Kim Kör ? Kim Nankör?

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Dine tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kim Kör ? Kim Nankör? konusu
    İsa aleyhisselam bir agacin altinda kendinden geçmis bir halde dua eden birini görür. Dikkatlice baktiginda adamin ayaklari tutmayan bir kötürüm olduğunu anlar. Sonra iki gözünün de görmedigini fark eder.

    Vücuduna dikkatlice baktığında ise cildinde baras hastalığı olduğunu görür. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua etmektedir:

    “Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden RABBİM! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!..”

    Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaşır:

    -Ayağın yürümüyor gözün görmüyor; bedenin de sağlıklı görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?

    Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam şöyle der:

    -Efendi! ALLAHü teala bana öyle bir kalp vermiş ki o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki o dille de ona şükrediyorum. Halbuki dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki kalbinde Onu tanıma sevinci dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur.
    Ama gel gör ki ayakları topal gözleri kör bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama RABBİM bu sevgiyi ihsan eylemiş bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor ve: “Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren RABBİM! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!” diye teşekkür etmekten kendimi alamıyorum.

    Baş gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:

    -Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar eğilerek görmeyen gözlerinden öper.

    Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:

    -Sen şu ölüleri dirilten hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:

    -Belli olmuyor mu? deyince:
    -Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil der. Tebessüm eden İsa aleyhisselam:
    -Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar. Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:

    -Ey ALLAHın Nebisi sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım O’na şükredeyim diyerek hemen yere iner başını secdeye koyar ve der ki:

    -RABBİM! Seni tanıyan bir kalple şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken şimdi gören bir çift gözle yürüyen iki de ayak lütfettin. Bunların şükrünü ben nasıl ödeyeceğim? Bu sırada çevreden toplanan halk gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama ALLAHın Peygamberi işaret eder: “Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!..”

    Derler ki: “Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiçbirimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.”
    Hazreti İsa bunlara şu cevabı verir:

    “Öyle ise tefekkür edin siz de düşünün. Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır!”
     

Bu Sayfayı Paylaş