konvertör nedir ?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 14 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    konvertör nedir ? konusu konvertör nedir.ne işe yarar kullanım alanları hakında geniş bilgi
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    KONVERTÖRLER

    Elektrik sistemlerinde bir yüke giden elektriksel gücün kontrol edilmesi gerekir. Bunun yapılması verimli bir biçimde olmalıdır.Bunun için geliştirilen metodları kapsayan bu makale bu verimliliğin en iyi şekilde nasıl kullanılabileceğini araştırmaktadır...

    Gücün kontrol edilme yollarından birisi bir gerilim seviyesinden başka bir gerilim seviyesine güç dönüştürme işlemidir. Alternatif akımda (AA) dönüştürme işlemi transformatörlerle verimli olarak yapılmaktadır. Fakat transformatörler doğru akım (DC/DC) güç dönüşümü için kullanılmaz. Bu makalede DC-DC konvertörlerin yük akımı ve gerilimine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Ancak incelemenin büyük bir bölümü anahtarlama modlu çalışan ve gerçekleştirdiği işlem açısından beş gruba ayırabileceğimiz. DC-DC konvertör çeşitlerine ayrılmıştır.

    Gücün DC/DC dönüşümünün verimli olarak yapılabilmesi için anahtar mod konvertörlerine ihtiyaç vardır. Güç konvertörleri, reaktif elemanlar ve anahtarlardan meydana gelir. Çalışma prensibi devrede kullanılan anahtarların iletim ve kesim sürelerinin ayarlanması ile yapılır. Yükü besleyen gerilim frekansı büyük değerlerde ise pratik olarak yüke kesintisiz DC güç aktarımı mümkün olur. Bu tür konvertölerin tatmin edici işletimi, reaktif elemanların uygun konfigürasyona ve uygun anahtarlama metotlarına bağlıdır.



    SEMBOLLER
    fs = Anahtarlama frekansı

    fo = Konvertör çalışma frekansı

    fr = Rezonans frekansı

    R = Kondaktör etkin yük direnci

    n = Sarım oranı

    Vs = Sekonder ortalama gerilimi

    Is = Sekonder ortalama akımı

    DITsı = Anahtar kesimde iken bobin akımının değişim süresi

    DITs2 = Bobin akımının sıfır olduğu süre

    VL = Ani yük gerilimi

    IL = Yük akımı

    D = Darbeleme görev oranı. Bir sistemde ortalama pals gücünün tepe pals gücüne oranı

    PWM = Pals genişlik modülasyonu

    Pd = Giriş Gücü

    İLB = Ortalama bobin akımı

    İL,tepe = Bobin akımının tepe değeri

    İLB,max = Ortalama bobin akımının maksimum değeri

    İOB = Sürekli ve süreksiz iletim durumundaki akım değeri

    Lm = Trafo endüktansı

    L = Akım tutucu endüktans

    DVo = Çıkış geriliminin en alt ve üst seviyesindeki farkı

    DQ = Bobin akımının kondansatörden dolayı oluşturduğu yük

    DIL = Çıkıştaki bozulmalara sebep olan bobin akımı

    fc = Filtre frekansı

    Ts = Toplam periyot

    Tİ = İletim süresi

    Tk = Kesim süresi

    k = Sabit

    Vk = Kontrol sinyali

    VST = Osilatör sinyalinin tepe değeri

    Vo = Çıkış gerilimi

    Vd = Giriş gerilimi

    Io = Çıkış akımı

    Id = Giriş akımı

    Po = Çıkış gücü

    1.GİRİŞ

    Güç elektroniğinin temelleri, daha elektronik sözcüğünün yaygın olarak kullanılmaya başlamasından önce, 20.yüzyılın başlarında atılmıştır. Günümüzde kullanılan güç çevirici devrelerinin çoğu o yıllarda geliştirilmiş devrelerdir.

    Güç elektroniği dalındaki ilk çalışmalar alternatif akımdan doğru akım elde edebilmek için yapılmıştır. Bu amaçla önce mekanik dönüştürücüler kullanılmış ve daha sonraları, civa buharlı doğrultucuların bulunması ve geliştirilmesi ile mekanik doğrultuculardan statik doğrultuculara doğru bir değişim başlamıştır. 1920’li yılların başında geliştirilen ızgara denetimli civa buharlı tüplerde doğru akım çıkış geriliminin denetlenebilmesi mümkün olmuş ve bu amaçla geliştirilen devreler, günümüzde kullanılan devrelerin temelini oluşturmuşlarıdır.

    İlk yarıiletken doğrultucu bakır oksitli olup, 1920’li yılların sonlarında kullanılmaya başlamış. 1930’larda ise selenyum doğrultucular ortaya çıkmıştır.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra katı hal fiziğinde önemli gelişmeler olmuş ve 1950’lerde imal edilen yarı iletken diyotları, 1957 yılında General Electric firmasının geliştirip imal ettiği tristörler izlemiştir. Bu yarıiletken, güç elektroniği dalında bir devrim yaratmış, küçük ve sağlam yapısı, çalışma koşullarından etkilenmemesi gibi özellikleri dolayısıyla güç elektroniği uygulama alanlarını büyük çapta artırmıştır.

    Güç elektroniğinin evrimini hızlandıran ve uygulama alanlarını genişleten bir diğer etken de yakın geçmişte yaşadığımız enerji krizi olmuştur. Enerji tasarruf yapma zorunluluğu, asenkron motorları daha verimli bir şekilde çalıştırabilmeyi sağlayacak yeni güç elektroniği devrelerinin geliştirilmesini sağlamıştır.

    1957 yılında tristörün güç elektroniği elemanları arasına katılmasının yarattığı devrime benzer bir devrim de, 1974 yılında, ilk mikroişlemcinin piyasaya sürülmesiyle yaşanmıştır. Mikroişlemciler, çok sayıda ayrık ve tümleşik devre elemanlarının yerini alabilme özellikleri ile güç elektroniği dalında çalışan kişiler önünde yeni ufuklar açmış, şimdiye kadar karmaşık yapıları ve ekonomik olmamaları nedenleri ile ancak özel durumlarda kullanılan güç elektroniği devrelerini ve denetim yöntemlerini tekrar cazip bir duruma getirmiştir. Asenkron motorların, karmaşık ve pahalı olmayan sistemlerde, doğru akım motorları kadar kolay ve hassas bir şekilde denetlenebilme olanağı doğmuş ve fırça, komitatör problemleri ve bakım zorlukları doğrudan doğru akım motor sürücü sistemleri bir ekonomik alternatif olarak düşünülmeye başlamıştır.

    Güç elektroniği uygulama alanları özellikle son yıllarda hızla artmış ve iletişim, savunma, endüstriyel süreçler, güç üretimi, taşıma ve dağıtımı, enerji dönüşümü, ulaşım , dağıtım ve tüketici elektroniği gibi çok geniş bir alana yayılmıştır.

    Çoğu endüstriyel uygulamalarda sabit gerilimli DC kaynağın, değişken gerilimli DC kaynağa çevrilmesi gerekmektedir. DC/DC konvertörler olarak da bilinen bir DC kıyıcı direkt olarak DC ’yi DC ’ye dönüştürür. Bir konvertör, sürekli değiştirilebilir sarım oranlı bir AC transformatörün eşdeğer DC devresi gibi de düşünülebilir. Transformatörün AC gerilimi arttırıp azaltabildiği gibi DC/DC konvertör de bir DC kaynağın gerilim değerini arttırıp, azaltabilir.

    Konvertörler, elektrikli otomobillerde, deniz yük asansörlerinde, çatal kaldırıcılı kamyonlarda, maden ocağı çekicilerinde motor çekim kontrolü için oldukça sık kullanılır. Yumuşak hız kontrolü, yüksek verim ve dinamik tepki gibi avantajları DC/DC konvertörlerin tercih nedenleridir. Ayrıca enerjiyi malzemenin içine geri göndermek için de motorların aktif frenlenmesinde de kullanılmaktadır. Bu özellik sık durmalı aktarım sistemlerinde enerjinin korunmasını sağlar.

    DC-DC konvertörler yük akımı ve geriliminin yönüne göre beş grupta incelenmiştir. Fakat tezin büyük bir bölümü, anahtarlama mod olarak çalışan ve gerçekleştirdiği işlev açısından beş gruba ayırabileceğimiz DC-DC konvertör çeşitlerine ayrılmıştır

    alıntı
     
  3. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    KONVERTÖR Nedir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler,

    Alm. Umformer (m); Konverter (m), Fr. Convertisseur (m), İng. Transformer; converter. Elektrik enerjisinin kontrol edilmesini sağlayan ve herhangi bir akım şeklindeki enerjiyi, başka akım şekillerine çeviren alet. Bir konventörden (dönüştürücüden) dört farklı görev istenebilir:

    Alternatif akımı (AC), doğru akıma (DC) çevirmek: Bu tip konvertöre (çeviriciye) ’Redresör’, yani doğrultucu denir. Enerji akışı alternatif akım sisteminden doğru akım sistemine doğrudur. Doğru akımı (DC), alternatif (AC) akıma çevirmek: Bu işi yapan dönüştürücüye ’Ondülor’ denir. Burada enerji akışı doğru akım sisteminden alternatif akım sistemine doğrudur. Doğru akımı, başka bir değerde doğru akıma çevirmek: Buna ’Inverter’ ismi verilir. Burada da güç akışı bir doğru akım kaynağından başka bir doğru akım kaynağına doğrudur. Belli bir gerilim ve frekanstaki alternatif akımı başka bir gerilim ve frekansta alternatif akıma çevirmek;

    Bu işlemi yapan dönüştürücülere ’Frekans değiştiricileri’ denir. Enerji, bir alternatif akım sisteminden başka bir alternatif akım sistemine akmaktadır. Elektroniğin hızla gelişmesi sonucu birçok yerde bu dört tip konvertörler, çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Mesela akümülatörlerin sabit akımla şarj edilmesi tramvaylarda, elektroliz tesisleri birinci tipe örnektir.

    Akümülatörlerden, 50 Hz lik normal şebeke ceryanı elde etmek için ikinci tip konvertöre ihtiyaç vardır. Özellikle, taşınabilir askeri cihazların beslenmesi için gerekli yüksek değerde doğru gerilim akümülatörlerden üçüncü tip konvertörler yardımıyla elde edilir. Şebeke frekansındaki bir enerjiyi daha yüksek veya daha düşük frekanslara çevirerek endüksiyon ısıtma, senkron makinaların devir ayarında mikrodalga fırınlarda geniş bir şekilde kullanılır.

    KONVEYÖR (Taşıma Bantları); Alm. Förderband, laufendes Band (n), Fr. Bande (f) transporteuse, İng. Conveyor-belt. Çeşitli yük ve malzeme taşınmasında faydalanılan, sürekli taşıma aracı. Kullanılış yerleri arasında; havayollarında bagaj taşıma, silolarda tahıl taşıma, maden ocaklarında kömür ve maden filizlerini nakletme, fabrikalarda montaj üretim hatlarında makina parçalarının iletilmesinde kullanılan sistemler önemli olanlardır. Yükleme ve boşaltma noktaları arasında çalışan konveyörlerin hareketi; yer çekimi kuvveti, insan gücü, hayvan, titreşim veya motorla çalışan kayışlar, zincirler ve kablolarla sağlanır. Eğimli konveyörler: Bunlar en az kullanılan konveyör tipi olup, esas olarak yer çekimi kuvvetinden faydalanılır. Bu sistemde yükler, bir eğimli çerçeve üzerine rulmanlı yataklarla yataklanmış sıralı rulolar üzerinde kayarak iletilir.

    Düz veya çok az eğimli yerlerde eşyalar itilir. Rulolar konveyör genişliğinde alüminyum, çelik veya naylondan yapılan silindirler şeklindedir. Bu tip konveyörlerde eğim açısı büyükse, hızı kontrol etmek maksadıyla rulolar motorla hareket ettirilir. Bantlı konveyörler: Burada yükler, bir motor tarafından hareket ettirilen kauçuk, branda, çelik veya tel örgüden yapılmış bantlar üzerinde taşınır. Motor devir sayısı, bir dişli kutusu vasıtasıyla düşürülür ve hareket, konveyörün varış ucundaki tahrik kasnağından yapılarak, yüklerin bant vasıtasıyla çekilmeleri sağlanır.

    Çoğunlukla eşya depolamadaki ve bagaj taşıma sistemlerindeki konveyörler bu türdendir. Bu tip konveyörler vasıtasıyla maden cevherleri çok uzak mesafelere ucuz olarak taşınabilir. İnsan taşımasında kullanılan yürüyen bantlı merdivenler de bu türe örnektir. Zincirli konveyörler: Konveyör boyunca dolaşan bir zincir yardımıyla, yük ve malzeme taşıyan konveyörlere denir. Yüklerin doğrudan kancalarla veya kova ve kaplarla zincire asılarak taşınan tipine üstten zincirli konveyörler denir. Bunlarda yük ağırsa doğrudan zincire değil üstten döşenmiş ikinci bir ray üzerine asılarak hareket ettirilir.

    Otomobil fabrikalarındaki araba montaj hatlarında kullanılan, üstten zincirli kancalı konveyörler bu tipe örnektir. Çekici zincirli konveyörlerde ise zincir, yerdeki bir kanala yerleştirilir. İçinde yük ve malzeme bulunan arabalar kancalarla bu zincire takılıp çekilerek hareket ettirilirler. Maden ocaklarında, cevher yüklü arabaların, eğimli yerlerde yukarı doğru çekilmesi bu şekilde gerçekleştirilir. Havalı (pnömatik) konveyörler: Tane veya toz halindeki dökme yüklerin taşınmasında en son kullanılan usullerden biridir.

    Sağlanan hava akımı(saniyede 30-40 metre) yardımıyla tane ve toz halindeki kimyevi maddeler (maden filizleri, un, vs.) ve dökme yükler oldukça hızlı bir şekilde sürüklenebilir. Bu şekilde taşıma kapasitesi çok artırılabilir. Titreşimli konveyörler: Bu tip konveyörlerde maddeler eğimli bir bant üzerinde elektriksel veya mekanik yolla sağlanan titreşimler vasıtasıyla iletilebilir. Titreşim yoluyla kum, tahıl, kömür filizi gibi taneli dökme yükler, çok hafif eğimlerden bile aşağı taşınabilir.

    Titreşim mekanik olarak eksantrik mil tarafından hareket ettirilen denge ağırlıkları veya alternatif akım aracılığıyla aralıklı olarak meydana getirilen mağnetik alanlar vasıtasıyla sağlanır. Vidalı konveyörler: Helis biçimli bir vidanın, bir boru veya kovan içinde dönmesiyle dişleri arasındaki malzeme hareket ettirilir. Genellikle dökme yük taşırlar. Silolarda ve biçerdöverlerde tahıl taşınmasında kullanılır. Bu şekilde tahıl, aşağıdan yukarıya doğru da taşınabilir. KONYA; İlin Kimliği Yüzölçümü : 43.845 km2 Nüfusu : 1.750.303 İlçeleri : Karatay, Meram, Selçuklu, Ahırlı, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Çumra, Derbent, Derebucak, Doğanhisar, Emirgazi, Ereğli, Güneysınır, Hadım, Halkapınar, Höyük, Ilgın, Kadınhanı, Karapınar, Kulu, Sarayönü, Seydişehir,Taşkent, Tuzlukçu, Yalıhöyük, Yunak. yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük ili. Konya, büyük kısmı iç Anadolu bölgesinde, küçük bir kısmı Akdeniz bölgesinde olup; Orta Anadolu Yaylası üzerinde Ankara, Niğde, Aksaray, İçel, Antalya, Isparta, Afyon, Eskişehir ve Karaman ilçeleri ile çevrilidir. 36°22’ ve 39°08’ kuzey paralelleri ile 31°14’ ve 34°05’ doğu meridyenleri arasında yer alır. Trafik numarası 42’dir. ’Gez dünyayı gör Konya’yı.’ sözü meşhurdur. İsminin Menşei 97 Anadolu üzerinde emperyalist emellerini, Birinci Haçlı seferinden bu yana bazan harb, bazan kültür savaşı, son zamanlarda ise soğuk savaş metodları ile devam ettirenler, Anadolu’nun birçok şehir ismini Yunanca ve Latince köklere dayandırmaktadır. Batı kaynakları Konya isminin Yunanca tasvir manasına gelen ’ikon’dan ileri geldiğini ileri sürmektedirler.

    Konya ismi Frikçe(Frikya lisanı) ’Kavania’nın bozulmuş şeklidir, diyenler de vardır. Konya Selçuklu Türklerinden önce küçük bir kasaba idi. Romalılar ’ikonium’ ismi ile anmışlardır. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) zamanında Konya kasabasını İslam ordusu fethetmiş ve bu kente ’kuuniye’ demişlerdir. Konya isminin gerçek menşei ’kuuniye’den gelir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra bütün Anadolu gibi Konya da Türkler tarafından fethedilmiştir. Türkler bu küçük kasabayı Anadolu’nun en büyük ve en mamur şehri haline getirmiş ve ’Konya’ ismini vermişlerdir. 97 Bazı rivayetlere göre iseHorasan bölgesinden Anadolu’ya göç eden iki ermiş (evliya) Konya’nın bağlık ve bahçelik manzarasını görünce içlerinden biri ’Buraya konalım mı?’ demiş, arkadaşı ise ’Kon ya!’ demiş ve bu isim şehrin ismi olarak kalmıştır. Konya Türklere tam 211 yıl başkentlik yapmıştır. Anadolu’nun ilim, kültür ve medeniyet merkezi olmuştur. Tarihi Konya çok eski bir yerleşim merkezidir. M.Ö. 6000-5000 yıllarında burada yerleşme merkezi kurulduğu araştırmalarla anlaşılmıştır. Konya tarih sahnesine ise M.Ö. 1400-1200 arasında Hitit İmparatorluğunun bir bölgesi olarak girmiştir.

    Hititler iç savaş ve bölücü faaliyetlerle yıkılınca Konya sırası ile Frikyalılar, sonra Lidyalıların, Kimmerlerin hakimiyeti altına girmiştir. M.Ö. 6. asırda Anadolu’nun büyük kısmı gibi bu bölge de Persler tarafından istila edilmiştir. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralıİskender Anadolu’yu alıp, İran’a geçti. Pers İmparatorluğunu yıktı. İskender’in ölümü üzerine, kurduğu İmparatorluk generalleri arasında paylaşılmıştı. Konya bölgesi, bu paylaşmada Asya ’Selevkoslar’ Devletinin payına düştü. Selevkoslar burada uzun müddet hakimiyet kuramamış ’Kapadokya Krallığı’ sonra da Bergama Krallığı, M.Ö. 233-133 yılları arasında bölgeye hakim olmuştur. Bergama Krallığı Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girince, Romalılar M.Ö. 133’te buraya hakim olmuşlardır.

    Romaİmparatorluğu M.S. 395’te bölününce Anadolu ve bunun içinde yer alan Konya, Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Hazret-i Ömer zamanında İslam orduları Konya’yı fethettiler. Asr-ı seadetten sonra İslam Devletinde iç savaş ve ihtilaflar artınca fethedilen bazı yerleri Bizanslılar yeniden geri aldılar. Bizanslılar, Konya’ya Avrupa’dan din adamları getirerek ve büyük dini toplantılar yaparak Konya’yı dini bir merkez haline getirdiler. Selçuklu Türkleri Konya’yı 1069 senesinde fethettiler. Fakat geri çekilmek zorunda kaldılar. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultanı Alparslan, Kutalmışoğlu Süleyman Şahı Anadolu’yu fethetmeye memur etti. Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Mansur Şah kısa zamanda Anadolu’yu fethederek Türk beldesi haline getirmiştir. Süleyman Şah, 1077’de Konya önlerinde ordusu ile göründü. Konya, Takkeli Dağı eteklerindeki düzlükte kurulmuş açık bir şehirdi ve savunması yoktu. Bir savaş olunca, asker Gevale kalesine çekilir, düşmanı orada beklerdi. Gevale Konya’nın kilidi idi. Gevale Kalesi Takkeli Dağının sivri tepesinde bir kartal yuvası gibi sarp bir kale idi. Süleyman Şah birkaç esir alarak kale hakkında bilgi aldı. Kalenin üç aylık erzakının olduğunu öğrendi. Kale Komutanı Romanus Makri’ye elçi ile şu haberi gönderdi: ’Biz şehirler fethederek buraya kadar geldik. Burada da durmayarak daha ötelere gideceğiz, boşuna kan dökmek istemiyoruz. Yiyecek ve içeceğiniz size ancak üç ay yetebilir. Bizse üç ay değil altı ay bekleriz. Siz ise aç ve susuz kırılıp gidersiniz.

    Kozumuzu mertçe paylaşalım. Eğer komutanınız kendine güveniyorsa kalede titreyip duracağına ortaya çıksın, beraberce dövüşelim. Ben yenilirsem ordum çekilip gidecektir. Ben yenersem kaleyi teslim edin. Kimsenin kılına bile dokunmayacağız.’ Bizanslı kale komutanı kaledekilerin baskısı ve gururuna söz gelmemesi için teklifi kabul etti. Ertesi gün çelik zırhlara bürünmüş ve at üstünde kale dışına çıktı. Her iki komutan döğüştüler. Süleyman Şah, Bizanslı kale komutanını yendi. Gevale Kalesi Süleyman Şahın kılıcı ile açıldı. Süleyman Şah, Konya’yı karargah yaptı. İznik’e kadar fetihler devam etti. 1080’de İznik fethedildi. Anadolu Selçuklu Devleti kuruluncaİznik başkent oldu. Birinci Haçlı Seferinde Haçlı Ordusu ve Bizans İznik’i geri alınca Sultan Birinci Kılıçarslan daha güvenli bir başkent olarak Konya’yı seçti. 1097-1308 arasında 211 sene Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti Konya oldu. 97 İkinci Haçlı sürüsü Konya yakınlarından geçti. Meram Bağlarında konakladı. Anadolu’yu Selçuklu akınları ile terk etti. Üçüncü Haçlı seferinde bulunan Almanya İmparatoru Friedrich Barbarossa, 1190 yılının 18 Mayısında Konya’ya geldi. Schwah Dukasının birlikleri şehre girdi. İkinci Kılıçarslan Haçlı Ordusuna taarruz etti. 5 gün sonra Konya’dan çekilen Haçlılar kısa zamanda Türkiye’yi terk ettiler. Selçuklular devrinde bilhassa Alaeddin Keykubat, İkinci Kılıçarslan zamanında Konya, ihtişamının en yüksek noktasına ulaştı. Selçuklular zamanında Konya gibi bütün Anadolu şehirleri ihtişamlı bir devre yaşadılar. Selçuklular zamanında ’Altın Çağı’nı yaşayan Konya, Türk aleminin en önemli kültür merkezi olmuştur. İslam Dünyasının ilim ve sanat adamları burada toplanmış, büyük imarlar yapılarak mamure belde haline gelmiştir. On üçüncü asrın ikinci yarısı başlarken Anadolu Selçuklu Devletinin parlak çağı sona erdi. Anadolu’ya giren Moğolların nüfuzu Konya’ya kadar uzandı.

    AnadoluSelçuklu Devleti yarım asır İlhanlılara tabi oldular. Selçukluların son devresinde Oğuzların Avşar (Afşar) Türkmen Beyleri olanKaramanoğulları bu bölgeye yerleştiler. Ermenek kasabasını başkent yaparak beylik kurdular. Daha sonra (Karaman) adı verilen ’Larende’ye yerleştiler. Bilahare Selçuklulara tabi olarak Konya’ya hakim oldular. Karamanoğlu Birinci Mehmed, Selçuklular adına şu emri verdi: ’Bugünden sonra divanda, dergahta, karargahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşulmayacaktır.’ Böylece münevverler arasında ve resmi yazışmalarda konuşulan Farsçaya son verildi. 74 1397 senesinde Yıldırım Bayezid Konya’yı Osmanlı topraklarına kattı. 1402 Ankara Savaşı ile Yıldırım Bayezid, Timur ordusu karşısında yenilince, Timur Konya’yı yeniden Karamanoğullarına bıraktı. 1433’te Sultan İkinci Murad Han tekrar Konya’yı almışsa da Konya yeniden Karamanoğullarının idaresine geçmiştir. Karamanoğulları Selçuklu Devletinin mirasına konmak için Osmanlılarla birçok defa savaştı. Osmanlı Sultanları ile akrabalık bağı kurmasına rağmen Osmanlı düşmanları ile işbirliği yaptı. Fatih Sultan Mehmed Han 1471’de Karamanoğulları Beyliğine son verdi. 1465-1467 senelerinde Konya Osmanlıların eline geçmişti. 97 Anadolu Beyliklerinden Osmanlılardan sonra en mühimi olan Karamanoğulları zengin mimari ve kültür eserleri bırakmışlardır. Karamanoğulları saltanatına kesin şekilde son verilince Konya bölgesi ’Karaman Tahtı’ adıyla en mühim Osmanlı Şehzadelerinin idaresine verildi. Karaman beylerbeyliğinde, yani eyaletinde önce Fatih’in büyük oğluŞehzadeMustafa, sonra Şehzade Cem, İkinci Bayezid’in büyük oğlu Veliaht ŞehzadeŞehinşah ve bunun oğlu Şehzade Mehmed Şah hüküm sürdü. Şehzade Şehinşah’ın valiliği 28 yıl sürdü. Yavuz Sultan Selim Han tahta çıkınca 1512’de Hemdem Paşayı Karaman Beylerbeyliğine getirdi. ’Karaman Tahtı’na şehzadelerin oturtulması geleneğine son verdi. 1512’den sonra Konya’ya hanedandan olmayan valiler tayin olundu. On dokuzuncu asra kadar Konya, Karaman eyaleti olarak idare edildi. Tanzimattan sonra Konya eyalet oldu. Fatih Sultan Mehmed Han, Konya için ’Sultanlar Beldesi’ demiş ve büyük önem vermiştir. Yavuz Sultan Selim Han Mevlana hazretlerinin türbesini yeni baştan tamir ettirdi. Kanuni Sultan Süleyman Han ’Irakeyn’ Seferinde Konya’ya uğradı.

    Mevlana hazretlerinin sandukası üzerindeki örtüyü öptü, türbe ve caminin güzelleştirilmesini emretti. Sultan İkinci Selim Han Konya’da büyük imarlar yaptırdı. Sultan Dördüncü Murad Han1636 İran Seferinde Konya’ya uğradı ve Konya’nın imarını emretti. 1896’da Konya’ya demiryolu getiren Sultan İkinci Abdülhamid Han 1889’da lise (idadi) ve ayrıca 1908’de Hukuk Fakültesi açtı. Birinci Dünya Harbinden sonra bir ara İtalyanların işgaline uğrayan (Sevr Antlaşması gereği) Konya, bunun dışında hiç bir düşman işgaline maruz kalmamış bir ildir. Meşrutiyetten sonra nüfus ve ekonomisi gerileyen Konya Cumhuriyet devrinde yeniden gelişmeye başlamıştır. 1867’de büyük bir yangın ve 1873’te korkunç kıtlık Konya’yı altüst etmiştir. 1922 senesine kadar eyalet merkezi olan Konya 1923’te il (vilayet) olmuştur. Fiziki Yapı Konya il topraklarının % 38’i ovalardan % 35’i dağlardan ve % 27’si platolardan ibarettir. Büyük nehirleri yoktur. Fakat tabii ve baraj gölleri çoktur. Konya ilinin ovaları Türkiye’nin tahıl ambarıdır. Dağlarla çevrili büyük bozkırdır. Dağları: Konya ilinin batısı, güney ve güneydoğusu dağlarla kaplıdır. Sultan Dağlarının en yüksek tepesi 2350 m’dir. Akpınar Dağı (2228 m), Kömürütepe (2169 m), Dedegöl Dağı (2980 m), Erenler Dağı (Anakuz Tepesi 2334 m, Ulusivri Tepesi (2130 m), Karadağ (2025 m), Lorasdağı Tepe (2049 m), Bozdağ (Ataağırı Tepe 2129 m), Geyik Dağları (Büyük Gözetdağı Tepesi 2529 m, Devreyalağı Tepesi 2403 m). Bolkar DağlarıOrta Torosların en yüksek yeridir. Bu dizi üzerindeki Aydos Dağı (3430 m). Konya ilinin en yüksek noktasıdır. En önemli platolar Cihanbeyli platosu (ortalama 1000 m).

    Obruk platosu (ortalama 1050 m) ve Taşeli platosu (ortalama 1500 m)’dir. Ovaları: Konya il topraklarının mühim kısmı ovalardan ibarettir. Başlıca ovaları şunlardır: Konya Ovası: Buzdağın güneyi ile Çumra’nın güneyi arasında yer alır. Türkiye’nin en büyük ovalarından biridir. Uzunluğu 80, genişliği 50 km’dir. Hotamış Ovası: Hotamış Gölü doğusunda yer alır. Yüzölçümü 800 km2 olup, havzanın en çukur yeridir. Ereğli Ovası, Karapınar ve Konya ovaları arasında yer alan çukur bir yerdir. Uzunluğu 50, genişliği 20 km’dir. Diğer ovalar: Karapınar Ovası (700 km2), Cihanbeyli Ovası, Yenice Ovası, Altıntekin Ovası, Kulu Ovası, Ilgın Ovası, Seydişehir Ovası ve Beyşehir Ovası’dır. Akarsuları: Konya ilinde büyük akarsular yoktur. İl sınırları içinde meydana gelip, Torosları aşarak Akdenize dökülen tek akarsu (Gökçay) Göksu’dur. Diğer akarsular göl ve bataklıklara dökülürler. Başlıcaları Uluçay, Tekke Çayı, Sille Çayı, Meram Çayı, Adıyan Çayı, Çarşamba Suyu, Çiğil Çayı, Deli Mahmutlu Çayı, Doğanhisar Çayı, İvriz Çayı ve Divle Suyudur. Gölleri: Konya’da göller geniş yer kaplar. Tabii ve baraj göllerinin sayısı fazladır. Tuz Gölü (Koçhisar) Van Gölünden sonra Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür. Yüzölçümü 1620 km2, deniz seviyesinden yüksekliği 925 m uzunluğu 80 km, genişliği 25 km’dir.

    Suyu çok tuzludur. Yazın göl kıyısında buharlaşma ile 5 cm ile 2 metre arasında tuz tabakası meydana gelir ve tekel bu tuzları işletir. Beyşehir Gölü: Yüzölçümü 656 km2, deniz seviyesinden yüksekliği 1121 m, uzunluğu 45, genişliği 20 km, en derin yeri 10 m’dir. Gölde irili ufaklı 22 ada vardır. Gölün etrafı ormanlıktır. Kıyıda modern tesisleri vardır. Suğla Gölü: Bozkır, Seydişehir sınırı üzerindedir. Yüzölçümü 136 km2dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1040 m’dir. Beyşehir Gölünün fazla suyu 68 km’lik kanalla bu göle akar. Akşehir Gölü: Yüzölçümü 353 km2, derinliği 3-5 m, gölde sazan ve turna balıkları bulunur. Etrafı sazlık olup, av kuşları çoktur. Denizden yüksekliği 960 m’dir. Diğer göller: Akgöl, Küçük (Kulu Gölü) Acıgöl, Hotamış Gölü, Küçükhasan Gölü, Ilgın (Çavuşçu) Gölü, Terzihan Gölü, Köpek Gölü ve Devecipınar Gölüdür. Obruk Gölleri Obruk Yaylası üzerindedir. Kızören Obruğu, Dikmen Obruğu, Mehil Obruğu, Çıralıdeniz Obruğu ve Timraş Obruğudur. Baraj gölleri: Konya ilinde beş tane baraj gölü vardır: Altınapa Barajı: Uluçay üzerindedir. Konya’ya 20 km mesafededir. 15 milyon m3 su toplar ve 2500 hektarlık arazi sulanır. Apa Barajı: Çarşamba Suyu üzerindedir. 169 milyon m3 su toplar. Sulama maksadıyla yapılmış toprak dolgu tipi 31,5 m yükseklikte bir barajdır. Ayrancı Barajı: Divle Suyu üzerinde kurulmuştur. 30 milyon m3 su toplar. 4600 hektarlık araziyi sular. May Barajı; 42 milyon m3 su toplar. Konya Ovasının 1200 hektarlık kısmını sular. Sille Barajı: Sille Bucağındadır. 3,2 milyon m3 su toplar. 20 hektar alanı sular. İklimi ve Bitki Örtüsü 7 İklimi: İç Anadolu bölgesinin güney kısmında yer alan Konya’da kışlar sert, soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer. Yıllık ortalama sıcaklık 11,5°C’dir. Rastlanan en yüksek sıcaklık 40°C, en düşük ise -28,2°C’dir. Yılın ortalama 10 gününde sıcaklık -10°C’den düşüktür. Don olayı görülen gün sayısı 100’dür. Don 14 Eylül ile 15 Mayıs arasında görülebilir. Ortalama nisbi nem 60’tır. Konya’da yaklaşık 23 gün sisli geçer ve Türkiye’de bu konuda başta gelir. Bunda şehrin bir çanak içinde kurulmuş olmasının da büyük rolü vardır. Konya’da yıllık ortalama yağış 326 mm olup, 45,4 mm ile Mayıs ayı başta gelir. Yıllık yağış 143,7 mm ile 544,9 mm arasında değişir. Yağışlı gün sayısı 82’dir. Akdeniz’e yakın olan Hadim ve Taşkent’te Akdeniz iklimi görülür. Bitki örtüsü: Konya il topraklarının % 60’ı ekili ve dikili alanlarla, % 17’si orman ve fundalıklarla ve % 15’i çayır ve mer’alarla kaplıdır. Konya büyük bir bozkırı andırır. İlkbahar yağmurları ile yemyeşil olan arazi kısa bir müddet sonra kavurucu sıcaklıkla sararır. Orman varlığı azdır.

    Ekonomi Konya ilinin ekonomisi tarıma ve özellikle buğday tarımına dayanır. Türkiye’nin buğday ambarı sayılır. Faal nüfusun % 75’i tarım, hayvancılık, balıkçılık, avcılık ve ormancılıkla uğraşır. Yıllık safi gelirinin % 40’ı tarımdan elde edilir. Tarım: Konya il topraklarının % 90’dan biraz fazlası tarıma elverişlidir. Ekili alanların en büyük kısmı tahıla tahsis edilmiştir. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, ayçiçeği, patates, soğan ve haşhaştır. Sebzecilik Ereğli ve Akşehir’de önemlidir. Diğer yerlerde ancak sulanabilen yerlerde yapılır. Ereğli’nin havucu ve Çumra’nın kavunu meşhurdur. Ereğli’de bağcılık da gelişmiştir. Beyşehir’de mantara benzeyen göbek bitkisi meşhurdur. Et yenmiş gibi lezzetli yemeği yapılmaktadır. Elma, armut, erik, kiraz ve vişne en çok yetiştirilen meyvelerdir. Konya ili modern tarım araçlarının en çok kullanıldığı illerimizden biridir. Konya Ovası, Tuz Gölü kenarı hariç, alüvyonlu topraklardır. Bu ise ziraat için en müsait topraklardır. Konya Ovası sulanabildiği taktirde Macaristan Ovalarından daha verimli olabilir. Bunu sağlamak için Sultan İkinci Abdülhamid Han 1907’de 80.000 Osmanlı altını karşılığı Çumra Ovasının sulanmasını Almanlara ihale etmişti. Konya’da su, çok olup pompalama imkanı yoktur. Göl suyu yükselince etrafı su basmaktadır. Beyşehir Gölü 1 cm yüksekliğinde 7 milyon m3 su toplanır. Pompalarla saniyede 22 m3 su çekilmektedir. Halbuki 60-70 m3 su çekilmesi lazımdır. Bu yapılamayınca etrafı (ekili araziyi) su basmaktadır. Çok kişi Konya Ovasının sıkıntısını susuzluk sanır. Halbuki Konya Ovasının derdi sudan istifade edilememesidir. Konya Ovasında 200 bin hektar sulanabilir arazinin ancak dörtte biri sulanabilmektedir. Konya’nın yüzölçümü 43.845 km2 (göller dahil) iken Belçika’nın yüzölçümü 30 bin 507 km2 dir. Konya Ovası yanlış olarak bazı kitaplarda ziraate elverişsiz ve kuru olarak gösterilmiştir. Gerçekte ise sulandığında Konya Ovası dünyanın en verimli ovalarının başında yer almaktadır. Konya Ovası ziraat için aranan entansif ziraate elverişlidir. Devlet Konya Ovasının sulanması çalışmalarına başlamıştır. Hayvancılık: Geniş çayır ve mer’alara sahib olan Konya ilinde hayvancılığın önemi büyüktür. Koyun, kılkeçisi, tiftik keçisi ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir. Ormancılık: Konya ilinin orman varlığı azdır. 600 bin hektarlık orman ve 200 bin hektara yakın fundalık alan vardır. Ormanlar daha çok Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Taşeli platosu, Karaman, Bozkır, Hadım ve Ereğli ilçelerinde bulunur. Orman içinde 155, orman kenarında 120 köy vardır.

    Senede 140.000 m3 sanayi odunu ve 104.000 ster yakacak odun elde edilir. Madencilik: Konya madenler bakımından da zengin sayılır. Türkiye’nin en zengin boksit yatakları Seydişehir yakınındadır. Tuz üretiminde Konya önde gelir. Ayrıca civa, manyezit, linyit ve barit de önemli madenlerdendir. Sanayi: Konya genişleyen işyerleri ile sanayi şehri halini almaktadır. Sanayi tarıma dayalı olarak gelişmektedir. Sanayileşme 1960’dan sonra hızlanmıştır. Halbuki 1960 senesine kadar Konya’da un fabrikaları dışında 1937’de kurulan Sümerbank Pamuklu Sanayi Müessesesi, 1954’te üretime geçen Şeker Fabrikası vardı. 1960’tan sonra imalat sanayii hızla artmıştır. Konya’da 10 kişiden fazla işçi çalıştıran iş yeri sayısı 300 olup, Konya’da bulunan 7 şirket Türkiye’nin 500 büyük şirketi arasında yer alır. 1960-1970 yılları arasında kurulan sanayi tesisleri şunlardır: 1963’te Çimento Fabrikası, 1969’da Seydişehir Alüminyum Tesisleri. Konya ilinde 1970’ten bu yana sanayi çok hızlı gelişmiştir. Bu devrede kurulan sanayi tesislerinden bazıları şunlardır: Bağdaş Metal ve Ağaç İşleri Sanayii ve Ticaret A.Ş., Çumpaş ’Çumra Patates ve ZiraiÜrünleri Değerlendirme A.Ş.’. Konaltaş Alüminyum Tüp Fabrikası, Akalsan Akşehir Tel Fabrikası, Yem Fabrikaları, Ilgın Şeker Fabrikası, Süt ve Yağ üreten Aksantaş, Ersu Meyve Suyu ve Gıda Sanayii A.Ş., Genaş Genel Gıda Sanayii A.Ş., Şekerli Gıda maddeleri üreten Özsan Şekerleme ile Ece Şekerleme Fabrikaları, rafine tuzu üreten Cihankur A.Ş., Makina ve Motor imal eden Tümosan, Konsantaş Konya Döküm Makina Sanayii ve Ticaret A.Ş., Maden SanayiiA.Ş, Çumra Kağıt Sanayiidir. Bilhassa Tümosan Türk Motor Sanayi ve Ticaret A.Ş. 8 milyon m2 üzerinde 410 bin m2 kapalı saha içerisinde motor, traktör ve aktarma organları imalatı yapılmaktadır. Konya’da ayrıca Türkiye’nin her köşesine otomatik un değirmenleri kuran ve komple değirmen makinaları yapan sanayi vardır.

    Yeraltı su kaynaklarından istifade için kurulan Derinkuyu Su Pompaları SanayiiTürkiye çapında aranan pompalar olmuştur. Kalorifer kazanı, buhar kazanı, ısıtma, havalandırma, çelik kontrüksiyon ve kurutma fırınları da imal edilmektedir. Seydişehir Alüminyum Fabrikası yılda 120.000 ton alümina işleyerek 40.000 ton alüminyum üretebilecek kapasitededir. Türkiye’de tek torna aynası imal eden kuruluş Komtaş olup senede üç vardiyede 21.000 adet torna aynası imal edebilecek kapasitededir. Konya ilerde bir sanayi merkezi haline gelmeye namzet bir ildir. Ulaşım: Konya kara, hava ve demiryolu ulaşımı bakımından zengindir. Bilhassa karayolu bakımından 7 yöne uzanan karayolları ile Anadolu’nun her köşesine ve ilçelerine bağlanır. Konya Türkiye’nin en uzun karayolu ağına sahiptir. Devlet yolları 1652 km, il yolları 1500 km olup, toplam 3152 km’dir. 970 köy ve bucağına yol yapılmıştır. 152’si il ve devlet yolları üzerindedir. 652 köye kaplamalı ve 191 köye düzlenmiş toprak yol yapılmıştır. Demiryolu, Konya ve ilçe merkezinden geçer. Demiryolu hattı Afyonkarahisar-Akşehir-Ilgın-Sarayönü-Konya-Çumra-Karaman-Ereğli güzergahını takip ederek Ulukışla yakınında Konya topraklarından çıkar. Türk hava yolları haftada iki gün İstanbul-Konya, Konya-İstanbul arasında uçak seferleri yapmaktadır. Ayrıca, toplu taşımacılıkla şehir içi ulaşımını rahatlatmak bakımından Üniversite Kampüsüne kadar uzanan Hafif Raylı Sistem hizmete girmiştir. Nüfus ve Sosyal Hayat Nüfusu: 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 1.750.303 olup 963.128’i ilçe merkezlerinde, 787.175’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 43.845 km2 olup nüfus yoğunluğu 40’tır. Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük ili olan Konya, il nüfusu bakımından (1990 nüfus sayımına göre) beşinci sıradadır. Konya Belçika, Danimarka, Hollanda ve Arnavutluk devletlerinin yüzölçümlerinden daha fazladır. Örf ve adetleri: Selçuklu Devletinin başkenti olmasından sonra Konya Türk-İslam kültürü ile yoğrulmuş olup, eski kültürler tamamen silinmişdir. ’Güneşin doğduğu memleket’ (Anatolia) Türkleşen ve İslamlaşan ’Anadolu’nun kalbi Konya olmuştur. Türkler 5 bin seneden beri Anadolu’yu yurt edinmişlerdir. 1071’den çok önce, M.Ö. 3000-2500 senelerinde gelenler benliğini kaybetmiş, 1071’den sonra gelenler ise Anadolu’ya Türk ve İslam damgasını vurmuşlardır. 97 Asırlardır Anadolu’nun ilim ve kültür merkezliğini yapan Konya, Türk geleneklerinin en köklü kaldığı illerimizden biridir. Konya halk müziği ve oyunları, Orta Asya müziğine dayanır. Halk oyunları olarak kaşık oyunu ve küsdü meşhurdur. Bu oyunlar da Orta Asya’dan gelen oyunlardır. Halk edebiyatı: Asırlarca kültür merkezi olan Konya’da Halk Edebiyatı gibi Divan Edebiyatı ve Tasavvuf Edebiyatı da çok zengindir. Karamanoğlu Mehmed Bey Türkçeyi resmi dil olarak Konya’da ilk defa ilan etmiştir. Divan Edebiyatı şairlerinden Ahmed Fakih, Hoca Dehhani, Nesib Yusuf ve pekçok şair yetişmiştir.

    Tasavvuf Edebiyatının en büyüklerinden Mevlana Celaleddin-i Rumi Konya’da yaşamıştır. Mizah Edebiyatının en büyük temsilcisi Nasreddin Hoca da Konyalıdır. Konya’da pekçok halk şairi de yetişmiştir. Bazıları şunlardır: Ümmi Sinan, Muhyi, Aşık Ömer, Aşık Şemi, Silleli Aşık Sururi, Silleli Aşık Nigari, Aşık Kenzi, Aşık Hikmeti ve Aşık Devrani. Konya atasözü, bilmece, tekerleme, mani ve ninni bakımından zengindir. El sanatları: Konya’da el sanatları da meşhurdur. Halı, kilim dokuma yanında, örme keseler ve yün çorapları, tahta kaşıkları, altın gümüş sikkeleri, en önemli olanlarıdır. Beyşehir ilçesinin Huğlu, Üzümlü, Gencek ve Derebucak bölgelerinde av tüfeği imali meşhurdur. Bilhassa Huğlu’da av tüfekleri hem teknik hem de sanat değeri olan süslemeleri ile isim yapmış olup, binlerce av tüfeği imal edilir. Mahalli yemekler: Fırın (furun) kebabı, etli ekmek, peynirli börek, sedirler böreği, su böreği, yağlı ekmek, uğmaç çorbası, topalak, kınalı börek, ekmek salması, vişneli tirit, yoğurtlu ve yumurtalı tirit, papara, erişte çorbası, tahin helvası, Konya kebabı, Konya helvası, çiftekavrulmuş ve Mevlana şekeri meşhurdur. Mahalli kıyafetler: Kadın kıyafetinde başta fes, fesin altında kellepuş denilen takke, başta oyalı çember, üç peşli entari, işlik, şalvar, cepken ve yün çoraplar giyilir. Erkek kıyafeti ise ilmiye, delikanlı, memur ve esnaf giyimi olarak eskiden değişik olarak kullanılırdı. Eğitim: Konya en çok köyü olan ilimiz olduğu halde bütün köylerinde ilkokul bazılarında ortaokul vardır. Okur-yazar nisbeti % 80’dir. 47 anaokulu, 1374 ilkokul, 185 ortaokul, 31 mesleki ve teknik ortaokul, 61 lise, 64 mesleki ve teknik lise mevcuttur. 1975’te Konya’da Selçuk Üniversitesi kuruldu. Yüksek okullar 1981’de üniversiteye bağlandı ve fakülte haline getirildi. Halen Fen-Edebiyat, Eğitim, İlahiyat, Mimarlık ve Mühendislik, Tıp, Diş hekimliği, Veteriner, İktisadi ve İdari Bilimler, Ziraat, Hukuk Fakülteleri ve Eğitim Fakültesi mevcuttur. İlçeleri Konya’nın otuz bir ilçesi vardır. Bunlardan üçü il merkezini meydana getirir. Karatay: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 169.001 olup, 142.678’i ilçe merkezinde, 26.323’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 1, Obruk bucağına bağlı 12, Yarma bucağına bağlı 11 köyü vardır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden biridir. Meram: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 213.664 olup, 182.444’ü ilçe merkezinde, 31.220’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 4, Hatip bucağına bağlı 10, Hatunsaray bucağına bağlı 13, Kızılören bucağına bağlı 8 köyü vardır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden biridir. Selçuklu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 202.154 olup, 188.224’ü ilçe merkezinde, 13.930’u köylerde yaşamaktadır. Aşağıpınarbaşı bucağına bağlı 16 köyü vardır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden birisidir. Ahırlı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 10.573 olup, 3037’si ilçe merkezinde, 7536’sı köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Çarşamba Suyu başlıca akarsuyudur. Başlıca tarım ürünleri nohut ve tahıldır. Ovalık kesimin sulanabilen kısmında sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılır. İlçe merkezi Seydişehir-Bozkır karayolu üzerinde kurulmuştur. Bozkır ilçesine bağlı bir bucak iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1962’de kurulmuştur. Akören: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 14.637 olup, 10.165’i ilçe merkezinde, 4472’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 8 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Toprakları May Barajından sulanır. Yüksek kesimlerde ormanlık bölgelere rastlanır. Ekonomisi tarıma dayalıdır.

    Başlıca tarım ürünleri tahıl, pancar, kavun ve baklagillerdir. Çumra ilçesine bağlı bir bucak iken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. İl merkezine 57 km mesafededir. İlçe Belediyesi 1926’da kurulmuştur. Akşehir: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 94.611 olup 51.746’sı ilçe merkezinde, 42.865’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25, Reis bucağına bağlı 8 köyü vardır. İlçe topraklarının batısını Sultan Dağları engebelendirir. Akşehir Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Akşehir Gölünün doğusunda alüvyonlu topraklardan meydana gelen bir ova yer alır. Başlıca akarsuyu Adıyan Çayıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, şekerpancarı, haşhaş, buğday, sebze, meyve ve patatestir. Vişne ve salatalığı meşhurdur. Gölde tatlı su balıkçılığı yapılır. En çok turna ve sazan avlanır. Süt ürünleri, yem ve alüminyum tel fabrikası başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi, Sultan Dağlarının doğu eteklerinde, Akşehir Gölünün, güneyinde kurulmuştur. Konya-Afyonkarahisar karayolu üzerinde yer alır. Konya-Afyon demiryolu ise ilçenin kuzey kıyısından geçer. İl merkezine 136 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1050 metredir. En çok Nasreddin Hoca’nın yaşadığı bir yer olarak tanınır. Her sene ilçede Nasreddin Hoca şenlikleri düzenlenir. İlçe belediyesi 1854’te kurulmuştur. Altınekin: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 16.270 olup, 3824’ü ilçe merkezinde, 12.446’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düz olup Altınekin Ovasında yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok buğday yetiştirilir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi, ovanın batısında kurulmuştur. İl merkezine 65 km mesafededir. Cihanbeyli ilçesine bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1956’da kurulmuştur. Beyşehir: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 93.565 olup, 30.412’si ilçe merkezinde, 63.153’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 35, Doğanbey bucağına bağlı 11, Üzümlü bucağına bağlı 5 köyü vardır. İlçe toprakları etrafı dağlarla çevrili düzlüklerden meydana gelir. Kuzey ve Kuzeydoğusunda Sultan Dağları, doğusunda Erenler, güneybatı ve güneyinde Dedegöl Dağları yer alır.

    Dağların Beyşehir Gölüne bakan tarafları karaçam, köknar, kızılçam, ardıç ve meşe ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuları Büyükköprü Çayı ve Büyük Çaydır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı ve haşhaştır. Meyvecilik gelişmiş olup en çok elma ve armut yetiştirilir. Torosların eteklerinde bağcılık yapılır. Hayvancılık, yaylacılık metoduyla yapılır. Beyşehir Gölünde sazan, alabalık ve kayabalığı avlanır. Madencilik önemli gelir kaynağıdır. İlçe topraklarındaki Barit yatakları Etibank tarafından işletilir. El sanatları gelişmiştir. Bazı köylerde av tüfeği yapılır. İlçe merkezi, Beyşehir Gölünün güneydoğu kıyısında kurulmuştur. Konya-Isparta ve Konya-Antalya karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 90 km mesafededir. Göl kenarında turistik tesisler vardır. Belediyesi 1871’de kurulmuştur. Bozkır: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 54.653 olup, 9472’si ilçe merkezinde, 45.181’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 32, Belören bucağına bağlı 14, Üçpınar bucağına bağlı 10 köyü vardır. İlçe toprakları Taşeli Platosunda Batı Torosların engebelendirdiği bir alanda bulunur. Batısında Büyükgözet, Esereyrek ve Yıldızlı dağları, güney doğusunda Esenler Dağı yer alır. Güney ve güney doğusundaki dağlar yer yer ormanlarla kaplıdır. Çarşamba Suyu başlıca akarsuyudur. Ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünü tahıl ve nohuttur. Sebze ve meyvecilik yaygın olarak yapılır. Bağcılık önemli gelir kaynağıdır. Ormancılık gelişmiştir. İlçe topraklarında Çinko, manganez ve amyant yatakları vardır. İlçe merkezi, Seydişehir-Hadım karayolu yakınında kurulmuştur. İl merkezine 119 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1200 metredir. İlçe merkezi küçük bir yerleşim birimidir. Belediyesi 1870’de kurulmuştur. Cihanbeyli: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 69.952 olup, 15.071’i ilçe merkezinde, 54.881’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14, Yeniceoba bucağına bağlı 11 köyü vardır. İlçe toprakları Cihanbeyli Platosu üzerinde yer alır. Platonun alçaldığı kısımlarda Cihanbeyli Ovası vardır. Başlıca akarsuyu İnsuyu Deresidir. Tuz Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü buğdaydır. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Rafine tuz üreten fabrika başlıca sanayi kuruluşudur. İlçe merkezi Tuz Gölünün, batısında, Platonun doğu eteğinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 965 metredir.
     
  4. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Ankara-Konya karayolu, ilçeden geçer. İl merkezine 96 km mesafededir. 1926’da ilçe olan Cihanbeyli belediyesi 1906’da kurulmuştur. Çeltik: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 17.201 olup, 4266’sı ilçe merkezinde, 12.935’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 7 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü buğdaydır. İlçe merkezi Eskişehir sınırında Sivrihisar-Yunak karayolu üzerinde kurulmuştur. Yunak ilçesine bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1967’de kurulmuştur. Çumra: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 74.040 olup, 28.781’i ilçe merkezinde, 45.259’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 32, Direk bucağına bağlı 16 köyü vardır. İlçe topraklarının büyük kısmı ovalıktır. Batısında Erenler Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Erenler Dağından kaynaklanan Çarşamba Suyudur. Sulama gayeli May ve Apa barajları ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday ve şekerpancarıdır. Ayrıca arpa, fasulye, nohut, ayçiçeği, patates, üzüm ve yem bitkileri yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Gıda ve kraft kağıt fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi, Konya Ovasının devamında, ÇarşambaSuyu kıyısında kurulmuştur. Konya-Ereğli demiryolu ilçeden geçer. İl merkezine 49 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1013 metredir. Belediyesi 1926’da kurulmuştur. Derbent: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 22.111 olup, 6469’u ilçe merkezinde, 15.642’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Orta kesimde Aladağ yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü buğdaydır. İlçe merkezi Aladağ’ın eteklerinde kurulmuştur. Selçuklu ilçesine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1930’da kurulmuştur. Derebucak: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 16.067 olup, 5115’i ilçe merkezinde, 10.952’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli araziden meydana gelir. Batısında Dedegöl Dağları, doğusunda Geyik Dağları, güneyinde Şeytan Dağı yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarıdır. Dağların eteklerinde bağcılık yapılır. İlçe merkezi Şeytan Dağı eteklerinde kurulmuştur. İl merkezine 149 km mesafededir. Beyşehir’in Gencek bucağı, Derebucak köyü merkez olmak üzere 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1967’de kurulmuştur. Doğanhisar: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 34.078 olup, 9478’i ilçe merkezinde, 24.600’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 428 km2 olup, nüfus yoğunluğu 80’dir. İlçe topraklarının batı ve güneyi dağlık olup, diğer kısımları düzdür. Batı ve güneyinde Sultan Dağları yer alır. Dağların doğu etekleri ardıç, meşe, kızılçam, karaçam ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuları Argıthanı Deresi ve Adıyan Çayıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Dağlar arasında kalan vadilerde meyve ve sebze yetiştirilir. Başlıca tarım ürünleri tahıl, baklagiller, haşhaş, şekerpancarı ve soğandır. Orman köylerinde hayvan besiciliği ve tavukçuluk geliştirme çalışmaları yapılmaktadır. İlçe merkezinde tekstilcilik yaygın olarak yapılır. İlçe merkezi Sultan Dağları eteklerinde ve Argıthanı Deresi kıyısında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1220 metredir. İl merkezine 127 km mesafededir. Höyük-Alaşehir yolu ilçeden geçer. 1957’de ilçe olan Doğanhisar’ın belediyesi 1912’de kurulmuştur. Emirgazi: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 15.348 olup, 8589’u ilçe merkezinde, 6759’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları Konya Ovasında yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok buğday yetiştirilir. Karapınar ilçesine bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur. Ereğli: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 116.847 olup, 74.283’ü ilçe merkezinde, 42.564’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 37, Çakmak bucağına bağlı 8 köyü vardır. İlçe toprakları hafif engebeli ve düz araziden meydana gelir. Güneyinde Bolkar Dağları, kuzeyinde Karadağ yer alır. Bataklık durumundaki Akgöl ve Hortu gölleri Ereğli Ovasının büyük bölümünü kaplar. Başlıca karasuları olan İvriz ile Divle çayları üzerinde sulama gayeli barajlar vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve arpadır. Ayrıca şekerpancarı, patates ve soğan yetiştirilir. Sebze ve meyvecilik yaygındır. Havucu ve elması meşhurdur. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun, tiftik keçisi ve kıl keçisi beslenir. Toroslarda ormancılık yapılır. İlçe topraklarında magnezit yatakları vardır. Sümerbank dokuma fabrikaları ile nişasta, un ve meyve suyu fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe merkezleri Konya’yı Ulukışla üzerinden Adana ve Mersin’e bağlayan kara ve demir yolu üzerinde kurulmuştur.

    Denizden yüksekliği 1054 metredir. İl merkezine 147 km mesafededir. İlçe belediyesi 1871’de kurulmuştur. Güneysınır: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 13.283 olup, 7404’ü ilçe merkezinde, 5879’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve şekerpancarıdır. İlçe merkezi Çumra ilçesine bağlı Güneybağ ve Karasınır köylerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur. Hadım: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 36.725 olup 8077’si ilçe merkezinde, 28.648’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15, Aladağ bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Geyik Dağları, topraklarının büyük bölümünü kaplar. Başlıca akarsuyu Hadım Göksuyudur. Dağlar zengin orman örtüsüyle kaplıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, tahıl, patates, soğan, buğday, elma, olup ayrıca az miktarda baklagiller ve sebze yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok kıl keçisi ve koyun beslenir. Ormancılık gelişmiştir. İlçe merkezi Orta Torosların üzerinde kurulmuştur. Bozkır-Ermenek karayolu ilçeden geçer.İl merkezine 126 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1525 metredir. 1926’da ilçe olan Hadım’ın belediyesi aynı sene kurulmuştur. Halkapınar: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 7101 olup, 1847’si ilçe merkezinde, 5254’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14 köyü vardır. İlçe toprakları hafif dalgalı düzlüklerden meydana gelir. İvriz Çayı başlıca akarsuyudur. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve arpadır. İlçe merkezi İvriz Çayı kıyısında kurulmuştur. Ereğli ilçesine bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1954’te kurulmuştur. Hüyük: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 34.203 olup, 4387’si ilçe merkezinde, 29.816’sı köylerde yaşamaktadır.

    Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. İlçe toprakları hafif dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Beyşehir Gölünün bir kısmı ilçe sınırları içinde kalır. Kuzeyinde Sultan Dağları yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve şekerpancarıdır. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi Beyşehir-Şarkikaraağaç karayolu üzerinde kurulmuştur. Beyşehir’e bağlı bir bucak iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Ilgın: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 75.890 olup, 25.032’si ilçe merkezinde, 50.858’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 36, Argıthan bucağına bağlı 1, Aşağı Çiğil bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü 1394 km2 olup, nüfus yoğunluğu 54’tür. İlçe toprakları Cihanbeyli Platosunun güney kısmında yer alır. Güneyini Aladağ engebelendirir. Dağlardan kaynaklanan suları Battal Deresi toplar ve Ilgın Ovasını sular. Ilgın Gölü ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, yulaf, şekerpancarı ve haşhaştır. Sebze ve meyvecilik önemli gelir kaynağıdır. Yaylacılık metoduyla çok sayıda kıl keçisi, tiftik keçisi ve koyun beslenir. Ilgın Gölünde tatlı su balıkçılığı yapılır. İlçe topraklarında kil, kireç taşı ve linyit yatakları vardır. Şeker Fabrikası başlıca sanayi kuruluşudur. İlçe merkezi, Ilgın Gölünün güneydoğusunda kurulmuştur. Afyon-Konya demiryolu ilçenin kuzeyinden, Konya-Afyon karayolu ise ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 92 km mesafededir. İlçe belediyesi 1869’da kurulmuştur. Kadınhanı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 45.168 olup, 15.907’si ilçe merkezinde, 29.261’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 21, Kurthasanlı bucağına bağlı 18 köyü vardır. Yüzölçümü 389 km2 olup, nüfus yoğunluğu 116’dır. İlçe toprakları Cihanbeyli Platosunda yer alır. Güneyini Erenler Dağı engebelendirir. Erenler Dağının yüksek kesimlerinde ardıç ve karaçam ormanları vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, arpa ve yulaftır. Sulanabilen yerlerde meyvecilik yapılır. En çok üzüm ve elma yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe merkezi, Konya-Afyon kara ve demiryolu üzerinde yer alır. İl merkezine 63 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1128 metredir. Eski ismi Saideli’dir.

    Belediyesi 1885’te kurulmuştur. Karapınar: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 44.254 olup, 26.849’u ilçe merkezinde, 17.405’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına 10, Gölören bucağına bağlı 11, Hotamış bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları, genelde düzdür. Kuzeydoğusunda Karacadağ yer alır. Bir bölümü ilçe sınırları içinde kalan Hotamış Gölü bataklık durumundadır. Ayrıca ilçe topraklarında Acıgöl ve Tuzla Gölleri vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve şekerpancarıdır. Koyun besiciliği yaygın olarak yapılır. İlçe merkezi Konya-Ereğli karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 95 km mesafededir. Denizden yüksekliği 790 metredir. Eski ismi Sultaniye’dir. Belediyesi Cumhuriyetten önce kurulmuştur. Kulu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 56.712 olup, 17.425’i ilçe merkezinde, 39.287’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 34 köyü vardır. Yüzölçümü 1521 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları Haymana ve Cihanbeyli Platoları arasında yer alır. Akarsu yönünden fakir olan ilçenin başlıca akarsuları zaman zaman kuruyan Değirmenözü ve Pazarözü dereleridir. Samsam, Köpek ve Küçük gölleri ilçe sınırları içinde kalır. İlçe step görünümünde bir bitki örtüsüne sahiptir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı, elma, mercimek, üzüm, armut, patates ve soğandır. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe merkezi Değirmenözü Deresinin kenarında kurulmuştur. Ankara-Cihanbeyli-Konya karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 148 km mesafededir. 1954’te ilçe olan Kulu’nun belediyesi 1926’da kurulmuştur. Sarayönü: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 34.850 olup 10.721’i ilçe merkezinde, 24.129’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü 770 km2 olup, nüfus yoğunluğu 45’dir. İlçe topraklarının büyük bölümü Cihanbeyli Platosunda yer alır. Güney kısmını Bozdağlar engebelendirir. Akarsu yönünden fakir olan ilçede, dereler yazın kurur. Bu akarsuların en önemlisi Kökez Deresidir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı ve yulaf olup, ayrıca az miktarda soğan, patates, elma, armut, baklagiller, üzüm yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik yönden başlıca gelir kaynağıdır. Dokumacılık gelişmiş el sanatlarındandır. Halıcı kasabasının (Eski Ladik) halıları Ladik halısı ismiyle meşhurdur. İlçe topraklarında linyit ve civa yatakları vardır. İlçe merkezi, Afyon-Konya demiryolu üzerinde yer alır. İl merkezine 45 km mesafededir. Afyon-Konya karayolu ilçenin 7 km güneyinden geçer. Fazla gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. 1959’da ilçe olan Sarayönü’nün belediyesi 1941’de kurulmuştur. Seydişehir: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 83.218 olup, 42.737’si ilçe merkezinde, 40.481’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30, Çavuşbucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 2207 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları dağlarla çevrilidir. Kuzeydoğusunda Eğriburun Dağı, doğusunda Alacadağ, batısında Büyükgözet Dağı yer alır. Bu dağların yüksek kesimlerinde Sedir, konaçak, köknar, ardıç ormanları vardır. Dağların ortasında Seydişehir Ovası yer alır. Beyşehir Kanalı Çayı başlıca akarsuyudur. Ufacıkgöl ve Gavur gölleri ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarım ve sanayiye dayanır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, arpa, patates, nohut, soğan ve elma olup ayrıca az miktarda armut, fasülye, üzüm yetiştirilir. Madencilik ve sanayi ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. İlçe topraklarında linyit ve boksit yatakları vardır. Boksit Etibank tarafından Seydişehir Alüminyum tesislerinde işlenir. Bu fabrika Türkiye’nin en büyük alüminyum tesisidir. İlçe merkezi, Suğla Gölü, kıyısında kurulmuştur. Bozkır-Beyşehir yolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 97 km mesafededir. Belediyesi 1900’de kurulmuştur. Taşkent: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 29.750 olup, 8767’si ilçe merkezinde, 20.983’ü köylerde, yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe topraklarının güneyi ve batısı dağlık olup, diğer kısımları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneyinde ve batısında Geyik Dağları yer alır. İlçe topraklarını Hadım Göksuyu sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, üzüm, tahıl, patates, soğan ve elmadır. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. En çok kıl keçisi ve koyun beslenir. Ormancılık gelişmiştir. İlçe merkezi, Hadım-Ermenek karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 140 km mesafededir. Hadım’a bağlı bir bucak merkeziyken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1912’de kurulmuştur. Tuzlukçu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 10.710 olup, 5474’ü ilçe merkezinde, 5236’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 11 köyü vardır. İlçe toprakları hafif engebeli düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, haşhaş, buğday, sebze ve meyvedir. Akşehir’e bağlı bir bucak merkeziyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1950’de kurulmuştur. Yalıhüyük: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 4248 olup 3948’i ilçe merkezinde, 300’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 11 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli araziden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl ve nohuttur. Bozkır ilçesinin Ahırlı bucağına bağlı bir köy iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. İlçe merkezi Arasöğüt ile Sarayköy köylerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Belediyesi 1972’de kurulmuştur. Yunak: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 39.419 olup, 10.499’u ilçe merkezinde, 28.920’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17, Sülüklü bucağına bağlı 8, Turgut bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneyinde Cihanbeyli Platosu, kuzeyinde Turgut ve Eşme ovaları yer alır. Başlıca akarsuyu Gökpınar Deresidir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı, patates ve elma olup, ayrıca az miktarda soğan armut ve üzüm yetiştirilir. Hayvancılık önemli geçim kaynağıdır. İlçe topraklarında Magnezit ve lületaşı yatakları vardır. İlçe merkezi Akşehir-Polatlı karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 175 km mesafededir. Konya ile bağlantısı Akşehir üzerinden sağlanır. 1953’te ilçe olan Yunak’ın belediyesi aynı sene kurulmuştur. Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri Konya her tarafı tarih kokan bir şehirdir. Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar bu ilde çok sayıda ve değerli tarihi ve sanat eserleri bırakmışlardır. Türk tarihinin en eski ve kıymetli eserlerini sinesinde barındıran Konya, ayrıca bir gönül diyarıdır. Önemli bir turizm merkezi olan Konya’da Aralık ayının ilk Pazar gününden 17 Aralıka kadar devam eden Mevlana Haftası; 5 Temmuzda başlayıp bir hafta devam eden Akşehir Nasreddin Hoca şenlikleri; 25-30 Ekim arasında yapılan Aşıklar Bayramı; 9 Eylülde yapılan Cirit Yarışmaları ve 1971’den bu yana 5 Ağustosta başlayıp bir ay devam eden Konya Fuarı ile turizm faaliyetleri hızlanır. Türk mimari anıtlarının zenginliği bakımından Konya, Türkiye şehirleri içinde İstanbul, Bursa ve Edirne’den sonra yer alır. Tarihi ve sanat eserlerinin çoğu kaybolmuş olmasına rağmen çok zengin bir hazineye sahiptir. Selçuklu eserleri en çok bu ildedir. Bozkır ortasında bir medeniyet abidesidir. Başlıca tarihi eserleri şunlardır: Konya Kalesi: Varlığı bilinen, fakat yeri bir türlü tesbit edilemeyen tarihi Konya kalesine ait Hastahane caddesinde bir şahsa ait arsada kazı yapılırken 5 m derinlikte 50x70 cm ebadında düz satıhlı halde duvar taşları bulunmuştur. Konya surlarını yeniden inşa edercesine Sultan Alaeddin Keykubad yaptırmıştır. Aynı sultan, Konya iç kalesi ile iç kale sarayını da yaptırmıştır. Bugün hiçbiri yoktur. Gevale Kalesi: Takkeli Dağının bir yamacında sarp ve sivri tepe üzerinde yapılmıştır. Bu bölgenin kilit noktasıdır. Haçlı seferlerinde Selçuklu sultanları bu kaleye çekilmişlerdir. Selçukluların siyasi suçluları burada hapsedilmiştir. Beyşehir Kalesi: Yapılış tarihi bilinmeyen kalenin sadece kapısı vardır. Sur temelleri toprakla örtülmüştür. Kaleyi 1288’de Eşrefoğlu Süleyman Bey; 1605 ve 1635 senelerinde Osmanlılar tamir ettirmiştir. Kale surlarının duvarları 7,5 m kalınlıkta idi. Alaeddin Camii: 1156 senesinde Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Rükneddin Mes’ud zamanında temeli atılıp inşasına başlanmış, zaman zaman duraklamalar geçirmesinden dolayı Birinci Alaeddin Keykubat zamanında tamamlanabilmişti. 1221’de ibadete açılan cami Konya’nın en büyük ve en eski camisidir. Konya şehrinin Alaeddin Tepesi diye anılan yüksek bir noktasına kurulan cami, Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerindendir. Minberi, abanoz ağacından olup, Anadolu Selçuklu ahşap işlemeciliğinin en güzel örnekleridir. Sahip Ata Külliyesi: Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1258-1283 yılları arasında yaptırılmıştır. Külliye, mescid, türbe, hanekah ve hamamdan meydana gelmektedir. Çeşitli zamanlarda tamir gören mescid ilk orijinalliğini yitirmiştir. Türbede Sahip Ata ve çocukları medfundur. Sadreddin Konevi Camii ve Türbesi: Şeyh Sadreddin Mahallesindedir. Kıble tarafındaki kapısının üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kitabeler olup, Selçuklu kitabesinden 1274 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. 1899’da tamir gören Caminin mihrabı Selçuklu çini süslemeciliğinin güzel örneklerindendir. Caminin doğu avlusundaki türbenin üzerinde köşeli tambura kaide üzerinde kafesli ahşap külah, 1990 yılında Konya Valiliğince yeniden tamir edildi. Mevlana Türbesi ve Mevlevi Dergahı Külliyesi: Türbede dünyaya nur ve feyiz saçan büyük evliya, İslam alim ve mütefekkiri, hak aşığı, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri medfundur. Selimiye Camiinin doğusunda, Üçler Mezarlığının kuzeyindedir. Külliyenin batısı derviş hücreleri, öbür tarafları duvarlarla çevrilidir. Külliye; Yeşil Türbe, gümüş kapı, mescid, semahane, derviş hücreleri, matbah, Hurrum PaşaTürbesi, Hasan PaşaTürbesi, Sinan Paşa Türbesi, Murad Paşa Kızı Türbesi, Mehmed Bey Türbesinden meydana gelmiştir. Yeşil Türbe, hazret-i Mevlana’nın vefatından beş sene sonra 1278’de Mimar Bedreddin Tebrizi’ye yaptırılmıştır. Mevlana hazretlerinin yanında mübarek babası Sultan-ül-Ulema Behaeddin Veled, oğlu Sultan Veled, katibi ve vefatından sonra halifesi olanHüsameddin Çelebi, talebesi Salahaddin Zerkubi, torunları ve yakınları yatmaktadır. Türbenin üzerinde kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) denilen külah biçiminde on altı dilimli güzel bir kubbe vardır. Osmanlı Sultanları hazret-i Mevlana türbesine çok ilgi gösterdiler. Kanuni Sultan Süleyman Han, Irak Seferine giderken hazret-i Mevlana’yı ziyaret edip türbenin yanına bir cami inşa ettirmiştir. Üçüncü Sultan Mehmed Han, esaslı bir tamir ve türbenin yanına medrese, dervişler için hücre denilen 34 daire yaptırdı. Sokullu Mehmed Paşanın oğlu Hasan Paşa türbenin kabristanı ile semahane denilen kısmını birbirinden ayıran gümüş bir kapı ile gümüşten iki basamaklı merdiven ilave ettirdi. Türbe ve külliye günümüzde müze haline getirilmiştir. İplikçi Külliyesi: Alaeddin Tepesinin doğusunda İkinci Kılıç Arslan’ın vezirlerinden Şemseddin Altunba (Altınağa) yaptırmıştır. Samurcu Ebu Bekr tarafından genişletilmiştir. Cami ve medreseden meydana gelen külliyenin medrese kısmı yıkılmıştır. Kalıntılarına rastlanan medrese Anadolu Selçuklu döneminin ilk örneklerindendir. Selimiye Camii: Mevlana türbesinin yanındadır. 1565’te Mimar Sinan’ın yaptığı tahmin edilmektedir. Çift minarelidir. Ak mermerden minberi taş işçiliğinin orijinal örneklerindendir. Yirminci asrın başlarında üslubuna uygun olarak tamir edilmiştir. Güdük Minare Mescidi: Akşehir’de Sultan Birinci Alaeddin Keykubat zamanında Muhtesip Eminüddin Hacı Hasan tarafından 1226’da yaptırılmıştır.

    Kare planlı ve tek kubbelidir. Minaresi baklava biçimli tuğla süslemelidir. Taş Medrese ve Mescidi: Akşehir’de Fahreddin Ali Sahip Ata tarafından külliye olarak 1250’de yaptırılmıştır. Günümüze sadece medrese, mescit ve türbe ulaşmıştır. Medrese açık avluludur. Türbe, mescit ve minare çini mozaik süslemelidir. Eşrefoğlu Camii: Beyşehir ilçesinin İçerişehir mahallesindedir. Anadolu’daki ağaç direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Çeşitli zamanlarda tamir gören caminin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Caminin yanında Eşrefoğlu Seyfeddin Süleyman için yaptırılmış bir türbe vardır. İsmail Aka Medresesi: Beyşehir’de Eşrefoğlu Camiinin batısında 1369’da İsmail Aka tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan olan binanın büyük kısmı yıkık vaziyettedir. Medresenin yanında İsmail Aka’nın türbesi bulunmaktadır. Lala Mustafa Paşa Külliyesi: Ilgın ilçesindedir. Mimar Sinan’ın yaptığı külliye cami, imaret, arasta ve kervansaraydan meydana gelmiştir. Cami 1577’de kervansaray kısmı ise 1584’te tamamlanmıştır. Arasta’da 12 dükkan vardır. İkinci Selim Külliyesi: Karapınar ilçesinde Sultan İkinci Selim tarafından 1563’teMimar Sinan’a yaptırılmıştır

    Külliye, cami, kervansaray, hamam, çeşme ve şadırvandan meydana gelmiştir. Külliye çeşitli zamanlarda tamir görmüş, bazı kısımları orijinalliğini kaybetmiştir. Şeyh Sücaeddin Türbesi: Musalla Mezarlığındadır. Kesme taştan, gövdesi 6 dilimli, tuğla kubbesiyle orijinal bir yapıdır. Yapım tarihi belli değildir. Fakih Dede Türbesi: Burhandede Mahallesinde 1454 senesinde tasavvuf alimi Burhaneddin Fakih için yaptırılmıştır. Kitabesi çok güzel mozaiklerle süslüdür. Türbe, Karamanoğulları devrinde, Selçuklu Mimarisini devam ettiren önemli bir eserdir. Nasreddin Hoca Türbesi: Akşehir’dedir. Tamirler yüzünden ilk orijinal yapı özelliğini kaybetmiştir. 1905 yılında Akşehir kaymakamı Şükrü Bey günümüzdeki şekliyle tamir ettirmiştir. Seyyid Mahmud Hayrani Türbesi: Akşehir’de ve şehrin batısındadır. 1268’de yaptırılan türbe, Karamanoğlu İkinci Mehmed zamanında tamir ettirilmiştir. Ceviz ağacından olan tek kanatlı giriş kapısı ahşap işçiliğinin ilginç örneklerinden olup, Akşehir müzesindedir. Ahşap sandukalar ise İstanbul Türk-İslam eserleri müzesindedir. Tavus Baba Türbesi: Konya’nın mesire ve tarihi yeri olan Meram’dadır. Sultan Alaeddin Keykubad’ın devrinde Konya’da vefat etmiş olan Şeyh Tavus Mehmed el-Hind medfundur. Taş ve tuğladan yapılmış sade bir eserdir. Yanında bir cami vardır. Argıt Han (Altınapa Hanı): Konya-Akşehir yolu üzerinde Şemseddin Altunba tarafından 1201’de yaptırılmıştır. Sade, süslemesiz yapı yıkık vaziyettedir. Kızılviran (Kızılören) Hanı: Konya-Beyşehir yolunda, Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1205’te yaptırılmıştır. Yazlık ve kışlık bölümlerinden meydana gelmiştir. Girişin solunda üst katta bir mescid vardır. Sultan Han: Konya-Aksaray yolu üzerinde Birinci Alaeddin Keykubad zamanında 1229’da yapılmıştır. 1278’de tamir gören yapı, yaklaşık 5000 m2’lik bir alanı kaplar. Dıştan kulelerle desteklenmiş görkemli bir kaleye benziyen han, bu türün en büyük ve güzel örneklerindendir. Horozlu Han: Konya-Akşehir yolu üzerinde Emir Camedar Eseddüddin Ruz-apa tarafından 1246-1249 yılları arasında yaptırılmıştır. Bir bölümü tamir edilen yapının avlusu yıkıktır. İsmin, horozla alakası olmayıp; Ruz-apa (Ruz-be, Uruz-be, Hunuz-be,...) kelimesinin etimolojik değişmesinden ’Horozlu’ adını almıştır. Ishaklı Han: Akşehir-Çay yolu üzerinde Fahreddin Ali Sahip Ata tarafından 1249’da yaptırılmıştır. KlasikSelçuklu sultan hanları planındadır. Kapu Camii: Eski Odun Pazarı Semtinde, Post Nişin Pir Hüseyin Çelebi tarafından 1568’de yaptırılmıştır. İki defa yıkılan, bir defa da yanan cami 1868’de bugünkü halini almıştır. İhyaiyye Camii diye de bilinir. Kapu Camii, Osmanlı devrinde Konya’da yapılan camilerin en büyüğüdür. Aziziye Camii: Türbe Caddesinde 1671-76 seneleri arasında Damad Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1867’de yanan camiyi 1875’te Sultan Abdülaziz’in annesiPertevniyal Valide Sultan yeniden tanzim ettirmiştir. Cami Barok-Rokoko Mimari tarzlarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Çift minarelidir. Şemsi Tebrizi Mescidi ve Türbesi: Şems Mahallesindedir. Türbe ve mescidin yapılış tarihi bilinmemektedir. Önceleri bir mezarlık içinde bulunan mescid ve türbenin etrafı park haline getirilmiştir. Taş Mescid: Sultan Birinci İzzeddin Keykavus zamanında Hacı Ferruh tarafından 1215’te yaptırılmıştır. Ana giriş kapısı ve mihrap Selçuklu taş işçiliğinin ilk zengin örneklerindendir. Sırçalı Mescid: On üçüncü asırda yapıldığı tahmin edilen mescid, zengin çini mozaik süslemeleri ve tuğla örgüsüyle çok orjinal bir yapıdır. Sağlam olarak günümüze ulaşan, çini mozaik süslemeli mihrap, Selçuklu mihraplarının en güzel örneklerindendir. Tahir ile ZühreMescidi: Beyhekim Mahallesindedir. Kitabesi olmadığından kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yanında halk hikayelerine konu olmuş Tahir ile Zühre’nin türbesi vardır. Ali Gav Medresesi: Tarla Mahallesindedir. Yapım tarihi ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. 1901’deki tamirattan sonra Mahmud Bey Medresesi ismini almıştır. Medresenin yanında Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin talebelerinden Ali Gav Baba medfundur. Tacül Vezir Medresesi ve Türbesi: Dedebahçe Semtinin doğusunda İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev devri vezirlerinden Taceddin MehmedBey tarafından yaptırılmıştır. Kaynaklarda medrese, hanekah, mescid ve türbeden meydana gelen bir külliye olduğu bildirilmektedir. Günümüze sadece türbe ve medrese ulaşmıştır.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş