Kuran Nasıl Değiştirilmeden Muhafaza Edilmiştir

'Kuran'ı Kerim Türkçe Mealli' forumunda DeMSaL tarafından 7 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuran Nasıl Değiştirilmeden Muhafaza Edilmiştir konusu Kur’ân-ı Efendimiz (s. a. v) zamanında neden mushaf haline getirilmemiştir


    Peygamber Efendimiz (asm) zamanında Kur’ân-ı Kerim yazı ile muhafaza edilmiştir

    Hz. Muhammed (asm), vahyolunan ayetleri gelişinden hemen sonra, yazı yazmayı bilen bir kısım sahabelerine kaydettiriyordu. Sonrasında ise ayetleri tekrar ettirerek herhangi bir yanlışlık bulunursa düzeltiyordu. Vahyi yazan kâtibe “yazdığını çoğalt ve müminlere dağıt!” diye emrediyor, Kur'ân ayetleri bu yöntemle müminlere ulaştırılıyordu. Resulullah’ın (asm) vahiy kâtiplerinin sayısı 42 idi. Bunların en meşhurları Mekke'de Abdullah Bin Sa'd (ra), Medine'de ise Übey İbni Kab'dır (ra).

    Kur’ân-ı Kerim deri, kemik, tahta vb. parçalar üzerinde kısım kısım yazılmıştır

    O dönemde Kur’ân parça parça olarak işlenmiş ince deriler, develerin kürek ve kaburga kemikleri, ağaç kabukları, hurma dalları, tahta, seramik, parşömen ve düzgün taş gibi maddelerin üzerinde muhafaza edilmekte idi.

    Kur’ân-ı Kerim sahabelerin mübarek hafızalarında kayd edilmiştir

    Kurân’ı cem eden sahabeler, elbette onu hıfz da ediyorlardı. Zaten namazlarda okunması icap ettiğinden, her Müslüman’ın Kuran’dan birkaç ayet veya birkaç sure ezberlemiş olması lazım gelirdi. Hele İslamiyet’in ilk günlerini yaşayan, sarsılmaz bir imana sahip olan sahabelerin, kendilerini zulmetten nura kavuşturan O mukaddes kitabı hafızalarına nakş etmek ve onun ahlakı ile ahlaklanmak en büyük gayeleri idi. Nazil olan ayetleri ezberlemeyi ibadetlerin en büyüğü ve Allah-ü Teâlâ’ya yakın olma vesilesi sayan sahabeler, ayetlerin zaptı ve ihtimamı için büyük bir gayret sarf ediyordu.

    Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerim, ilahi kitaplar arasında, olduğu gibi kalan, dili değişmeyen ve hiçbir ilahi kitaba nasip olmayan bir mazhariyete ulaşmıştır.

    Kurân’ın bir mushaf haline toplanması murad-ı ilahidir

    Hz. Peygamber (asm), nazil olan bu münferit kısımların bir kitapta toplanmasının murad-ı ilahi olduğunu biliyordu. Ku’rân-ı Kerim bunu bizzat teyit etmektedir:

    “Bu kitap, çok kerim bir Kurân’dır, masûn ve mahfuz bir kitaptır. Ona yalnız temiz olanlar dokunabilir.” (Vakıa, 77-79)

    Bu ayette ona “pak olanlar dokunabilir“ dediğine göre, onun mutlaka bir şeyin üzerinde yazılı olmasını icab ettirir. Fakat vahyin gelişi Peygamber’in (asm) hayatı müddetince devam edeceğinden, kitap halinde bir araya getirilemiyordu. Böyle yapılmış olsaydı sık sık değişiklik yapmak, araya girecek birkaç ayeti yerleştirmek için, bir çok yazılı metni imha etmek mecburiyeti hâsıl olacaktı. Üstelik henüz hayatta olan vahyin muhatabı, en büyük teminat mercii idi.

    Ancak Ramazan aylarında Resul-i Ekrem (asm) ile Cebrail’in (as) o güne kadar inen ayetleri birbirlerine karşılıklı olarak okumaları (arza) uygulamasından (Buhari) Kurân’ın bir kitap şeklini alma yolunda olduğu anlaşılmaktadır. Bazı rivayetlerde Zeyd Bin Sabit (ra) ile Übey Bin Kâ‘b (ra) gibi sahabilerin bu okumaları yakından takip ettikleri belirtilmektedir.

    Ramazan aylarında Hz. Peygamber (asm) ile Cebrail (as), Kurân’ı karşılıklı olarak okurlardı

    Zira her Ramazan’da o senenin Ramazan ayına kadar inmiş olan sureleri Cebrail (as) Hz. Muhammed’e (asm) okur ve Peygamber’den (asm) de dinlerdi. Sonra ise Hz. Muhammed (asm) mescitte insanlara okurdu. Cebrail (as) da yanında bulunur, yanılma olursa düzeltirdi. Böylece her Ramazan ayında o Ramazan’a kadar gelmiş olan bütün sureleri (vahiyleri) Müslümanlar da kontrol etmiş oluyorlardı.

    Özellikle Resul-ü Ekrem’in (asm) vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece bütün ortaya çıkmıştır. (Buhari, Nesai)

    Kur’ân-ı Kerim Peygamber Efendimiz’in (asm) vefatından sonra mushaf haline getirilmiştir

    Kur’ân-ı Kerim’in iki kapak arasında resmi bir mecmua veya bir kitap halinde toplanabilmesi ise, ancak o muhterem zatın vefatından sonra mümkün olabilmiştir.
    Peygamber Efendimiz (asm) zamanında Kurân’ın muhafazası ne şekilde olmuştur?


    Kaynakçalar:

    Kurân-ı Kerim Tarihi, Feçâilü'l-Kur’ân, Bed’ü'l-Vahy, Feçâilü's-Sahâbe, Müsned, Sahih-i Buhari, Tefsir Usulü-İsmail Cerrahoğlu, Hamidullah, Şamil İslam Ansiklopedisi
     

Bu Sayfayı Paylaş