Kumaş Çalan Terzi

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kumaş Çalan Terzi konusu Kumaş Çalan Terzi

    Hikâyecinin biri, ballandıra ballandıra terzilerin hilelerini,
    kumaşları nasıl çaldıklarını anlatıyordu Dinleyenlerin
    arasında bulunan biri,
    ''Ey hikâyeci! Tanıdığın hilede en usta terzi kim?'' diye
    sordu Hikâyeci,
    ''Bu şehrin en usta hırsız terzisi, Ciğeroğlu'dur El
    çabukluğu ve hırsızlıkta herkesi geride bırakır'' dedi Adam,
    ''Yarın evdeki atlas kumaşı alıp, Ciğeroğlu'na gideceğim Eğer
    beni aldatır, kumaşımdan çalabilirse, şu gördüğünüz Arap atı
    sizin olsun Çaldırmazsam, siz bana bir at alacaksınız''
    diyerek iddialı olduğunu belirtti Oradakiler iddiayı kabul
    ettiler
    Ertesi gün bir top atlas kumaşı koltukladığı gibi
    Ciğeroğlu'nun terzi dükkânına girip selâm verdi Usta hemen
    yerinden kalkarak güler yüzle karşıladı
    ''Buyurunuz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz efendim''
    diyerek yer gösterip hal hatır sordu Saygının bini bir
    paraydı Ciğeroğlu, bülbül gibi şakıyordu
    Adam terzinin bu tatlı dili karşısında yumuşadı Elindeki
    kumaşı terzinin önüne atarak,
    ''Şu İstanbul atlasından bana bir kaftan biçiver Belden
    aşağısı bol, üst tarafı dar olsun Dikişi de güzel olsun''
    dedi
    Nabza göre şerbet vermekte usta olan terzi,
    ''Efendim, sizin gibi sevimli ve kibar müşterilerimizin
    emirleri başımız üstüne, hizmetinizde bulunmaktan şeref
    duyarız'' diyerek iltifatlarda bulundu
    Terzi önce kumaşı ölçtü Adamın ölçüsünü aldı Sıra biçmeye
    gelmişti Bu arada hiç durmadan konuşuyor, tatlı hikâyeler
    anlatıyordu Yüksek makam sahibi müşterilerinin ihsanlarından,
    cimriliklerinden bahsederek adamın dikkatini dağıtıyordu
    Terzi kumaşı biçmek için makasını eline aldığında, komik
    fıkralar anlatarak adamı güldürmeye başladı Terzinin birbiri
    peşine anlattığı fıkralarla, adam katıla katıla gülüyordu
    Gülmekten gözünü açamaz oldu
    O gülerken, terzi kumaştan bir parça çalarak dizinin altına
    koydu Adam kendine gelince,
    ''Allah aşkına, bir fıkra daha anlat'' dedi Terzide fıkra
    çoktu Bir tane daha anlattı Adam gülerken, bir parça daha
    kesip koynuna soktu
    Adamın aklı başından gitmişti Girdiği iddiayı unuttu Terziye
    ''bir daha, bir daha anlat'' diyordu
    Terzi bir fıkra daha anlattı Adam kahkaha atarken sırt üstü
    yere düştü Terzi rahatça kumaştan çalacağını çaldı Adam
    yerden kalkıp kendine geldiğinde,
    ''Ağzını öpeyim, bir tane daha anlat'' diye terziye yalvardı
    Fakat terzinin gönlüne merhamet geldi Çaldığını yeterli
    buldu Adama şöyle dedi:
    ''Ey kahkahaların esiri olan, akılsız adam! Bir fıkra daha
    söylersem, kaftanın sırtına dar gelecek Kendine kötülük etme
    Gerçeği bilseydin, güleceğine kan ağlardın''
    ***
    Boş gezenler, bir işle meşgul olmayanlar, masal ve hikâye
    peşinde koşanlar, bu hikâyedeki iddiacı adama benzerler
    Bizi aldatan, üzen ve oyalayan fâni dünya, terzi gibidir
    Her türlü şehvet ve kadınlar terzinin anlattığı fıkralardır
    Ömrümüz ise dikilmek için terziye verilen kumaştır
    Ebedî saadetin kaftanını giymek isteyenler, ömrün atlas
    kumaşından takvâ elbisesi diktirirler
    Ey şüpheyle bocalayan, cehalet çukuruna baş aşağı düşen insan!
    Ne zamana kadar masal dinleyeceksin?
    Ne zamana kadar şu dünyanın işvesine kanacaksın?
    Ne başında akıl, ne de ruhunda huzur var
    Gaflet terzisi, ömrünün kıymetli kumaşını ayların makasıyla
    parça parça etti
    Sen hâlâ hayat pahalılığı, geçim zorluğuyla meşgulsün
    Gel, dünyanın bu yönünü görme
    Hayatın zorluklarını, Allah'ın bir rahmeti ve ihsanı kabul et
     

Bu Sayfayı Paylaş