Kolera nedir? Kolera Belirtileri

'Genel Sağlık' forumunda Mavi_Sema tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kolera nedir? Kolera Belirtileri konusu Kolera nedir ?
    Genellikle dışkı ile mikroplanmış suların getirdiği ve bağırsakları etkileyen bir hastalıktır.

    Bu hastalığa nerelerde rastlanılır ?
    Çoğunlukla Afrika’da Asya’da ve burada da genellikle Hindistan ve Doğu Pakistan’da.

    Koleranın belirtileri nedir ?
    Ciddî ishaller, pirinç tanesini andıran dışkılar ve bunların peşinden gelen büyük ölçüde su kaybı.

    Bu hastalık ne derecede ciddîdir ?
    Ölüm oranı % 30 ile 60 arasındadır. Damardan verilen sıvılarla tedavi metotları hastanın iyileşme umutlarını artırmaktadır.

    Tedavide işe yarayacak antibiyotikler var mıdır ?
    Kloramfenikol, bazı sulfamitler.

    Kolerayı en iyi önleme yolları nelerdir ?
    a. Bilinilen hastaları sıkı bir karantina altına almak .
    b. Kullanılan suların mikroplanmaması için bütün gerekli sıhhî tedbirlerin tatbiki ve genel temizlik işlerine büyük önem verilmesi.
    c. Bölgesel veya salgın kolera olan kesimlerden seyahat nedeniyle geçecek bütün kişilerin koleraya karşı aşılanması.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Kolera nasıl bir hastalıktır
    Kolera bulaşır mı
    Kolera tedavisi

    BELİRTİLERİ

    Kısa süren kuluçka dönemi birkaç saat ile birkaç gün arasında (1-5 gün, ortala ma 48 saat) değişir. Hastalık birdenbire başlar; fenalaşma, kann ağnlan, karın da şişlik ve kusma görülür. En tipik belirtiler soğuk evre adı verilen evrede görülür: Sulu, renksiz, pirinç suyuna benzer bulanıklıkta, içinde küçük par çacıklar halinde bağırsak mukoza sıy-nntılan ile çok miktarda mikrop bulu nan dışkılama başlar. 1-3 günde 50-100 kez bu tür dışkılama gerçekleşir. Bulan tı ve zorlama olmaksızın şiddetli fışkır ma biçiminde kusma görülür. Saatte bir litreyi aşabilen aşırı sıvı kaybı vücudu susuz bırakır. Kalsiyum ve potasyum kaybı sonucunda, ağrılı klonik kasılma lar biçiminde kas krampları başlar. Hastada aşın susuzluk, aşırı yorgunluk ile bazen soğuk ve yapışkan b>r terleme görülebilir. İdrar çıkanlması Önemli öl çüde azalır, bazen tamamen durabilir.Özellikle çocuklarda sıkça beyin za-n tahrişine bağlı belirtiler görülür.Karın içeri doğru çöker, nabız çok hızlanır; tansiyon (kan basıncı) bazen ölçülemeyecek kadar düşer. Makattan ölçülen vücut ısısı normal, hatta yük sekken, koltukaltından yapılan ölçümde ısının 33°C'ye kadar düştüğü gözlenir. Kanda üre miktarı giderek artar ve yük sek değerlere ulaşır.Hastalık oldukça hızlı ilerler; ağır olgularda belirtiler 5-12 saat içinde teh likeli boyutlara varır.Hastalık birkaç saat ya da 2-3 gün içinde ölümle sonuçlanabilir. En önem li Ölüm nedenleri şok, asidoz (kanda ve vücut sıvılannda asillik düzeyinin yük selmesi) ve böbrek yetersizliğidir.

    BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)
    Hastalığın beklenen gidişi uygulanan sıvı tedavisinin etkisine bağlıdır. Yeter li tedavi uygulanan olgularda ölüm ora nı düşüktür (yaklaşık yüzde 1-5): ama tedavi yetersiz kaldığında ölüm oranı yüzde 50-70′e yükselir. Çoğunlukla gözden kaçabilen hafif olgular buluna bileceğinden hastalığın gidişinin değer lendirilmesi zordur. Genelde en ağır ol gular salgının başlangıcında görülür, daha sonra olgu sayısı giderek azalır. Hastalık beş yaşm altındaki çocuklarda daha ağır sonuçlara yol açar.

    TEDAVİ
    İki aşamada uygulanan tedavi, yoğun ve hızlı sıvı ve elektrolit kaybının karşı lanmasına dayanır. Birinci aşamada hastaya damar yoluyla mümkün olduğu kadar hızlı bir biçimde ve büyük miktarlarda sıvı verilmelidir. Bu miktar ye tişkinlerde iliç 15 dakikada 1 litre, ardın dan her 30-45 dakikada 1 litredir. Has tanın vücut sıvıları normale dönünceye değin bu tedavi sürdürülmelidir. Genel likle başarılı bir sonuç elde etmek İçin yaklaşık 3 saat içinde 5 litreden fazla sı vı verilmesi gerekir.Daha sonra tedavinin ikinci aşama sına geçilir. Bu aşamada tedavi ishal kesilİnceye kadar uygulanmalıdır. Bu te davinin amacı, dışkıyla yitirilen sıvıyı karşılamaktır. Sıvı hem damar yoluyla, hem de mide sondasıyla verilebilir. Çok ağır olgularda mide sondasından sıvı verilmesiyle damar yoluyla verilen sıvı miktarı yüzde 80 azaltılabilir.Verilecek sıvıların içeriği çok Önem lidir. Sodyum klorür ve sodyum bikar bonat mutlaka verilmelidir. Potasyum en azından erken evrede pek gerekmeyebilir. Kalsiyum ya da magnezyum ise gerekli değildir.Hastalığın çocuklardaki gidişi çok ağırdır. Bu nedenle çocuklarda tedaviye daha çok Özen gösterilmelidir. Verilen sıvının miktarında ya da bileşiminde yanlışlık yapılırsa çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Sıvı ve elektrolit mikta rı, çocuğun kilosuna, atılan dışkı ve elektrolit miktarına, kandaki asit deği şikliklerine göre dikkatle hesaplanmalı dır.Yetişkin hastalardan farklı olarak, çocuklarda potasyumun ağız yoluyla verilmesinin büyük önemi vardır.Sıvı tedavisinde, aşın sıvı yüklen mesini (ödem, akut akciğer ödemi, kon-jestif [kan göllenmesine bağlı] kalp yet mezliği, bilinç bulanıklığı) Önlemek için, çocuk ya da yetişkin bütün hastalar dikkatle gözetim altında tutulmalı, boyun toplardamarlarının dolgunluğu de-netlenmeli, kalp ve akciğerler sık sık dinlenmeli, hastanın vücut ağırlığındaki değişmeler izlenmelidir.Tetrasiklinler ile yapılan antibiyotik tedavisi de çok yararlıdır. Bu yolla is hal süresi, atılan dışkı miktarı ve çıkarı lan bakteri sayısı azaltılır. Tetrasiklinle-rin ağız yoluyla verilmesi daha uygun dur. Antibiyotik tedavisine, kusma ön lendikten sonra başlamak gerekir; bu da sıvı tedavisine başladıktan üç saat son rasına denk düşer.Kusma dışında başka bir olay bes lenmeyi etkilemediğinden bu konuda fazla katı davranmak gereksizdir. Gü nümüzde genellikle hastalara ne isterse yemesi önerilmektedir; gerçekten de normal beslenmeye dönebilmek için is halin kesilmesini beklemek çok akılcı değildir.


    KORUNMA
    Koleradan korunma, kuşkulu olguların bulunması, bunların klinik ve bakteriyolojik olarak hasta olup olmadıklarının kanıtlanması ve hastaların karantina altına alınması önlemlerine dayanır. Hastalar, ancak 24 saat arayla üç kez alman dışkı kültürlerinde mikrop üre-mezse bütünüyle iyileşmiş kabul edile bilir. Koleralılarla ilişkide bulunan kişi ler için karantina süresi beş gündür. Bir kolera olgusu saptandıktan sonra, nedenlere yönelik zincirleme araştırma için bütün olanaklar kullanılmalıc Kolera salgını sonrasında birkaç ay yunca, bölgede görülen bütün ishal gulan bakteriyolojik açıdan inceler lidir. Çevre, kullanılan eşyalar ve 02 likle de hastalıkla ilişkili maddeler gun yöntemlerle dezenfekte edilmeli. Besinlerin ve suların denetimi, sinel le savaş, dışkıların uygun bir biçü ortadan kaldırılması başta gelen önlelerdir.Hafif, ayakta tedavi edilen hast nn da, olası yayıcı olmalarından Öteki tıpkı ağır olgulardaki gibi karantiı alınmaları çok önemlidir.Ölü kolera mikrobuyla hazırlî ve kas içine verilen aşılar bağışı sağlama yeteneğini çok kısa sürede rir. Kolera salgınlarının sık ortaya çı ğı azgelişmiş kırsal alanlarda geniş san topluluklarını kısa sürelerle aşıte girişimi büyük uygulama zorluklan ratmakta ve yapılan büyük harcama karşın yetersiz kalmaktadır. Bunun rine basit biçimde hazırlanan tuz-şeker karbonat karışımlarının riskli bölgede yaygın olarak dağıtılması ve salgı ortaya çıkmasıyla hemen içilecek çimde hazırlanması çok daha etkili nuçlar vermektedir. Böylece hast etkin bir tedavi uygulanmakta, en dan soğuk devreye girmeden hastane ulaştırılmaları sağlanmaktadır. Düı Sağlık Örgütü de koleranın sık görük ğü bölgelerde bu girişimleri destek mektedir. Öte yandan koleraya çok daha uzun süreli aşıların geliş mesi İçin yoğun çabalar vardır.
     

Bu Sayfayı Paylaş