Kirklareli Folklor Ve Halk Oyunları

'Marmara Bölgesi' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 2 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Kirklareli Folklor Ve Halk Oyunları konusu Kirklareli Folklor Ve Halk Oyunları

    Folklor
    Folklor, halkın geleneklerini, adetlerini, inançlarını, efsanelerini, türkülerini, edebiyatını inceleyen, bunları gün ışığına çıkaran ve gelecek kuşaklara aktaran bir bilim dalıdır. Folklor, geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprüdür. Folklor halk edebiyatı, gelenekler - görenekler ve inançlar ile maddi kültür, olmak üzere üç ana başlık allında toplanmaktadır.

    Halk Edebiyat
    a. Atasözleri
    Atasözleri, yüzyıllar boyunca insanlar tarafından tecrübe edilmiş, doğruluğu deneylerle kanıtlanmış ve günümüze ulaşmış, geçmiş tecrübelerini nasihat şeklinde anlatan, milletin ortak malı olmuş sözlerdir. Kırklareli'nde söylenen atasözlerinin bir kısmı muhakkak ki ülkemiz genelinde bilinmektedir. Bölgesel olarak söylenen atasözlerinden bir kısmına şöyle örnek verilebilir;
    Bağda izin olsun, yemeğe yüzün olsun.
    Eşeğin canı yanarsa. yarış atını geçer.
    Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.
    Keçinin yemediği ot, karnını ağrıtır.
    Mart ayı dert ayı. bir sepet saman ver Ali dayı.
    Tutulan kısrak, harmanı döver.
    Ver yiyeyim, ört yatayım.

    b. Bilmeceler
    Uzun kış gecelerinde, aile toplantılarında söylenip ortamı neşelendiren, insanı düşünmeye sevk eden halk edebiyatı ürünlerinden biri de bilmecelerdir. Kırklareli'de halk arasında söylenen bilmecelerden bazıları şunlardır;
    Ağaç üstünde kara şopar (Zeytin)
    Hey gidinin poturu Ev üstünde oluru (Baca)
    Çarşıda satılmaz, elle tutulmaz Ondan daha tatlı bir şey bulunmaz (Uyku)
    Karşıdan baktım pek çok Yanına vardım hiç yok. (Sis)
    Dağdan gelir sekerek Kara üzüm dökerek (Keçi)

    c. Deyimler
    Deyimler, kendi anlamından biraz daha farklı anlam taşıyan, kalıplaşmış kelime veya kelime gruplarıdır. Kırklareli'nde derlenmiş deyimlerden bazıları şunlardır;El etek çekmek Fıkır fıkır kaynamak Nal çakmak Var delisi olmak Yaş yere basmamak.

    d. Maniler
    Maniler; yazanı bilinmeyen, anlatılmak islenen tema genellikle son İki dizesinde yer alan, konulan aşk, özlem ve ayrılık olan, kafiye düzeni, (a,a,b,a) şeklindeki anonim folklor ürünleridir. Halk arasında yaygın olarak söylenen manilerden birkaç örnek;

    Saçını tarıyorsun
    Sen güzel arıyorsun
    Güzeli arar iken
    Benden de kalıyorsun.
    Karahalil üç bölüm
    Yavaş geliyor gülüm
    Bana yardan ayrılmak
    Ölüm geliyor ölüm.

    Elimde zilli dare
    Tastan olur minare
    Çok isteştik sevdiğim
    Vermiyorlar ne çare
    Bahçelerde sardunya
    Sardunyayı kırdın ya
    Istemiyom dermişsin
    Yine bana kaldın ya.

    Ayva gömdüm samana
    Dumana bak dumana
    Şoför yarim var iken
    Gider miyim çobana?

    f. Ninniler
    Ninniler, annelerin çocuklarını uyutmak için söyledikleri türkülerdir. Ninni, çocuğun altı temizlenip karnı doyurulduktan sonra yüksek sesle başlanıp, çocuğun uyumasına doğru alçalan bir sesle söylenir. Kırklareli ve çevresinde söylenen ninnilere bir örnek;

    Dandini dandini danalı kuzu
    Elleri ayaklan kınalı kuzu
    Asmaya kurdum salıncak
    Eline de verdim oyuncak
    Yine de uyumadı gitti
    Şu küçücük yumurcak
    Dandini dandini dastana
    Danalar girmiş bostana
    Kov bostancı dananı
    Yemesin bizim bostanı
    Eh ee ee Allah Uykucuklar ver Allah

    Eee eee ee şimdi
    Bir eşek buldum ben şimdi
    Sahibi geldi ee şimdi Ooo kuşu
    Nerelerde su kuşu
    Çalılıkta yuvası
    Mamacık getir babası
    Dandini dandini danalı kuzu
    Elleri ayaklan kınalı kuzu
    Asmaya kurdum salıncak
    Eline de verdim oyuncak
    Yine de uyumadı gitti
    Şu küçücük yumurcak

    g.Tekerlemeler​

    Tekerlemeler, çocukların sokakta oyun oynamaya, masal anlatmaya başlamadan önce söyledikleri veya bir grubu güldürmek için kafiye düzeninden faydalanarak, şaşırtmak amacıyla söylenen halk edebiyatı ürünleridir.
    Çocukların oyunlarında veya masal anlatımlarında;Öncelikli söylenen, güldürü veya şaşırtma amaçlı, kafiye düzeni olan halk edebiyatı türüdür.
    Laleli Belkız
    İçeriye gir kız
    İpte atla kız
    Dışarıya çık kız
    Tarhana tartar
    Boğazımı yırtar
    Baklava kardeş
    Gel beni kurtar

    h.Türküler
    Yöreye ait pek çok türkü mevcuttur. Sevgiyi, acıyı, gurbeti ve özlemi konu edinmiş türküler olduğu gibi, geçmişte Osmanlı sınırları içinde olup da 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile kaybedilen topraklar ile ilgili de pek çok türkü söylenmektedir. Türkülerin bir kısmı Balkan göçmenleri ile yurda gelmişken, bir kısmı da yerli halk tarafından üretilmiş ve yaşatılmıştır. Yöreye ait türküden bazı örnekler:

    "Ah Selanik"Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde, Kasap Tahsin'den, Vize'de derlenmiştir.

    "Akça Köyün Bağları"Muzaffer SARISÖZEN tarafından 09 Ağustos 1947 tarihinde Arife TİMUR'dan derlenmiştir.

    "Alim Gitme Pazara""Avlu Dibi" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 15 Ağustos 1947 tarihinde, Fatma GÜRSU'dan, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Ayşe'm" "Bahçelerde Biberiye " TRT Müzik Dairesi THM repertuarı sıra no: 1366'da kayıtlı olan türkü, Aşık Ali TAMBURACI tarafından derlenmiş ve Nida TÜFEKÇİ tarafından notaya alınmıştır. Türkünün sözleri şöyledir;

    Bahçelerde biberiye
    Şişe dolu anberiye
    Sen benimsin gel beriye

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı
    Bahçelerde olur marul !
    Sular akar harıl harıl
    İnce belden sıkı sarıl ,

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı
    Bahçelerde olur haşhaş
    Rakı içtim oldum serhoş
    Ela gözler olur bir hoş

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı

    "Bahçelerde Yeşil Mazı" "Bana Derler Gazi Boşnak" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet Kök'ten, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Ben Gitmem İnekliye" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 14 Ağustos 1947 tarihinde, Aşık Ali TANBURACI'dan, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Budin" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet Aşık'tan Vize İlçesi, Evrenli Köyünde derlenmiştir.

    Giderim giderim ooof
    Varna görünmez
    Dönerim arkama bakarım ooof
    Kimseler gelmez
    Dönerim arkama bakarım ooof
    Kimseler gelmez
    Babam da ihtiyar ooof
    Ata binemez
    Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
    Yolları bilmez.
    Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
    Yollan bilmez.
    Söyle Elif kız söyle ooof
    Türkünü söyle
    Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
    Kuran okurum.
    Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
    Kuran okurum.
    Esvaplarım sandıkta ooof
    Basılı kaldı.
    Evde nişanlım ağ-beyler ooof
    Yasılı kaldı.
    Evde nişanlım ağ-beyler ooof
    Yasılı kaldı.
    Yetişin kardaşlar yetişin ooof
    Aldılar beni
    Deli de orman şaykaları ooof
    Çaldılar beni
    Deli de orman şaykaları ooof
    Çaldılar beni


    Halk Oyunlarımız
    Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya, oradan da 14. yüzyıldan itibaren Balkanlar'a yayılmaya başlamış ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile birlikte tekrar tersine bir göç ile Balkanlar'dan bugünkü topraklara gelmişlerdir. Balkanlar'da kaldıkları ortalama 450 yıllık süre içerisinde Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerin insanlarıyla yan yana yaşamış, onları kendi kültürleriyle etkiledikleri gibi, onların kültürlerinden de etkilenmiştir. Kültür bölgesel özellikler gösterdiği halde, doğduğu yerde kalmayarak, yayılmaktadır. Halk oyunları da anonim bir özelliğe sahiptir. Halk oyunları (dansları) ilk çıkış noktasında bir olayı, bir isteği, bir üzüntüyü dile getirmek için oluşturulmasına rağmen, aynı halk dansı günümüzde insanlara sevinç, neşe ve güzel duyguları tattırmakta ve insanları coşturmaktadır. Ortaya çıkışı insanlık tarihiyle paralellik gösteren halk oyunları, zamanla değişime uğramakta, oynayan kişilerce yeni figürler eklenebilmektedir. Zaten ilk çıktığı gibi değişmeden günümüze kadar gelmiş halk oyunu bulmak da zordur.


    Kırklareli yöresi halk oyunları; Balkanlar'dan gelip yöreye yerleşen göçmenlerin beraberinde getirdikleri değerler ile geldiklerinde karşılaştıkları kültürün (oynadıkları oyunların) karışımıyla ortaya çıkan sentezin ürünü olduğu söylenebilir. Çünkü Balkanlar'dan gelip buraya yerleşenler ve bu kuşağın devamı olan kişiler, bu oyunlara sıkı sıkıya sahip çıkmışlar, otantik yapısında herhangi bir değişikliğe müsaade etmemişlerdir. Bu durum da yurt genelinde Kırklareli halk oyunlarının beğeni ile izlenmesine ve diğer yörelerde de öğrenilmek, oynanmak istenmesine neden olmaktadır. Kırklareli yöresi halk oyunları; bayramlarda, evlenme düğünlerinde, asker düğünlerinde, özel günlerde ve her türlü törende oynanır. Günümüzde yöreye ait halk oyunları köylerde davul-zurna İle yapılan düğünlerde oynanmakta iken, şehir ve kasabalarda org ile yapılan düğünlerde pek oynanamamaktadır.
    Yörenin halk oyunları, genellikle iki davul, iki zurna ile oynanmakta olup, birinci zurna melodiyi söylerken ikinci zurna da dem tutar. Oyunlar genellikle ağır başlayıp hızlı biter. Kollar bağlı olarak oynanan oyunlar ve karşılıklı oynanan oyunlar vardır. "Kırklareli Karşılaması" çiftlerin karşılıklı oynadıkları bir oyundur. Hora denilen ikinci bir oyun da el ele, kol kola, omuz omuza toplu olarak oynanan bir oyun olup, bölgede yaygın olarak oynanmaktadır.

    Diğer bir oyun grubu da "kabadayı" oyunudur. Davul-zurna eşliğinde erkekler tarafından oynanır. Yavaş başlayıp çok hızlı biter. Hora ve kabadayı oyunlarında oyunu yönlendiren ekip başıdır. Halk oyunlarından bazı örnekler; Alay Beyi, Ali Paşa, Arzu ile Kamber, Boymisa, Dere Boyu Eski Kasap, Galamata, Kabadayı, Kara Yusuf, Kambana, Kırk Haydut, Kız Karşılaması, Pavle, Sirto, Gayda, Hanım Ayşem ve Drama Karşılaması vb. sayılabilir.
    İsmini ortaya çıktığı Batı Trakya'daki Drama Şehri'nden almış olan "DramaKarşılaması"nın sözleri şöyledir:
    Yukarı mahalle çeşmeleri Akar akar süzülür,
    Sana bu şarkılar Esmam Gazinoda düzülür.
    Yukarı mahalle çeşmeleri Değirmen döndürür,
    Senin o bakışların Esmam Beni öldürür aman aman.
    "Hanım Ayşem" göçler sırasında Batı Trakya'dan bölgeye gelen göçmenler vasıtasıyla getirilmiş, kızlı erkekli oynanan bir oyundur. Bir gencin sevgilisine yaktığı türkünün sözleri, gencin sevgisini anlatır. Türkünün sözleri şöyledir;

    Giderim yolce yolce
    Yolun çiçeği morce
    O senin bakışların Hanım Ayşem
    Sokuyor beni borce.
    Arpa ektim gül bitti
    Gül gibi yarim gitti
    Sen orada ben burda Hanım Ayşem -
    Eridi yağım bitti.


    Bir diğer oyun da "İzzet Hoca"dır. Batı Trakya'da çok zengin birisi olan İzzet Hoca, kızının düğününü yapmaktadır. Kına gecesi eğlenceler devam ederken kırk haydut tarafından gelin kaçırılır. Haydutlar tarafından kaçırılan gelinin İzzet Hoca'nın kızı olduğu anlaşılınca, haydutların en küçüğü tarafından, kız öldürülür. Bu olaya istinaden bir türkü yakılmış ve olay danslarla betimlenmiştir. Oyun, erkekler tarafından oynanır.
    Kına gecemde çaldılar beni
    Dokuz dizi altunumu verdim
    Yine kurtulamadım anacığım
    En küçüğü canıma kıydı.
    Haydi dediler Sırça Pnar'a anacığım
    Götürdüler beni dönmez yollara
    Bana sordular anacığım,
    Sen kimin kızısın
    Ben de dedim İzzet Hoca'nın kızıyım.
    Yörede en çok sevilerek oynanan oyunlardan birisi olan "Sülüman Ağa", kızlı-erkekli ve mendille oynanan hareketli bir oyundur. Çift davul-çift zurna ile karşılama türünde oynanan oyunun türkü sözleri şöyledir;
    Abe Sülüman Ağa
    Tut çakal beygiri
    Vuralım yuları Alalım gelini
    Sülümanağa'nın karısı
    Pencereden bakar
    Pencereden bakar
    Sülümanağa'nın karısı Çok canlar yakar.
    "Zigoş", adım Batı Trakya'nın Drama ve Kavala arasında bulunan Zigoş Köyü'nden almaktadır. Çift davul, çift zurna ile oynanmaktadır. Çok hareketli olan oyun, düğünlerde sevilerek oynanır.

    Yöresel kıyafetler
    Günümüzde Kırklareli halkı hazır elbise giymekte ve giyim tercihi moda akımına göre zaman zaman değişebilmektedir. Eski yıllarda köy ve şehirlerde yaşayanlar arasında gözle görülür farklılıklar bulunmakta iken, bu gün aradaki fark oldukça azalmıştır. Köylerde özellikle 50 yaş ve üstündeki kadınlar dışarıda çarşaf, ferace denilen siyah renkli giysileri kullanmakladır. Renkli basmalardan yapılan şalvar, bluz, ayaklara koyun yapağından örülme çetik, başlarına eşarp ya da beyaz bezden oluşan baş örtüleri ise ev içinde giyilmektedir. Erkekler genelde hazır olarak aldıkları ceket ve pantolon giyer, başlarına ise kasket ya da şapka kullanmaktadır. Yaşlı olanlar sıcak tutsun diye kışları şayak (aba) pantolon giyerler. Gençler ile yaşlılar arasında, giyimde büyük farklılıklar vardır. Genç kızlar saçlarını örtmezler. Bu durum ilk zamanlar aile büyükleri tarafından yadırganmasına rağmen, bu gün hoş karşılanmaktadır. Genç erkekler de gayet modern giyinmekte ve başlarında şapka kullanmazlar.

    Yörenin halk oyunu kıyafetleri ise şunlardır;
    Kadın Giysileri:
    Başa çember, oyalı yemeni, grep, yazma, kıvrak, tartma, vala; sırta iç donu, bürümcek gömleği, cepken, şalvar, fıta, uçkur, fistan, yağlık, toka; ayağa ise yemeni, çetik (şaşon), çorap giyilmekte ve boyunda kurdeleye dizili altın, kulaklara da küpe takılmaktadır.

    Erkek Giysileri:
    Başa fes; sırta gömlek, cepken, kollu-kolsuz cemedan, potur, kuşak, peşkir; ayağa ise yemeni, çarık ve çorap giyilmektedir. Aksesuar olarak yağlık, mendil, silahlık, tütün tabakası ve köstek kullanılmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş