Kirpi (2008)

'Sinema Film Tanıtımları' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 6 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kirpi (2008) konusu
    Kirpi (2008)


    Vizyon Tarihi: 30 Ocak 2009

    Oyuncular: Mazhar Alanson,Güven Kıraç,Halil Kumova,Zihni Göktay,İrem Altuğ
    İsmail İncekara,İskender Bağcılar,Murat Serezli,Zuhal Topal,İnci Pars

    Yönetmen: Erdal Murat Aktaş

    Senaryo: Sulhi Dölek, Atay Sözer

    Tür: Komedi

    Yapım: Türkiye 2008 (Renkli)

    Dil: Türkçe

    Dağıtıcı Firmalar: Medyavizyon



    Kirpi; "Süper Baba, İkinci Bahar, Alacakaranlık, Yabancı Damat, Kiracı" gibi önemli eserlere imza atan usta yazar Sulhi Dölek'in 1996 Büyük Edebiyat Ödülü'nün de sahibi olan aynı adlı kitabından yola çıkılarak projelendirilen yepyeni ve ilklerle dolu bir film.

    Yazarın sinemaya aktarılan ilk filmi olan "Kirpi", birbirlerinden intikam almak için her yolu deneyen iki inatçı düşmanın, oldukça masum başlayan çekişmelerinin giderek çığırından çıkarak ülke çapında bir kargaşaya yol açmasını oldukça komik bir dille anlatıyor...

    Kirpi'nin kahramanları arasında basit bir intikammış gibi başlayan olaylar akıl almazlık dozu giderek artan misillemelerle bir çığ gibi büyüyerek çevrelerinde yaşayan herkesin başını belalara saran büyük bir hesaplaşmaya dönüşüyor...

    Mazhar Alanson ve Güven Kıraç'ın ilk kez bir araya geldiği bu filmi izlerken eğlenecek belki de intikam duygunuzu yeniden değerlendireceksiniz. "İntikam soğuk yenen bir yemektir" sözünü hepimiz biliriz.

    Ya sizce " İntikam soğuk yenen bir yemek midir?" Cevabı belki Kirpi'de bulabilirsiniz...



    Notlar:

    Her şey Sulhi Dölek'in ölümünden önce günün birinde Erdal Murat Aktaş'a "bana söz verin ve alın bu kitaptan bir film yapın" demesiyle başladı...

    Sulhi Dölek aramızdan ayrıldı ama Dölek'e verilen söz hiç unutulmadı… "Kirpi", 2.5 yıllık yoğun bir çalışmanın sonrasında İstanbul'da yapılan çekimlerini tamamlayarak sinema izleyicilerinin beğenisine sunuluyor. Çekimleri "İntikam hiç bu kadar komik olmamıştı" dedirtecek kadar neşeli geçen Kirpi, 30 Ocak 2009'da vizyona giriyor.



    [​IMG]
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Kirpi (2008)

    Sulhi Dölek’in romanından uyarlanan Kirpi; “İntikam soğuk yenen bir yemektir” ve “Anladığımız hiç kimseye düşmanlık besleyemeyiz” sözlerinden yola çıkarak Reşat Kirpi’nin geçmişinde yaşadığı travma ile yüzyüze gelmesini ve elde edemediği duygu boşalımı nedeniyle sorunlarından kurtulmak istemesini konu alıyor. Kirpi, birbirlerinden intikam almak için her yolu deneyen iki inatçı düşmanın, oldukça masum başlayan çekişmelerinin ülke çapında bir kargaşaya yol açmasını komik bir dille anlatıyor. Kirpi’nin kahramanları arasında başlayan olaylar, akıl almazlık dozu giderek artan misillemelerle çevrelerinde yaşayan herkesin başını belâlara saran büyük bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Tabii bunu takiben; Reşat Kirpi’nin katarsis yaşaması da cabası…

    Ama ondan evvel kafanızı kurcaladığını tahmin ettiğimiz bir detayı aktaralım. Filme ismini veren kirpi sinirlendiği zaman dikenlerini karşısındakine fırlatan ama korkulduğu kadar tehlikeli olmayan bir hayvandır. Peki kirpi ne zaman korkutucudur? Cevap: Damarına basıldığında. Bu durumda kirpi; vahşi bir hayvan kılığına bürünebilir. Tıpkı Reşat Kirpi gibi… Reşat Kirpi aslında kendi imgesinin ayaklar altına alınmasını istemeyen ancak bu şekilde hayata adapte olabilen, kendine dair bir fikir sahibi oldu mu kendini tanımaya başlayan bir adamdır. Öte yandan şu cümle de doğrudur: Başkalarının başına geldiği sürece haksızlıklara ses çıkarmayan ama söz konusu kendi konforu olduğunda bir panter kesilir.


    [​IMG]


    Yazının başında da belirttiğim gibi, iki ezeli düşman olan Reşat Kirpi ve Tahir Yaman’ın katmer katmer yanlış anlama ve imayla kabuklanıp büyüyerek alt edilemez bir yaratık haline gelişini izlemenin bunu hem boğucu hem de komik bir tarafı var aslında. Çünkü yönetmen Murat Aktaş’ın, bu iki ezeli düşmanı türlü zorluklara gebe bir serüvenin ortasına iterek, umutla umutsuzluğu aynı kareler içinde yaşatması kara mizahın bir resmi.

    Söz gelimi; film neredeyse gerçekten deliren Tahir Yaman ve Reşat Kirpi’nin ayaklarının altındaki kaygan zemini uzun süre paylaştıktan sonra kendi dünyalarına doğru yönelmelerini, hayatla kurulan ilişkinin çevresel koşullarla kimlik kazandığını iletişimsizlik ve yabancılaşmanın kişilik özelliklerinden bağımsız bir şekilde anlamlandırabileceğini ve insanoğlunun özüne doğru yapılan saflığı belgeliyor adeta. Bu anlattıklarıma istinaden Aktaş, Kirpi’nin diyaloglarının derinliklerine sızmayı ve satır aralarını seyirciye geçirmeyi çok iyi başarmakla kalmıyor, geniş ekran kadrajıyla hikâyenin görsel karşılıklarını özellikle mekân kullanımıyla ustaca karşılıyor. Artı karakterler arasındaki gerilimi sabit bir hızla yükseltmiyor; önce usul usul ısıtıyor sonra altını açıyor sonunda toparlayıp servis ediyor. Zira Kirpi’nin çetrefilli kurgusu ve zamansal sıçramaları biçimsel bir deneyden çok, karakterleri daha iyi işlemek için yapılmış bir tercih…

    Demem o ki; hikâyenin altını kısmayıp stili de iyice köpürten Aktaş ‘ın Kirpi filmi çok tartışılacaktır, hatta birçokları tartışmak dahi istemeyebilir. Ben tek kelime söyleyeyim: Olağanüstü. Tabiri caizse çıkmaz bir sokakta güç bela ilerleye dururken elinize dikkati dağıtmak için tutuşturulmuş lolipopu, filmde seyirciyi ters köşeye yatırmak lazım denilen yere kadar zevk alarak emiyoruz. Doğrusunu isterseniz Kirpi sıradan Türk filmlerinden çok farklı bir politika güdüyor. Hani takdiri hak etmiyor dersek yalan söylemiş oluruz. Çünkü sinematografik olarak ele aldığımızda; screenshot mantığını filme yaftalayan, Hollywood-vari efektlere haiz olan ve hatalara yer vermeyen Kirpi, “ben farklıyım” sloganıyla ilgiyle izlenebilir bir film olduğunu kanıtlıyor.


    [​IMG]


    Dört başı mamur olan film hakkında çok fazla kelam edip de Kirpi’yi canlandıran Mazhar Alanson ve Tahir Yaman’ı canlandıran Güven Kıraç’a özel bir parantez açmadan da geçmek olmaz. Hiç kuşkusuz; sinemanın emektarlarını metamorfoz geçirtmiş gibi izleten, öte yandan Alanson ve Kıraç’ın sahne tozunu yuttuktan sonra oyunculuğun bir virüs gibi kanlarına girmesini sağlayan Kirpi, eğer karakterlerini romandan adapte etmeseydi yine de başarılı olur muydu? İşte o, film için birkaç gömlek yukarıda kalan bir soru. Bu sorunun yanıtını verebilmeyi çok isterdim gerçekten. Lakin romanı okumamış olduğum için affınıza sığınıyorum.

    Son tahlilde tespihi masaya yatırarak racona göre konuşmak gerekirse; insanların öfkelerine hakim olamadığı anlarda çileden çıkmalarını, kontrol mekanizmalarının çöktüğünü ve kötülük yaptıklarında onlara misilleme olarak geri döneceğini aktaran film başarılı bir kedi fare oyunu aslında. Gidip görmenizde fayda var
     

Bu Sayfayı Paylaş