "Yürüyüşünde (ve davranışlarında)vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini eşeğin sesidir!"(Lokman:19) mukabelesinde bulundu.
    Yürürken şiir okumaya başladım.

    "Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun!"(Müzzemmil:20) dedi. "Şiir okumak haram değil ki !"dedim.
    "Bu hususu ancak idrak ve basiret sahipleri düsünüranlar!" (Bakara :269) cevabını verdi. Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum.
    "Ey iman edenler! Cevabi verildiğinde sizi üzecek meselelerden sormayın!"(Maide :101)
    ayetini okudu.
    Derken kafilesine ulaştık ve "kafile içerisinde kimsen var mı?" dedim
    "Mal ve evlat dünya hayatinin süsüdür!"(Kehf:46) dedi. Anladım ki, evladı var. İsimlerini sordum.
    " İbrahim’i dost edindi; Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitap’a kuvvetle tutun!"(Nisa :125,164;Meryem:12) Ayetlerini okudu. ."Ey İbrahim, ey Musa, ey Isa! "diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç "Buyur!" diye çıkageldi. Onlara para verip,

    "Bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helal ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!"(Kehf:19) dedi. Yiyecek gelince bana "Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın Karşılığında simdi afiyetle yiyip için!"(Hakka:24)dedi. Çocuklara,"Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!" dedim."Annemiz" dediler."Ağzından Cenab-iin gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40yildir böyle sadece Kur'an'la konuşur.

    Ibn Mübarek, bu hadiseyi Kur'an'da her şeyin bulunduğuna delil olarak anlatırdı
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş