Kuran-ı Kerimde Geçen Uyarı İle İlgili Ayetler

'Kuran'ı Kerim ve Tefsirleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 28 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuran-ı Kerimde Geçen Uyarı İle İlgili Ayetler konusu içinde uyarı geçen ayetler - içinde uyarıcı geçen ayetler - kuran-ı kerimde uyarı konulu ayetler


    Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur´an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın. (2/119)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan ´azgınlık ve kıskançlıkları´ yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir. (2/213)

    Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah´a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (4/165)

    Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah herşeye güç yetirendir. (5/19)

    Sahiplerinde (ya da arkadaşları olan peygamberde) delilikten hiçbir şey olmadığını düşünmüyorlar mı O, apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir. (7/184)

    De ki: "Allah´ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim." (7/188)

    Şimdi onların: "Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi " demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah herşeye vekildir. (11/12)

    İnkâr edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderisin. (13/7)

    Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım." (15/89)

    Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. İnkâr edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Onlar benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edindiler. (18/56)

    De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım." (22/49)

    Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan´ı indiren (Allah) ne yücedir. (25/1)

    Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi " (25/7)

    Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik. (25/51)

    Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım." (26/115)

    Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir). (26/194)

    Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz. (26/208)

    Ve Kur´an´ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım." (27/92)

    (Musa´ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur´un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye. (28/46)

    Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler (birtakım mucizeler) indirilmeli değil miydi " De ki: "Ayetler yalnızca Allah´ın katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım." (29/50)

    Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar. (32/3)

    Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. (33/45)

    Biz seni ancak bütün insanlara bir müde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. (34/28)

    Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın ´refah içinde şımaran önde gelenleri´: "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir. (34/34)

    Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik. (34/44)

    Sen, yalnızca bir uyarıcısın. (35/23)

    Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın. (35/24)

    Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah´a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı. (35/42)

    Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik. (37/72)

    İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür." (38/4)

    De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah´tan başka bir ilah yoktur." (38/65)

    Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır." (38/70)

    Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler. (41/4)

    De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim." (46/9)

    Ad´ın kardeşini hatırla; onun önünden ve ardından nice uyarıcılar gelip geçmişti; hani o, Ahkaf´taki kavmini: "Allah´tan başkasına kulluk etmeyin, gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım" diye uyarmıştı. (46/21)

    Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. (48/8)

    Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler. (50/2)

    Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. (53/56)

    Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi " (67/8)

    Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiçbir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik." (67/9)

    De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah´ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." (67/26)

    O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım." (71/2)

    Sen, yalnızca ondan ´içi titreyerek korkanlar´ için bir uyarıcısın. (79/45)
     

Bu Sayfayı Paylaş