Kilis Hakkında Bilgi

'Kilis Tanıtımı' forumunda =FiRaRi tarafından 14 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kilis Hakkında Bilgi konusu
    Kilis Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Güneybatı bölümünde yer alan bir sınır ilimizdir.

    İllin doğu, batı ve kuzeyinde Gaziantep güneyinde ise Suriye yer almaktadır. Gaziantep'e 58 km uzaklıkta olan Kilis Suriye sınırına ise 10 km uzaklıktadır. Kilis'ten geçen yol Türkiye sınırlarının ötesinde Azez'den geçtikten sonra Suriye'nin Halep şehrine ulaşır. İl merkezi doğudan batıya doğru uzanan Resul Osman dağı eteklerinde kurulu olup güneye doğru inildikçe düz arazilere inen fazla engebeli olmayan bir sahada yer almaktadır. İlin kuzeyinde yer alan ve doğudan batıya uzanan dağlar arasında kuru dereler ve birkaç küçük akarsu bulunmaktadır. Genellikle kıraç arazilerin yer aldığı bu dağların etekleri ve üst kısımlarında tarıma elverişli araziler bulunmaktadır.

    İlin güneydoğu ve sınır şeridi boylarında özelikle bağcılık ve zeytincilik çok gelişmiş ve tarıma elverişli araziler bulunmaktadır. Kırsal kesiminde yaşayan insanlar geçimini tarıma dayalı olarak sağlamaktadır.

    İl sınırları 38 derce 27' ve 38 derece 01' boylamları ile 36 derece 38've 37 derece 32' arasında bulunan Kilis'in yüzölçümü 1428 Km dir.

    İldeki başlıca çaylar; Afrin Çayı, Sunnep Çayı, Sabun Suyu Çayı, ve Balık Suyu Çayları olup bu çayların geçtiği arazilerde sulu tarım yapılabilmektedir. Kilis ilinin %12,2 si orman ve fundalık arazi %69,3 ü tarım alanı %7,7 si çayır ve mera arazisi %10,6 sı tarım dışı araziden oluşmaktadır

    Kilis 10 Haziran 1995 yılında Yalova ve Karabük'le beraber il olmuştur.Plaka 79, merkez nüfusu 70700,rakımı ise 643'tür.İlçeleri Elbeyli,Polateli ve Musabeyli olmak üzere 3 tanedir.Ayrıca merkeze bağlı Yavuzlu adıyla da bir beldesi bulunmaktadır.
    Kilis
    [​IMG]


     
    1 kişi bunu beğendi.
  2. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Genel Bilgi


    [​IMG]
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneybatı bölümünde yer alan Kilis’in doğu, batı ve kuzeyinde Gaziantep, güneyinde de Suriye bulunmaktadır. Hatay-Maraş oluğu ile Fırat ırmağı arasında uzanan Gaziantep Platosu’nun güneybatı kısmında, Türkiye-Suriye sınırında bulunan il toprakları Akdeniz ve Güneydoğu bölgeleri arasındaki geçiş kuşağı üzerindedir. Tilbaşar Ovası’nın doğusunda Suriye topraklarına doğru alçalan dalgalı düzlük bir arazide yer almaktadır. İlin en önemli yükseltisi Acar Dağı’nın Gülbahar Tepesi (1.021 m.)’dir. İlin kuzeyinde yer alan ve doğudan batıya doğru uzanan dağlar arasında kuru dereler ve birkaç küçük akarsu bulunmaktadır. Genellikle kıraç arazilerin yer aldığı bu dağların etekleri ve üst kısımlarında tarıma elverişli araziler bulunmaktadır. İlçe topraklarını Balıksuyu, Sunnep Çayı, Afrin Çayı ve Sabun Suyu sulamaktadır. Gaziantep’e 58 km uzaklıkta olan Kilis Suriye sınırına ise 10 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 1.428 km2 olup, toplam nüfusu 130.198’dir.

    [​IMG]Kilis ilinin iklimi genel karakterleri itibariyle Akdeniz iklimi içerisinde kalır. Bu özelliği ile Kilis, etrafındaki il ve ilçelerden farklı bir iklime sahiptir. Kilis´in batısından, Torosların arasından geçerken serinlesen Akdeniz rüzgarı Yaz aylarında çok sıcak olan şehir havasını serinletir. Kilis, bir yayla iklimine sahiptir de denebilir.

    İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, ticaret ve küçük sanayie dayalıdır. Kilis’in tarım alanındaki pazarları Osmanlı dönemine kadar inmektedir. Osmanlı döneminde Halep’in meyve ve sebze ihtiyacı buradan karşılanıyordu. İlde yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; arpa, buğday, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, zerdali Antapfıstığı ve az miktarda pamuk ve mısırdır.

    [​IMG]Ayrıca meyve sebze üretimi ileri düzeydedir. Özellikle bağcılık ve zeytincilik ön plandadır. Meraların bitkisel üretim alanlarına ayrılmasından ötürü, hayvancılık eski önemini yitirmiştir. Bununla birlikte, sığır besiciliği, Kilis keçisi ve koyun yetiştirilmektedir. Suriye’ye yakınlığından dolayı, Öncüpınar (Tibil) sınır kapısı nedeniyle Suriye ile ticari bağlantısı vardır. İlde bitkisel yağ, şarap üreten, dokumacılığın ağırlık kazandığı iş yerleri bulunmaktadır. İl topraklarında manganez ve fosfat maden yatakları vardır.

    İlk kez bir Asur tabletinde, Ki-li-zi adında bir yerden söz edilmesinden ötürü, Kilis’ in Asurlular döneminde bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Kilis antik kentinin bugünkü yerinden 12 km batıda Suriye sınırları içerisindeki Ürya Nebi denilen yerde olduğu ve Chrrhus ismi verildiği sanılmaktadır. Bu kenti Büyük İskender’in kurduğu konusunda bazı iddialar bulunmaktadır. Buna göre, Kilis İskenderun Körfezi’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan Christik eyaletinin merkezi idi. Bizans’ın doğu sınırını gösteren bazı haritalarda ve bugünkü Kilis’in bulunduğu yere Ciliza deniliyordu. Ayrıca Roma metinlerinde de buradan Ciliza siv ürmanijijant olarak söz edilmektedir.

    [​IMG]M.Ö. 1700 yıllarında Kilis, Hitit Devletinin önemli kentlerinden biriydi. Kilis’ in kuzeybatısında Gaziantep’teki Yesemek, Hititlerin Heykel atölyesinin bulunduğu önemli bir merkez idi. Kilis yöresi M.Ö. 700 ile 550 yılları arasında Asur, Medlerin ve Perslerin egemenliğinde kalmıştır. Büyük İskender’ in Pers Devletini yıkmasından sonra, Makedonyalıların hakimiyeti altına girmiştir. M.Ö. 323 yılında İskender’in ölümünden sonra Makedonya İmparatorluğu İskender’in üç generali arasında paylaşılmıştır. Kilis ve çevresi Seleukosların egemenliğine girmiş ve bu durum 227 yıl sürmüştür. Bunun ardından da Roma İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Kilis, M.S. 636 yılına kadar Bizans İmparatorluğu’nun bir kenti olmuştur.

    [​IMG]VIII.yüzyılda Kilis’e Harun Reşit, El-Mehdi döneminde Abbasilerin akınları başlamıştır. El-Mehdi zamanında Horasanlı Oğuz boyları Abbasilerin hizmetine girdikten sonra buraya Uç Beylikleri olarak yerleştirilmişlerdir. XI.yüzyılda Türk boylarının Atabek ismi altında burada küçük devletler kurmuşlardır. Bu devletlere aynı zamanda da Suriye Selçukluları ismi verilmiştir. Haçlıları 1151’de buradaki Atabek Nurettin Mahmut’dan Kiris, Azez, Telbaşar, Ayıntab, Telhalit, Ravanda, Dülük, Maraş ve Besni’yi zaptetmişlerdir. Ancak kısa bir süre sonra Türkmenler bu yerleri Haçlılardan geri almışlardır. Yaklaşık bir yüzyıl Kiris Atabeklerin yönetiminde kalmıştır. 1250’den sonra bu yöre Mısır-Türk Kölemen Devleti’nin egemenliğine, XII.yüzyılda da Ravanda Eyyübi Devleti’nin egemenliği altına girmiştir. 1393’te Timur bütün Kuzey Irak’ı, Bağdat’ı ve bugünkü Kilis’i de ele geçirmiştir.

    [​IMG]Yavuz Sultan Selim 23 Ağustos 1516’da Mercidabık Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Halep eyaletine bağlı bir sancak konumuna getirilen Kilis, 400 yıl sürecek Osmanlı egemenliği altında kalmıştır. Bu dönemde Kilis köy olmaktan çıkmış hızla genişlemiş ve yeni eserlerle bezenmiştir.

    Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde; “Kilis Halep’ in batısındadır, bir kalesi vardır. Kilis ve Azez sancak olup, Valide Sultanın hasıdır. Şehrin dört tarafı kale şeklinde yüksek duvarlarla çevrili, bu duvarlar kerpiçten yapılmıştır. Şehre sekiz kapıdan girilir. Bu kapılar demirli değildir. Kalenin önünde hendekler yoktur. Şehir beş mahalle, dört bin altı yüz altmış evden ibaret olup, nüfusu da 24.000’dir”. Bu arada Evliya Çelebi Canbolatoğlu Camisi’nden övgü ile söz ederek bunun güzellik ve ihtişamda Arabistan’daki benzerliklerinden geri kalmadığını yazar. Sonra da kentteki diğer camilerden övgü ile söz ederek han ve hamamların özelliklerini belirtir.

    [​IMG]Kilis 1818 yılında büyük bir kuraklık, 1820’lerde bir deprem, 1826’da veba salgını geçirmiş, 1831’de Mısırlı İbrahim Paşa Kilis’i işgal etmiştir. Bunun üzerine Kilis’te derebeylik yapan ve Osmanlı devletine başkaldıran Kilisli Veli Ağa Gavur Dağı’na çekilmiş ve dağlarda işgalcilerle gerilla savaşı sürdürmüştür. Bundan sonra Mısır ordusu geri çekilmiştir. Veli Ağa’nın Mısırlılara karşı koymasından ötürü Osmanlı Hükümetince affedilmiş ve Osmanlılar yeniden yöreye hakim olmuşlardır. Bu arda kıtlık, bulaşıcı hastalıklar, çekirge saldırısı gibi afetlerden son derece etkilenmiştir.

    I.Dünya savaşından sonra Kilis yakınlarına gelen 6 tabur İngiliz müfrezesi 6 Aralık 1918 günü Kilis’e gelerek Kışı geçirmek üzere yerleşmişlerdir. İngilizler 22 Ekim 1919 tarihinde Kilis’ten çekilerek yerlerini, Tunus, Cezayir, Siyam Madagaskar ve Ermeni asıllı Fransız işgal kuvvetlerine bırakmışlardır. Bunun üzerine Kilis’te kurulan “Kuva-i Milliye” grupları Fransızlarla sürekli savaşmışlar, 20 ay süren bu mücadele sonunda Fransızlar Kilis’ten çekilmiş ve Albay Polat Bey önderliğinde Kuvay-i Milliye 7 Aralık 1921’de Kilis’e girmiştir. Kilisliler ayrıca Gaziantep’i işgal eden Fransızlara karşı Gaziantep milislerine katılmışlardır.

    [​IMG]Gaziantep’in il olması ile 1927 yılında Gaziantep’e bağlı bir ilçe olan Kilis, 1995’de il konumuna getirilmiştir.

    Kilis’te günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Oylum Höyük, Çatal Höyük, Kulsurun Höyük, Eğlit Höyük, Yavuzlu Höyük, Sinnap Höyük, Karamelik Höyük, Kumludere Höyük, Çörten Höyük, Keferdeşir Höyük, Tilel Höyük, Çınadır Höyük, Ravanda Kalesi kalıntıları, Resul Osman Kalesi, Tiyatro Kalıntısı, Kilise kalıntısı, Tekye Cami, Ulu Cami (1334), Akçurun camisi (1515), Canbolat Paşa Külliyesi (1553), Şeyh Camisi (1569), Şeyhler Camisi (1655), Hindioğlu Camisi (1664), Çalık Camisi (1683), Cuneyne Camisi (XVII.yüzyıl), Şeyh Süvendan Camisi (1748), Kadı Camisi (XVII.yüzyıl), Çekmeceli Cami, Cuneyne Camisi, Kör İmam Camisi, Hacı Derviş Camisi (1551), Muallak (Hasan Bey )Camisi (1599), Pirlioğlu Camisi (XVII.yüzyıl), Hasan Attar Camisi (1802), Tek Minare Camisi, Alacacı Cami (1460), Bayraklı Cami (1598), Kesik Minare Camisi (1778), Kilis Mevlevihanesi (1525), Şurahbil Zaviyesi (1773), Şeyh Efendi Tekkesi, Şeyh Abdullah Efendi Türbesi, Kadızade medresesi (1627), Şeyh Şemun Medresesi (1747), Baytazzade Hanı (1879), Calkanlı Lilli hanı (XIX.yüzyıl), Hoca Hamamı (1545), Eski Hamam (1562), Paşa Hamamı (1567), Hasan Bey Hamamı (Çukur hamam) (1599), Tuğlu Hamam (1785), Kurtağa Çeşmesi (1635), İpşirpaşa Çeşmesi (1654), Fellah Çeşmesi (1623), Kavaf Çeşmesi (1844), Küçük Çarşı Çeşmesi bulunmaktadır. Kilis Şehirler Anıtı da yakın tarihlerde yapılmıştır. Kilis’te ayrıca Türk sivil mimari örneklerinden evler olup, Akıncı Konağı, Kaymakam İbrahim Bey Konağı bunların başında gelmektedir. Karataş Mesire yeri, Akpınar Mesiresi ilin doğal güzellikleri arasındadır.
     
  3. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Gezgin Gözüyle

    Kervansaray
    [​IMG]Binlerce yıldan beri konulup göçülen,ekilip biçilen yerlerden olan Kilis ilimiz; tarihi zenginliklere ve kültürel potansiyele sahip nadide bir sınır kentidir. Her beş altı kilometre de bir höyüğe (tümülüs) rastlanan, kültür deposu Kilis'imizde yapılan kazılarda karşımıza değişik çağlardan ve medeniyetlerden (Asur, Fenike, Hitit, Roma, Bizans vb.) tarihi eserler ve mezarlar çıkmaktadır.

    M.Ö.l 700 yıllarında Kilis, Hitit devletinin "önemli bir kentiydi. Bu medeniyetin ardından Asur, Roma ve Bizans medeniyetlerinin hüküm sürdüğünü görüyoruz. Kilis'in İslam medeniyeti altına girmesi Hz.Ömer zamanına (636) rastlar. Bu zengin medeniyetlerle harmanlanan Kilis bölgesi, Yavuz Sultan Selim'in Merc-i Dabık Zaferi sonucu Osmanlılar'a katılmıştır. Defter-i Hümayun'a göre Kilis emval ve nüfus bakımından Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli kentlerinden birisidir.

    Bugün Suriye sınırında sınır kapısı olan Kilis ilimiz, zengin kültürel potansiyeli ve gelişmiş yapısıyla her yıl on binlerce turisti misafir etmektedir.

    Cüneyne Cami
    [​IMG]
    Kaleleriyle (Ravanda Kalesi, Res'ul-Osman Kalesi...),camii ve mescitleriyle (Tekye Camii ,Kadı Camii, Murtaza Camii,Ulu Camii, Muallak Camii...),türbeleriyle (Şurahbil Makamı ve Zaviyesi , Tekke türbesi, Canbolat türbesi, Şeyh Muhammed Ensari türbesi...), hamamlarıyla (Hoca hamamı, Paşa hamamı,Toğlu hamaml...), hanları-kervansaraylarıyla, tekkeleri, çeşme ve kastelleriyle ve daha birçok muhtelif tarihi binalarıyla geniş tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu Kilis ilimiz, gelen turistlerin hayranlık duygularını cezbetmektedir.

    Cüneyne Cami
    [​IMG]
    Kilis ilimiz tarihiyle, ekonomisiyle, kültürel eserlerinin zenginliğiyle, zengin bitki örtüsü ve tabiat güzellikleriyle, ince mimari dokusu ile müstesna bir serhat ilidir. Bütün bu özellikler Kilis halkının çalışkan ve konuksever tabiatıyla birleştiğinde; Kilis ilimizin zengin bir kültür ve turizm merkezi olmayı hakkettiği sonucunu çıkanyoruz.

    Ravanda Kalesi
    [​IMG]
    Kale Kilis'in 24 km, kuzeyinde bulunan Polateli ilçesine bağlı Ravanda Köyü'nün yanındadır. Etrafı açık, ufuklara hakim bir dağın sivri tepesine kurulmuştur. Dağın eteğinden Afrin çayı geçmektedir. Dağın tepesi oyulmak suretiyle yapılan kalenin bugün ayakta kalan kısmı, iç kaledir. Dış kale duvarlarının sadece bazı yerlerinde döküntüler ve temeller kalmıştır. İç kalenin kapı genişliği 2.20 m.'dir. Yüksekliği ise 3.10 m.'dir.

    Ravanda Kalesi
    [​IMG]
    Kalenin Hititler' e kadar uzanan çok eski bir tarihi vardır. Bizans eseri olduğu da bir kısım tarihçiler tarafından ifade edilmektedir.

    [​IMG]

    İslami devirlerde de kaleye ilaveler yapılmış tahkim edilmiş ve genişletilmiştir. Kapısının solunda bulunan ancak daha sonra kaybolan kitabenin fotoğrafından okunan Türkçe'si şöyledir:

    "Eyyüb oğlu El Melik-Ün-Nasr Yusuf, Allah, mülkünü (yurdunu) muhallad etsin." Bu , büyük İslam kahramanı Eyyubi Devleti'nin kurucusu En-Nasr Selahaddin Yusuftur. Bu melik M.1236- 1260 yılları arasında bölgede hükümdarlık yapmış, M.1261 yılında Moğol istilası sırasında öldürülmüştür. Yavuz Sultan Selim Suriye'yi fethettiği zaman M.l517 yıllarında Ravanda Halep'e bağlıydı. Başbakanlık arşivinde 146 numarada kayıtlı Kanuni zamanında M.1527 tarihinde yani buraların Osmanlı sınırları içine geçmesinden yaklaşık 11 sene sonra tutulan bir defterden Ravanda'nın Halep'e bağlı bir kaza olduğu anlaşılmaktadır.

    Kilis'in Mesire Yerleri

    Karataş, Kilisliler'in en çok sevdiği mesire yerlerindendir. İsmine uygun olarak kara taş ve kayalarla örtülü bir tepeciktir. Çam ağaçlarıyla süslü olan bu tepecikten Kilis ovası bütün ihtişamı ile gözler önüne serilir. Yeşilin her tonunu; fıstıki yeşil, çağla yeşili, çimen yeşili görebilmek mümkündür. Karataş'ın emsalsiz güzelliğini Doç. Dr. Mustafa IŞIKAN'ın tasviri çok iyi anlatıyor: "Akşam Karataş Çamlığı'nda oturarak Kilis'te gün batışını seyrettim. Bu gurub, İzmir'in Kadife Kalesi'nden seyrettiğim çifte güneşli gurub gibi, Rize'nin Çaylık Tepesi'nden seyrettiğim değişik ışıklarla harelenen yeşil dalgalı gurub gibi, Amerika'nın Güney Karolina Eyaleti'nde seyrettiğim zengin vadi ve ağaçlıklar üzerine munis ışıklarını döken iri güneşli gurub gibi, hayatımda rastladığım muhteşem gurublardan idi. önümde dünyanın en güzel işlenmiş ovası uzanıyordu." (Kilis Kültür Derneği yayınlarından Kilis Üzerine İncelemeler- Düşünceler S.13.)

    Akpınar Dilek Çeşmesi
    [​IMG]

    Kalkerli bir toprak parçasının ortasından pırıl pırıl suların aktığı diğer bir mesire yeri ise Akpınar'dır. Dört yanı zeytinlikler, bağ ve meyve bahçeleriyle çevrilmiş, çimenden halılarla kaplı bu eşsiz tabiat güzelliği, bahar ve yaz aylarında Kilisliler'in akınına uğrar.

    Akpınar'ın çevre onarımı, "Kilis Akpınar Mesiresi Çevre Düzenleme Projesi" ile Valilik tarafından yapımı proğrama alınmıştır. Projenin içinde büfe, tuvalet, oturma, dinlenme, oyun yerleri, otopark alanı, yemek yeme alanları, su başı oturma yerleri yer almaktadır. Çevre düzenlemesiyle mükemmel bir görünüme kavuşturulacaktır. At kestanesi, leylak, Japon sofrası, akasya, hanımeli; alıç, zeytin, ceviz ağaçları ve mevsimlik çiçekler bu şirin mesire yerinin bolca bulunan aksesuarları olacaktır.


    Zoppun da çimeni, hafif akarsuyuyla ilginç bir mesire yeridir Kilis'in.

    "Akpınar Zoppun yolu,
    Koyu gölgesi dolu,
    Çiçeklerle süslenmiş,
    Yolların sağı solu. "

    Türküsü söylenir durur çağıldayan Zoppun suyunun kıyısında. Zoppun , kuzeybatısına düşer Akpınar'ın. Bahar ve yaz aylarında Kilisliler göçünü çekerek, suyun kaynaştığı, yeşilin oynaştığı bu mesire yerlerine akın ederler. (Kadir ESENOĞLU: Destanlaşan Kilis S.20,21,22. )

    Söğütlüdere Tesisleri
    [​IMG]
    Dinlenme konaklama ve piknik yeri olarak tanzim edilmiş olan Söğütlüdere Kilis halkının sıkça akın ettiği bir tabiat harikasıdır. 32 kilometrekare alana sahip yerin 5656 metrekaresinde gölet meydana getirilmiştir. Göletin içerisinde 390 metrekarelik bir alan üzerinde kaloriferli bir restaurant hizmet vermektedir. Bu restaurant göl içerisine, ayaklar üzerinde yapılmış olup, 280 metrekare yazlık bir terasa. sahiptir.

    Menüsünde Kilis'in yöresel tüm kebap çeşitlerine yer veren bu restaurant, misafir ağırlamak için Kilisliler'in tercih ettiği gözde yerlerin başında gelmektedir.

    Baharın gelmesiyle Kilisliler'in akınıyla kalabalık bir piknik yerine dönüşen Söğütlüdere; yeşiliyle ve temiz havasıyla bütün yorgunlukların atıldığı güzel bir tabiat köşesidir.

    Göletin batısındaki 375 metrekarelik alana yapılmış olan çay bahçesinin ortasında su püskürten güzel bir havuz vardır.
     
  4. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Cami ve Mescitleri


    Canbolat Paşa (Tekke) Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Tekke Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı’nın güneyinde bulunan Canbolat Camisi’ni kitabesinden öğrenildiğine göre; 1552 tarihinde Canbolat Paşa yaptırmıştır. Ancak bu kitabenin yeri caminin yapımında boş bırakılmış, daha sonra buraya yazılmıştır. Caminin mimarının kimliği bilinmemektedir. Yapım tarihi Mimar Sinan’ın Hassa Mimarlar Teşkilatı’nın başında olduğu döneme rastlarsa da Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tezkiretü’l-Bünyan ve Tezkiretü’l-Enbiye gibi kitaplarda bu camiyi yaptırdığını belirten bir bilgiye rastlanmamıştır. Ancak caminin planı ve yapı şekli Mimar Sinan dönemi eserlerine benzemektedir.

    Canbolat Paşa, Yavuz Sultan Selim’in Suriye ve çevresine yaptığı akınlarda babası Emir Kasım ile İstanbul’a getirilmiş, Babası idam edilmiş Canbolat da eğitimini sarayda yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1535’te Kilis Sancak Beyliğine atanmıştır. Kıbrıs’ın fethine katılmış 1571’de Magosa önlerinde şehit olarak orada gömülmüştür. Canbolat Paşa Kilis’te bir çok eser yaptırmıştır.

    Cami medrese hücreleri ile çevrili bir avlunun güneyinde bulunmaktadır. Önünde beş kubbeli bir son cemaat yeri olup, kare planlı ibadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Caminin güneyindeki hazire kuzeybatıdaki minareye kadar devam etmektedir. Klasik dönem eserlerinin bir örneği olan bu caminin son cemaat yeri altı yuvarlak sütun tarafından taşınan beş kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerinin doğusunda hazireye açılan kapı, batısında da minare bulunmaktadır. Minarenin batısında Canbolat oğullarından Hacı Bekir Bey’e ait bir türbe vardır.

    [​IMG]Son cemaat yerinden ibadet mekanına açılan portal alternatif olarak sıralanmış renkli taşlardan meydana gelmiştir. İki yanında birer gömme sütun, bu sütunların üzerinde de sivri at nalı şeklinde bir kemer bulunmaktadır. Bu kemerle kapı arasında kalan bölümler mukarnaslarla doldurulmuştur. Ayrıca portal nişinin her iki yanında birer mihrabiye vardır. İbadet mekanı içten 15.25x14.70 m. ölçüsünde, dıştan 21.90x18.20 m. ölçüsündedir. İbadet mekanının kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerine birer hücre yerleştirilmiştir. İbadet mekanı dört yöne gömme ayaklarla genişletilmiştir. Duvarlar 1.50 m. kalınlığında olup, sekiz gömme ayağın iç mekanın her cephesine ikişerli olarak yerleştirilmesiyle derin nişler ortaya çıkmış ve bunların içerisine de birer pencere yerleştirilmiştir. İbadet mekanı sekiz gömme ayağa dayanan 11.40 m. çapındaki büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. İçten yuvarlak kasnaklı olan kubbe kasnağında basık kemerli on altı pencere bulunmaktadır. Altlı üstlü pencerelerle aydınlatma sağlanmıştır. Doğu ve batı cephelerinde üçer, kuzey ve güney cephelerinde ikişer tane olmak üzere toplam on pencere bulunmaktadır. Pencerelerin iç alınlıkları çini ile bezenmiştir. Mihrap ve minber renkli mermerden caminin duvarları ise kesme taştan yapılmıştır. Bu taşlar yöredeki Çilçime ve Mülük dağları ile Parsa ocaklarından getirilmiştir.

    Canbolat Camisi bezemeleri yönünden de Kilis’in en önemli eserleri arasındadır. Renkli taş işçiliğinin yanı sıra sıva ve ahşap üzerine yapılmış renkli kalem işleri ile de dikkati çekmektedir. Bunlardan bazıları zaman zaman yenilenmiş olmasına rağmen orijinal örneklere de rastlanmaktadır.

    [​IMG]Son cemaat yerinin doğusunda minaresi bulunmaktadır. Minare siyah-beyaz taşlardan yapılmış bir kaide üzerinde, yukarıya doğru genişleyen dört sıra halindeki mukarnaslar ve üzerinde de çokgen minare gövdesi bulunmaktadır. Minare üç tane bilezikle bölümlere ayrılmıştır. Tek şerefeli korkulukları geometrik şekillerdedir. Petek silindirik, külahı da taştan koni biçimindedir. Külahın eteğine bir sıra ince mukarnas frizi yerleştirilmiştir.

    Caminin avlusunda bulunan şadırvanı 1950 yılında çekilen resimlerine dayanılarak tekne kısmının yuvarlak olduğu ve ortasında da bir fıskiyenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şadırvan 1960 yılında tamamen yıkılmış ve yerine caminin yapısı ile uyuşmayan yeni bir şadırvan yapılmıştır.

    Ulu Cami (Merkez)

    [​IMG]Kilis Hacı Gümüş Mahallesi’nde bulunan Ulu Cami, şehrin en eski camisidir. Osmanlı döneminde tamir ve değişiklik yapılmasına rağmen orijinal planını kısmen korumuştur. Camiyi yaptıranın kim olduğu ve mimarı bilinmemektedir. Abdullah oğlu Hacı Halil tarafından 1388’de yeni baştan yapılmış, daha sonra 1912, 1924 yıllarında Hacı Mustafa tarafından onarılmıştır. Bu onarımları Halep’in ünlü mimarlarından Hacı Ahmet Aziz yaptırmıştır.

    Ulu Cami’nin doğu ve batı tarafında hücreler, kuzeyinde de bazı mekanlar bulunan hafif çarpık bir avlunun güneyinde yer almaktadır. Avlunun doğu ve batısındaki odaları ve kuzeydeki revağın bir bölümünün medrese olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Beşik ve çapraz tonozlarla örtülü avlu çevresindeki hücreler ve önlerindeki revak düz bir damla örtülmüştür.

    Ulu Cami, mihraba paralel iki sahınlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Mihrap önünde iki sahın boyunca bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbenin ağırlığı sivri kemerlerle duvarlardaki gömme ayaklara dayanmaktadır. Kilis Ulu Camisi’nin enine gösteren planı, mihrap önünün daha yüksek tutulmasıyla Leşkeri Bazar, Şam Emeviye, Halep Ulu Camisi ve Diyarbakır Ulu Camisi’ne benzemektedir. Mihrap önündeki kubbeli bölümün her iki yanında ikişer çapraz tonozlu bölümler bulunmaktadır. Mihrap önü kubbesi tuğladan olup, 7.30 m. çapındadır. Bu kubbenin kasnağında basık kemerli 12 pencere bulunmaktadır. İbadet mekanı 42x9.40 m. ölçüsündedir. Caminin önünde son cemaat yeri bulunmamaktadır. Çapraz tonozlu mekanların üzeri düz damlı bir çatı ile örtülmüştür.

    [​IMG]İbadet mekanının ortasında bulunan mihrap, sivri kemerli olup, kitabesinden öğrenildiğine göre 1924 yılında tamir edilmiştir. XVI.yüzyıl mukarnaslarına benzeyen bezemesi 1924 yılında orijinaline uygun olarak yenilenmiştir. Ahşap minber mihrabın sağ tarafında olup 1924 yılında yapılmıştır.

    Minare caminin doğusunda yer almaktadır. Kare planlı kaidesi kirli sarı ve siyah taşlardan örülmüştür. Bunun üzerinde pahlı gövdeye geçiş ve sekizgen pabuç kısmı bulunmaktadır. Tek şerefeli çokgen gövdeli minare oldukça sade bir görünümdedir. Yalnızca peteğin üst kısmına ajur tekniğinde yıldız motifleri yerleştirilmiştir. Minareye çıkış kapısı üzerine kitabe yerleştirilmiştir. Buradan da caminin 1912 yılında yenilendiği öğrenilmektedir.


    Akcurun Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Hacı İlyas Mahallesi’nde bulunan Akcurun Camisi’nin banisi bilinmemekle beraber, Hurufat Defterlerindeki kayıtlardan Hacı Davut tarafından 1775 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

    Akcurun Camisi medrese hücreleri ile çevrili avlunun kenarında bulunmaktadır. Önünde iki sahınlı son cemaat yeri, kıbleye paralel tek sahınlı bir yapı olup, mihrap önü kubbelidir. Caminin ibadet mekanından daha büyük olan son cemaat yeri dikkat çekicidir. Avlunun doğu ve kuzeyinde medrese hücreleri batısında da dükkanlar bulunmaktadır. Caminin avlusunda doğu yönünde üç hücre bulunmaktadır. Basık kemerli birer kapı ile içerisine girilen bu hücreler avluya bakan üç pencere ile aydınlatılmıştır.

    Akcurun Camisi dikdörtgen planlı, iki sahınlıdır. Son cemaat yeri 19.00x7.60 m. ölçüsünde olup, ortada iki serbest payeye, yanlarda da gömme ayaklara dayanan üç sivri kemerle avluya açılmaktadır. İbadet mekanının güney duvarının kalınlığı 1.75 m., batı duvarının kalınlığı 1.00 m. olduğu halde kuzey duvarı 2.00 m.dir. 1917 yılında yapılan bir onarımla genişletilen ibadet mekanı bugün 18.90x4.80 m. ölçüsündedir. Mihrap önündeki kubbe 5.00 m. çapında olup, bunun yan tarafları beşik tonozlarla örtülmüştür.

    Mihrap sade bir niş şeklinde olup, hiçbir özelliği yoktur. Sağında mermerden, özelliği olmayan bir minberi vardır. Caminin ibadet mekanında herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır.

    Caminin minaresi avlunun kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Güneydeki kapısı üzerinde 1515 yılına ait üç satırlı kitabesi bulunmaktadır. Minare dikdörtgen kaide üzerinde, yüksek sekizgen pabuç ve iki sekizgen silme ile gövdeden ayrılmıştır. Gövde düzgün kesme taştan yapılmış olup, şerefe altı stalaktitlerle doldurulmuş, peteğin üzerine de külah oturtulmuştur. Minarenin kuzeyine de küçük bir dükkan oturtulmuştur. Avlunun batısında beş dükkan bulunmaktadır.


    Hacı Derviş Camisi (Merkez)

    Kilis Büyükkütah Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan Hacı Derviş Camisi 1551 yılında yapılmış, 1678 ve 1909 yıllarında yenilenmiştir. Camiyi Abdullah oğlu Hacı Mustafa yaptırmış olup, mimarı bilinmemektedir.

    Caminin üç kemerli son cemaat yeri, ortada iki, yanlarda da birer gömme ayakların taşıdığı üç bölümden meydana gelmiştir. Cami kesme taştan yapılmış, duvar örgüsünde yer yer siyah taşlara yer verilmiştir. İbadet mekanı 9.60x6.70 m. ölçüsünde olup, giriş kapısının sağ ve solunda birer pencere bulunmaktadır. Bunun dışında doğu ve batı duvarlarındaki iki pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekanının üzeri üç çapraz tonozla örtülmüştür. Mihrap ve minberi sade olup, herhangi bir özellik taşımamaktadır.

    İbadet mekanının batı cephesinde dışarıya çıkıntı yapacak şekilde minaresi yerleştirilmiştir. Minare şerefesi dört sütun üzerine oturtulmuş olup, küçük bir kubbe ile örtülüdür. Minare kaidesi köşeleri pahlı kare planlı, gövde yuvarlaktır. Günümüzde minarenin yalnızca kaidesi ve gövdesinin bir bölümü ayaktadır. Şerefe ve kubbesi tamamen yıkılmıştır.


    Kadı Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Büyükkütah Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Kadı Camisi’ni Kara Kadı isimli bir kişi yaptırmıştır. Kara Kadı’nın kim olduğu bilinmemektedir. Yapının mimarı da bilinmemektedir.

    Kadı Camisi 1820 yılında meydana gelen depremden hasar görmüş, 1822 yılında Hacı Abdurrahman Efendi tarafından onarılmıştır. Daha sonra 1878 ve 1889 yılında cami batıya doğru genişletilmiştir. Bu durumda caminin orijinal plan ve mimarisinde değişikliğe uğradığını göstermektedir. Caminin yapım kitabesi bulunmamakla beraber, çeşitli zamanlarda yapılan onarımları belirten kitabeler günümüze kadar gelebilmiştir.

    Kadı Camisi kıbleye paralel olarak uzanan üzeri çapraz tonozlarla örtülü, iki sahınlı ibadet mekanı ve dokuz kemerli son cemaat yeri ile bu plan şeklinde Kilis’te yapılmış camilerin en büyük örneklerinden birisidir. Caminin güney ve batı cephelerine dükkanlar yerleştirilmiştir. Avlusunun doğusundaki iki katlı hücrenin fetvahane olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Avlunun ortasında bulunan sekizgen planlı şadırvan günümüze gelememiştir.

    Caminin onarım öncesinde kare planlı, iki serbest yığma ayağın iki sahına ayırdığı bir ibadet mekanı olduğu, bunun kuzeyinde de beş kemerli son cemaat yerinin olduğu sanılmaktadır. Ancak değişik dönemlerde yapılan onarımlardan sonra önüne dokuz kemerli bir son cemaat yeri ve büyük bir de ibadet mekanı yapılmıştır. Orijinalinde caminin duvarlarında siyah taş kullanılmış, genişletilen bölümlerde muntazam kesme sarı taş kullanılmıştır. Günümüzde son cemaat yeri kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde birer gömme ayak, bunların ortasında da yedi yığma ayağın taşıdığı yedi bölüm halindedir.

    İbadet mekanı dikdörtgen planlı olup, beş ayak ile iki sahna ayrılmıştır. İbadet mekanında iki mihrap bulunmaktadır. Bunlardan ortadaki mihrap nişi hafif sivri kemerli, iki tarafında da köşe sütunçeleri bulunmaktadır. Üzerlerindeki kitabelerden de mihrabın 1822 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır. Güneybatıdaki mihrap ise 1889 yılında yuvarlak kemerli bir niş olarak yapılmıştır. Üzerine de istiridye motifi yerleştirilmiştir. Caminin ibadet mekanında bezeme bulunmamaktadır.

    Avlunun kuzeydoğusundaki minaresi etrafındaki hücrelerin yıkılmasından ötürü camiden biraz uzakta kalmıştır. Düzgün kesme taştan yapılan minare kare kaide üzerinde, tek şerefeli ve silindirik gövdelidir. Şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur. Orijinal külahının taştan olduğu sanılan minare bugün çinkodan piramidal külahlıdır.


    Muallak (Hasan Bey Camisi) Cami (Merkez)
    [​IMG]Kilis Meşetlik Mahallesi, Odun Pazarı Caddesi’nde bulunan bu cami, Tanrıverdi oğlu Hasan Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı üslubundan XVIII.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. İ.Hakkı Konyalı Hasan Bey’in Canbolat ailesinin kahyası, Şamlı bir Türk olduğunu belirtmektedir. Caminin mimarı hakkında bilgi bulunmamaktadır.

    Cami XX.yüzyılın başlarında onarılmıştır. Bu onarımlar sırasında caminin doğu tarafındaki bazı girintiler kapatılmış, çapraz tonozlu üst örtüler beşik tonoza çevrilmiştir. Ayrıca 1965-1966 yıllarında güney ve batı cephelerindeki beden duvarları sökülerek yeniden taş örgü ile örülmüştür. Kubbe ve tonozların üzerindeki toprak dolgular yenilenmiş, iç sıvalar, saçak ve silmeler, kapı, pencere doğramaları da yenilenmiştir.

    Cami iki katlı olarak yapılmış, Kilis camileri arasında benzeri olmayan bir yapıdır. Mihraba paralel olarak uzanan tek sahınlı ve mihrap önü kubbeli bir yapıdır. II.Abdülhamid dönemi albümlerindeki resimlerden bu caminin orijinal plan ve mimarisini yitirmeden günümüze ulaştığı anlaşılmaktadır. Caminin alt katında dükkanlar ve iki mahzen, üst katında ise cami bölümü bulunmaktadır. Ayrıca güneyinde dikdörtgen planlı, beşik tonozlu üç dükkan bulunmaktadır. Batı yönünde ise yine beşik tonozlu, kareye yakın planlı dört dükkan daha vardır.

    Caminin doğusunda bir avlu olup, buraya güney ve kuzeydeki iki ayrı kapıdan girilmektedir. İbadet mekanının bulunduğu ikinci kata kuzeydoğu ve batıdaki kapılardan geçildikten sonra merdivenlerle ikinci kata çıkılmaktadır. Bunlardan kuzeydoğudaki kapı daha sade olduğu halde, batı kapısı minare kaidesi altında yer almakta olup, yüksek sivri kemerli bir portal görünümündedir.

    Caminin yapımında muntazam kesme taş kullanılmıştır. Batı portalinin kapı ve kemerlerinde beyaz ve siyah düzgün kesme taşların kullanıldığı görülmektedir. Caminin son cemaat yeri yoktur. Ancak, ibadet mekanının kuzeyine kapalı camekanlı bir mekan yapılmıştır. İbadet mekanı 13.60x5.30 m. ölçüsünde tek sahınlı, mihraba paralel bir planı vardır. Mihrabın önündeki kare planlı mekanın üzeri küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Dört taraftan sivri kemerlere oturan pandantifli kubbenin ağırlığını kuzey-güney duvarlarındaki gömme ayaklar taşımaktadır. Mihrap sivri kemerli, sade bir niş şeklindedir. Mihrap üzerine de barok üslupta vazo biçiminde bir kabartma yerleştirilmiştir. Cami içerisinde dikkati çeken bir bezemeye rastlanmamaktadır.

    Caminin giriş portali üzerinde köşeleri pahlı, kare kaideli, sekizgen pabuçlu, onikigen gövdeli, tek şerefeli, kesme taştan minaresi bulunmaktadır. Şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuş olup, minare külahı taştandır. Caminin doğusundaki bahçede banisi Tanrıverdi oğlu Hasan Bey’e ait bir mezar bulunmaktadır. Bu mezardan da banisinin 1599 yılında öldüğü anlaşılmaktadır.


    Hindioğlu Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Hindioğlu Mahallesi, Dereağzı Sokağı’nda bulunan Hindioğlu Camisi’nin banisi bilinmemektedir. Kitabesi bulunmadığından bu caminin banisi ile ilgili bazı iddialar ortaya atılmıştır. Bunlardan birine göre; Kör Hüseyin Ağa tarafından 1664 yılında yaptırılmıştır. Ancak, yapının mimarisi bundan daha önceki bir tarihe işaret etmektedir. Bu da gösteriyor ki, Kör Hüseyin Ağa büyük olasılıkla bu camiyi onarmıştır. Kaynaklarda yapının mimarı hakkında da bir bilgiye rastlanmamıştır.

    Cami üç kemerli son cemaat yeri, kıbleye paralel, tek sahınlı, ahşap örtülü sade bir yapıdır. Caminin avlusuna doğu ve batısındaki iki ayrı kapıdan girilmektedir. Bunlardan doğudaki kapı daha yüksek ve sivri kemerlidir. Bunun arkasındaki beşik tonozlu küçük bir dehlizden avluya geçilmektedir. Bu giriş aynı zamanda cami minaresinin kaidesini meydana getirmektedir. Kısa gövdeli silindirik minare bu girişin üzerinde olup, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Caminin batı kapısı sonradan yapılmıştır. Cami avlusunda sağ tarafta minareye ve hücrelerin üzerine çıkan on iki basamaklı bir merdiven bulunmaktadır. Avlunun kuzeyindeki hücrelerden yalnızca kuzeybatı köşesindeki hücre günümüze gelebilmiş, diğerleri yıkılmıştır.

    [​IMG]Son cemaat yeri üç kemerli olup, bu kemerler ortadaki iki sütuna, yanlarda da gömme ayaklara dayanmaktadır. Son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde içerisinde sanduka bulunan bir oda bulunmakta ve bu sandukanın kime ait olduğu bilinmemektedir. Ancak bu hücrenin altında Selçuklu üslubunda bir türbe olduğu ve bu türbenin üst kısmının yıkılarak geriye mumyalık kısmının kaldığı söylenmektedir. İ.Hakkı Konyalı buradaki kişinin Şeyh Osman Çelebi olduğunu belirtmiştir.

    Caminin ibadet mekanı 14.00x6.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planda olup, oldukça sade görünümdedir. İrili ufaklı 14 pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap hafif sivri kemerli bir niş şeklinde olup sağ ve solunda birer konsol bulunmaktadır. Mihrabın sağındaki minber ahşaptan ve bir özellik taşımamaktadır.

    Çalık Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Aşırt Mahallesi’nde bulunan Çalık Camisi Hacı Ali Bin Çalık Mehmet Ağa (Çalık hacı Ali) tarafından 1683’de yaptırılmıştır. Bunu belirten beş beyitlik bir kitabe son cemaat yerinden ibadet mekanına açılan kapı üzerindedir.

    Kitabe:

    Habbezâ Hacı Ali ol sahibi-i hayr ü himem
    Ki eyledi bu cami ile medreseye resmen tamam
    Talübân-ı l’ime me’vasın itti beraberinde hem
    İdeler dâim salat-ı penç-gâhı hass-u âm
    Bu iki cây-ı ferahzânın beyân-ı sâlini
    Diledim bir mısra-ı garrade idem intizâm
    Medrese sâlin beyan ide hurûf-u sâdesi
    Hâldâr-ı câmi’a tarih ola mâ-lâ-kelâm
    İrdi hâtiften nidâ kim Şevkiyâ tarihidir
    Medrese hayrâtıdır Hacı Ali’nin ber-devam
    1095 (1683)

    Caminin avlu batısındaki kapısı üzerinde 1911 yılında onarıldığını gösteren bir kitabesi bulunmaktadır.

    Cami kıbleye paralel tek sahınlı olup, mihrap önü kubbelidir. Kuzeyinde üç kemerli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Caminin doğusuna1960 yılında üç kemerli bir son cemaat yeri ve büyük bir kubbe ile örtülü ibadet mekanı yapılmak sureti ile genişletilmiştir. Caminin kuzeyinde, avlunun üç tarafına sıralanmış hücrelerden meydana gelen bir de medresesi vardır. Büyük bir olasılıkla bu cami medresenin mescididir. Günümüze bu medreseden yalnızca doğudaki iki hücre, doğu duvarındaki niş gelebilmiştir. Avlunun doğusunda bulunan beş oda aynı şekilde batıda da hücrelerin devam ettiğini göstermektedir.

    Caminin avlusuna doğu, kuzeybatı ve güneybatıdaki üç ayrı kapıdan girilmektedir. Cami altı sivri kemerli ahşap örtülü son cemaat yeri ve mihraba paralel olarak uzanan tek sahınlı iki bölümü ile dikdörtgen bir plan göstermektedir. Bunlardan doğudaki kubbeli mekan 1960 yılında yapılmıştır. Batıdaki mihrap önü kubbeli mekanı yapının günümüze gelebilen orijinal bölümüdür. Orijinal ibadet mekanı 13.20x6.40 m. ölçüsünde olup, mihrap önü kubbesinin doğu ve batısında kalan bölümler beşik tonozlarla örtülmüştür.

    Caminin iki mihrabı bulunmaktadır. Bunlardan orijinal olanı giriş kapısının ekseninde yer almaktadır. Bu mihrap sivri kemerli, sade bir niş şeklinde olup, günümüzde dolap olarak kullanılmaktadır. Caminin ibadet mekanı doğuya doğru genişletilince bu mihrap iptal edilmiş ve yeni mihrap yapılmıştır. Eski mihrabın doğusundaki minber ise taht şeklinde olup sonradan buraya eklenmiştir. Minare ve güneybatıdaki portalin siyah ve sarı renkli taşları dışında başka bir süslemesi bulunmamaktadır.

    Minare caminin sağında, güneybatı köşesinde, kare kaide üzerinde, çokgen gövdeli olarak kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli minarenin gövdesi iki kuşakla bölümlere ayrılmış, şerefe altı da mukarnaslarla bezenmiştir.


    Pirlioğlu Camisi (Merkez)

    Kilis Arslan Mahallesi Nahaslı Çeşme Sokağı’nda bulunan Pirlioğlu Camisi’nin banisi ve yapım tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber yapı üslubundan XVII.yüzyılın ortalarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Cami büyük bir avlunun güneybatı köşesinde bulunmakta olup, bu avluya doğu-batı ve güneydeki üç kapı ile girilmektedir. Avlunun kuzeyine kesme taştan dört hücre yerleştirilmiştir. Caminin sivri kemerli son cemaat yeri ile birlikte kareye yakın bir planı vardır. Son cemaat yeri üç gözlü olup, üzeri beşik tonozlarla örtülmüştür. İbadet mekanına son cemaat yerinden basık kemerli bir kapı ile girilmektedir. İbadet mekanı 11.70x6.90 m. ölçüsünde olup, kıbleye paralel iki sahınlıdır. İbadet mekanının üzeri çapraz tonozlarla örtülüdür. Düzgün kesme taştan yapılan cami içerisinde bezemeye rastlanmamaktadır.

    Minare avlunun batısında, son cemaat yerinin kuzeybatı köşesine yakın bir yerdedir. Minare kareye yakın dikdörtgen planlı kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli muntazam kesme taştan yapılmıştır.


    Hasan Atar Camisi (Merkez)

    Kilis Deveciler Mahallesi’nde bulunan Hasan Atar Camisi, eski Hurufat Defterlerinden öğrenildiğine göre Atar Hasan tarafından 1802 yılında yaptırılmıştır.

    Cami kıbleye paralel iki sahınlı, tonoz örtülü sade bir yapıdır. Çavuşzade Hacı Mehmet Ağa bu mescidi 1802 yılında onarmış ve bir de minber eklemiştir. Onarım kitabesinden öğrenildiğine göre cami, 1911 yılında yıkılmış, Hacı Hasan Muhammed isimli bir kişi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu arada cami kuzeye doğru genişletilmiş ve bir de minare yapılmıştır.
    Günümüzde içerisinde bulunduğu avlunun kuzeyinde 1958 yılında yenilenmiş iki hücre bulunmaktadır. Cami son cemaat yeri ile birlikte 15.50x15.20 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yerinden ibadet mekanına girilen kapının üzerine 1911 tarihli onarım kitabesi yerleştirilmiştir. İbadet mekanı içeriden 10.00x10.00 m. ölçüsünde olup, kubbeye paralel iki bölümden meydana gelmiştir. Mihrap önündeki sahın, arka sahından 1.50 m. daha geniştir. Mihrap sade bir nişten ibarettir. Minber dört sütuncuğun taşıdığı, üzeri kubbeli taht şeklindedir. İbadet mekanının üzeri içten tavan ile örtülüdür.

    Caminin batı duvarında bulunan minare, dikdörtgen kaide üzerine muntazam kesme taştan yapılmıştır. Şerefe altında profilli silmeler görülmektedir. Yuvarlak gövdeli minare konik bir külahla örtülüdür.


    Zeytinli Camisi (Merkez)

    Kilis Yeni Mahalle’de bulunan Zeytinli Camisi’nin kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan caminin XIX.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

    Cami, üç kemerli ve üç bölümlü son cemaat yeri ile iki sahınlı ibadet mekanından meydana gelmiştir. Son cemaat yerinden basık kemerli bir kapı ile 10.00x5.70 m. ölçüsündeki ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanı ortadaki kısa bir sütuna ve yanlardaki gömme ayaklara oturan iki kemerle iki sahna ayrılmıştır. İbadet mekanı beş pencere ile aydınlatılmıştır. Kesme taştan yapılan caminin dış duvarlarında sade bir mihrap nişi, onun sağ ve sol duvarlarında dışarıya doğru çıkıntılı birer konsol bulunmaktadır. Mihrap da dışarıya doğru çıkıntılıdır. Caminin minberi bulunmamaktadır. Ayrıca içerisinde herhangi bir bezeme elemanına rastlanmamaktadır.

    Caminin orijinal minaresi yoktur. Bugünkü minare 1975 yılında yapılmıştır.


    Helvacıoğlu Camisi (Merkez)

    Kilis Helvacıoğlu Mahallesi, Helvacıoğlu Çıkmazı ile Güllübahçe Sokağı’nda bulunmaktadır. Helvacıoğlu isimli bir kişi tarafından yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır. Caminin bugünkü yapısı 1903 yılına aittir.

    Cami geniş bir avlunun güneyinde, dikdörtgen planlı bir yapı olup, tek sahınlıdır. Önünde son cemaat yeri yoktur. İbadet mekanı üç çapraz tonoz ile örtülüdür. Bu tonozlar kuzey, güney köşelerindeki gömme ayaklar tarafından taşınmaktadır. İbadet mekanı basık kemerli on pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrabı son derece basit olup, minberi bulunmamaktadır. Caminin yapımında kesme taş kullanılmıştır.


    Alacacı Camisi (Merkez)
    [​IMG]Kilis İnaplıkütah Mahallesi’nde bulunan bu camiyi kitabesinden öğrenildiğine göre, Hacı Yusuf Ramazanoğlu Emir Nasreddin 1460 yılında yaptırmıştır. Cami Kilis Zabıtı Murtaza Ağa tarafından 1659 yılında onarılmıştır. Caminin ibadet mekanının kuzeydoğu duvarındaki sülüs yazılı kitabenin mealen anlamı şöyledir:

    “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, bu mübarek mekan, irade-i seniyenin izniyle, Allah’ın lütfuna muhtaç Hacı Ramazanoğlu Nasruddin Muhammed tarafından 865 (1460) yılında yaptırıldı”.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1937 yılında kadro harici bırakılan cami, 1962 yılında yıkılmış yerine bugünkü betondan iki katlı cami yapılmıştır. Bugünkü cami dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma bir çatı ile örtülüdür. Caminin alt katında dükkanlar bulunmaktadır. Mihrabı dışa taşkındır. Yuvarlak kemerli pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Camiye bitişik olan minaresi kare kaide üzerine, yivli gövdeli, tek şerefelidir.


    Şeyh Camisi (Merkez)

    Kilis Tırıhlı Mahallesi’nde bulunan bu caminin kayıtlarda ismi Şeyh İhlas Camisi, Hıdır Şeyh Camisi ve Şeyh Camisi olarak geçmektedir. Yapım kitabesinden Hacı Bulgaroğlu Hacı Baki Murat tarafından 1569 yılında yaptırıldığı öğrenilmiştir. Kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

    “Allah’ın ismiyle bu mübarek mekanı 977 (1569) yılında Hacı Bulgazroğlu Hacı Baki Murat yaptırdı”.

    Cami son yıllarda yapılan onarımlarla özelliğini tümüyle yitirmiştir. Son cemaat yeri yıkılmış, ibadet mekanı genişletilerek betondan yeniden yapılmıştır. Bugünkü görünümü ile mimari yönden hiçbir özelliği bulunmamaktadır. yalnızca caminin kuzeybatı köşesindeki minaresi orijinaldir. Bu minare kare planlı kaide üzerinde, kısa ve silindirik gövdelidir. Tek şerefeli olup, şerefenin altı mukarnaslarla doldurulmuştur.


    Cüneyne Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Abdioymağı Mahallesi’nde, Odun Pazarı mevkii’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Hurufat Defterlerindeki bir kayıttan bu caminin 1626 yılında var olduğu anlaşılmaktadır. Caminin bulunduğu yerde Kilis’in Araplar tarafından fethi sırasında şehit düşen sahabilere ait olan mezarlar bulunmaktadır. Bu bakımdan Arapça bahçe anlamına gelen Cüneyne Camisi’nin bulunduğu yere şehitlik anlamında Meşetlik de denilmektedir.

    Evliya Çelebi bu caminin kubbeli olduğunu belirtmiştir. Cami 1865 ve 1959 yıllarında onarılmış ve orijinalliğinden tamamen uzaklaşmıştır. Bu bakımdan caminin orijinal planı ve mimarisi ile ilgili bilgi bulunmamaktadır.
    [​IMG]Camiden günümüze kadar yalnızca orijinal olarak minaresi gelebilmiştir.

    Minare kesme taştan yapılmış, onikigen kalın gövdesi kesme taş bir kaide üzerine oturmuştur. Şerefesinin altı mukarnaslıdır.

    Bugünkü haliyle cami dikdörtgen planlı, ahşap çatılı tek katlı bir yapıdır. Yuvarlak kemerli basit bir giriş kapısı olup, yuvarlak tek sıra pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır.


    Bayraklı (Çirazoğlu Camisi) Camisi (Merkez)

    Kilis Ketenciler Mahallesi, Çırazoğlu Sokağı ile Kıbrıs Parkı arasındadır. Caminin yapım kitabesinden Bayraklı oğlu Kasım tarafından 1598’de yaptırıldığı öğrenilmektedir. Harap bir halde olan bu cami 1937 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kadro dışı bırakılmıştır. Cami ile ilgili olarak Hurufat Defterlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Bu bakımdan caminin orijinal durumu ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bugünkü cami 1956 yılında yeniden yapılmıştır.

    Kesme taştan, dikdörtgen planlı, çatılı bir cami olup, yuvarlak kemerli pencerelerle cami içerisi aydınlatılmıştır. Mimari yönden bir önemi bulunmamaktadır.


    Kesik Minare Camisi (Merkez)

    Kilis Karaali Mahallesi’nde bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Satılmış oğlu Hacı Osman isimli bir kişi tarafından 1620 yılında yaptırılmıştır. Başlangıçta mescit olarak yapılan bu caminin doğu tarafına minaresini Halil Paşa eklemiştir. Zamanla bu minarenin bir kısmı yıkılmış, bu yüzden de Kesik Minare ismi buraya yakıştırılmıştır.

    Caminin orijinal yapısı ile Halil Paşa’nın yaptırmış olduğu minare ve çevresindeki medreseden günümüze hiçbir iz gelememiştir. Cami 1950 yılında yıkılarak genişletilmiş ve betonarme olarak yeniden yapılmıştır. Taş minaresi de 1958 yılında yapılmıştır.

    Caminin son cemaat yerinde Arapça yapım kitabesi, ibadet mekanının kuzeydoğu köşesindeki kapı üzerinde eski minarenin yapım kitabesi, avlunun kuzey tarafındaki medrese hücrelerinin kalıntıları üzerinde bir başka kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeler Ebcet hesabına göre 1957 tarihini ortaya koymaktadır. Caminin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.

    Şeyh Hilâl (Şeyh Ahmet) Camisi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Çaylak Mahallesi’nde bulunan cami, günümüze gelemeyen ancak, İbrahim hakkı Konyalı’nın değindiği kitabesine göre, Şeyh Hilal tarafından 1631 yılında yaptırılmıştır. Evliya Çelebi de buradan; “Cümleden mükellef ve binayı metin Hacı Hilal Mescididir” diyerek söz etmiştir.

    Caminin ilk yapımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Zamanla harap olan bu cami, 1937 yılında Şerbetçi hacı Ahmet’e satılmış, daha sonra halkın yardımıyla ibadete açılmış ve bu yüzden de Şeyh Ahmet Camisi ismi ile anılmıştır. Cami 1985 yılında yeniden onarılmıştır. Bu onarımlar sırasında minaresi dışında eski yapısından hiçbir iz günümüze gelememiştir.

    Caminin minaresini Musa kızı Fatma, 1643 yılında avlunun kuzeydoğu köşesine yaptırmıştır. Kare kaideli minare tek şerefeli olup, kalın gövdelidir. Kesme taştan yapılan minarenin şerefesinin altında üç sıra halinde mukarnaslar bulunmaktadır.

    Cami bugünkü hali ile dikdörtgen planlı olup, ibadet mekanının üzerini her köşesinde birer pencere olan sekizgen kasnaklı yuvarlak bir kubbe örtmektedir. Caminin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.


    Şeyh Süleyman (Şeyhler) Camisi (Merkez)

    Kilis Şeyhler Mahallesi’nde Ulu Cami’nin batısında bulunan bu caminin yapım kitabesi günümüze gelememiştir. Abaza Hasan Paşa tarafından 1655 yılında onarılmıştır. Bunun dışında caminin bu onarım öncesi planı, mimarisi ve banisi hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

    Cami 1937 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kadro dışında bırakılarak satılmış, daha sonra 1955, 1959 ve 1960 yıllarında onarılmıştır. Bugünkü Şeyh Süleyman Camisi kıbleye paralel iki sahınlı, dikdörtgen planlıdır. Önünde dört kemerli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Caminin avlusunun kuzeyindeki kalıntılardan avlunun çevresinin hücrelerle çevrildiği anlaşılmaktadır.

    Caminin kuzeydoğusundaki minaresi, köşeleri pahlı kare kaide üzerinde sekigen gövdelidir. Kesme taştan yapılmış olup, tek şerefesinin altında üç sıra halinde mukarnas dizileri bulunmaktadır. Caminin avluya açılan doğu kapısı üzerine de Abaza Hasan paşa’nın onarım kitabesi yerleştirilmiştir. Ayrıca son cemaat yerindeki yığma ayak üzerinde de bu caminin Abaza Hasan paşa tarafından yenilendiğini belirten ikinci bir kitabe bulunmaktadır.


    Şeyh Süveyden (Hacı Özbek) Camisi (Merkez)

    Kilis Muhali Mahallesi’nde bulunan bu caminin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı günümüze gelemeyen kitabesine dayanarak caminin, Kilis Zabıtı, Abaza Mehmet Ağa’nın katibi, Valide Sultan’ın Kethüdası Mustafa Efendi’nin adamlarından Yusuf Efendi tarafından 1677’de yenilendiğini belirtmiştir. Buna göre caminin XVII.yüzyıldan önce yapıldığı sanılmakla beraber, mimari yapısı ile ilgili hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

    Cami 1963-1966 yıllarında yeniden yapılmıştır. Orijinalliğinden bütünüyle uzaklaşan camiden minaresi dışında eski dönemine ait günümüze hiçbir iz gelmemiştir.

    Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan minarenin kaidesinde bulunan kitabeden Abdülaziz isimli bir kişi tarafından 1713 yılında yenilendiği öğrenilmektedir. Minare kaidesi 2.40x2.40 m. ölçüsünde, köşeleri pahlı olup, üzerinde oldukça kısa yuvarlak minare gövdesi oturtulmuştur. Kesme taştan yapılan minare tek şerefelidir.


    Tabakhane Camisi (Merkez)

    Kilis Tabakhane Mahallesi’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Eski Hurufat Defterlerinde bu caminin Şeyh Gökçe tarafından 1746 yılında yapıldığına dair notlar bulunmaktadır.

    Evliya Çelebi; Tabakhane Camisi kireç örtülüdür diye söz etmektedir. Sultan II.Abdülhamit albümlerindeki bir fotoğraftan da caminin avlulu ve avlunun kuzeyinde de medrese hücrelerinin bulunduğu, beş kemerli son cemaat yeri ile dikdörtgen planlı toprak örtülü bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Son cemaat yerinin mihrabiyesi üzerindeki kitabeden Hacı Haydar ile Veli isimli iki kişi tarafından 1694 yılında onarıldığı öğrenilmektedir. Bu duruma göre caminin XV.-XVI.yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Bunun dışında caminin orijinal durumu ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.

    Cami 1932, 1956-1958 yıllarında onarılmıştır. Bunun ardından Abdüsselam isimli bir kişi tarafından da 1968’de yeniden onarılmıştır. Bu nedenle de cami orijinalliğini bütünüyle kaybetmiştir. Cami avlusunun kuzeydoğu köşesinde minaresi bulunmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan minare 2.50x2.50 m. ölçüsünde, köşeleri pahlı bir kaide üzerinde onaltıgen gövdelidir. Tek şerefeli minarenin kitabesi bulunuyorsa da bu kitabe bozulmuş ve okunamayacak bir durumdadır.

    Günümüzde cami dikdörtgen planlıdır. Önünde duvar uzantılarının arasında dört paye ve üzeri çapraz tonozlu beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekanı enine dikdörtgen planlı olup, dört paye ile iki sahna ayrılmıştır. Üzeri toprak dam ile örtülüdür.


    Murtaza Ağa Camisi (Merkez)

    Kilis Şeyh Abdullah Mahallesi’nde, Murtaza Ağa Caddesi üzerinde bulunan bu caminin kitabesi bulunmamaktadır. Kaynaklara göre Kilis Zabıtı (Voyvodası) Murtaza Ağa tarafından 1661 yılında yaptırılmıştır.

    Caminin orijinal planı ve mimarisi ile ilgili hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Cami 1948-1949 yıllarında yeni baştan yapılırcasına onarılmış ve özelliğini yitirmiştir. Kuzeydoğu köşesinde 2.20x2.20 m. ölçüsünde kare kaideli kesme taştan, silindirik gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


    Türkler Camisi (Merkez)

    Kilis Bölük Mahallesi’nde, Küçük Çarşı Sokağı’nda bulunan bu caminin yapımı ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. yalnızca Molla Halil ve Emine Hatun isimli kişilerin 1705 yılında buraya bir eyvan yaptırdığını belirten bir kitabe bulunmaktadır. Ayrıca Osmanlı arşivlerindeki bir vesikada “Kilis’te Kürt Hüseyin Ağa’nın yaptırdığı medrese ve mescidi şerif” ismi geçmektedir. Bu belgeye ve Hurufat defterlerindeki kayıtlara göre caminin Kürt Hüseyin Ağa tarafından 1722 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Bunun dışında bu caminin yapımı ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. kaynaklarda Kürtler Camisi olarak geçen caminin ismi Türkler Camisi olarak değiştirilmiştir.

    Caminin güney ve batısında bazı hücre kalıntıları bulunmaktadır. Büyük olasılıkla bunlar Molla Halil ile Emine Hatun’un 1705 yılında yaptırdıkları eyvana aittir. Bu eyvanın yıkılmasından sonra buradaki kitabe caminin kuzey cephesine yerleştirilmiştir.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü bu camiyi 1937 yılında kadro dışı bırakmıştır. 1954-1955 ve daha sonraki yıllarda yeniden yapılmış ve orijinalliğinden tamamen uzaklaşmıştır. Eski camiden günümüze yalnızca kuzeybatısındaki kesme taştan minaresi gelebilmiştir. Bu minare 2.50x2.50 m. ölçüsünde pahlı, kare kaide üzerinde kısa ve çokgen gövdelidir. Tek şerefeli olup, şerefe altı mukarnaslıdır. Minarenin petek ve külahı taştan olup, petek kısmı gövdeye göre daha incedir.


    Çekmeceli Cami (Merkez)

    [​IMG]Kilis Bölük Mahallesi’nde, Şeyh Efendi Tekkesi’nin doğusunda bulunan bu caminin kitabesi bulunmamakla beraber, kaynaklarda Çekmecelizade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1757 yılında yaptırıldığı yazılıdır.
    Bu cami 1909, 1910, 1950 ve 1959 yıllarında onarılmış ve orijinal durumu ile ilgili hiçbir iz günümüze gelememiştir. Bunun dışında eski mimarisi ve planı da bilinmemektedir. Caminin yanında kare kaideli, yuvarlak gövdeli, iki şerefeli minaresi bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı olan caminin üzeri çatı ile örtülüdür.


    Kör İmam Camisi (Merkez)


    [​IMG]Kilis’in güneyinde, Odun pazarı Caddesi’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından, kaynaklarda da belge ve bilgiye rastlanmadığından banisi ve yapım tarihi bilinmemektedir.

    Cami mihraba paralel iki sahından meydana gelmiştir. İki yığma ayak ve bunları birbirine bağlayan sivri kemerler caminin üst örtüsünü taşımaktadır. Bugünkü durumuyla orijinalliğini bütünüyle yitirmiştir.



    Kilis’te bu camilerin dışındaki camilerle ilgili Hurafat Defterlerinde ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde adı geçen camilerin yalnızca isimleri bilinmektedir. Bunlar; Ali Çavuş Camisi, Şeyh Mehmet Efendi Camisi, Ali Subaşı Camisi, İbrahim Efendi Medresesi Camisi, Kütahoğlu Camisi, Hacı Veli Camisi, Çukur Mescit, Revhaniye Mescidi, Cuma Fakih mescidi, Bestami Camisi, Molla Efendi Mescidi, Hacı Ömer Ağa Camisi, Hacı Osman Mescidi, Habibzade Camisi, Şeyh Şemun Zaviyesi Mescidi, Tepelik Camisi, Hacı Ali Ağa Camisi, Şeyh Şehabettin Camisi, Yazıcı Ahmet Camisi, Şeyh İvaz Camisi, Şeyh Lü’lüce Camisi, Bazenci (Dokumacı) Ahmet Camisi, Zaim Halil Ağa Camisi, Hacı Yusuf Camisi, Kadızade Mescidi, Karamolla İsmail Mescidi, Çavuşzade Hacı Mehmet Ağa Camisi, Daltabanoğlu Mehmet Paşa Camisi, Servili Medrese Mescidi, Kapçıkoğlu Camisi, Güllü Camisi, Ebûlûla Camisi, Arpacıoğlu Camisi, Çekicek Mescidi, Tokatlı Camisi, Halep Ağası Camisi, Küçük Cami ve Sabri Efendi Camisi’dir.
     
  5. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Medreseleri


    Canbolat Paşa Medresesi (Merkez)

    Kilis Tekke Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı’nın güneyinde bulunan Canbolat Camisi ile Medresesini, caminin kitabesinden öğrenildiğine göre; 1552 tarihinde Canbolat Paşa yaptırmıştır.

    Medreseden günümüze kuzeydeki revağın üç kemeri, portal izleri ve batı tarafındaki üç hücresi gelebilmiştir. Medresenin diğer bölümleri yıkılmıştır. Günümüze gelebilen üç hücreden ikisine basık kemerli birisine de düz lentolu kapıdan girilmektedir. Bunların üzerleri beşik tonozlu ve düz damlıdır. Doğu duvarlarına birer pencere yerleştirilmiştir. Ayrıca içerisinde nişleri bulunmaktadır.

    Bu medrese caminin bir bölümü olarak yapılmış olup, geniş bir avlunun doğu ve batısındaki hücreler ile kuzeydeki revaktan meydana geliyordu.


    Servili Medrese (Merkez)

    Kilis Karaali Mahallesi’nde, Tokmak Dere Sokağı’nda bulunan medresenin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak Kilis Vakıflar Memurluğu arşivinde bulunan bir kayıttan medresenin 1893 yılında yapıldığı öğrenilmektedir.

    Medrese geniş bir avlu çevresinde muntazam kesme taştan yapılmıştır. Medrese avlusunun iki kapısı bulunmakta olup, bunlardan ortadaki kapı basık kemerli, diğeri de düz lentoludur. Bu giriş kapısının karşısına bir de mihrap yerleştirilmiştir. Mihrabın bulunduğu mekanın, medresenin dershanesi olduğu sanılmaktadır. Medresenin üzeri kırma çatı ile örtülü olup, günümüze orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmış olarak gelebilmiştir.

    Kilis’te bulunan ancak, günümüze gelemeyen medreselerin isimleri Salnameler ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde geçmektedir. Bunlar; Şeyh Şemun Medresesi, Kadızade Medresesi, Ömer Ağa Medresesi, Küre Medresesi, Şeyh Ayvad Medresesi, Ulu Cami Medresesi, Tekke Cami Medresesi, Akcurun Camii Medresesi, Çalıkzade Hacı Ali Medresesi, Halil Paşa Medresesi, İbrahim Efendi Medresesi, Hüseyin Ağa Medresesi’dir.
     
  6. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Türbeleri


    Canbolat Paşa Türbesi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Tekke Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı’nın güneyinde bulunan Canbolat Camisi’ni ve türbesini, caminin kitabesinden öğrenildiğine göre; 1552 tarihinde Canbolat Paşa yaptırmıştır.

    Canbolat Paşa Camisi’nin avlusunda kıble duvarının önünde bulunan türbe, cami ile aynı, sarımtırak taştan yapılmıştır. Duvar işçiliğinde yer yer siyah taş ta kullanılmıştır. Türbe altıgen planlı olup, üzeri tuğladan yapılmış bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş mukarnaslarladır. Türbenin doğusunda basık kemerli kapısı ve altıgen gövdeli her cephesinde de birer pencere bulunmaktadır.

    Türbe içerisinde üç ahşap sanduka vardır. Türbe kitabesi bulunmamaktadır. Canbolat Paşa 1571’de Kıbrıs’ta şehit düşmüş ve oraya gömülmüştür.


    Şeyh Ahmet ve Şeyh Muhammet Türbesi (Merkez)

    Kilis Abdioymağı Mahallesi, Sabri Bey Sokağı ile Cüneyne Cami Sokağı arasında bulunan bu türbenin yanında Şeyh Ahmet Zaviyesi’nin bulunduğu vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir. Ancak bu dergah günümüze ulaşamamıştır.

    Türbenin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber Evliya Çelebi bu türbeden söz etmiştir. Buna dayanılarak da türbenin XVI.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. Türbede Şeyh Ahmet ve Şeyh Muhammet’e ait olduğu söylenen iki sanduka bulunmaktadır. Bu sandukaların üzerinde herhangi bir yazı olmadığından hangisinin şeyh Ahmet’e, hangisinin Şeyh Muhammet’e ait olduğu bilinmemektedir.

    Türbe kare planlı, moloz taştan yapılmış, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin ağırlığını dört köşedeki gömme ayaklar taşımaktadır. Kubbeye geçişte pandantiflerden yararlanılmıştır. Türbenin güney duvarında mihrap, batı duvarında da küçük bir pencere bulunmaktadır. Türbe içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamıştır. Günümüzde türbenin dışı betonla sıvanmıştır.


    Şeyh Muhammet Ensari Türbesi (Merkez)

    Kilis Yenimahalle’de İslam Bey Parkı içerisinde bulunan bu türbenin kitabesi bulunmamaktadır. Kilis Hurufat defterlerinde 1807 tarihli bir kayıttan türbe yanında bir de tekkenin bulunduğu öğrenilmektedir. Ancak bu takkeden günümüze herhangi bir iz gelememiştir. Arşiv kayıtlarından öğrenildiğine göre türbe, XVIII.yüzyılın sonlarına doğru yapılmıştır. Türbenin bulunduğu yerde eskiden bir mezarlık olduğu, buradaki mezarın üzerine de bu türbenin yapıldığı sanılmaktadır.

    Kare planlı, moloz taştan yapılmış olan türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür. Güney cephesinde yuvarlak kemerli bir girişi, doğu cephesinde bir penceresi bulunmaktadır. Mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.


    Şeyh Muhammed Bahaeddin ve Muhammet Şahabeddin Türbesi (Merkez)

    Kilis Yenimahalle’de, Cumhuriyet Caddesi ile Dolappazarı Sokağı arasında bulunan bu türbe ile ilgili kaynaklarda bir bilgiye rastlanmamaktadır. Türbenin kuzey cephesindeki Türkçe yazılı altı satırlık bir kitabede burada gömülü bulunan Şeyh Mehmed Şehabeddin ile Şeyh Mehmet Bahaeddin Bağdadi’nin h.644 (1246) yılında şehit düştükleri belirtilmiştir. Ancak kaynaklarda bu kişiler ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Türbenin mimari yapısından XIX.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Sultan II.Abdülhamid dönemine ait albümlerde bu türbenin bir resmi bulunmaktadır. Bu resme dayanılarak türbenin kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Caddesi’nin genişletilmesi sırasında türbenin yarısı yıkılmıştır. Bugünkü durumu ile dikdörtgen planlıdır. Türbe kesme taştan yapılmış, üzeri tromplu yarım bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin kuzey ve batı cephesinde iki küçük penceresi bulunmaktadır. Batı cephesinde girişi vardır. Türbe içerisinde iki sanduka olup, bunların kimlere ait olduğunu belirten bir ibareye rastlanmamıştır.


    Şeyh Muhammed Bedevi Türbesi (Merkez)

    Kilis’in batısındaki Kalleş Dağı’nın güneyinde bir tepe üzerinde bulunan bu türbenin kitabesi bulunmamaktadır. Evliya Çelebi’nin “Şehrin batısında bir büyük tekke daha vardır. Burada sahabe-i kiramdan Şeyh Muhammed Arabi ve Rıttali denen meşhur bir kişi yatar” sözünden yola çıkılarak bu türbenin Şeyh Muhammed Arabi ve Rıttali denilen bir diğer sahabeye ait olduğu düşünülmektedir.

    Türbe orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmış olmasına rağmen XIV.yüzyılın ikinci yarısında, buradaki bir mezarın üzerine yapıldığı sanılmaktadır. Türbe dikdörtgen planlı, kesme taştan yapılmış üzeri de kubbe ile örtülmüştür. Türbenin üst örtüsüne palmetleri andıran dendanlar sıralanmıştır.

    Türbeye kuzey cephesindeki basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. İç mekan ortada bir kubbe ile örtülü merkezi mekan ile yanlardaki beşik tonozlu iki eyvandan meydana gelmiştir. Kubbe de dört köşedeki sağır sivri kemerler üzerine oturtulmuştur. Bu arada pandantiflerden de yararlanılmıştır. Giriş kapısının karşısında mihrap, kuzey, doğu ve batı duvarlarına birer pencere açılmıştır.


    Şeyh Mansur Türbesi (Merkez)

    [​IMG]Kilis’in 3 km. güneyinde, bahçeler arasında bulunan bu türbeden Evliya Çelebi “Şeyh Mansur Türbesi” diye söz etmemektedir. Ancak şehrin kıblesinde, Hz.Peygamber’in sofrasını hazırladığından ötürü Simati denilen Şeyh Mehmet Simati’nin bir dergahı ve yanında da türbesinin olduğuna değinmektedir. Bu türbelerin ne olduğu bilinmemektedir. Büyük olasılıkla bunlar Şeyh Mansur Türbesi’nin çevresinde bulunuyorlardı.

    Günümüze gelen ve kitabesi bulunmayan bu türbenin kime ait olduğu bilinmemekle beraber, halk arasında Şeyh Mansur Türbesi olarak tanınmaktadır. Türbenin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır. Üzeri kubbe ile örtülü, yuvarlak kemerli giriş kapısının iki yanında yuvarlak kemerli iki penceresi vardır.


    Şemûn Nebi Türbesi (Merkez)

    Kilis Nureddin Mahallesi’nde, Medrese Sokağı ile Hasırcı Sokağı arasında bulunan türbenin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Doğu cephesindeki kapının sağ üst köşesinde talik yazılı dört mısralı bir onarım kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabeye göre Polo’lu Muhammed Efendi tarafından 1885 yılında, 1958’de de yerel dernek tarafından onarılmıştır. Kilis Hurfat Defterlerinde Şemun Nebi Zaviyesi’ne ait bir kayıt göz önüne alınacak olursa türbenin de XVIII.yüzyılda yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.

    Türbenin üç tarafı evlerle çevrili olup, yalnızca doğu cephesi açıktadır. Düzgün kesme taştan yapılan türbe kare planlıdır. Doğu cephesindeki düz lentolu bir kapıdan içerisine girilen türbe, mescit ve sandukaların bulunduğu iki bölümden meydana gelmiştir. Doğu cephesindeki kapıdan türbenin mescit bölümüne geçilmektedir. Bu mescidin sade bir mihrabı vardır. Mihrap nişine ve nişin iki tarafına geometrik ve bitkisel motiflerle bir bezeme yapılmıştır. Mescidin kuzeyindeki sandukaların bulunduğu bölümün ortası kemerle ikiye bölünmüş, bunlardan soldaki küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Diğer bölümün üzeri mescitle birlikte betonla kapatılmıştır. Orijinal izlerinden bölümlerin beşik tonozla örtülü olduğu sanılmaktadır. Buradaki sandukalar üzerinde yazı olmadığından kimlere ait olduğu bilinmemektedir.


    Bekir Dede Türbesi (Merkez)

    Kilis Karaali Mahallesi’nde, Türbeler Sokağı’ndaki bu türbenin içerisindeki sandukada yazı bulunmamaktadır. Türbenin kuzey cephesindeki kitabede ise Türkçe olarak “Erenlerden Köfteci Bekir Dede” yazılıdır. Köfteci Bekir Dede’nin kim olduğu ve türbeyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir. Hurufat Defterlerinde ismi geçmeyen bu türbenin yakınında bir zaviye olduğu bilinmektedir. Bu zaviyeden de günümüze herhangi bir iz gelememiştir.

    Türbe kare planlı ve kesme taştan yapılmıştır. Üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Türbedar Sokağı’ndaki basık kemerli bir kapıdan türbe içerisine girilmektedir. Kapının solunda basık kemerli bir pencere, onun da solunda sivri kemerli bir niş vardır. Türbenin içerisi bu pencereden aydınlanmaktadır. Türbe üzerini örten kubbe taştan yapılmış olmasına rağmen dıştan sıvanmıştır. Kubbe dört taraftaki kemerler üzerine oturtulmuş ve kemerleri de dört köşedeki gömme ayaklar taşımaktadır.
     
  7. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Mevlevihane ve Dergâhları


    Mevlevihane (Merkez)

    [​IMG]Kilis Tekke Mahallesi’nde, Hükümet Konağı’nın doğusunda bulunan Mevlevihane giriş kapısı üzerindeki kitabesinin son satırı Ebcet hesabına göre Mevlevihane’nin1894 yılında yapıldığını göstermektedir. İbrahim Hakkı Konyalı ise, kitabe tarihinin 1525 olduğunu belirtmektedir. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

    “Zikir ocağı, aşıklar evi, fazilet kaynağı, sâlikler konağı, âşıkların etrafında döndükleri Kâbe gibi âbıtlarin karargâhı ve dergâhı olan bu eseri, gelenlerin sığınağı olarak, yiğit, kâmil vasıflara sahip Subuhi Dede, zamanın padişahı ve müminlerin emiri II.Abdülhamid el-Murtaza’nın yardımlarıyla, malını ve bütün himmetlerini sarf ederek burayı oturulacak bir hale getirdi. Sabredip Rabbine güvenerek iş görenlerin mükâfatı ne güzeldir.Ayetini okuduk. Tarihi düşüren Râmiz dedi ki: Buraya güven içinde esenlikle giriniz”.

    Evliya Çelebi de bu Mevlevihane’den söz ederek bu konuda bazı bilgiler vermektedir: “Cümleden mükellef binâ-ı cedid Canboladiye kethüda yeri Ali Ağa’nın hayratıdır. Dört tarafı gül, gülistan ile müzeyyen ve havuz ve şadırvan sebilleri ile piraste bir Mevlevihane’dir.” Evliya Çelebi’nin burada asitane olarak söz etmesi dikkate alındığında Mevlevihane’nin şeyh ve derviş yetiştiren büyük bir dergah olduğu da anlaşılmaktadır.

    Mevlevihane arşiv belgelerinden öğrenildiğine göre suyunu Abdullah isimli bir kişi 1639’da getirmiştir. Ayrıca İbrahim Hakkı Konyalı’nın sözünü ettiği ancak, günümüze gelemeyen kubbedeki bir kitabede de 1890 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır.

    Mevlevihane’nin yapım kitabesi bulunmamaktadır. Günümüze gelebilenler ise onarım kitabeleridir. Canbolat Paşa’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan arşivindeki 1553 tarihli vakfiyesinde sözünü ettiği ve cami ismi verilen tekkenin bu Mevlevihane olduğu sanılmaktadır. Kilis Tapu ve tahrir Defterlerindeki 1584 tarihli bir notta da Canbolat paşa’nın Kilis’te bir tekke yaptırdığı belirtilmiştir. Büyük olasılıkla bu tekke Mevlevihane’dir. Canbolat paşa’nın Kilis Sancak Beyliği’ne 1535 yılında atandığı göz önüne alınırsa Mevlevihane’nin de bundan sonra, 1535-1553 yıllarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Mevlevihane’den günümüze yalnızca semahanesi gelebilmiştir. Mevlevihane’nin semahane çevresindeki diğer yapıları günümüze ulaşamamıştır. Semahane muntazam kesme taş, beyaz ve sarımtırak taştan yapılmıştır. Bu nedenle de buraya halk arasında “Ak Tekke” ismi verilmiştir.

    Semahane kare planlıdır. Batı cephesinde biri kapı olmak üzere, altta dikdörtgen çerçeveli dört, üstte de yuvarlak kemerli dört alçı pencere bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerine de alçı şebekeli yuvarlak bir pencere yerleştirilmiştir. Alt sıra pencereler ile giriş kapısı siyah ve beyaz taşların alternatif olarak kullanılması ile hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Alt sıra pencerelerin üzerlerine sağır kemerlerden oluşmuş birer alınlık yerleştirilmiştir. Bu pencere sistemi güney cephede de aynen uygulanmıştır. Bu pencereler altta ve üstte ikişer tane olmak üzere dört adettir. Semahanenin doğu cephesinde batı ve güneyde olduğu gibi nişler bulunmamaktadır. Burada da altı pencere vardır.

    Semahane batı, güney ve doğu cephelerindeki 21 pencereden ışık almakta olup, içerisi oldukça aydınlıktır. Ana mekanı örten kubbe L şeklindeki paye üzerine oturtulmuştur. Birbirlerine sivri kemerlerle bağlanan bu payelerin üzerlerinde mukarnaslı tablalar bulunmaktadır. Kubbeye geçiş üçgenlerle sağlanmıştır. Kubbe onikigen yüksek bir kasnak üzerindedir. Mukarnas bezemeli bir friz buradaki pencereleri çepeçevre kuşatmıştır. Bu kasnağın her cephesine yuvarlak kemerli birer pencere yerleştirilmiştir. Semahanenin dört köşesine ayrıca dört küçük kubbe yerleştirilmiştir. Bu kubbeler iki taraftan kemerlerin yardımı ile ana kubbeyi taşıyan ayaklara bağlanmıştır. Semahanenin kuzey tarafına ahşap mutrıp yerleştirilmiştir. Bu mutrıba kuzeybatı köşedeki bir kapıdan çıkılmaktadır.

    Semahanede çok fazla olmamakla beraber bezemeye yer verilmiştir. Özellikle batı ve güney cephede siyah ve sarı renkli taşlar alternatifli olarak kullanılmış ve cephelerdeki nişlerin üzeri de mukarnaslarla doldurulmuştur. İç mekandaki bezeme kubbe ve mihrapta görülmektedir. İbrahim hakkı Konyalı’nın sözünü ettiği kubbe ve kasnaktaki yazılardan hiç birisi günümüze gelememiştir. Büyük olasılıkla bu yazılar Mevlevihane’nin 1971 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan onarımı sırasında ortadan kaldırılmıştır. Günümüzde bezeme olarak kubbede kasnağı çepeçevre dolanan mukarnaslı bir friz bulunmaktadır.

    Mihrap sivri kemerli olup, üzeri koyu mavi, açık yeşil, sarı ve koyu yeşil renkte boyanmış, üzeri de mukarnaslarla doldurulmuştur. Mukarnasların bitiminde palmet, dal ve yaprak motiflerinden oluşan bitkisel bir friz bulunmaktadır. Bu bezeme XVIII.yüzyılın başlarına ait barok ve rokoko intibaını vermektedir.


    Şurahbil Zaviyesi (Merkez)
    [​IMG]Kilis Demirciler Mahallesi’nde, Karataş Tepesi’nde bulunan bu zaviyenin yapım kitabesi bulunmamaktadır. Günümüze gelebilen kitabelerin hepsi onarım kitabesidir. Zaviyenin ne zaman yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Zaviyenin haziresindeki Şurahbil bin Hasene gerçekten burada gömülü ise, bu zaviyenin de Türklerin Anadolu’ya yerleştiklerini ortaya çıkarmaktadır. Osmanlı arşivlerindeki 1617 tarihli bir belgede bu zaviyenin ismi geçmektedir. Evliya Çelebi de bu dergâhtan söz etmektedir. Bu da zaviyenin XVII.yüzyılın ilk yıllarında bulunduğunu göstermektedir. Daha önceki dönemi ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. Dergâhın banisi ve mimarı hakkında da bir bilgi bulunmamaktadır.

    Zaviyenin Şurahbil’e ait olduğu söylenen mezarın yanındaki mescit zamanla doğuya doğru genişletilmiş, avlusunun çevresine diğer yapılar da yerleştirilerek dergah ortaya çıkarılmıştır. Zaviye avlusu ile birlikte 27.85x24.10 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Avlunun üç tarafında üç eyvan, güneydoğu köşesinde mescit, güneydeki eyvanın batısında türbe, doğusunda da mutfak ve kiler, kuzeyinde de derviş hücreleri bulunuyordu. Zaviyenin doğusundaki eyvan mutfak, kiler ile kuzeydeki hücrelerin, eyvanın avluya bakan cepheleri muntazam kesme taştan yapılmıştır. Dış cephelerde moloz taşa yer verilmiştir. Mescit ile batısındaki eyvan ve türbe yine düzgün kesme taştan yapılmıştır. Buradaki bir kitabeden 1902 ve 1913 yıllarında bu bölümlerin onarıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre zaviyenin en eski bölümleri avlunun kuzey ve doğu kanadıdır.

    [​IMG]Zaviyenin dikdörtgen planlı avlusunun girişi batı yönündedir. Bu avlunun güneydoğu köşesinde 14.40x4.15 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı mescit bulunmaktadır. Tek sahınlı bu mescidin giriş kapısı üzerinde Kilis Ağası, Hüseyin Ağa’nın 1913 yılında yaptığı onarımı gösteren bir kitabe bulunmaktadır. Mihrabın kuzeyindeki bir kapıdan da sağ tarafta Şurahbil’e ait olduğu sanılan türbe bulunmaktadır. Mihrabın önünde kare mekanlı bir mekan meydana getirilmiş ve üzeri küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe beşik tonozların ve sivri kemerlerin yardımıyla yan duvarlar üzerine oturtulmuştur. Kubbe kasnağı içten yuvarlak, dıştan da sekizgendir. Bunun dışında kalan bölümler ise beşik tonozlarla örtülmüştür. Mihrap mescidin güney duvarının kenarındadır ve dışa doğru çıkıntı yapmıştır. Mihrabın bir özelliği bulunmamaktadır. Buradaki bir kitabeye göre de bu bölüm 1902 yılında onarılmıştır.

    Türbeye batıdan girilmektedir. Üzeri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Bir büyük, bir de küçük pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. İç kısmında bezeme elemanına rastlanmamaktadır. Türbenin batısında 1960 yıllarında yapılan minare bulunmaktadır.

    Mescidin kuzeyindeki sivri kemerle avluya açılan eyvanın kuzeyinde kiler ve mutfak yer almıştır. Zaviyenin helaları avlunun kuzeydoğusuna yerleştirilmiştir.


    Şeyh Efendi Tekkesi (Merkez)

    Kilis Bölük Mahallesi, Kurtağa Caddesi’nde bulunan bu tekkenin banisi Şeyh Abdullah Sermest Efendi’dir. Bu derg3ahı 1858-1859 yıllarında yaptırmıştır. Ölümüne kadar da burasının şeyhliğini üstlenmiştir. Sermest Efendi 1819 yılında Kilis’te dünyaya gelen Hacı Mehmet Efendi’nin oğludur. Nakşibendi tarikatı’na bağlı olup, bu dergaha Baytazzade hanını, bu hanın etrafındaki 18 dükkanı, bir kahvehaneyi ve bir de fırını vakfetmiştir.

    Dergah geniş bir bahçenin doğusunda bulunmakta olup, ayrıca altı derviş hücresi, bir zikir evi (mescit), şeyhin selamlığı ve bahçenin güneybatı köşesinde de türbesi bulunmaktadır. Dergahın yapımında kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Bugünkü Kurtağa Caddesi’ne açılan basık kemerli bir kapıdan girilen tekkenin sivri kemerli kapısı üzerinde yapım kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabede;

    Habbezâ dergâh-ı feyz câh-i ali dil-pesend
    Asıtani sâye bahş-i tâk-ı gerdun-ı bülend
    İntisab-ı hâk-ı bâb-ı devlet-i bi-irtiyâb
    Salikâni kurb-i vasl-ı Hak’tan eyler behre-mend
    Himmet-i pirânla yazdım Zihniyâ tarihini
    Nevbinâ a’lâdır vâlâ-yı şâh-ı Nakşibend
    Tarihuhu 1275 (1858) yazılıdır.

    Derviş hücreleri üzerindeki selamlığa avludaki dehlizin karşısına gelen yerdeki merdivenlerden çıkılmaktadır. Bu dehlizin güneyinde derviş hücreleri bulunmaktadır. Bu hücrelerin basık kemerli kapıları, basık kemerli birer pencereleri bulunmakta olup, avluya açılmaktadırlar. Avlunun güneydoğu köşesinde bulunan mescidin küçük bir son cemaat yeri vardır. Basık kemerli bir kapıdan caminin ibadet mekanına girilmektedir. Bu kapı üzerinde de bir kitabe vardır. Bu kitabede;

    Ya Hazreti müceddid-i elf-i sâni
    Hakka ki kıldı himmet-i pir-i keramet ârâ
    Bu dergâh-i reşâdet a’lâdan oldu a’lâ
    Hak-ı dûrri dem-a-dem takbil gâh-ı âlam
    Huld-ı berinden akdem ehl-i sulûke me’vâ
    İlham ile yazıldı zihni bu tamam tarih
    Bab-ı Hüdâyı zîba dergâh-ı feyz-i ‘ulyâ
    Tarihu 1276 (1859) yazılıdır.

    Mescit 7.00x6.20 m. ölçüsünde olup, iki sivri kemerle iki sahna ayrılmıştır. İçerisi ikisi batı, ikisi de güney cephede olan basık kemerli dört pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap son derece basit bir niş şeklindedir.

    Tekkenin banisi Şeyh Abdullah Sermest Efendi ölünce tekkenin avlusuna yapılan türbeye gömülmüştür. Bu türbe dikdörtgen planlı, 12.10x6.80 m. ölçüsünde düzgün kesme taştandır. İki ayrı mekandan meydana gelen türbenin batıdaki bölümü kubbe ile, doğudaki bölümü de çapraz tonozla örtülmüştür. Kuzey cephedeki kapıdan girilen türbede Şeyh Abdullah Sermest Efendi’nin ailesine ait yedi sanduka bulunmaktadır. Kubbeli mekanda da Şeyh Abdullah Sermest Efendi’nin büyük sandukasının yanında dört sanduka daha bulunmaktadır.

    Bu türbe 1987 ve 1990 yıllarında iki kez onarılmış, son onarımında içerisi çinilerle kaplanmıştır.


    Kilis’te arşiv belgelerinden öğrenildiğine göre, günümüze gelemeyen zaviyeler ve tekkeler bulunmaktadır. Bunlar; Parsa Hatun Zaviyesi, Şemun Nebi Zaviyesi, Revhaniye Zaviyesi, Şeyh İyd Zaviyesi, Bekir Dede Zaviyesi, Hz.Talha Zaviyesi, Şeyh Ahmet Zaviyesi, Şeyh Kırbaç Zaviyesi ve Şeyh Yusuf Zaviyesi’dir. Ayrıca Şeyh Muhammed Arabi tekkesi, Şeyh Muhammed Simati Tekkesi, Şeyh Muhammed Ensari Tekkesi de günümüze gelememiştir.
     
  8. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Hanları


    Evliya Çelebi’nin Kilis’i ziyareti sırasında, burada 11 hanın bulunduğunu belirtmiştir. Şemseddin Sami de Kamusü’l Âlâm isimli eserinde Kilis’te 15 han olduğunu kaydetmiştir. Ancak bu hanlardan günümüze sadece Baytazzade Hanı, Andibendi oğlu Ali Efendi Hanı, Çalkanlı Lilli Ahmet Hanı gelebilmiştir. Bunların dışında Canbolat Paşa Hanı, Daltaban Paşa Hanı, Ömer Ağa Hanı, Nalbant Habib Hanı, Nalbant Hamdi Hanı, Şakir Ahmet Hanı, İsaki Hanı, Sarıeminler Hanı, Nalbant Nafi Hanı, Karahacci Hanı, Cambaz Durmuş Hanı ve Cambaz Hüseyin Efendi Hanı yıkılmış ve günümüze gelememişlerdir. Bunların isimleri kaynaklarda ve Kilis ile ilgili defterlerde geçmektedir.


    Baytazzade Hanı (Merkez)

    Kilis Tekke Mahallesi’nde, Kadı Camisi’nin batısında bulunan Baytazzade Hanı’nın kitabesi bulunmamaktadır. Bu hanı büyük olasılıkla Canbolat Paşa’nın yaptırdığı sanılmaktadır. Yapı üslubundan da XVI.yüzyıl özelliklerini yansıtmaktadır. Bunun yanı sıra mimarı ile ilgili kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Kilis 1584 tarihli Tapu Tahrir Defterinde Canbolat Paşa’nın Kilis’te iki han yaptırdığı belirtilmiştir.

    Bu han büyük olasılıkla XIX.yüzyılda Taze Baytazzade’lere geçmiştir. Bu yüzden de Baytazzade ismi ile tanınmaktadır.

    Baytazzade Hanı Osmanlı döneminde yapılan çift katlı hanların tipik bir örneğidir. Ahır kısmı bodrum katına alınmış ve dış cephelerde de dükkanlara yer verilmiştir. Burada şehir içi hanlarının misafirhane ve ticaret fonksiyonları bir araya getirilmiştir. Plan ve mekan olarak Osmanlı üslubunun ağırlık kazanmasına karşılık üç dilimli kemeri, renkli taş işçiliği ve kabartma pars figürleri ile de Memluklu etkisi burada açıkça görülmektedir.

    Baytazzade Hanı iki katlı olup, 27.10x18.50 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Hanın 1978 yılında geçirdiği yangından sonra ikinci katı tamamen yanmıştır. Daha sonra onarılan bu hanın bugünkü ikinci katı bu tarihten sonra yapılmıştır.

    Hana kuzey yönündeki kemerli bir kapıdan ve batısındaki basık kemerli diğer bir kapıdan girilmektedir. Kuzey girişinden sonra beşik tonozlu bir dehliz ile karşılaşılmaktadır. Bu dehlizin doğusunda biri kare, diğeri de dikdörtgen planlı olmak üzere iki küçük odası bulunmaktadır. Girişten sonraki avlunun güney ve batısı üç, kuzeyi de iki kemerli bir revakla çevrilidir. Bunların arkasındaki mekanlar sivri beşik tonozlarla örtülmüş olup, kuzey revağının arkasında dikdörtgen planlı büyük bir oda ile onun batısında bir başka odaya yer verilmiştir.

    Hanın ikinci katına avlunun doğusunda ve batısındaki iki merdivenle çıkılmaktadır. Baytazzade Abdullah Efendi’nin 1879 tarihli vakfiyesinden öğrenildiğine göre, ikinci katta 19 oda ile bir de kahvehane bulunmaktadır. Hanın zemin katında vakfiyede de belirtildiği gibi, doğusunda 10, güneyinde 7 ve batısında da 1 oda bulunmaktadır. Hanın dışındaki dükkanlardan 8 tanesi doğu cephesinde sıralanmıştır. Bu dükkanların hepsi beşik tonozla örtülmüş ve aynı ölçüdedir. Yalnızca kuzeydoğu köşesindeki dükkan diğerlerinden daha büyük ölçüdedir. Hanın güneybatı köşesindeki iki odanın altında beşik tonozlu bir dehlize, oradan da ahırlara geçilmektedir.

    Hanın cephesi muntazam kesme taştan ve moloz taştan yapılmış, giriş portalinde siyah ve sarı renkli taşlar alternatifli olarak sıralanmıştır.

    Hanın avlusunun güneyindeki bir dükkanın avluya açılan kemeri üzerinde iki kabartma pars figürü bulunmaktadır. Bunlar Anadolu Selçuklu ve memluklu etkisini göstermektedir. Bu figürlerin buraya daha sonraki yıllarda başka bir yerden getirildiği de düşünülmektedir.


    Andibendioğlu Ali Efendi Hanı (Merkez)

    Kilis Hacı Derviş Camisi yakınında, Haki Bey Sokağı’nda bulunan hanın banisi ve mimarı hakkında kaynaklarda bir bilgi bulunmamaktadır. yalnızca hanın güney bölümünde 1905 tarihli bir kitabe bulunuyorsa da bu kitabenin yapımı ile ilgili olup olmadığı bilinmemektedir. Kaynaklarda hanın onarıldığı konusunda da bir bilgiye rastlanmamaktadır. 1970’li yıllarda cephe yenilenmiş, güney bölümünün orta kısmını örten tonozlar ise çökmüştür.

    Hanın yapımında cephelerde düzgün kesme taş, diğer bölümlerde de yer yer moloz taş kullanılmıştır.

    Andibendioğlu Ali Efendi Hanı, halk arasında Koksa Mahmut Hanı ismi ile de tanınmaktadır. Han kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı olup, 1905 yılında kuzey bölümü yapılmıştır. Güneydeki bölümün daha eski bir tarihe ait olduğu sanılmaktadır. Güney bölümü 22.10x18.70 m. ölçüsünde olup, üzeri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Bu tonozlar hanın avlusundaki dört payeye yanlarda da duvarlara dayalı ayaklara bindirilmiştir. Doğu ve batı yönlerindeki mekanların eyvan şeklinde olduğu ve avluya açıldığı sanılmaktadır.

    Hanın kuzey bölümü yapılırken önündeki sokağın genişletilmesi amacı ile batı duvarı 1 m.ye yakın geriye çekilmiştir. Bundan ötürü de bu cephe düzgün bir durumda değildir. Bu bölümde iki dükkan ve dama çıkan merdivenler ile bir de kapı bulunmaktadır. Bu merdivenler hanın ikinci bir katı olduğunu göstermektedir. Girişin arkasında yaklaşık 9 m. uzunluğunda dehliz, bunun iki yanında da birer oda bulunmaktadır. Hanın batı yönünde çapraz tonozlu dört oda ve iki dükkan bulunmaktadır. Hanın ortasındaki dikdörtgen planlı avlunun kuzey ve doğusu revaklarla çevrilmiştir. Bunlar yığma ayaklar ile duvara gömme ayaklara dayanmış olup, üzerleri de çapraz tonozlarla örtülüdür.


    Calkanlı Lilli Ahmet Hanı (Merkez)

    Kilis Şeyh Abdullah Mahallesi’nde, Abuş Ağa çeşmesi’nin yanında bulunan bu han, halk arasında Nalbant Mehmet Ali hanı olarak tanınmaktadır. Hanın kitabesi bulunmadığından ve han içerisindeki bir yazı silindiğinden yapımı ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bugünkü giriş kapısı ile iki dükkanın XIX.yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Bununla beraber hanın revaklı bölümlerinin daha erken dönemler ait olduğu sanılmaktadır. Kaynaklarda bu hanın onarım geçirip geçirmediği konusunda da bir bilgiye rastlanmamıştır. Bununla beraber kuzey cephesindeki giriş dışında kalan bütün dükkanların yıkılarak yenilendiği bilinmektedir.

    Çalkanlı Lilli Ahmet Hanı, geniş bir avlunun kuzeyinde, bir revak ve caddeye açılan dükkanlardan meydana gelmiş, çarpık planlı bir yapıdır. Bu hanın en büyük özelliği de revağın altında ahırın yer almasıdır.

    Kesme taş ve moloz taştan yapılan hana kuzeybatı köşesindeki basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının arkasında beşik tonozlu bir dehliz, onun iki yanında da birer hücre bulunmaktadır. Hanın avluya bakan cephesindeki dükkanlardan iki tanesi orijinal olup, diğerleri daha geç dönemlerde yenilenmiştir. Ayrıca avlunun doğu, batı ve güneyinde odaların olup olmadığı da bilinmemektedir.

    Hanın içerisinde bezeme elemanına rastlanmamaktadır. Yalnızca kitabe panosunun etrafında birer palmet motifi görülmektedir. Bunun altında ise yüzeysel mukarnas dekorları dikkati çekmektedir.
     
  9. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Hamamları


    Kilis’te günümüze ulaşmış beş hamam bulunmaktadır. Bunların en eskisi Hoca Hamamı olup, daha sonra Eski Hamam ile Paşa Hamamı, Hasan Bey Hamamı, Tuğlu Hamamı onlara eklenmiştir. Bu hamamlar da Osmanlı hamam mimarisinin en gelişmiş örnekleri görülmektedir.


    Hoca Hamamı (Merkez)

    [​IMG]Kilis Vaiz Mahallesi’nde Mehmet Paşa Sokağı’nda bulunan Hoca Hamamı’nın banisinin ve mimarının kim olduğu bilinmemektedir. Sultan III.Murat devrinde düzenlenmiş olan Tapu Tahrir Defterinde Canbolat Paşa’nın üç hamam yaptırdığı yazılıdır. Bu hamamlardan Eski hamam ile Paşa Hamamı’nın Canbolat Paşa tarafından yaptırıldığı belirtilmişse de üçüncü hamamın ismi geçmemektedir. Hoca Hamamı’nın da 1545 tarihli kitabesine dayanılarak Canbolat Paşa tarafından onarıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan bu hamamın da XVI.yüzyıldan önce tek hamam olarak yapıldığı ve Canbolat Paşa tarafından tamir edildiği sanılmaktadır.

    Hoca Hamamı köşelerinde hücreler bulunan dört eyvanlı hamam şemasına göre yapılmıştır. Bu hamam plan tipinin örneklerindendir. Kesme taştan yapılmış olan Hoca hamamı, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık olmak üzere üç bölümden meydana gelmiştir. Hamamın güneyinde giriş kapısı bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerinde üç beyitli Farsça bir kitabeye yer verilmiştir. Bu kitabede mealen;

    “Dünya şahı Sultan Süleyman Murad edince, yüce himmetli ve mürüvvet kaynağı Emir Canbolat’ın isteği ile, Gökçezad’ın sayesinde şehirlerin nişanı olmak üzere bu hamamın tamir edilmesi makbul bir iş oldu. 952 yılının Şaban (Ekim 1545) ayında bu hamamın tamir işleri tamamlandı” yazılıdır.

    Hamamın portali beşik tonozlu olup, düz lentoludur. Giriş kemerinin cephesine oyma suretiyle çiçek motifleri yapılarak hareketli bir görünüm elde edilmiştir. Bu girişten beşik tonozlu, dikdörtgen planlı bir dehlize, oradan da sivri kemerli bir kapı ile hamamın soğukluk kısmına girilmektedir. Soğukluk 11.15x9.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, üzeri 6.60 m. çapında kasnaksız bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe köşelere bitişik dört kalın paye ve bunları birbirine bağlayan kemerler üzerine oturtulmuştur. Kubbe geçişlerinde pandantiflere yer verilmiştir. Kubbenin altında sonradan yapılmış olan bir şadırvan, üzerinde de orijinal bir aydınlık feneri bulunmaktadır.

    Soğukluk kısmının doğusundaki düz lentolu bir kapıdan, bir dehlizle ılıklık ve helalara geçilmektedir. Ilıklık bölümü üç eyvandan meydana gelmiş olup, orta mekanı basık bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbede de pandantiflerden yararlanılmıştır. Ilıklığın üç eyvanı ise beşik tonozludur. Bunun doğu ve batısına iki hücre yerleştirilmiştir. Ilıklık bölümünden basık kemerli bir kapı ile haçvari dört eyvanlı ve dört halvetli sıcaklığa geçilmektedir. Eyvanlar beşik tonozlarla, ortadaki mekan ve halvetler kubbelerle örtülüdür. Sıcaklık bölümünün eyvanları içerisinde kurnalar, ortasında da sarı, siyah, kırmızı ve beyaz mermerlerden yapılmış sekizgen bir göbek taşına yer verilmiştir.

    Hamamın giriş kapısı üzerindeki çiçek motiflerinden başka içerisinde süsleme elemanı bulunmamaktadır.


    Eski Hamam (Merkez)

    Kilis Meşetlik Mahallesi’nde Eski Hamam Sokağı’nda bulunan bu hamamı Kilis’in ilk sancak beyi Emir Kasım’ın oğlu Emir Canbolat yaptırmıştır. Hamamın mimarı bilinmemektedir. Giriş kapısı üzerinde iki satır halinde sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

    “Bu mübarek hamamı 970 (1562) yılında, Sultan selim oğlu Efendimiz, Yüce Sultan, Büyük Hakan Allah onun mülkünü dâim kılsın. Sultan Süleyman’nın hükümdarlık günlerinde Emir Kasım oğlu Emir Canbolat yaptırdı”.

    Eski Hamam, tek hamam olarak soğukluk, ılıklık ve sıcaklıktan meydana gelmiştir. Dört eyvanlı hamam planında olup, köşelerine hücreler yerleştirilmiştir. Ancak bu hamam aynı eksen üzerinde değildir. Hamam düzgün siyah ve sarı taşlardan yapılmış, kubbelerde tuğla kullanılmıştır.

    Hamamın portali kuzey cephesinde olup, burada düz atkılı üç pencereye yer verilmiştir. Sivri kemerli portal bu cephenin doğusunda olup, iki tarafında yonca yapraklı panolar ve üzerinde de kitabesi bulunmaktadır. Portalden beşik tonozlu dar bir dehlize, oradan da sivri kemerli bir kapı ile soyunmalık bölümüne geçilmektedir. Soyunmalık bölümü kare planlı olup, 1.00x11.00 m. ölçüsündedir. Üzeri 6.40 m. çapında kasnaksız bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbenin ağırlığı birbirine sivri kemerlerle bağlanmış, dört paye üzerine oturtulmuştur. Kubbenin altında sekizgen bir şadırvan bulunmaktadır. Soğukluktan sivri kemerli bir kapı ile beşik tonozlu dehlize, oradan da ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın üç tarafında üç eyvan olup, dikdörtgen planlıdır. Üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Eyvanın doğu ve batısına iki hücre yerleştirilmiştir. Ilıklık bölümünden sivri kemerli bir kapı ile sıcaklığa geçilir. Sıcaklık haçvari planda, dört eyvanlı ve dört halvetlidir. Orta mekan basık bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe üzerinde, üzerleri fanuslu aydınlık delikleri bulunmaktadır. Sıcaklıktaki haçın kollarını oluşturan eyvanlar beşik tonozludur. Sıcaklığın ortasına beyaz ve kırmızı taşlardan yapılmış sekizgen göbek taşı yerleştirilmiştir. Sıcaklığın güneyinde külhan, batısında da bir havuza yer verilmiştir.

    Hamamın portali dışında iç mekanlarda bezemeye rastlanmamaktadır. Bu hamam 1992 yılına kadar harap bir durumda iken, aynı yıl Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.


    Paşa Hamamı (Merkez)

    [​IMG]Kilis Tekke Mahallesi’nde bulunan bu hamam Kilis’in ilk Sancak Beyi olan Emir Kasım’ın oğlu Emir Canbolat Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir.

    Paşa Hamamı Kilis’teki diğer hamamlar gibi, tek hamam plan düzeninde olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Köşeleri halvetli, dört eyvanlı, haçvari
    Planın gelişmiş şekline sahiptir. Hamamın soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleri aynı eksen üzerinde yapılmıştır.

    Hamamın soğukluk bölümüne batı yönünden girilmektedir. Giriş kapısı siyah ve beyaz taşların alternatifli yerleştirilmesi ile hareketlendirilmiştir. Aynı zamanda bu cephede üç pencereye yer verilmiştir. Bu pencerelerin ve portalin üzerinde siyah, beyaz ve sarı mermerden bir silme dolaşmaktadır. Giriş kapısı sivri kemerli bir niş şeklinde olup, düz lentosunun üzerine kitabesi yerleştirilmiştir. Kitabenin mealen anlamı şöyledir:

    “Bu eseri 970 (1562) yılında Sultan Selim oğlu Efendimiz, Yüce Sultan, Büyük Hakan Allah onun mülkünü dâim kılsın. Sultan Süleyman’ın hükümdarlık günlerinde Emir Kasım oğlu Emir Canbolat yaptırdı.”

    Kitabe tahrip olmuş ve bazı satırları eksik olarak günümüze gelebilmiştir. Bu kitabenin üzerine de siyah-beyaz mermerlerin alternatifli yerleştirilmesi ile çeşitli motifler elde edilmiştir. Portalden dikdörtgen planlı bir dehlize, oradan da soğukluğa geçilmektedir. Soğukluk 12.30x12.50 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri 7.70 m. çapında bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbenin ağırlığı sivri kemerlerle, köşelerdeki ayaklara oturtulmuştur. Kubbe dıştan altıgen kasnaklı, içeriden de yuvarlaktır. Üzerine de aydınlık feneri yerleştirilmiştir. Aydınlık fenerinin altına rastlayan yere taştan yuvarlak bir şadırvan yapılmıştır.

    [​IMG]Soğukluk bölümünden sivri kemerli bir kapıdan dar ve uzun bir dehlize, oradan da üç eyvanlı ve iki halvetli ılıklığa geçilmektedir. Girişin doğu ve batısında bulunan bu halvetlere ayrıca basık kemerli bir kapı ile girilmektedir. Halvetler ayrı birer kubbe ile örtülmüştür. Ilıklık bölümünün eyvanları beşik tonozlu, ortadaki kare mekan da merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Burada da kubbeye geçiş pandantiflerin yardımıyla sağlanmıştır. Zemin siyah, beyaz ve pembe renkli taşlarla çeşitli kompozisyonlar meydana getirecek şekilde düzenlenmiştir. Ilıklık bölümünden sivri kemerli bir kapı ile sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklık haçvari, dört eyvanlı ve dört halvetli bir plan düzenindedir. Orta mekan kubbe ile, haçın kollarını oluşturan eyvanlar ise beşik tonozlarla örtülmüştür. Buradaki haçın kolları arasına dört halvet yerleştirilmiştir. Halvetin ortasındaki göbek taşı sekizgen planlı olup, kırmızı ve beyaz mermerdendir. Ancak bu göbek taşı orijinal hali ile günümüze gelememiştir.

    Paşa Hamamı’nda, giriş kapısı dışında ve içerideki zeminin taş döşemesinden başka bezeme elemanına rastlanmamaktadır.


    Hasan Bey Hamamı (Merkez)

    Kilis Çaylak Mahallesi’nde, Hasan Bey Hamamı Sokağı’nda bulunan bu hamamı, Kilis Zabıtı Candaroğulları’nın kâhyası Hasan Bey yaptırmıştır. Hamamın kitabesinin üzeri sıvanarak kapatıldığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber Hasan Bey’in 1599 yılında öldüğü dikkate alınacak olunursa hamamın XVI.yüzyılın sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamamın mimarı bilinmemektedir.

    Hamam, tek hamam olarak soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamamın sıcaklık bölümü dört eyvanlı, köşeleri halvetli haçvari bir plan şeması göstermektedir. Ilıklık bölümü ise tek halvetli ve bir eyvanlı olup, bu özelliğinden ötürü de Kilis’teki diğer hamamlardan ayrılmaktadır. Hamamın bölümleri aynı eksen üzerinde bulunmamaktadır.

    Hamamın girişi kuzey cephesinde olup, dilimli bir kemer içerisinde basık kemerlidir. Bu kapıdan on iki basamaklı bir taş merdivene, oradan da beşik tonozlu dehlize girilmektedir. Soğukluk bölümü 9.20x8.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, üzeri 6 m. çapında bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbeyi sivri kemerlerle birbirine bağlanmış köşelerdeki dört paye taşımaktadır. Kubbenin üzerinde aydınlık feneri, altında da sekizgen taştan fıskiyeli şadırvanı yer almaktadır. Soğukluğun zemini siyah, beyaz ve kırmızı taşların geometrik şekilde düzenlenerek döşenmiştir. Soğukluktan düz lentolu kapı ile bir dehlize, oradan da ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık dikdörtgen planlı olup, üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe de pandantifler üzerine oturtulmuştur. Hamamın eyvan, sıcaklık ve halveti doğusundadır. Sıcaklığın üzeri kubbe ile, yanındaki eyvanlar beşik tonozlarla örtülüdür. Eyvanların arasına halvetler yerleştirilmiştir. Buradaki dört halvetin üzeri de ayrı ayrı kubbelerle örtülmüştür. Merkezi kubbenin altına beyaz, kırmızı mermerlerden oluşan sekizgen bir göbek taşı yerleştirilmiştir.

    Hamam içerisinde bezeme unsuruna rastlanmamaktadır.


    Tuğlu Hamamı (Merkez)

    [​IMG]Kilis Şeyhler Mahallesi, Efeler Sokağı’nda bulunan Tuğlu Hamamı, Daltaban Paşa Hamamı olarak da tanınmaktadır. Hamamı Kilis’in yönetimini 1782 yılında ele geçiren, 1783 yılında Paşalık unvanı verilen ve 1788 yılında da Antep Olayları’nda öldürülen Daltabanoğlu Mehmet Paşa yaptırmıştır. Sonraki yıllarda Hafafzade Hacı Osman Bin Hacı Mehmet Bin Mustafa’nın mülkiyetine geçen hamamın mimarı hakkında bilgi bulunmamaktadır.

    Tuğlu Hamamı, Kilis’teki diğer hamamlar gibi soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Tek hamam olarak dört eyvanlı, köşeleri halvet hücreli haçvari bir plan şemasına göre yapılmıştır. Bu hamamda da soğukluk, ılıklık ve sıcaklık aynı eksen üzerinde bulunmamaktadır.

    Kesme sarı, beyaz ve siyah taş ile tuğladan yapılmış olan hamamın kuzey cephesinde beyaz ve siyah taşların alternatifli olarak sıralanması ile portal meydana getirilmiştir. Portal geometrik geçmeler ve silmelerle hareketli bir görünümdedir. Ayrıca tek sıra halinde mukarnaslar cephenin saçak kornişini meydana getirmektedir. Giriş kapısı sivri bir kemerden olup, üzeri düz atkılıdır. Burada kitabe ve renkli taş süslemelere yer verilmiştir. Girişin üzerinde dört beyitli sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır:

    Kitabe:

    “Zehî devletlû Paşa-yı Mükerrem Daltabanzade
    Bu câ-yı dil-küşâde böyle bir hamam edup inşâ
    Yeni hamam-ı paşa ile âna nâm-ü nişan verdi
    O nâm-ı şân-ı âli mir-i mirân-ı Kilis hâlâ
    Bu âb-u tâb ile hamam-ı ikbali ânın yâ Rab
    Hemişe işlesun bahtı gibi bâ-himmet-i vâlâ
    İnşâ eyler iken Ruhiyâ Hâtif dedi tarih
    Bu hamamı tamam-ı sa’y ile bünyâd eyledi Paşa
    1200 (1785)”

    Giriş kapısından beşik tonozla örtülü bir dehlize, oradan da soğukluk bölümüne geçilmektedir. Soğukluk bölümü 14.00x10.90 m. ölçüsünde olup, üzeri 7.30 m. çapında bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe köşelerdeki sivri kemerli dört ayak tarafından taşınmaktadır. Pandantifli kubbenin üzerinde aydınlık feneri, altında da siyah ve beyaz taşlardan yapılmış sekizgen bir şadırvan bulunmaktadır. Soğukluğun kuzeybatı köşesindeki basık kemerli bir kapıdan beşik tonozlu dehlize, oradan da ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık basık kemerli bir kubbe ile örtülmüş olup, üç eyvan ve iki halvetten meydana gelmiştir. Ilıklık bölümündeki halvetler de kubbe ile örtülüdür. Buradan yuvarlak kemerli bir kapı ile dört eyvanlı ve dört halvetli sıcaklığa geçilir. Üzeri kubbe ile örtülü sıcaklığın ortasında siyah ve kırmızı mermerden yapılmış bir göbek taşı bulunmaktadır. Sıcaklığın çevresindeki eyvanlarda kurnalar sıralanmıştır.

    Tuğlu Hamamı’nın bezemesi siyah ve beyaz renkli taşlardan meydana gelmiştir. Bunun dışında soğukluğun nişleri üzerinde selvi motifleri ve altı kollu yıldızlar görülmektedir. Zeminler renkli taşlarla döşenmiştir. Bunlar geometrik kompozisyonlar meydana getirmiştir. Ayrıca kurnalarda palmet, yaprak ve kum saati motifleri bulunmaktadır. Buradaki kurnaların malzemesinin farklı oluşu, başka yerden getirildikleri izlenimini vermektedir.
     
  10. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Canbolad Paşa Külliyesi



    [​IMG]Kilis Tekke Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı’nın güneyinde bulunan Canbolat Külliyesi’ni kitabesinden öğrenildiğine göre; 1552 tarihinde Canbolat Paşa yaptırmıştır. Ancak bu kitabenin yeri caminin yapımında boş bırakılmış, daha sonra buraya yazılmıştır. Caminin mimarının kimliği bilinmemektedir. Yapım tarihi Mimar Sinan’ın Hassa Mimarlar Teşkilatı’nın başında olduğu döneme rastlarsa da Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tezkiretü’l-Bünyan ve Tezkiretü’l-Enbiye gibi kitaplarda bu camiyi yaptırdığını belirten bir bilgiye rastlanmamıştır. Ancak caminin planı ve yapı şekli Mimar Sinan dönemi eserlerine benzemektedir.

    Canbolat Paşa, Yavuz Sultan Selim’in Suriye ve çevresine yaptığı akınlarda babası Emir Kasım ile İstanbul’a getirilmiş, Babası idam edilmiş Canbolat da eğitimini sarayda yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1535’te Kilis Sancak Beyliğine atanmıştır. Kıbrıs’ın fethine katılmış 1571’de Magosa önlerinde şehit olarak orada gömülmüştür. Canbolat Paşa Kilis’te bir çok eser yaptırmıştır.

    Cami medrese hücreleri ile çevrili bir avlunun güneyinde bulunmaktadır. Önünde beş kubbeli bir son cemaat yeri olup, kare planlı ibadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Caminin güneyindeki hazire kuzeybatıdaki minareye kadar devam etmektedir. Klasik dönem eserlerinin bir örneği olan bu caminin son cemaat yeri altı yuvarlak sütun tarafından taşınan beş kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerinin doğusunda hazireye açılan kapı, batısında da minare bulunmaktadır. Minarenin batısında Canbolat oğullarından Hacı Bekir Bey’e ait bir türbe vardır.

    Son cemaat yerinden ibadet mekanına açılan portal alternatif olarak sıralanmış renkli taşlardan meydana gelmiştir. İki yanında birer gömme sütun, bu sütunların üzerinde de sivri at nalı şeklinde bir kemer bulunmaktadır. Bu kemerle kapı arasında kalan bölümler mukarnaslarla doldurulmuştur. Ayrıca portal nişinin her iki yanında birer mihrabiye vardır. İbadet mekanı içten 15.25x14.70 m. ölçüsünde, dıştan 21.90x18.20 m. ölçüsündedir. İbadet mekanının kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerine birer hücre yerleştirilmiştir. İbadet mekanı dört yöne gömme ayaklarla genişletilmiştir. Duvarlar 1.50 m. kalınlığında olup, sekiz gömme ayağın iç mekanın her cephesine ikişerli olarak yerleştirilmesiyle derin nişler ortaya çıkmış ve bunların içerisine de birer pencere yerleştirilmiştir. İbadet mekanı sekiz gömme ayağa dayanan 11.40 m. çapındaki büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. İçten yuvarlak kasnaklı olan kubbe kasnağında basık kemerli on altı pencere bulunmaktadır. Altlı üstlü pencerelerle aydınlatma sağlanmıştır. Doğu ve batı cephelerinde üçer, kuzey ve güney cephelerinde ikişer tane olmak üzere toplam on pencere bulunmaktadır. Pencerelerin iç alınlıkları çini ile bezenmiştir. Mihrap ve minber renkli mermerden caminin duvarları ise kesme taştan yapılmıştır. Bu taşlar yöredeki Çilçime ve Mülük dağları ile Parsa ocaklarından getirilmiştir.

    Canbolat Camisi bezemeleri yönünden de Kilis’in en önemli eserleri arasındadır. Renkli taş işçiliğinin yanı sıra sıva ve ahşap üzerine yapılmış renkli kalem işleri ile de dikkati çekmektedir. Bunlardan bazıları zaman zaman yenilenmiş olmasına rağmen orijinal örneklere de rastlanmaktadır.

    Son cemaat yerinin doğusunda minaresi bulunmaktadır. Minare siyah-beyaz taşlardan yapılmış bir kaide üzerinde, yukarıya doğru genişleyen dört sıra halindeki mukarnaslar ve üzerinde de çokgen minare gövdesi bulunmaktadır. Minare üç tane bilezikle bölümlere ayrılmıştır. Tek şerefeli korkulukları geometrik şekillerdedir. Petek silindirik, külahı da taştan koni biçimindedir. Külahın eteğine bir sıra ince mukarnas frizi yerleştirilmiştir.

    Caminin avlusunda bulunan şadırvanı 1950 yılında çekilen resimlerine dayanılarak tekne kısmının yuvarlak olduğu ve ortasında da bir fıskiyenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şadırvan 1960 yılında tamamen yıkılmış ve yerine caminin yapısı ile uyuşmayan yeni bir şadırvan yapılmıştır.

    Medrese:
    Canbolat Paşa Külliyesi’nin medresesinden günümüze kuzeydeki revağın üç kemeri, portal izleri ve batı tarafındaki üç hücresi gelebilmiştir. Medresenin diğer bölümleri yıkılmıştır. Günümüze gelebilen üç hücreden ikisine basık kemerli birisine de düz lentolu kapıdan girilmektedir. Bunların üzerleri beşik tonozlu ve düz damlıdır. Doğu duvarlarına birer pencere yerleştirilmiştir. Ayrıca içerisinde nişleri bulunmaktadır.

    Bu medrese caminin bir bölümü olarak yapılmış olup, geniş bir avlunun doğu ve batısındaki hücreler ile kuzeydeki revaktan meydana geliyordu.

    [​IMG]Türbe:
    Canbolat Paşa Camisi’nin avlusunda kıble duvarının önünde bulunan türbe, cami ile aynı, sarımtırak taştan yapılmıştır. Duvar işçiliğinde yer yer siyah taş ta kullanılmıştır.
    Türbe altıgen planlı olup, üzeri tuğladan yapılmış bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş mukarnaslarladır. Türbenin doğusunda basık kemerli kapısı ve altıgen gövdeli her cephesinde de birer pencere bulunmaktadır.

    Türbe içerisinde üç ahşap sanduka vardır. Türbe kitabesi bulunmamaktadır. Canbolat Paşa 1571’de Kıbrıs’ta şehit düşmüş ve oraya gömülmüştür.
     
  11. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Çeşmeleri


    Kilis çeşmeleri genellikle tek cepheli, arkalarında dikdörtgen su haznesi bulunan çeşmeler grubuna girmektedir. Bu bakımdan Kilis’te dört cepheli anıtsal çeşmeler ile karşılaşılmamaktadır. Bu çeşmeler bir niş içerisine alınmamıştır.


    İbşir Paşa Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    [​IMG]Kilis Şehit Sakıp Mahallesi’nde, İbşir Paşa Caddesi ile Santral Parkı Sokağı’nın bulunduğu yerdeki bu çeşmeyi kitabesine göre Sadrazam Mustafa Paşa 1654 yılında yaptırmıştır. Çeşme üzerindeki onarım kitabesinden öğrenildiğine göre de 1844 yılında onarılmıştır.

    Çeşme, güneye ve batıya bakan çift cepheli olup, sivri kemerleri güneybatıda L şeklinde, güneydoğuda ise iki gömme ayak üzerine oturmuştur. Bu ayaklarla da üzerindeki çapraz tonozu taşımaktadır. Çeşmenin doğusu duvar şeklinde örülmüş ve iki nişle de hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Musluk ve tekne kuzeyde olup, bunun üzerine de kitabesi yerleştirilmiştir.

    [​IMG]Kitabe:

    “Padişah-ı Al-i Osman’ın vezir-i a’zamı
    Mustafa Paşa-yı âdil dil-i O zât-ı pûr sıfat
    Mâyi’l etmiş fi’l-i hayra Hak vûcud-ı pâkını
    Himmet vâlâsıdır hali-i umur-ı müşkilat
    Hasbeten lillâh inşâ eyledi bu çeşmei
    Taki feyzinden yete dil-teşneye gamdan necât
    Didi Hızır-ı dil Nahif câna yaz tarihini
    Akdı geldi bu sebile çeşme-i âb-ı hayât”.

    Sundurmanın kuzeyinde su deposu bulunmaktadır. Çeşme 7.90x4.25 m. ölçüsündedir.



    Hasırcı Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    Kilis Nuraddin Mahallesi, Medrese Sokağı’nda bulunan Hasırcı Çeşmesi’nin kitabesi bulunmamaktadır. Kilis Hurufat Defterlerinde de bu çeşmenin ismi geçmemektedir. Çeşme 1761 yılında Hacı Abdülkerim tarafından yapılmıştır.

    Çeşme Şemun Nebi Medresesi Mescidi’nin güney duvarında sivri kemerli bir niş içerisindedir. Çeşmenin her iki tarafında birer yığma ayak bulunmaktadır. Bu ayaklarla birlikte çeşme 3.55 m. genişliğindedir. Yapımında kesme taş kullanılmıştır.


    Küçük Çarşı Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    [​IMG]Kilis Bölük Mahallesi, Binbaşı Sokağı’nda bulunan bu çeşmenin iki onarım kitabesi olmasına rağmen yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak Hafafzade Hacı Mustafa oğlu, Hacı Mehmet oğlu Hacı Osman’ın, Tuğlu Hamamı ile ilgili vakfiyesinde Küçük Çarşı Çeşmesi ismi ile bir çeşme yaptırdığı yazılıdır.

    Üzerindeki onarım kitabelerine göre bu çeşme 1933 ve 1989 yıllarında iki defa onarılmıştır.

    Çeşme 3.40x3.40 m. ölçüsünde iki cepheli bir meydan çeşmesidir. Doğu ve kuzey cephesi sivri kemerli niş şeklindedir. Güney ve batı cephesi düz taştan örülmüştür. Muntazam kesme taştan kare planlı olarak yapılan bu çeşmenin kuzey ve doğu cepheleri bezemelidir. Her iki cephede de sivri kemerli birer niş bulunmaktadır. Bunlardan doğu cephesindeki sivri kemerin etrafı yaprak motifleriyle çerçeve içerisine alınmıştır. Ayrıca cephelere bitkisel motifler ile rozetler yerleştirilmiştir. Kuzey cephesi de sivri kemerli bir niş içerisinde olup, bir sıra yaprak motifi ile çevrelenmiştir. Çeşmenin doğu cephesindeki ayna taşında üç, kuzey cephesinde de iki musluk bulunmaktadır. Muslukların önüne yalak taşı yerleştirilmiştir.


    Aynönü Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    [​IMG]Kilis Molla Hamit Mahallesi’nde, Özbek Cami Sokağı ile Dede Ağa Sokağı arasında bir meydan çeşmesidir. Kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Mehmet Bey’in dostları tarafından 1807 yılında yaptırılmıştır.

    Çeşmenin doğu ve batı tarafı sivri kemerlerle sundurma şeklinde dışarı açılmıştır. Bunlardan güneydeki kemer iç içe iki sivri kemerden meydana gelmiştir. Bu kemerler serbest yığma ayaklar üzerine oturmuştur. Doğu ve batı yönündeki kemerlerin bir ucu bu serbest yığma ayaklara, diğer uçları da ayna taşının bulunduğu gömme ayaklara oturmuştur. Çeşmenin yapıldığı döneme ait ayna taşı günümüze gelememiştir. Ayna taşının üzerinde üç satırlık kitabesi bulunmaktadır.

    Kitabe:

    “Hac-ı Muhammed Bik bi-tevfik-i Hüda
    Rah-ı kastâle idub mâlın fedâ
    Merhum oldukda ânın ahbâbı
    Kıldı bu çeşme-i bâki inşâ
    Ki ana hayırla Hâki tarih
    Eylesin nûş ola anlara şifâ
    Fi sene 1222 (1807)”.

    Çeşmenin arkasında büyük bir su deposu bulunmaktadır. Çeşme 1991 yılında onarılmış ve kısmen de özelliğini yitirmiştir.


    Hafaf Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    Kilis Arslan Mahallesi’nde, Mercidabık Caddesi üzerinde bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre Hafafzade Hacı Osman 1844 yılında yaptırmıştır.

    Çeşmenin dört beyitlik sülüs yazılı kitabesi şöyledir:

    “Hafafzâde bi tevfikât-ı Bâri
    Bina eyledi bu nev çeşme-i sâri
    Kızı hatun vasiyet eylemişti
    Hulusiyle bu hayrâtı i’mârı
    Hac-ı Osman dahi me’cur oldu el-Hâk
    Bu yolda itti sa’y-i bi şumâri
    Necibâ akdı âb tam oldu tarih
    Yapıldı sa’y ile bu hayr-ı câri”

    Bu kitabenin üzerinde madalyon içerisinde bir kitabe daha bulunmaktadır:

    “Maşallah tarih sene 1260 (1844)”.

    Hafaf Çeşmesi’nin batıya bakan cephesi ile önü sundurmalıdır. Doğusunda da su haznesi bulunmaktadır.


    Salih Ağa Çeşmesi (Merkez)

    Kilis Tabakhane Mahallesi’nde, Tabakhane Camisi’nin doğusunda bulunan bu çeşme beş beyitlik talik kitabesinden öğrenildiğine göre Salih Ağa tarafından 1855 yılında yaptırılmıştır.

    Kitabe:

    “Kân-ı hayrât-ü müberrât hazret-i Salih Ağa
    Kıldı inşâ böyle dil-cü çeşme ol merd-i Güzin
    Teşnegâmın has-ü âmından alub hayır duâ
    Böyle hayra ânı mahzar eyledi Rabbü’l-âlemin
    Bu beldeye sa’bü’l-mevâridden getirdi halka suyu
    Hâsıl oldu bezl-i mal ile bu vazı’dilnişin
    Ahirette ana cennet vire dünyada veli
    Zât-ı pâkin eyleye afatdan Mevlâ emin
    Elif ilhamıyla imza kıldı tarihin Vahid
    Çeşme sâr-ı cû-yı Şâfi mevrid mâl muayyen
    Fi sene 1272 (1855).”

    Çeşme sundurma şeklinde olup, üç cepheye de birer kemerle açılmakta olup, bu kemerler yığma ayaklar üzerine oturtulmuştur. Çeşme ilk yapıldığında bir evin duvarına dayanıyordu. Günümüzde bu ev yıkılmış olup, çeşmenin kuzey cephesi açıkta kalmıştır. Muntazam kesme taştan yapılan çeşmenin önünde yalak taşı bulunmaktadır. Çeşme sundurmasının içerisinde basit bir ayna taşı bulunmaktadır.


    Pirlioğlu Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    Kilis Arslan Mahallesi’nde, Pirlioğlu Cami Sokağı’nda bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre, Sadrazam Mustafa İpşir Paşa 1654 yılında yaptırmıştır. Bu çeşmeden günümüze yalnızca güney cephesinin bazı kalıntıları gelebilmiştir.

    Düzgün kesme taştan yapılan çeşmenin arkasında su deposu olup olmadığı anlaşılamamıştır.


    Fellah Çeşmesi (Kasteli)

    Kilis Ebulûlâ Mahallesi’nde, Mercidabık Caddesi yakınında bulunan bu çeşmenin üzerinde iki kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelerden öğrenildiğine göre, Ayandan Hasan Ağa (Abaza Hasan Paşa) 1652 yılında annesinin ruhu için yaptırmıştır. Diğer kitabede de Üştüroğlu Seyyid Abdurrahman tarafından 1787 yılında yenilenmiştir.

    Çeşmenin yapım kitabesi:

    “Ziver Ayan Hasan Ağa-yı âli kadr kim
    Hak Teala tabi’n itmiş mayil-i hayr-i cemil
    Rah-ı Hâk da eyledi bu çeşmenin bünyâdını
    Maderinin ruhuna a’fv eyleyub ecr-i cezil
    Has ve amme feyz-i bahs oldu bu câ-yı hayr ile
    Destgir olsun ânâ her halde Rabb-ı Celil
    Şevkle itmamı ile Nahifi dil didi
    Âb-ı kevserden zi-i zibâ sebil-i bi adil.”

    Çeşmenin bulunduğu yerden yakın tarihlerde yol geçmesi nedeniyle çeşme daha kuzeye, bugünkü yerine taşınmıştır. Bu arada birkaç kez daha onarılmış ve bu nedenle de orijinalliğini yitirmiştir. Günümüzde bu çeşme haznesi ile birlikte dikdörtgen planlıdır. Tek cepheli olup, burada basık kemerli nişler içerisine dört musluk yerleştirilmiştir. Önüne de betondan bir sundurma yapılmıştır.


    Kurtağa Çeşmesi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Bölük Mahallesi’nde Şeyh Efendi Tekkesi ile Çekmeceli Camisi’ne giden yol üzerindeki bu çeşmeyi Kilis Voyvodası Kurtağa 1635 yılında yaptırmıştır. Yapım kitabesi olmayan bu çeşmenin Kurtağa tarafından yaptırıldığı kaynaklardan öğrenilmiştir.
    Bugün çeşme üzerindeki kitabesine göre, Mehmet Kasar tarafından 1991 yılında onarılmıştır. Bu onarım sırasında ön tarafına yığma ayaklara oturan kemerli bir sundurma yapılmıştır. Çeşme orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.

    Kurtağa Çeşmesi tek cepheli bir meydan çeşmesi olup, ön cephesinde muntazam taş, su deposu ile köşelerinde ise moloz taş kullanılmıştır.



    Mustafa Ağa Çeşmesi (Merkez)

    Kilis Tırıhlı Mahallesi’nde, şeyh Camisi’nin yanında bulunan bu çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre Mustafa Ağa tarafından 1656 yılında yaptırılmıştır. Çeşme 1990 yılında yapılan onarımla özelliğini tamamen yitirmiştir.

    Bugünkü çeşme tek cepheli, arkasında su haznesi bulunan ve mimari değeri olmayan bir yapıdır.


    Murtaza Ağa Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    Kilis Deveciler Mahallesi, eskiden Hurdacılar Çarşısı denilen cadde üzerinde, Murtaza Camisi’nin yakınındaki bu çeşmeyi Murtaza Ağa 1666 yılında yaptırmıştır. Çeşme 1979 yılında yeni baştan yapılmış orijinalliğini yitirmiş ve cephesi mermerle kaplanmıştır.


    Nahaslı Çeşmesi (Kasteli) (Merkez)

    Kilis Vaiz Mahallesi İpşir Paşa Caddesi’nde, Kör İmam Camisi yakınında bulunan bu çeşmenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Çeşme üzerindeki kitabeden Rumeli pazarcığı’ndan Yüzbaşı Osman Ağa tarafından 1834 yılında onarıldığı yazılıdır. Odun Pazarı Caddesi genişletilirken bu çeşmenin de yeri değiştirilmiş olup, özelliğini tamamen yitirmiştir.


    Hacı Ömer Ağa Çeşmesi (Merkez)

    Kilis Şeyh Abdullah Mahallesi, Maarif Sokağı’nda bulunan bu çeşmenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kitabesinden Akbabazade Hacı Ömer Ağa tarafından 1896 yılında onarıldığı öğrenilmektedir. 1939 yılında yeniden onarılmıştır.

    Bugünkü hali ile çeşme kesme taştan tek cepheli olup, arkasında su haznesi bulunmaktadır. Ön cephesinde bir niş olup, üzeri beton saçakla örtülüdür.


    Dereçli (Veli Ağa Kasteli) Çeşmesi (Merkez)

    Kilis Ketenciler Mahallesi, Debboy Sokağı’nda bulunan bu çeşmeyi Veli Ağa 1843 yılında yaptırmıştır. 1965 yılında onarılan çeşme, orijinalliğinden tamamen uzaklaşmıştır.

    Kesme taştan yuvarlak bir niş içerisinde yalak ve çeşme lülesi bulunmaktadır. Üzerinde orijinal kitabesi bulunmaktadır.

    Kitabe:

    “Habbezâ hayrat idüp Veli Ağa
    Eyledi bu kasteli râ’nâ bina
    Teşnegâne su virir kim şâd ola
    Tâki ervâhı şehidi Kerbelâ
    Geldi bir Hatif didi tarih Necip
    Pek mubârek çeşme sâri dil-kûşâ
    1259 (1843).”


    Nemika Çeşmesi (Merkez)

    Kilis Deveciler Mahallesi’nde, Adnan Menderes Parkı’nın kuzeybatısında bulunan bu çeşme kitabesine göre Davudağazade Abdurrauf Efendi’nin kızı Abuş Hanım, kızı Nemika Hatun için 1911 yılında yaptırmıştır.

    Çeşme 1963 ve 1985 yıllarında iki kez onarılmış, özelliğini kaybetmiş ve mozaik pamolarla üzeri kaplanmıştır. Nemika Çeşmesi dört cepheli meydan çeşmesi olup, doğu cephesi düz, kuzey,güney ve batı cepheleri profilli yuvarlak sağır kemerlerle hareketlendirilmiştir. Her üç cephesinde de birer musluk bulunmaktadır.


    Abuşağa Çeşmesi (Merkez)

    [​IMG]Kilis Şeyh Abdullah Mahallesi’nde, Şehitler Parkı’nın doğu köşesinde bulunan bu çeşmeyi Celkanlı Abuşağa 1911-1913 yıllarında yaptırmıştır.

    Çeşme yapılan onarımlar ve çevre düzenlemesi nedeniyle özelliğini tamamen yitirmiştir. Günümüze gelebilen kalıntılarından ön cephesinin güneydoğuya yönelik olduğu ve üç lülesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.


    Kilis’te Şeyhler Mahallesi’nde, Ulu Cami ile Şeyhler Camisi arasında bulunan üç çeşme Eşref Kasteli olarak isimlendirilmiştir. Bu çeşmeler günümüze ulaşamamıştır. Tekke Mahallesi’nde, Tekke Camisi’nin kuzeyindeki cadde üzerinde bulunan Süt Kasteli ile Demirciler Mahallesi Abidinağa Caddesi’ndeki Şıpşıpı Kasteli de günümüze gelememiştir.
     
  12. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Kaleleri


    Ravanda Kalesi (Polateli)

    [​IMG]Kilis Polateli ilçesinde Ravanda Köyü’nün yanında bulunan bu kale, yöreye hakim bir dağın üzerinde kurulmuştur. Kalenin Hititler döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Memlukluların uzun süre kullandığı bu kale Bizans döneminde de kullanılmıştır. Sonraki dönemde Arap akınları sırasında ve Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. Bu dönemde kaleye yeni ilaveler yapılmış, daha sonra da genişletilmiştir.

    Ravanda Kalesi iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Kale bulunduğu dağın tepesi oyularak yapılmış ve günümüze gelen bölümleri iç kaleye aittir. Dış kale ile ilgili sadece temel kalıntıları bulunmaktadır. Kale içerisinde su sarnıçları ve ne oldukları anlaşılamayan temel kalıntıları ile karşılaşılmıştır. İç kalenin giriş kapısı 2.20 m. genişliğinde, 3.10 m. yüksekliğindedir. Bu kapının yanında bulunan ve daha sonra kaybolan bir kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabede:

    “Eyyup oğlu Elmelik-ün-Nasr, Allah mülkünü muhallad etsin” yazılıdır.

    [​IMG]Burada sözü edilen Eyyubi devletinin kurucusu olan En-Nasr selahaddin Yusuf’tur. Bu sultan 1236-1260 yıllarında Kilis yöresine hakim olmuş, 1261 yılında Moğol istilası sırasında öldürülmüştür. Yavuz Sultan Selim’in Suriye’yi ele geçirdiği yıllarda bu kalenin Halep’e bağlı olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Başbakanlık arşivindeki bir belgeye göre de bu kalenin bulunduğu yer Halep’e bağlı bir kaza olarak gösterilmiştir.

    Kalenin günümüze gelebilen kalıntılarından anlaşıldığına göre, duvarları bindirme tekniğinde yapılmış, kalın blok taşlar ve bunların yanı sıra moloz taşlar da kullanılmıştır. İç kalenin duvarları moloz taştan yuvarlak kulelerle takviye edilmiş olup, bunların bazılarının kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. İç kale içerisinde birbirine geçen bölümler ve odalar dikkati çekmektedir. Kaleyi oluşturan bölümler birbirlerinden yuvarlak kemerlerle ayrılmıştır. Bu kemerler kesme taştan yapılmış olup, günümüze de iyi durumda ulaşabilmiştir.


    Horoz (Kiriş) Kalesi (Merkez)

    Kilis’in 20 km. güneybatısında bulunan bu kalenin bulunduğu yerde Kiriş isimli bir şehir bulunuyordu. Grekçede Efendi anlamına gelen Kiriş kenti, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde önemli bir yerleşim yeri idi.

    Kiriş Kalesi yüksek bir tepe üzerinde çevreye hakim bir yerde kurulmuştur. Günümüze kalıntıları gelebilen bu kalenin içerisinde ev kalıntıları, Bizans dönemine ait kilise ve sarnıçlar bulunmaktadır. Ayrıca çevresinde yeterli bir araştırma yapılmamakla beraber, tiyatro, su yolları gibi yapı kalıntılarının yanı sıra, cami ve türbe gibi yapı kalıntıları da bulunmaktadır.
     
  13. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Kervansarayı


    Vehhâb Efendi Kervansarayı (Merkez)

    [​IMG]Kilis Çaylak Mahallesi’nde, Hasan Bey hamamı’nın batısında bulunan Vehhâb Efendi Kervansarayı’ndan pek az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Kervansarayın ne zaman yaptırıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Kitabesi de günümüze gelememiştir. Ancak, kervansarayın Mahmut Efendizade Vehhâb Efendi tarafından 1873’te yaptırıldığı söylenmektedir. Bununla beraber bu kişiye ait olup olmadığı konusunda da somut bir kaynak bulunmamaktadır.

    Kervansarayın büyük bir bölümü yok olmuş ve günümüze yalnızca deve ahırı denilen kısmı gelebilmiştir. Bu bölüm kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kuzeybatısındaki basık kemerli bir kapıdan içeriye girilmektedir. Deve ahırı bölümünün ortasında yığma taştan ayaklar bulunmaktadır. Ayrıca duvar kalıntıları üzerinde de duvarlara gömülü taş ayaklar vardır. Ahırın ortasındaki ayaklar ile duvardaki gömme ayaklar birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Bunların taşıdığı üst örtünün ne şekilde olduğu bilinmemektedir. Büyük olasılıkla içten tonozlu, dıştan da toprak bir damla örtülü olduğu sanılmaktadır.
    [​IMG]Kervansarayın içerisi bu kemerlerle birbirine paralel bölümlere ayrılmıştır. Kemer ayaklarında ve onların birbirine bağlandığı duvarlarda, kemerlerde kesme taşa geniş yer verilmiştir. Bunun dışında kalan bölümler moloz taşla doldurulmuştur.

    Moloz ve kesme taştan yapılmış olan kervansarayın girişinden sonra, dikdörtgen bir avlusunun olduğu, diğer bölümlerin de bunların çevresinde sıralandığı sanılmaktadır. Günümüze ulaşabilen ahırın batı duvarında iki, avluya bakan bölümünde de üç pencere bulunmaktadır. Bunun dışında kervansaray ile ilgili başka bir bilgi ve kalıntı bulunmamaktadır.
     
  14. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Sivil Mimari Örnekleri


    [​IMG]Kilis sivil mimarisinde evlerin plan düzeni çoğunlukla doğu-batı doğrultusundadır. Bunun da nedeni iklim koşullarından kaynaklanmaktadır. Kuzeyden gelen soğuk hava ve çöl soğuğunun önüne geçebilmek için yapıların cephesi daha çok güneşe yönelik olarak yapılmışlardır.

    Kilis evleri Gaziantep evleri ile çok yakın benzerlikler göstermektedir. Evler tek veya iki katlı olarak yöresel sarı, kırmızı ve siyah taşlardan yapılmışlardır. Yapıların duvarları beyaz veya kirli sarı renkte taşlardan olup kemer, kapı girişleri ve pencere çevreleri alternatifli olarak yerleştirilmiş siyah, beyaz ve kırmızı taşlardan kuşaklarla çevrilidir. Çoğunlukla avlu içerisindeki evlerde hela, kiler ve mutfak, çamaşırlık ve ahırlar gibi yapılar avlunun bir kenarına tek katlı olarak yerleştirilmiştir. Bu bölümlerin üzeri toprak damlı olarak yapılmışlardır. Bunun da nedeni un, bulgur gibi yiyecekler ve meyveler burada kurutulmuş olmalarıdır.

    Kilis evlerinin ön yüzleri iki katlı olup alt katlar kalın ve muntazam yontulmuş taşlardan subasman şeklinde yapılmışlardır. Sokağa yönelik cepheler tamamen sağır duvarlar halindedir Evler daha çok içe yöneliktir. Cephelerin ortalarına yuvarlak kemerli giriş kapıları yerleştirilmiştir. Kapılar kırmızı,siyah ve beyaz taşlarla çevrelenmiştir.

    [​IMG]Evlerin giriş kapıları bazen yuvarlak kemerli bazen de düz lentoludur. Bu kapıdan bahçe içerisinde olmayan evlerde dar bir dehlize oradan da zemini siyah ve beyaz taşlarla döşenmiş bir avluya girilmektedir. Bu evlerde avlu çevresine sıralanmış olan odalar yazlık ve kışlık olarak iki ayrı konumda düzenlenmiştir. Buradan merdivenle evin üst katına çıkılmaktadır. Bu kat daha çok geleneksel Türk evi plan tipinde olup, ortadaki sofanın iki yanına odalar sıralanmıştır. Bunlar genellikle yatak odalarıdır. Odaların içerisinde yüklükler, dolaplar ve raflar bulunmaktadır. Bazılarında ise gusülhaneye de yer verilmiştir. Odaların önlerinde eşikler Kilis evlerini vazgeçilmez bir öğesidir. Yüksek tavanlı odaların en süslemeli yerleri de tavanlardır. Tavanlara ağaç işlemeli göbekler yapılmış ve buradan çıkan çıtalar boş alan bırakmamacasına tüm tavanı kaplamıştır. Pencereler dar ve uzundur. Ancak iklimden ötürü çoğunlukla pencerelerin küçük oldukları da dikkati çekmektedir.
    [​IMG]Bazı evlerde pencerelerin üzerlerine kuşlara özgü küçük kuş evler veya kuş yuvaları yapılmıştır. Pencere kapaklarına ve kafesler evlerde özen gösterilmiştir. Pencere kapakları ve kapılar yöresel ağaç işçiliğinin güzel örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Kilis evlerinin en büyük özelliği üst örtüler toprak dolgulu dam şeklinde oluşudur. Bunun da nedeni yaz aylarında çok sıcak olan şehirde geceleri burada yatıma geleneğinin sürmesidir.

    Kilis’de XIX.yüzyıldan kalan yabancı mimariden esinlenen taş yapılar çoğunluktadır.

    Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi yeni yapılanma Kilis’te de kendisini göstermiştir. Yeni açılan cadde ve sokakların çevresinde modern yapılar birbirini izlemektedir.
     
  15. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Kilis Doğal Güzellikleri


    [​IMG]Kilis il merkezinde ovaya hakim tepe üzerinde bulunan Karataş, ismini siyah renkli taşların oluşturduğu tepeden almıştır. Karataş ağaçlık ve yeşillikle örtülü olup, akarsular bulunmaktadır. Çam ağaçlarıyla süslü olan bu tepeden Kilis Ovası bütün güzelliği ile gözler önüne serilmiştir.

    Kilis Akpınar mesiresi çevre projesi uyarınca İl Valiliği tarafından düzenlemesi yapılan tepe Kilis’in önemli bir mesire yeridir. Akpınar'ın çevre onarımı, "Kilis Akpınar Mesiresi Çevre Düzenleme Projesi" ile Valilik tarafından yapımı programa alınmıştır. Projenin içinde büfe, tuvalet, oturma, dinlenme, oyun yerleri, otopark alanı, yemek yeme alanları, su başı oturma yerleri yer almaktadır.

    [​IMG]Dört yanı zeytinlikler, bağ ve meyve bahçeleriyle çevrilmiş, çimenden halılarla kaplı bu mesire yeri bahar ve yaz aylarında Kilisliler'in akınına uğrar.

    Dinlenme konaklama ve piknik yeri olarak düzenlenmiş olan Söğütlüdere Kilis halkının sıkça akın ettiği doğal güzelliklerden birisidir. 32 km2 alana sahip yerin 5656 m2’sinde gölet meydana getirilmiştir. Göletin içerisinde 390 m2’lik bir alan üzerinde bir restaurant hizmet vermektedir.

    Göletin batısındaki 375 metrekarelik alana yapılmış olan çay bahçesinin ortasında su havuzu bulunmaktadır.
     
  16. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş