KPSS Zihinsel Gelişim Konu Özeti

'SBS - ÖSS - Sınavlar' forumunda Mavi_Sema tarafından 11 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    KPSS Zihinsel Gelişim Konu Özeti konusu Zekâ Nedir?
    Genel olarak zekâ yeni durumlara ve çevreye uyum sağlayabilme soyutlama ve problem çözebilme gücü olarak tanımlanır. Tüm kararlar zekânın genel, sözel, görsel ve mekanik gibi farklı yeteneklerden oluştuğunu savunurlar. Bu nedenle zekâ testlerinde sayısal ve sözel yetenek performans gibi bölümler bulunmaktadır.

    Zekâ Gelişimi Açısından Bireysel Farklılıklar
    Aşağıda zekâ bölümlerinde sınıflandırılması yapılmıştır:

    0-24 Z.B. (idiot): Sürekli bakıma gereksinim duyan özürlüler, 2 yaşındaki bir çocuğun zekâ düzeyini geçemezler. Çoğunlukla bakım yurtlarında kalırlar.


    25 - 49 Z.B. (embesil): Eğitilebilir zekâ özürlülerdir. Basit işler yapabilirler, sorumluluk duygusundan uzaktırlar. Ülkemizde bazı il merkezlerinde özel okullarda eğitimi verilmektedir.

    50 - 69 Z.B. (moron): Öğretilebilir zekâ özürlülerde tüm zekâ özürlü olanların % 85'ini oluştururlar. Normal insanlardan daha yavaş öğrenirler. Zekâ düzeyleri 9-10 yaş çocuğun ki düzeyine ulaşabilir. Bazı okullarda bu tip çocuklar için özel sınıflar açılmaktadır.

    70 - 85 Z.B.: Bu gruba tutuk zekâlılar denir. Okullardaki normal programı ağır da olsa öğrenebilirler.

    85 - 110 Z.B.: İlk ve orta öğretimdeki
    öğrencilerin üçte ikisini oluştururlar. Ders programları bu gruba göre hazırlanır.

    110 - 130 Z.B.: Üstün zekâlıdırlar. Üniversite eğitimini rahatlıkla tamamlayabilirler.

    130 - 200 Z.B. (dehalar): Yaşıtlarına göre çok kolay öğrenirler. Öğrenmeye çok isteklidirler. Soyut düşünceleri çok gelişmiştir. Özel üstün yetenekleri olabilir (resim, müzik, fen gibi).

    Gardner'in Sekiz Zekâ Alanı
    Gardner'e göre sekiz zekâ alanı bulunmaktadır.
    1. Sözel zekâ; konuşarak, işiterek en iyi şekilde öğrenirler.
    2. Mantıksal - matematiksel zekâ; soyut ilişkiler üzerinde çalışarak öğrenirler.
    3. Görsel zekâ; görselleştirerek renkler ve resimlerle çalışarak öğrenirler.
    4. Müziksel - ritmik zekâ; ritm ve müzik ile en iyi şekilde öğrenirler.
    5. Dokunsal - kinetiksel zekâ; dokunarak, hareket ederek öğrenirler.
    6. Kişiler arası zekâ; paylaşarak, iş birliği hâlinde öğrenirler.
    7. İçsel zekâ; yalnız çalışarak öğrenirler.
    8. Doğa zekâsı; doğal ortamlarda çalışarak öğrenirler.

    Zeka Bölümü Değişebilir mi?
    Çocukların zeka bölümlerini değerlendirmek için yaklaşık olarak onların 2 veya 3 yaşına gelmesi gerekmektedir. Stanford-Binet testinin en küçük yaş itemleri iki yaşından başlarken, WISC testinin en küçük yaş dilimi de üç yaşından başlamaktadır. Bu yaşlarda değerlendirilen zeka bölümü, yaşamın sonuna kadar sabit midir? Bu soruyu cevaplamada yardımcı olacak bazı çalışmalar yapılmıştır. Ancak yaşam boyu güvenilir t sonuçları elde etmenin bazı psikometrik güçlükleri vardır. Ölçümden kaynaklanan psikometrik hatalardan dolayı gerçek devamlılık değerini elde etmemiz pek mümkün değildir. Ancak genede bu konu irdelenmeye değer bir yaklaşım olarak ele alınmıştır.
    Zeka testlerinde bireylerin gösterdikleri performans kalıtımsal mı yoksa çevresel kaynaklı mıdır? Kalıtımsal özelliklerle belirlenen bir faaliyet olduğu taktirde ZB'nün (zeka bölümü) sabit ve çevresel faktörlerden etkilenmemesi gerekir. Bu konuyu takip çalışmaları yöntemiyle inceleyen biri önemli araştırmanım sonuçlarını incelemek yararlı olur. Bu çalışmada, çalışma kapsamındaki çocuklar bebekliklerinden 18 yaşına kadar incelenmiştir.
    Kağan ve arkadaşlarının (1958) gerçekleştirdiği çalışmada, örneklemi oluşturan çocuklar 18 sene süresince her sene teste tabi tutulmuşlardır. Bu çocuklar içerisinde ZB puanı itibariyle sürekli dalgalanmalar gösteren çocuklar seçilmiştir. Araştırmacılar, bu çocukların 6 ile 10 yaş lan arasındaki ZB puanlarını incelemişlerdir. ZB puanlarında sürekli artış seyri gösteren çocuklar ile ZB puanlarında sürekli azalma saptanan çocuklar ayrıştırılmıştır. ZB'lerinde istikrarlı artış gösteren grubun ortalama artış puanı 17 olarak bulunmuş; ZB puanlarında düşüş kaydedilenlerin puanları da 5 puan iniş göstermiştir. Araştırmacılar, bu iki gruba projektif testler aracılığı ile incelemişlerdir. Ayrıca, çocukların ebeveynle olan ilişkileri de doğrudan gözlem yapılarak veriler toplanmıştır. Genellikle orta sınıf ailelerden oluşan bu gruptaki anne babaların önemli bir çoğunluğu üniversite eğitimi görmüş kişilerdir. Çalışmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, ZB puanlarında azalma kaydedilen çocukların duygusal olarak ailelerine daha fazla bağımlılık göstermeleridir. ZB puanlarında yükselme kaydedilen çocuklar ise daha fazla başarılı olma arzusu olan ve projektif testlerde daha fazla saldırganlık içeren tepkilerde bulunanlardır. Araştırmacılar bu sonuçları şöyle yorumlamışlardır:
    Duygusal bağımlılığı yüksek olmayıp, çevreyle daha çok etkileşime giren çocuklarda, zihinsel yetenekler zaman içerisinde gelişme göstermektedir. Şöyle ki araştırmalar da çevresel faktörlerin çocukları zihinsel başarıya güdülemede belirleyici rolü olduğunu göstermiştir.

    Kalıtım ve Çevre
    Olumlu çevre koşulları zekanın gelişimi için önemli bir değişdir. Ancak olumlu çevre koşullarının zekayı hangi ölçüde belirlediği kalıtımsal kodlamanın sınırları içerisinde kalmaktadır. Çevre genlerle yüklenmiş olan potansiyel yeteneği ortaya çıkarabilir, ancak onun sınırlarını aşamaz. Kalıtımla gelen özelliklerimiz zeka konusunda olduğu boy uzunluğu için de geçerlidir. Beslenme boy artışını hızlandırıcı faktör olmakla birlikte ancak genetik kodlamanın belirlediği oranda ilerleyebilir.
    İkiz eşleri üzerinde yapılan çalışmalarda da görüldüğü gibi genetik kodlamaya sahip tek yumurta ikizleri ayrı çevrelerde yetiştiği durumlarda zeka bölümleri, 79 ilişki katsayısı göstermiştir. İkizlerin ayrı koşullarına rağmen yakın zeka bölümüne sahip oldukları saptanmıştır. Aynı ortamda büyüyen tek yumurta ikizlerinin zeka bölümü ilişki katsayısı ise 87 bulunmuştur. İkiz olmayan kardeşler aynı sosyal ortamda yetiştikleri zaman ilişki katsayısı 55; ayrı ortamlarda yetiştikleri zaman sıfıra yakın (-.01) ilişki görülmüştür. Bu veriler benzer çevre koşulunun zekayı belirlemedeki rolünü somut olarak yansıtmaktadır.

    Ev ortamının nitelik yönündeki şu özellikleri bilhassa önemlidir:
    - Evdeki kitap sayısı ve diğer öğrenme malzemeleri
    - Akademik başarının ödüllendirilmesi
    - Akademik başarı konusunda ailenin beklentileri
    - Zekanın gelişimi konusunda gerek çevrenin gerekse kalıtımın rolü inkar edilemez. Zihinsel gelişim, çevre ile verimli yeterli uyarılma sonucu yaklaşık olarak 16 yaşında maksimum seviyeye ulaştığı kabul edilmektedir. Şüphesiz, öğrenme durumu zihinsel gelişimin tamamlanmasından sonra da devam eden bir süreçtir.

    Zeka Bölümü Uçlara Yaklaşan Çocuklar
    Yaşıtlarına göre farklı gelişim ve davranış özelliği gösteren çocuklar psikologların ilgisini çekmiş ve üzerinde çalışmaya değer bir konu olarak görülmüştür. Bu çocuklar akranla-
    rıyla karşılaştırıldıklarında zihinsel becerileri itibariyle daha ileri veya daha alt performans seviyelerinde olmaları söz konusudur. Toplum genelinde bilişsel süreçler normal dağılım eğrisine göre yayılmaktadır. Eğrinin iki ucuna doğru yayılan çocuklar özel eğitim gerektiren çocuklar kapsamında değerlendirilir. Bu durum psikologların yavaş öğrenen geri çocuklar ile üstün ve yaratıcı çocukları incelemelerine sebep olmuştur.

    a- Zeka Geriliği Olan Çocuklar
    Zeka geriliğin en belirgin özelliği, çocuğun zihinsel fonksiyon itibariyle akranlarından daha az avantajlı bir durumda bulunmasıdır. Çocuğun yaşına uygun öğrenme becerilerinden yoksun olması ve kendi bakımını gerçekleştirememesi durumudur. Bir zeka testinden (bireyin yaşadığı topluma adaptasyonu yapılmış) 70m altında zeka bölümü puanı almış olan, ve günlük yaşantıya uyum güçlüğü gösteren kişiler zeka geriliği gösteren kişiler olarak tanımlanır.
    Zeka bölümü 70m altında olan bireylerin % 80'i hafif derecede zeka problemi olan kişilerdir. Bunların zeka bölümü 50 ile 70 arasındadır. Problemli grubun % 12'si orta derecededir ve zeka bölümleri 35 ile 49 arasındadır. Problemli grubun sadece % 7'si ileri derecede zeka özrü olan ve zeka bölümleri 20 ile 34 arasında olan çocuklardır. Geriye kalan % 1 ise daha ileri derecede zeka özrüne sahip ve zeka bölümü 20'nin al tında olan bireylerdir.
    Zeka geriliğine sebep olan etmenler genel olarak iki grupta toplanmıştır. Organik nedene bağlı gerilik durumu, sinir sisteminin doku veya organlarında fiziksel hasar nedeniyle oluşan zeka geriliğidirKromozom anomalisi gibi fiziksel hasar ile oluşan (organik kökenli) zeka geriliği durumunda, zeka bölümü çoğunlukla 0 ile 50 arasındadır. Zihinsel özürlü çocukların çoğunluğunda organik temelde bir gerilik veya beyin disfonk-siyonu görülmez. Bunlar zeka bölümü 50 ile 70 arasında olan çocuklardır. Bu grupta geriliğin temeli kültür-aile geriliği olarak değerlendirilir. Psikologların özellikle üzerinde çalışıp nedenlerini araştırdığı konu bu tür geriliği olan çocuklardır. Genlerle çevrenin müşterek etkileşimi organik kökenli zeka geriliğinde de üzerinde durulan, incelenen bir konudur. Düşük zeka bölümü olan ebeveyn çocukları iki yönden avantajsızdırlar. Birincisi kalıtımsal olarak muhtemel düşük zeka genlerini alırlar. İkinci olarak da düşük zekalı ebeveyn çocuğuna yeterince zengin uyarı imkanı tanıyan bir çevreyi oluşturamaz.

    b- Üstün Zekalı Çocuklar
    Üstün çocuklar ortalamanın üstünde (zeka bölümü 120 veya üstü olan) zeka bölümüne veya her hangi bir şeyde üstün yeteneği olan çocuklardır. Uzmanlar üstün çocuk kavramını tanımlamada farklılık göstermektedirler. Bazılarına göre üstünlük zekanın ileri uçtaki konumunda kalıtımsal olarak aktarılan bir özelliktir. Diğer grup araştırmacıya göre üstünlük belirli yeteneklerin üst düzeyde ser-gilenmesidir. Mevcut eğitim kurumlarının çoğu zihinsel açıdan üstün olan ve akademik yeterliliği de üst düzeyde olan öğrencileri seçme eğilimindedir. Oysa mevcut eğitim kurumları sanat alanında veya psikomotor becerisi üst düzeyde olan öğrencileri dikkate
    değer üstünlük yeteneği olan öğrenciler olarak değerlendirmemektedir.
    Üstün kişiler, kişisel sorunları olan, duygu ve davranış uyumsuzluğu gösteren kişilerdir şeklinde bir kanaat vardır. Bu durum bazı (V.Gogh gibi) üstünler için geçerli bir saptama olabilir. Ancak bu kişiler üstünlerden oluşan populasyonda istisnaları oluşturur. Üstün olan kişiler çevredekiler arasından başarı, yetenek, performans gibi faaliyetlerle farklılaşırlar. Bu durum beraberinde bazı olumlu kişilik özelliklerini de önemli kılar. Bireyin üstün olma özelliği beraberinde olgun ve daha az duygusal problemli olmayı da kapsar.

    c- Yaratıcı Çocuklar
    Yaratıcılık, düşüncenin esnek, akıcı, çağrışımların yoğun olması gibi özellikleri sonucu yeni, orijinal, alışılmışın dışında düşünce, davranış veya ürün geliştirme durumudur. Çağımızda atılımların temel yapısı yaratıcılığın eseridir, İnsanlarda doğuştan belli bir düzeyde potansiyel olarak var olduğu sanılan bu özellik mümkün olduğunca ortaya çıkması, üzerinde işlenmesi gereken bir yetenektir.
    Zeka ile yaratıcılık arasında ilişki olup olmadığı psikologların henüz tam anlaşamadıkları ve tartışmanın süre geldiği bir konudur. Yaratıcı ürünlerin ortaya çıkması için muhakkak normalin üstü zeka düzeyi gereklidir görüşü geçerli değildir. Bazen sınırda zeka düzeyi olan bir çocuk veya kişi normalin üst sınırındaki kişiden daha orijinal, yeni ve yaratıcı ürünler sergileyebilir. Zeka yaratıcılığı zorunlu kılar şeklinde bir iddiada bulunmak rağbet görmeyen bir görüştür. Algılama, dikkat, hafıza, problem çözmeanaliz, sentez yapma gibi zihinsel işlevleri birbirinden ayrı kabul etmek mümkün değildir. Aynı şekilde birbirlerini hangi ölçüde belirliyor olurlarsa olsun zeka ile yaratıcı kişiliği de birbirinden bağımsız zihin özellikleri olarak değerlendirmek mümkün değildir.
    Çocuğun içinde yaşadığı ortam yaratıcılık özelliğini ortaya çıkarma ve gelişmesinde oldukça etkilidir, Çocuğun en yakın çevresi aile ortamın da çocuğun koşulsuz sevgi, kabul, onay görmesi; elverişli bir psikolojik ortamda yetişmesi en temel özelliktir. Bu ortam çocuğun benlik algısını olumlu yönde geliştirmesine olanak verir. Olumlu benlik kavramı çocukta "ben değerliyim, önemliyim" görüşünü, bu görüş de "düşüncelerim de önemli' yüklemesini temin edecektir. Böylece çocukta düşünce ve davranışlarında ketlenme durumu gerçekleşmeden, daha çok düşünce üretmesi söz konusu olacaktır.
    Daha çok düşünce üretebilme durumu, bu imkanın temin edilmesi sadece çocuklarda değil, ileri yaşlardaki bireylerin yaratıcılığını ortaya çıkarma yöntemlerinde, esas alınan bir yaklaşımdır. Beyin fırtınası yöntemi yaratıcılığı ve problem çözme becerisini geliştirmede esas alınan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın esası daha çok düşünce üretmek, eleştirmemek esasına dayanır.

    Beyin Fırtınası yönteminin temel prensipleri şunlardır:

    - Grupta güven ortamını ve psikolojik rahatlığı sağlamak,
    - Problemi oluşturmak
    - Grup üyelerinin problemle ilgili çağrışımlarını, düşüncelerini teşvik etmek.
    - Grup içerisinde eleştiri veya değerlendirme yapmamak
    - Mümkün olduğu kadar çok fikir oluşturmasını teşvik etmek ve fikirleri olduğu gibi kaydetmek.
    - Grup oturumu (hızlı düşünme ve çağrışım zenginliğinin oluşumundan) sonunda fikirleri tekrar değerlendirmeye almak.
    Çocuklarda yaratıcılığın gelişimi okul öncesi dönemden itibaren eğitimle desteklenebilir.Yaratıcılığın gelişiminde "Yaratıcı Problem Çözme' , 'Yaratıcı Drama' ve 'Pan-domim' yararlanılan faaliyetlerdir.
     

Bu Sayfayı Paylaş