Kuşlardaki Özel Akciğer

'Kuşlar' forumunda Dine tarafından 6 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuşlardaki Özel Akciğer konusu
    Kuşlardaki Özel Akciğer


    Kuşlar, sözde ataları olan sürüngenlerdne çok farklı bir anatomiye sahiptir Kuş akciğerleri, kara canlılarına tamamen ters bir biçimde işler Kara canlıları havayı aynı nefes borusundan alır ve verir Kuşlarda ise hava akciğere ön taraftan girerken arka taraftan dışarı verilir Uçuş sırasında çok yüksek miktarda oksijene ihtiyaç duyan kuşlara böyle özel bir "tasarım" yapılmıştır Böyle bir yapının sürüngen akciğerlerinden evrimleşerek ortaya çıkması imkansızdır
    Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek yönlü" hareket eder Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır ve hava daimi olarak akciğer içinde tek yönlü olarak akar Böylece kuş, havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir Böylece kuşun yüksek enerji ihtiyacı karşılanmış olur Bu durumu konunun uzmanı HRDuncker şöyle ifade eder:
    "Kuşlarda ana bronş, akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana getirirler Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür Kuşlardaki bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır"
    Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar mükemmel bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar:
    [​IMG]
    Kuş akciğerlerinin çevresinde hava kesecikleri bulunur Hava, önce bu keseciklerde toplanır sonrada düzenli olarak akciğerin içine pompalanır böylece kuşların yüksek oksijen gereksinimi de karşılanmış olur "Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin, azar azar küçük değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası, düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir Solunum faaliyetinin bu evrim süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın hayatını sürdürmesi için gereklidir En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır Kuş akciğeri de, içinde dallanmış olan parabronşlar ve bu parabronşlara hava sağlanmasını garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş olana kadar ve beraberce, iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde işlevini yapana kadar, bir solunum organı olarak görev yapamaz"
    Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş, ara geçiş safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması sebebiyle mümkün değildir Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç dakikadan fazla yaşayamaz Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca yılı yoktur
    Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı, uçuş için gerekli olan yüksek miktarda oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik, çok mükemmel bir tasarımın varlığını göstermektedir Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin bilinçsiz mutasyonların amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek için, biraz sağduyu yeterlidir
    3-Denge Sistemi
    Allah tüm canlılar gibi kuşları da kusursuz bir biçimde yaratmıştır Bu gerçek, her detayda kendini belli eder Kuşların vücutları uçuştaki muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir tasarımla var edilmiştir Hayvanın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek için, kafası özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının ağırlığı, vücut ağırlığının yalnızca %1' ini oluşturur
    Tüylerin aerodinamik yapısı da kuşların denge sistemindeki önemli bir özelliktir Özellikle kanat ve kuyruk bölgelerindeki tüyler, kuşa çok etkili bir denge sistemi sağlar
    Bu özellikler, bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km hızla avına dalarken, hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar
    4- Güç ve Enerji Problemi
    Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç, ister biyoloji, ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin, "enerjinin korunumu prensibi"ne uygun olarak gelişir Bunu özetle "belli bir işin yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir" şeklinde de anlatabiliriz
    Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini, kuşların uçuşunu gözlemlediğinizde bulabilirsiniz Göçmen kuşların, uçuşa başlamadan önce, yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda enerji depolamaları şarttır Buna karşın, uçmanın bir diğer şartı da mümkün olduğunca hafif olabilmektir Uçabilmek için, bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan kaçınılmalıdır Bu arada yakıtın da mümkün olduğunca verimli olması şarttır Yani yakıt minimum ağırlıkta tutulurken, verdiği enerjinin maksimum olması gereklidir Bunların hepsi kuşlar için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir
    İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir Eğer kuş çok yavaş uçacak olsa, havada asılı kalması için çok enerji sarf etmesi gerekecektir Çok hızlı uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini aşmak için çok yakıt tüketmesi gerekecektir Bu durumda yakıtın en az tüketilmesi için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini görürüz Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki, iskeletlerinin ve kanatlarının aerodinamik yapılarındaki farklılar nedeniyle her kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir
    Bu enerji sorununu altın yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde inceleyelim: Bu kuş, kışı geçirmek için her yıl Alaska'dan Hawaii'ye göç eder Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde hiç ada bulunmaz Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir dinlenme imkanı yoktur Varış, başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır ve bu mesafe aralıksız yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir Yolculuğun tümü 88 saaten fazla sürer
    Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır Bunun 70 gramı, yolda yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur Ancak kuş bilimciler, bir altın yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi tespit etmiş ve kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı sonucuna varmışlardır Yani kuşun 12 gramlık bir açığı vardır ve hesaplara göre Hawai'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi ve denize düşmesi gerekmektedir
    Ama bu hesaba rağmen altın yağmur kuşları hiçbir zaman denize düşmez ve her sene başarıyla Hawai'ye ulaşır
    Peki bu canlıların sırrı nedir?
    Bu kuşları yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak ve verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir Kuşlar gelişigüzel bir şekilde değil, sürü halinde uçar Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir "V" şekli oluşturur Bu V şekli, karşılaştıkları hava direncini azaltır Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, kuşlar bu sayede yaklaşık % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar Bu şekilde, yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur Bu artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır
    Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekir:
    Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?
    Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir?
    Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar?
    Kuş Hawai'nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?
    Kuşların bu bilgilere ulaşmaları, bunlara uygun hesaplar yapmaları ve bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır Bu ise, yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara "ilham edildiğini", bu canlıların üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir
    Serçenin kalbi dakikada 460 defa çarpar vücut sıcaklığı ise 42 derecedir Bir kara omurgalısına ölüm getirecek olan bu vücut ısısı, gücü arttıran bir etken olarak kuşlar için hayati önem taşır Kuşların uçuş sırasında ihtiyaç duydukları büyük enerji, bu hızlı metabolizma sayesinde karşılanmaktadır
     

Bu Sayfayı Paylaş