Konyanın Tarihi ve Turistik Yerleri - Mevlana Türbesi Hakkında Bilgi

'Konya Tanıtımı' forumunda Mavi_inci tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Konyanın Tarihi ve Turistik Yerleri - Mevlana Türbesi Hakkında Bilgi konusu Konyanın Tarihi ve Turistik Yerleri - Mevlana Türbesi Hakkında Bilgi
    Mevlana Türbesi (Konyanın Tarihi ve Turistik Yerleri )


    Selçuk mimarisinin ve Türk Çadırı türünün en güzel örneklerinden biri olan Konya'daki Mevlana Türbesi, Mevlana Celaleddini Rumi'nin oğlu Sultan Veled tarafından Mimar Tebriz'li Bedrettin'e yaptırılmıştır. Mevlana Celaleddin'in babası Sultan-ül Ulema Bahaddin Veled'e Selçuklu Sultanı tarafından hediye edilen gül bahçesine 1274 yılında bir türbe (Kubbe-i Hadra), 1396 yılında da Çini kaplı külah yapılmıştır. Hz. Mevlana 17 Aralık 1273 yılında vefat edince, Bahaeddin Veled'in de kabrinin bulunduğu bu yere defnedilmiştir.

    [​IMG]

    Selçuklular devrinde yapılan türbenin 16 dilimden oluşan bir huni şeklindeki yivli kubbesi Karamanoğulları zamanında eklenmiştir. Aynı zamanda bir Mevlevi Dergahı olan türbenin inşaatı genişleyerek 19. yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Dergahın avlusundaki üzeri kapalı şadırvan 1512 yılında Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır. Türbe salonuna girilen Gümüş Kapı, 1599 yılında Sokollu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yeşil Kubbe'nin tam altında yer alan Hz. Mevlana ve oğlu Sultan Veled'in mezarları üzerinde yer alan iki bombeli mermer sanduka 1565 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Sandukalar üzerindeki altın sırma tellerle işlenmiş puşiler ise 1894 yılında Sultan 2. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.


    [​IMG]



    Hz. Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled'in üzerinde bulunan ve Selçuklu ahşap işlemeciliğinin şaheserlerinden olan sanduka 1274 yılında yapılmıştır. Semahane ve mescid bölümü 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Mevlana Dergahı'nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan hücreler 1584 yılında Sultan 3. Murat tarafından dervişlerin ikamet etmesi için inşa ettirilmiştir. Matbah denilen ve Mevleviler için özel bir anlamı olan dergah mutfağı yine 1584 yılında Sultan 3. Murat tarafından yaptırılmıştır.

    Türbe her devirde büyük ihtimam görmüştür. Bunun sebebi, burasının yedi yüzyıldan fazla bir zamandır gönüllerde yaşayan, eserleri hemen hemen bütün dillere çevrilmiş büyük Türk mutasavvıfı ve şairi Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin türbesi olmasıdır.

    Türbenin harika olması yalnızca mimari özelliğinden değildir. Müze haline getirilen türbede Selçuk sanatının halı, kilim, kumaş örnekleri, mevlevi sanatının çok değerli eserleri, neyler, kudümler sergilenmektedir.


    Mevlana Celaleddin'in türbesi olan bu yer, 1927 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. İçinde dergah zamanından korunan Hz. Mevlana'ya, mevleviliğe ait eserler, mevlevi musiki aletleri, hat, kumaş örnekleri ve halılar sergilenmektedir. 1993 yılında resmi kayıtlara göre 1.200.000 kişi ziyaret etmiştir. Taban düzenlemesi 10 Aralık 1993 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

    Türbedeki ceviz sanduka Selçuk oymacılığının bir şaheseridir. Bu sandukanın baş tarafının yüksekliği 2,65 metre, ayak tarafının yüksekliği 2,13 metre ve uzunluğu da 2,91 metredir. Türbenin içi ve dışı çini döşeli, duvarları çok değerli yazılarla süslüdür.

    Mevlana'nın yanında mezarı olan babasına ait koruyucu tabut yatay değilde, düşey durur. Bu konuda şu açıklama yapılır: Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled vefat ettikden sonra, geçen zaman diliminden sonra Mevlana da vefat eder ve babasının yanına gömülür. İkinci gün babasının tabutu ayağa kalkar. Babası, oğlunun kendisinden çok daha bilge ve ulema bir kişinin yanında yatamayacağından dolayı yanında saygıdan ayağa kalktığı söylenir.



    Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana Celaleddini Rumi'nin pek çok eseri vardır. En önemli eseri 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik Mesnevi'sidir. Gazel ve rubailerinin bulunduğu Divan-ı Kebir adlı eseri 30.000 beyitten fazladır. Ayrıca sohbetleri, vaazları ve mektupları kitap halinde yayınlanmıştır. Yazıları, davranışları ve sözleri ile örnek bir insan olan Mevlana, eserlerini güzel hikayelerle, fıkralarla süsler ve bunları şiir diliyle anlatır. Onun devrinde edebiyat dili olarak bir çok Türk bilgini ve edebiyatçısı Farsça kullandığı için eserlerinin büyük bir bölümünü Farsça yazmıştır. Ancak Türkçe, Arapça ve Rumca yazdığı beyitleri de vardır:

    Gel, gel, ne olursan ol, gene gel!
    Putperest, mecusî, kâfirsen de gel!
    Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değil,
    Tövbeni yüz kere bozduysan da gel.

    diyen Mevlana'nın ünlü yedi öğüdü aşağıda yer almaktadır:

    Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
    Hoşgörürlükte deniz gibi ol.
    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.


     

Bu Sayfayı Paylaş