Kibirli Hükümdar

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 14 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kibirli Hükümdar konusu Kibirli Hükümdar


    "Veliyyullah Dehlevî", âlim ve velî bir zât.
    Bir gün sevdiklerine, anlattı şunu bizzât:

    Vaktiyle çok gururlu ve kibirli bir “Sultân”,
    Ülkesini gezmeyi, arzu eder bir zaman.

    Ata binip, yanına, alır avanesini.
    Çıkar bir gezintiye, dolaşır ülkesini.

    Giderken bir haşmetle, hem de gururlanarak,
    Karşısına, bir kimse çıkar âni olarak.

    Yamalı elbiseli, ihtiyar bir kimsedir.
    Yanına yaklaşarak, evvelâ selâm verir.

    Sultân, almaz selâmı kibir ve gurûrundan.
    O der ki: (Senin ile bir işim var ey sultân!)

    Sultân ona kızarak, der ki: (Ne istiyorsun?
    Sen, hangi cesâretle bana söz söylüyorsun?)

    Atının dizginini tutarak o ihtiyar,
    Der ki: (Ey mağrur sultân, seninle bir işim var!)

    Çâresiz kalan sultân, ondan kurtulmak için,
    Der ki: (Söyle bakalım, benimle neymiş işin?)

    Der ki: (Bu, âşikâre söylenecek şey değil.
    Gizlidir, onun için bana doğru az eğil.)

    Sultân, ister istemez eğilince o yana,
    (Ben Azrâil'im!) diye, bildirir o sultâna.

    O bunu öğrenince, soğur eli ayağı.
    Üzülür, rengi kaçar, çözülür dizi bağı.

    Kekeliyerek der ki hazreti Azrâil'e:
    (İzin ver, görüşeyim gidip âilem ile.)

    Lâkin O, bir an bile sultâna vermez izin.
    Alır hemen rûhunu, bir an beklemeksizin.

    Sonra o kıyâfetle, oradan ayrılarak,
    Bu sefer bir “Mü'min”e, gelir âni olarak.

    Ona yaptığı gibi, selâm verir ilk önce.
    O, tebessüm ederek, cevap verir hemence.

    Azrâil, ona dahî hitâb edip o zaman,
    Der ki: (Biraz işim var seninle ey müslümân!)

    O der: (Hay hay efendim, emrin baş üzerine.
    Ne gibi hizmet varsa, getireyim yerine.)

    O zaman Melek der ki: (Ey müslümân kardeşim!
    Ben ölüm meleğiyim, seninle budur işim.)

    O der ki: (Hoş geldiniz, safâlar getirdiniz.
    Ben de sizi beklerdim, beni sevindirdiniz.

    Lâkin ricâm şudur ki, çabuk olun az daha.
    Rûhumu, bir an önce kavuşturun Allah'a.)

    Melek der ki: (Ey mü'min, benden bir arzun var mı?
    Rûhunu, ne şekilde istiyorsun almamı?)

    O der ki: (Mâdem öyle, izin ver bana biraz.
    Abdest alıp kılayım, iki rekât bir namâz.

    Ben, ikinci rekâtin secdesini yaparken,
    Sen de tam o sırada, rûhumu kabzet hemen.)

    Kabûl eder Azrâil onun bu ricâsını.
    Secdede, incitmeden alıverir canını.
     

Bu Sayfayı Paylaş