Kuğu Peri Kızı

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuğu Peri Kızı konusu MASAL] KUĞU KIZI PERİ KIZI
    - İspanyol Masalı -

    Yalçın kayaların tepesindeki bir şatoda, genç bir prens
    annesiyle birlikte yaşarmış. Bu prens havanın çiçek
    kokularıyla dolu olduğu bir bahar günü avlanmaya gitmiş.
    Av peşinde dolaşırken akşama doğru ağaçların arasında karşısına
    gümüş renkli minicik bir göl çıkmış.
    Birden uzaktan kanat sesleri duymuş ve ağaçların
    arkasına saklanmış. Üç tane uzun boyunlu narin kuğu gökten
    süzülmüş. Gölün kıyısına konan kuğular
    beyaz tüylerini bir elbise gibi çıkarmışlar.
    Genç prens gördüklerine inanamamış; kuğular birbirinden güzel
    genç kızlara dönüşüvermişler.
    Kızlar göle girip yıkanmış,eğlenmişler.Sonra da kıyıya geri dönüp,
    tüyden elbiselerini sırtlarına geçirip kanatlanmışlar.
    Kızların üçü de çok güzelmiş, ama en küçükleri dünya güzeliymiş.
    Prens o günden sonra başka şey düşünemez olmuş. Varsa yoksa kuğu kız!
    Sonunda annesine durumu anlatmış.
    "Eğer kuğu kıza kavuşamazsam, onunla evlenemezsem, ben bu dünyada
    yaşayamam" demiş.
    Prensin annesi çok kederlenmiş. "Ah yavrum! Sen kuğu kızı unut" demiş,
    "O bir peri kızı. Peri kızları da insanların yanında yaşamaz" diye dil dökmüş.
    Prens annesini seviyormuş, gerçekten yürekten seviyormuş,
    ama kuğu kızı daha çok seviyor olsa ki, vazgeçememiş.
    Kızı unutamamış. Kuğuları gördüğü göle geri dönmüş,
    sabah akşam arada kuğuların geleceği
    günü bekemeye başlamış.
    Bir gece uzaktan yine kanat sesleri duyulmuş. Prens heyecanla gözlerini
    gecenin karanlığına dikmiş. Sonunda üç zarif kuğu göl kıyısına konmuş.
    Kuğular, beyaz tüyden elbiselerini üzerlerinden atıp yine dünya güzeli
    birer kız haline gelmişler. Suya girip yıkanmaya başlamışlar.
    Onlar orada yıkanırken genç prens, en küçük kızın tüyden elbisesini
    kaptığı gibikaçmaya başlamış. Arkasına bile bakmadan koşmuş.
    Kız kardeşler de hemen kıyıya yüzmüşler. İki kardeş elbiselerini
    sırtına geçirip uçmuş. En küçük kız ise tüyden elbisesi olmadığı için
    uçamamış.Prensin peşinden koşmuş.
    Onu yakalayınca da önünde diz çöküp elbisesini geri vermesi için yalvarmış,
    yakarmış. Ablalarının peşinden gidebilmek için diller dökmüş.
    Prens kararlıymış. Kuğu kızıntüyden elbisesini vermemiş.
    Sırtına bir pelerin sarıp, kızı şatosuna götürmüş
    ve onunla evlenmiş. Bir süre sonra kuğu kızı peri kardeşlerini unutmuş.
    Tüyden elbisesini unutmuş. Gümüş renkli gölü unutmuş.
    Aradan altı bahar geçmiş.
    Ağaçlar yedinci defa çiçek açmaya başladığında,
    kuğu kızı peri kızı, prense bu şatoya ne zaman ve nasıl geldiklerini sormuş.
    Kız beyaz ışıklar saçan elbisesini bulup eline almış.
    Denemek ister gibi sırtına geçirmiş
    ve bir anda tekrar uzun boylu narin bir kuğu olup,
    açık pencereden uçuvermiş!
    Prens o günden bu yana her baharda gümüş renkli gölün kıyısına
    gidermiş.Göl kenarında oturur, gece uzaklardan duymayı ümit ettiği
    kanat seslerini dinler kuğuların geleceği anı beklermiş.
    Ama kuğu kız bir dahagelmemiş.
    Kuğu kızı peri kızını o günden sonra kimse görmemiş.
     

Bu Sayfayı Paylaş